Geçen haftanın hak ihlalleri (7-14 Mayıs): Açık giyinen sınıfı geçemez

Şanlıurfa Viranşehir’deki İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okul müdürü, başı açık öğrencileri çağırıp kıyafet “uyarısı” yaptığı iddia edildi. Olaya tanık olan bir öğrencinin, “Müdürümüz mezuniyet törenimizden önce tüm başı açık kızları toplayıp tehdit etti. ‘Açık ve kısa giyinirseniz sizi sınıfta bırakırım. Burnunuzdan getiririm. Kapalıysan sınıfı geçersin, açıksan kalırsın” ifadeleri basına yansıdı.

Şenal Sarıhan*

Yeni Türkiye’de bu hafta BM İnsan Hakları Komiseri, OHAL’in kaldırılması gerektiğinin altını çizerek “Muhalif görüşlerin böylesine ağır bir biçimde cezalandırıldığı bir ortamda güvenilir seçimlerin düzenlenebileceğini düşünmek zor” ifadelerini kullanırken Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “Hak ve özgürlükler bizimle geldi be” dedi. Yeni Türkiye’nin sanatçılarından Yavuz Bingöl de tüm dünyanın tersine Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi yaşadığımız toprakların özgürlükler cenneti olduğunu kanıtlayan bir argüman öne sürdü: Tükürme özgürlüğü!

Son iki yıl içinde temizlenmeyen mühimmatlardan dolayı yaşamını yitiren 16 çocuğa bir yenisi daha eklendi: 11 yaşındaki Hogir Kayran koyunlarını otlatırken öldü.

Kamu yayıncılığı yapma yükümlülüğü olan TRT’nin iktidara ve muhalefete ayırdığı sürenin aynı olduğu ortaya çıktı. Sadece küçük bir farkla : Cumhur İttifakı 37 saat! Millet İttifakı artı muhalefet 37 dakika!

Cübbeleri çiğnenerek gözaltına alınanlar hakim karşısındaydı.

Ana akım medyada çözüm sürecinin neredeyse en popüler kitabı olan “ Anneanne Ben Aslında Diyarbakır’da Değilim” suç delili sayıldı.

Gezi Direnişi’nde yaşamını yitirenlere ilişkin davalardan ise yine adalet çıkmadı.

BAKANLAR KURULU’NA KHK YETKİSİ

TBMM Genel Kurulu’nda, 16 Nisan referandumuyla Anayasa’da yapılan değişikliklere uyum için kanun ve KHK’lerde yapılacak düzenlemelerle ilgili Bakanlar Kurulu’na yetki veren tasarı kabul edildi. Komisyon ve TBMM görüşmelerinde CHP ve HDP, OHAL koşullarında keyfiliği artıracak bir yetki istemi olduğu gerekçesiyle itiraz ederken tasarının yasallaşmasıyla birlikte, yasama faaliyetini yürüten parlamento, şeklen dahi olsa sürece dahil olamayacak. Yetki Kanunu kapsamında en az 521 kanunda değişiklik yapılacağı duyurulurken, Bakanlar Kurulu’na verilen bu yetki, 24 Haziran seçimi sonucunda cumhurbaşkanının and içerek göreve başladığı tarihe kadar geçerli olacak.

CHP, Yetki Tasarısı’nı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacağını duyurdu.

TRT’NİN EŞİTLİK ANLAYIŞI: CUMHUR İTTİFAKI’NA 37 SAAT MUHALEFET ADAYLARINA 37 DAKİKA

RTÜK’te yapılan son araştırmaya göre TRT, erken seçimin ilan edildiği 17 Nisan’dan 6 Mayıs’a kadar geçen üç haftalık sürede Saadet Partisi ve HDP’ye 1 saniye bile yer vermezken, AKP ile MHP’nin kurduğu Cumhur İttifakı’na 37 saat 40 dakika yer ayırdı. TRT ekranlarında CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce için 27 dakika 20 saniye yayın yapıldı. İYİ Parti’nin adayı Meral Akşener’e ayrılan süre ise 9.5 dakika oldu. Yani tüm muhalefet adaylarına sadece 37 dakika yer verilmiş oldu.

İYİ Parti TRT ekranlarında sadece 9.5 dakika yer alabilirken, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) ayrılan süre 3 saat 4 dakika 28 saniye olarak hesaplandı.

TRT’NİN HAK GASPINA SUÇ DUYURUSU

CHP’den Erzurum milletvekili adayı avukat Gonca Aytaş, cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin Yalova mitingini yayınlamayan TRT’ye, “Adil ve tarafsız yayın yapın” diyerek ihtarname çekti. Aytaş, bugüne kadar ödediği tüm katkı paylarının iadesi için İdare Mahkemesi’nde dava açacağını belirtti.

