Bodrum Bodrum… Beton beton…

Yalıkavak beldesinde 1'inci derece doğal ve arkeolojik SİT alanı olan Küdür Yarımadası, Bodrumluların ücret ödemeden denize girebildikleri tek koy. Aynı zamanda mera. Dünyada nesli tükenmekte olan Akdeniz foklarının üreme ve yaşama alanı. Ayrıca yarımadada tam tarihi bilinmeye kaya mezarları var. Burada da bir iskele yapımına başlanmış.

Murat Çepni*

Nasıl anlatsam, nereden başlasam… diye başlaması boşuna değil, şarkının. Dünya gözüyle görünce anladım. Denizi, koyları, bembeyaz evleri, yemyeşil doğası, güzel insanları… Her yanı doğal ve arkeolojik SİT alanı. Herkesin gözdesi olması çok doğal. Tatil deyince akla ilk gelen yerlerden biri olması da.

Fakat benim Bodrum’a ilk kez gidişimin sebebi bunlar olmadı, maalesef. Bodrumlu partili arkadaşlarımız “acil” koduyla çağırdılar. Bütün medyanın gözde haber konusu olan Bodrum’da yaşadıkları sorunları gündeme taşıyamamaktan, seslerini duyuramamaktan dert yanıyorlardı. Gerçi biz de o medyanın görmediği bir yerde duruyorduk ama en azından bir “milletvekili”nin yanlarında olduğu görmek istiyorlardı.

Partimizin ekoloji komisyonu üyeleri ve ekoloji hareketinden arkadaşlarımızla birlikte çıktık yola, yol boyunca olur olmaz her yerde süren, yarım kalan inşaatlar, yüksek duvarlarla örülü siteler, otellerle işgal edildiği hissine kapılıyor insan. Sonunda Bodrum HDP binasında buluştuk. Hemen yola çıktık bir minibüsle. Anlatılacak, gösterilecek birçok sorun vardı.
Bodrum’un koylarından, doğal ve arkeolojik SİT alanı olan Kissebükü’ne 2014 yılında ETS Tur şirketi tarafından 5 yıldızlı otel yapımı girişiminde bulunulmuş, Bodrumlu yurttaşların tepkileri ve hukuki mücadeleleri sonucunda otel yapımı engellenmişti. ETS Tur’un patronu 24 Haziran’da Turizm Bakanı oldu. Bakan olmasıyla birlikte de ilk işlerinden biri, bölgedeki SİT alanlarının derecelerini düşürmek, otel yapma girişimi oldu. Gezimizin esas amacı Kissebükü’ne gitmek. Ama oraya kadar uğrayacağımız birçok yer var.

Minibüsle ilerlerken bir taraftan da arkadaşlarımız Bodrum’un nasıl parsel parsel, koy koy paylaşıldığını anlatıyorlar.

.

İlk olarak, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, yapmak istediği “külliye” alanına çıkıyoruz. Yapılmak istenen “külliye”nin inşaatının “yüklenici firması” KOMAŞ-Kocatepe Modern Mağazacılık İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. bir Türkiye Diyanet Vakfı kuruluşu. Bodrum’a yan gözle üstten bakan bir mevkide yapılmak istenen “külliye” aklıma, şu meşhur “Minareler süngü, kubbeler miğfer/Camiler kışlamız, müminler asker” dizelerini de getirdi. Sanki, kimi ilçeler üzerinden ‘kaymağını yiyorlar’ diyerek kamplaştırma siyaseti yapanlar, ‘külliye’ projesiyle Bodrum’un yaşam tarzına Diyanet üzerinden ‘hiza’ vermeye çalışıyorlardı. Diyanet-mağazacılık-inşaat-miğfer…

İkinci durağımız Aspat. Hani türküde hep “Asfalt” diye söylediğimiz yer. Aspat koyuna bakan konik tepenin doruklarında Aspat (Çıfıt) Kalesi var. Kalenin dibindeki koy ise boydan boya bir şirket tarafından perde ile kapatılmış. İnşaatı yapan Ant Yapı, İngiltere, ABD ve Rusya’da da ofisleri olan bir şirket. Sitesinde şöyle anlatıyor “Anthaven Aspat” adındaki “eser”ini: “kanal boyunca uzanan Kanal Evleri; yamaçta deniz manzarasına hâkim Yamaç Evleri, özel mini iskeleleri ve tekneler için küçük bir iç limanı; oteli; kasaba meydanındaki kafe, butik, spa, market ve restoranlar…” Yine aynı sitede Aspat koyunun güzelliği de anlatılıyor: “Yaklaşık 400 metre sahil şeridine sahip olan Aspat Koyu’nun mikro iklim özelliği ile karadan esen rüzgarı sayesinde windsurf için de Bodrum’un en tercih edilen bölgesi olma özelliğine sahip. Berrak denizi, Aspat Koyu’nun windsurf ile birlikte, su altı ve su üstü sporları meraklıları için de cazibe bölgesi olmasını sağlıyor.”

