Ayrık otuna kök olmak: Türkiyeli bir Alman

Albuk ailesinde Almancayı akıcı olarak konuşabilen son isim baba Friedrich’ti. Uzun bir göç süreci Türkiye’de yaşayan pek çok azınlık gibi Almanları da kimliklerini erozyona uğrattı. Baba ve oğul Almanya’ya gidip döndükten sonra Friedrich, eşi Olga’ya onların memleketinin Kars olduğunu ve burada kalmalarını vasiyet eder.

“bir sarmaşık olsaydım,
sıkıca tutunsaydım bir yere.
sökülüp atılmasaydım
köklerimi salsaydım derinlere”

Deli Deli Olma filmi…

Duygu Keskin Hatton

Bu bir göç hikayesidir. Bir sarmaşık olmak için uğraşan fakat bir türlü köklerini salıp, hareketsizlikten yorulma şansı olmayan Avgust Albuk’un hikayesi.

Bugünlerde trenle Kars’a gitmek Türkiye’nin yerli turistleri için büyük bir akım haline geldi. Orhan Pamuk’un Nobel ödüllü kitabı Kar ve Tarık Akan’ın başrolünü oynadığı Deli Deli Olma filminin bu akımda büyük etkisi var. İnat Hikayeleri, Kosmos, Kader gibi Kars’ta geçen diğer filmleri bu listeye ekleyebiliriz.

Mimarisi, sanatsal, kültürel ve etnodinsel arka planıyla şehri var edenler bugün neler yapıyorlar diye sormadan edemiyor insan Kars sokaklarında. Biz Ahıska (Akhaltsikhe) yönünden Ardahan oradan da Kars’a otostopla geçtik ilkin. Oradan trenle Kayseri ve Adana. Kars bizi dondururken hikayesi aklıma düştü Karslı Almanların. Avgust Bey’i tanıyor musunuz diye sordum birkaç kişiye ama nafile. Kendisiyle ilk kez konuşmamız beş ay sonra telefonda gerçekleşecekti.

Ruslar tarafından Estonya’dan Kars’a gönderilen Almanlar 93 Harbi (1877-1878) sonrasında Nevistonka yani Küçük Estonya ismini verdikleri, bugünkü Karacaören Köyü’ne yerleşirler.

Göçün tarihi kısa sayılmaz. Alman Prensesi Sophie olarak dünyaya gelen Çariçe II. Katerina 1762’de unvanını alır almaz Rusya’nın devlet işlerinde etkili hale gelmeye başlar. Rusya’nın toprakları büyüdükçe Polonya, Litvanya ve Osmanlı Devleti’yle sorunlar da baş gösterecekti. Çariçenin tarihsel bağlarından olacak ki Almanlar bir dönem Rusya’ya davet edildiler. Rusya’da yerelleşip şehirler inşa eden Almanların özerk basını, okulları bile vardı. Sovyetlerin ilk dönemlerine dek refah bir şekilde yaşadıkları söylenebilir.

Stalin döneminde İdil ya da Volga olarak bilinen bölgeden Sibirya’ya dek sürgün edilen Almanların gelenek görenekleri; en önemlisi dillerini konuşmaları yasaklanır. SSCB’nin çöküşünden sonra da Rusya’yla bağı olan Almanların bu durumu kanıtlaması koşuluyla Almanya’ya yeniden dönme şansı oluşunca Karslı Almanların pek çoğu Türkiye’deki sosyoekonomik sorunlardan dolayı Almanya’ya göç etmeyi tercih eder.
Kars halkı bugün hala bu aileleri tarım ve hayvancılık ve teknik konulardaki yetenekleri ve çalışkanlıklarıyla hatırlıyor. Almanlar farklı bir etnodinsel grup olan Malakanlarla da karıştırılıyor.

Albuk ailesinde Almancayı akıcı olarak konuşabilen son isim baba Friedrich’ti. Uzun bir göç süreci Türkiye’de yaşayan pek çok azınlık gibi Almanları da kimliklerini erozyona uğrattı. Baba ve oğul Almanya’ya gidip döndükten sonra Friedrich, eşi Olga’ya onların memleketinin Kars olduğunu ve burada kalmalarını vasiyet eder.

Avgust, Almanya’ya vatandaşlık içi başvuru yaptıktan hemen sonra kabul alsa da dönemin dışişleri bakanlığı bu kararı onamaz. Avgust da bir kez daha bu işlerle uğraşmaz. Zira onun tek beklentisi ailesinin geçimini sağlayacak ekonomik bir kaynak yaratabilmektir. Üstelik belli bir yaşa geldiğini, artık düzenini değiştirmek istemediğini de ekliyor sözlerine. Tıpkı şarkıdaki gibi köklenip sıkıca kavramak ister toprağı Avgust. Bu yüzden İşkur yardımıyla Meryemce Çiçekçilik’i kurar. Hayalini sorduğumda atölyesini bitirip binaya küçük bir şapel kurmak olduğunu söyledi bana. Peki atölye maddi sıkıntıları çözecek mi dediğimde “ben inanıyorum ve inanmak yardım eder” dedi. Fakat bu zamana kadar ona dair haber yapan herkesin tiraj kaygısıyla bu işe giriştiğini kendisinin sorunlarına kimsenin çare olmadığını da ekledi. Bugün hala kırk lira yevmiyeyle hayvan güderken atölyesinin inşaatını bitirmek için çabalamakta kendisi.

Onu politikleştirerek fayda sağlamaya çalışan projelerden, siyasilerden bilinçli bir şekilde uzak durmaya gayret eden Avgust çizgi filmlerdeki silahlı karakterlerin ellerine çiçek verdiği saksılar tasarlar ve yaratıcı fikrinden dolayı ödül de alır.

Bir Kars sabahında üşürken “acaba evlerini tamir edebildiler mi” diye düşündüğüm Albuk Ailesi bugün hâlâ direnmekte.

Hrant Dink’in “su çatlağını buldu” hikayesini anımsar mısınız? Olga, Friedrich ve diğerleri aktı o çatlağa. Şimdi “ayrık otu” şarkısının kaderini değiştirip Avgust’un hayaline iklim olamaz mıyız? Hep birlikte!
Kars’ı bize emanet eden güzel insanların kaderine Meryemce’nin çiçeklerini ekip birlikte büyütelim! Köklerine toprak, çiçeklerine su olmak için daha ne bekliyoruz?

Kaynaklar:

Avgust Albuk

Robert Hatton

Bir Sarmaşık Olsaydım, https://www.youtube.com/watch?v=UlV1FMBoASI Erişim:22.05.2018

Tarihin Emanetleri Karslı Almanlar https://www.youtube.com/watch?v=e9J5LzSh9NM Erişim:22.05.2018


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.