Öte yandan bir yurttaş, TRT hakkında suç duyurusunda bulundu. Dilekçesinde ;

“Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) bir kamu kurumu basın yayım organıdır. Basın demokratik toplumlarda dördüncü kuvvettir. TRT, halkın ortak sesi ve yöneticilerin gözü kulağıdır. Kamu kurumu olması nedeniyle kanun, tüm halkımızın vergileriyle ve her vatandaşın tükettiği elektrik bedeli üzerinden gelir sağlamaktadır. Hem kanun hem de icra cebir vergi nedeniyle TRT, her haber ve yayımlarında 80 milyon vatandaşa karşı sorumludur. Bir yurttaş olarak ben, TRT’nin Cumhurbaşkanı adaylarının mitinglerine ve basın toplantılarına yer vermemesi nedeniyle hak kaybına uğramaktayım” İfadeleri yer aldı.

ÇAKICI’DAN HDP’YE TEHDİT

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin suç örgütü liderleri Alaattin Çakıcı ve Kürşat Yılmaz’ın da serbest bırakılmasının gündeme alınmasına yönelik talebinin ardından başlayan tartışmalarda organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı, HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’yi bir daha kendisi ve Devlet Bahçeli hakkında açıklama yapmaması için tehdit etti.

Kırıkkale Keskin T tipi cezaevinde yatan Alaattin Çakıcı, “basın danışmanı” Ferhat Aydoğan aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Devlet Bahçeli’yi ağzına alacak adam mısın? Bak beni dinle, ben bu ülkede çok adam bayılttım seni de bayıltırım. Senin gibi ulusal basında teröristlere hizmet edenlere buradan sesleniyorum, vatana ihanet eden Can Dündar gibi bayılmak mı istiyorlar? Devlet Bahçeli’ye bir kelime konuşursan seni bayıltırım ve bu Türkiye’nin her yerinde yurtdışına gittiğin zamanda seni mutlaka üç, beş kişi karşılar” dedi. Çakıcı kendisinin talimatıyla, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde koridora dahi çıkamayacağını öne sürdü.

BOĞAZİÇİLİ ÖĞRENCİLERE İŞKENCE İDDİASI

Boğaziçi Üniversitesi’nde 12 Nisan 2018 tarihinde gözaltına alınıp 14 Nisan 2018 tarihinde tutuklanan iki öğrencinin gözaltı sürecinde işkence gördüğü iddia edildi. Öğrencilerin önce kampüsün karşısındaki otoparkta daha sonra ise götürüldükleri Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’nde ağır işkenceye maruz bırakıldıkları öne sürüldü.

CÜBBELERİ ÇİĞNENENLER HAKİM KARŞISINDAYDI

Ankara Üniversitesi’nden Kanun Hükmünde Kararnameler ile ihraç edilen akademisyenlere destek olmak için Cebeci Kampüsü’nde 10 Şubat 2017’de gerçekleşen eyleme katılanlardan 14 kişiye açılan davanın ilk duruşması görüldü. Kampüsteki eylemde polis öğrenci ve akademisyenlere müdahale etmiş ihraç edilen kamu çalışanları kampüse alınmamıştı. Gözaltına alınan 14 kişi hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ettikleri gerekçesiyle dava açılmıştı.

ÇÖZÜM SÜRECİNİN EN POPÜLER KİTABI, HAMZAOĞLU’NUN İDDİANAMESİNDE SUÇ DELİLİ OLDU

Aralarında Prof. Dr. Hamzaoğlu ve HDP eski eş genel başkanı Serpil Kemalbay’ın da bulunduğu 11 siyasetçi hakkındaki iddianame hazırlandı. Tutuklu yargılanan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Genel Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu hakkında, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla sekiz yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianamede, Hamzoğlu’nun evinden çıkan ve aralarında Tuğçe Tatari’nin yazdığı “Anneanne Ben Aslında Diyarbakır’da Değilim” adlı kitabın da bulunduğu bazı kitaplar suç delili olarak kabul edildi.

Tatari’nin çözüm süreci henüz devam ederken yayımlanan kitabı ana akım medya organlarında büyük yer bulmuştu.

BERKİN ELVAN DAVASINDA SANIKLAR YİNE GÜÇLÜ

Gezi eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin açılan dava Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. “Çocuk katilleri” diye bağıran anne Gülsüm Elvan’a sanık polisin avukatları, “Her seferinde bunu mu dinleyeceğiz” diye çıkıştı.

“HDP MİLLETVEKİLİNİN KARDEŞİDİR” NOTUYLA İHRAÇ

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis Genel Kurulu’nda, “Bunu söylemek istemezdim ama söylemek zorundayım, bu dönem bitiyor. Benim öz kardeşim profesör ve doktor, nefrolog ihraç edildi. Dosyasına bizzat AKP’lilerin eliyle ulaştım. Yanında tek bir not var ‘HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın kardeşi'” açıklamasında bulundu.

