Açıklanamayan ölümlerin adıydı: Dur ihtarına uymadığı…

Belki de soluklanmak için parkta bir bankı seçen Hantaş’ı kafasına, yüzüne, ayağına ve göğsüne isabet eden dört kurşun “yanlışlıkla” öldürmüştü. Vücuduna isabet eden dört “yanlış kurşun”, “dur” ihtarına uymadığı için sıkılan dört kurşun. Bir ölüm daha resmi kayıtlarda “dur” ihtarına uymadı notuna dönüştü. Sonra “hırsızlık” oldu ölümün adı.

Hayri Demir*

“Dur ihtarı”, “yanlışlık”, “kaza”, “canlı bomba şüphesi”, “terörist”…

Liste uzayıp gidiyor.

Resmi kayıtlara düşen ölüm gerekçelerimizle her gün “yanlışlıkla” ölmeye devam ediyoruz.

Bu kez Diyarbakır’dan geldi, ölümün ölüm sayılmadığı haberi.

14 Nisan gecesi Recep Hantaş (20), bir arkadaşıyla oturduğu parkta polis kurşunuyla yaşamını yitirdi. Resmi makamların açıklamasına göre “dur” ihtarına uymadığı gerekçesiyle açılan ateşte yaşamını yitirmişti.

Oysa abi Efe Hantaş olaydan bir gün sonra T24’ten Veysi Polat’a verdiği demeçte hastane önündeki polislerden birisinin kendisine kardeşinin “yanlışlıkla” vurulduğunu söylediğini aktarıyordu.

Belki de soluklanmak için parkta bir bankı seçen Hantaş’ı kafasına, yüzüne, ayağına ve göğsüne isabet eden dört kurşun “yanlışlıkla” öldürmüştü.

Vücuduna isabet eden dört “yanlış kurşun”, “dur” ihtarına uymadığı için sıkılan dört kurşun.

Bir ölüm daha resmi kayıtlarda “dur” ihtarına uymadı notuna dönüştü. Sonra “hırsızlık” oldu ölümün adı.

Ölümler, resmi makamların açıklamalarıyla geçiyordu kayıtlara. İster “yanlışlıkla olsun”, ister “kazayla.”

Ölüm her şey oluyordu, bir ölüm olamıyordu…

Polise “dur” ihtarına uyulmaması halinde verilen vurma yetkisinin kaldırılması için yıllardır mücadele veren Baran Tursun Vakfı’nın rakamlarına göre son yedi yılda “dur” ihtarına uymadığı gerekçesiyle 390 ölüm “kaydedildi.”

Açıklanamayan ölümlerin adıydı: Dur ihtarına uymadığı…

Hani “unutursak kalbimiz kurusun” dediğimiz ama adalet arayışı dahi sonuçlanmayan Roboski’de de ölüme sığınılacak bir bahane bulunmuştu.

34 gencin yaşamını yitirdiği Roboski de resmi kayıtlara “katliam” yerine “kaza” olarak geçmişti. Bahane bu kez hem “yanlış” hem de “kaza”ydı.

Dönemin AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’e göre “Uludere bir operasyon kazası”ydı. Aylar sonra bir de “yanlış” sözcüğü eklendi. Genelkurmay Başkanlığı’nın soruşturmasını yürüten adli makamlara ilettiği bilgiye göre; MİT tarafından verilen “yanlış istihbarat” ile olmuştu Roboski. Öyle ki dönemin Başbakan Yardımcısı Bülentç Arınç’a göre Roboskili ailelerden resmi özür dilenmesi dahi “yanlıştı.”

Ölümün adı bir kez daha “yanlış” olmuştu.

Tarih, 8 Ekim 2016.

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinin en işlek caddesi olan Cengiz Topel Caddesi’nde zırhlı bir polis aracının kule kısmındaki silahtan açılan ateş sonucu Serhat Buldan, Rahmi Safhalı, Necdet İşözü ve Aydın Tümen yaşamını yitirdi, olayda iki kişi de yaralandı. Çok geçmedi ajanslara bir “kaza” açıklaması düştü.

Bu kez “yanlışı yapan” zırhlı aracın tepesindeki silahtı!

Ölümü kare kare zihnimize kazınan Kemal Kurkut.

O da 2017 yılındaki Newroz kutlamalarından hemen önce polis kurşunuyla yaşamını yitirdi. İlk resmi açıklama Kurkut’un canlı bomba olduğu şüphesi üzerine yapıldı. Ölüm henüz o sokağı terk etmemişken, Dihaber’den Abdurrahman Gök’ün çektiği sekiz fotoğraf karesi düştü önümüze.

Resmi kayıtlara “canlı bomba şüphesi” olarak geçen ölümde, Kurkut’un vücudunun çıplaklığı gibi ortadaydı.

Aylarca süren soruşturmanın bir evresinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talep ettiği Adli Tıp Kurumu raporuna göre seken kurşun sebep olmuştu ölüme. “Kaza” bu kez sert zemine çarpan kurşunun isabet etmesi olarak kayıtlara geçmişti.

Yer yine Diyarbakır.

14 Nisan’da Hantaş’ın yaşamını yitirdiği Sümerpark’ın yüz metre aşağısındaki Şehitlik Caddesi.

13 Şubat 2013 gecesi bir gencin yaşamını yitirdiği açıklaması düştü bu kez ajanslara. Yaşamını yitiren Şahin Öner’in (19) haberi bu kez kayıtlara “elinde bomba patladı” şeklinde veriliyordu. Oysa çok geçmeden ortaya çıktı ki Öner de shortland denilen zırhlı aracın çarpması sonucu yaralanmıştı. Hastane yerine karakola götürülmüştü. Halen süren yargılamanın duruşmalarından birinde Öner’in ölümüne neden olan polisin avukatı mahkemeye “olay kaza olarak değerlendirilsin” talebinde bulundu.

Her ölümün ardından sığınılabilecek en iyi bahanelerdi: Terörist, canlı bomba, dur ihtarına uymadığı, kaza…

Şırnak’ın Silopi ilçesinde 3 Mayıs 2017 gecesi Muhammed ve Furkan Yıldırım kardeşler uykudayken, bu kez “kaza” gelmişti. Zırhlı araç, bir eve girmiş ve uykudaki iki kardeşin ölümüne neden olmuştu.

Ölüm bir daha “kaza” oluyordu, resmi kayıtlarda.

Uzadıkça uzuyor…

Ölüm sığınılabilecek en iyi bahanelerle geçiriliyor kayıtlara.

Ölümün adı her şey oluyor; bir tek ölüm olamıyordu.

*Gazeteci


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.