Aspat’ın şimdiki hali…

 

Aspat’taki inşaatın projesi tamamlanınca böyle olacak….

Şirket her şeyi anlatıyor ama bir gerçeği gizliyor: Normalde başta Bodrumlular olmak üzere, herkesin özgürce yaşaması gereken bu güzellikleri ancak parasını verenler yaşayacak artık. Çünkü koyu çalmışlar, gasp etmişler, işgal etmişler. zaten sorun tam da bu. AKP iktidarının en fazla içini boşalttığı, tekrar tekrar şirketler lehine değişiklik yaptığı yasaların başında doğa ile ilgili yasalar geliyor. İmar aflarıyla, yasa değişiklikler, imar tadilatları, SİT kararlarının değiştirilmesi… her şey yasal!

.

Biz bunlarla hayıflanır, yaşanan yıkımı fotoğraflarken şirket yetkileri fotoğraf çekmenin yasak olduğu söyleyip, engellemeye çalışıyor. “Biri sizin evinizin fotoğrafını çekerse izin verir misiniz” diyor. Burası sizin eviniz mi diye soruyoruz? Burası herkesin, biz fotoğrafını çekiyoruz, diyoruz.

Havada da yağmur bulutları toplanıyor. Kissebükü’ne bu havada gidemeyeceğimiz. Denizden gitmek gerekiyor ve bu havada yola çıkmak tehlikeli olur diyor, mihmandarımız. Fakat görülecek daha çok yer var. Mesela Demirbükü var. Orayı da MESA adlı inşaat şirketi kapatmış! Giriş yasak. Basında çıkan haberlere baktım. Projede 5 yıldızlı otel ve 260 adet suit villa yapılacakmış, fiyatları da 650 bin dolardan 2 milyon dolara kadar gidiyor!

.

Küdür Yarımadası’na doğru yola çıkıyoruz.

Yalıkavak beldesinde 1’inci derece doğal ve arkeolojik SİT alanı olan Küdür Yarımadası, Bodrumluların ücret ödemeden denize girebildikleri tek koy. Aynı zamanda mera. Dünyada nesli tükenmekte olan Akdeniz foklarının üreme ve yaşama alanı. Ayrıca yarımadada tam tarihi bilinmeye kaya mezarları var. Burada da bir iskele yapımına başlanmış. Çalışanlar “balıkçılar için iskele yapıyoruz” diyor ama kim için, hangi izinle yaptıklarını sorduğumuzda yanıt veremiyorlar. Sonradan anlaşıldı ki, aslında hiçbir izin olmadan başlanmış inşaata. Arkadaşlarımızın girişimi ile belediye mühür vurdu. Fakat birkaç gün sonra, mühür kırıldı, oraya da bir şirket tabelasını astı. Volin Turizm, İnşaat ve Sanayi A.Ş.! Sahibi kim dersiniz? Volkan Dudu. Yönetim kurulu başkanı ve Ceo, MHP Myk üyesi. Bal tutan parmağını yalar misali değil mi!

Yağmur başlıyor. İnceleme gezimize devam edemiyoruz maalesef. Ama gördüklerimiz göreceklerimizin de ispatı. Gerenkuyu’daki plajın etrafına çit çekerek halka kapatıp ortasına da kocaman bir tabelasını dikmiş, Ağaoğlu. Karada, Kisebükü, Adalıyalı, Tavşan Burnu ve Gökova’ya kadar uzanan bütün koylar imara açılmış durumda. Koyları işgal eden inşaatların Bodrum’la özdeşleşen Mavi Yol’un sonunu getireceğini söylüyor Bodrumlular.

Türkiye’de işler böyle yürüyor sanırım. Hem iktidarın zenginleştirdiği ya da zaten zengin olan belli bir “yandaş” sınıfı, iktidar üzerinden, bütün insanların, canlıların olan ülkenin, zenginliklerini, güzelliklerini yeniden yeniden çitliyorlar. Ve bu paylaşım savaşı içinde bütün güzellikler betona, asfalta bulanıyor, yok oluyor. Hani biri “Denizlerimizin kenarlarını, orman alanlarını betona çevirme gayretinde olanlar var. Şu para var ya nelere muktedir, şu kapitalizm… Doğa şöyle olmuş böyle olmuş, umurunda değil”, diyordu ya! Aynen öyle…

*HDP İzmir milletvekili ve Ekolojiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı 


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.