İskender Savaşır'ın düşündürdükleri

İskender Şavaşır, benim bir eksikliğim olarak görülebilir, ismini daha bir ay öncesine kadar ne duymuştum ne de kim olduğu hakkında en ufak bir fikrim vardı. Peki ben İskender Savaşır ismini nasıl duydum? İştar Gözaydın’ın sosyal medya hesabından eşi İskender Bey’in vefat ettiğini duyurması ile öğrendim. İlginçtir, İştar Gözaydın’ı da tam olarak tanımıyorum. Şimdi hafızamı zorluyor ve kendime peki ben İştar Gözaydın’ı nasıl tanıyorum diye soruyorum.

Alisait Yılkın*

Hayatımın uzun bir döneminden beri, hayatta tesadüflerin olmadığına inanmıyorum. Bu durumun nedeni belki de aile, okul veya sosyal çevremden edindiğim bilgi ve deneyimlerden kaynaklanıyor olabilir. Bunun ne ara ortaya çıktığını veya hangi nedenlerden dolayı tetiklendiğini tam olarak hatırlamıyorum. Neden yazıma böyle bir giriş ile başladım? İskender Savaşır ve Kılıç Ali Paşa Camii…

Anlatayım: İskender Şavaşır, benim bir eksikliğim olarak görülebilir, ismini daha bir ay öncesine kadar ne duymuştum ne de kim olduğu hakkında en ufak bir fikrim vardı. Peki ben İskender Savaşır ismini nasıl duydum? İştar Gözaydın’ın sosyal medya hesabından eşi İskender Bey’in vefat ettiğini duyurması ile öğrendim. İlginçtir, İştar Gözaydın’ı da tam olarak tanımıyorum. Şimdi hafızamı zorluyor ve kendime peki ben İştar Gözaydın’ı nasıl tanıyorum diye soruyorum. İyi de onu da tanımıyorum… Peki tanımıyorsam, sosyal medyada neden İştar Gözaydın’ı takip ediyorum? Üstelik, bir yıl önce sosyal medya hesabıma bir çeki düzen verirken, İştar Gözaydın’ı takip etmeye devam kararı almışım. Neden? En iyisi olaya, hatırladığım kadarıyla İştar Gözaydın ismini ilk nerede ve nasıl duyduğum ile başlamak daha yararlı olacaktır.

Prof. Dr. İştar Gözaydın’ın ismini, onun Diyanet İşleri Bakanlığı hakkında yazdığı bir makalesini okurken duydum. Daha sonra, internette yaptığım kısa bir araştırma sonrasında ağırlıklı olarak “din ve devlet işleri” üzerine yazılar yazdığını ve 3,5 ay hapiste tutulduğunu öğrendim. Sanırım, o günden beri de sosyal medya aracılığıyla kendisini takip ediyorum. Öyle çok fazla paylaşım yapmayan ama ara ara, benim sonradan öğrendiğim, İskender Bey ile ilgili paylaşımlar yapıyordu. İskender Bey’in vefatından bir gün önce “İskender Bey’in kanser illetini yendiğini ve hastaneden çıktığını” paylaştı. Fakat ertesi gün de İskender Bey’in vefat ettiğini paylaştı. Ben bu paylaşımı okurken kendi kendime “ya daha dün adam iyileşmişti, bu nasıl oldu, bu nasıl iştir vesaire diye” sorarken buldum kendimi… Belki de kendimi rahatlatmak ve de olayın etkisini geçiştirmek için “Ölüm işte, er ya da geç herkesin kapısını çaldı veya çalacak” dedim.

İskender Bey’in vefatı sonrası yazılan yazılar ve de başsağlığı dilekleri ile İskender Savaşır ismini daha çok duyma ve onu daha fazla tanıma fırsatım oldu. Burada İskender Bey’in yapmış olduğu araştırmaları veya onun nasıl bir insan olduğunu anlatacak değilim; ancak bu vefat sonrası yazılan yazılar veya paylaşılan anılara istinaden İskender Savaşır’ın iyi bir insan olduğunu düşünüyorum. Bana göre, hepimizin bu dünyadan göç edip gitmeden önce, arkamızda bırakacağım en iyi miras tanıdık veya tanımadık bütün insanların bizleri güzel sözler ile yad etmesini sağlamak olmalıdır. Günümüzde insanların şan şöhret veya kariyer için birbirinin ezmeye çalıştığı ortamda çok mu naif bir söz oldu acaba?

İskender Bey, ben İstanbul’da iki tane camiyi çok severim. Bunlar Kuş Konmaz ile Kılıç Ali Paşa camilerdir. Umarım ben de bu dünyadan göç gittikten sonra hayatımda ne gördüğüm ne de duyduğum biri veya birileri, yaptığım faydalı işler ve de iyilikler ile beni anar ve de cenazem de ya Kuş Konmaz ya da Kılıç Ali Paşa’dan kaldırılır.

İskender Savaşır’ın ailesine, yakınlarına, sevenlerine başsağlığı dilerim. Allah İskender Bey’in mekanını cennet etsin…

*Doktora Adayı, Bielefeld Universitesi


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.