ALİ BULAÇ 650 GÜN SONRA TAHLİYE EDİLDİ

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki cunta yapılanması tarafından düzenlenen darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturmalar kapsamında tutuklanan eski Zaman yazarları ve editörlerinin de aralarında bulunduğu 11 sanıklı davanın dördüncü duruşmasında ara karar açıklandı.

İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkeme heyeti 650 gündür tutuklu bulunan Ali Bulaç ve aynı soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Zaman gazetesinin eski sorumlu müdürü Mehmet Özdemir’in tahliyesine karar verdi. Hakkındaki ev hapsi kararı olan Şahin Alpay pazar günleri imza vermek suretiyle adli kontrole tabii tutuldu.

CUMHURBAŞKANI’NA HAKARET DAVALARI

Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Güvenlik ve Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, sosyal medya hesabından Erdoğan’a hakaret ettiği öne sürülen 54 yaşındaki Berrin S.’yi gözaltına aldı. Polisteki sorgusunun ardından adliyeye sevk edilen Berrin S. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Bir Cumhurbaşkanı’na hakaret vakası da Şırnak’ta yaşandı. Roboski Katliamı’nda kardeşini kaybeden Hikmet Alma, sosyal medya paylaşımlarında Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği iddiası ile gözaltına alındı.

Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, 2016 yılı içinde Cumhurbaşkanı’na hakaret ve devletin organlarının saygınlığına karşı suçlar kapsamında, 46 bin 193 işlem yapıldığı öne sürülmüştü.

WATSONS’DAKİ ÇIPLAK ARAMA İŞKENCESİ KAMERADA

İstanbul’da bir AVM’deki kozmetik mağazası Watsons’ta, hırsızlıkla suçlanan 17 yaşındaki B.C.’nin depoda yaşadığı 33 dakikalık çıplak arama işkencesinin görüntülerine ulaşıldı. Kayıt, dava dosyasına girdi. B.C’yi iç çamaşırına kadar arayan özel güvenlikçi Zuhal A.’ya 5 yıl; Semiha A.’ya ise bir yıl hapis istemiyle dava açıldı.

AYVALITAŞ DAVASINDAN YİNE TUTUKLAMA ÇIKMADI

Gezi Direnişi’nde eylemler sırasında bir aracın çarpması sonucu yaşamını yitiren Mehmet Ayvalıtaş’ın duruşması Kartal Anadolu Adliyesi’ndeki 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme olay yerinde yeniden keşif yapılması talebini reddederken, bilirkişi heyetinin yeniden bir rapor hazırlaması talebini ise kabul etti. Sanıkların tutuklanması talebi de reddedildi.

“SAVAŞ BİR HALK SAĞLIĞI SORUNUDUR” DİYENLERE MEMURİYET DE YOK

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi’nin “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” başlıklı açıklaması nedeniyle Sağlık Bakanlığı tarafından aile hekimleri Selma Güngör ve Dursun Yaşar Ulutaş hakkında bir rapor hazırlandı. Raporda, “Bir daha devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarma” yı düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili hükmüne atıfta bulunularak Güngör ve Ulutaş’ın aile hekimliği sözleşmesinin feshi talep edildi. Soruşturma raporu Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı tarafından onaylanarak valiliğe gönderildi.

“AÇIK GİYİNEN SINIFI GEÇEMEZ”

Şanlıurfa Viranşehir’deki İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okul müdürü, başı açık öğrencileri çağırıp kıyafet “uyarısı” yaptığı iddia edildi. Olaya tanık olan bir öğrencinin, “Müdürümüz mezuniyet törenimizden önce tüm başı açık kızları toplayıp tehdit etti. ‘Açık ve kısa giyinirseniz sizi sınıfta bırakırım. Burnunuzdan getiririm. Kapalıysan sınıfı geçersin, açıksan kalırsın” ifadeleri basına yansıdı.

LBGT+ MAHKUMA SEVK YASAĞI

Erzincan T Tipi Cezaevi’nde kalan bir LGBTİ+ mahpusun sevk taleplerinin cinsiyet kimliği gerekçe gösterilerek kabul edilmediği öne sürüldü. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne (CİSST) bir mektup gönderen mahpus, sırasıyla Balıkesir L Tipi Cezaevi’ne, Rize L Tipi Cezaevi’ne ve Kayseri 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevkinin çıktığını ancak hiçbirinin gerçekleşmediğini belirtti.

HASTA MAHKUMA TAHLİYE VE GÖZALTI

Kolon kanseri olduğu için 7 Mayıs 2018 tarihinde ev hapsi şartıyla tahliye edilen Özgür Halk Dergisi çalışanı Devrim Ayık’ın, kaldığı Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nden çıkışı sırasında hakkında sürmekte olan bir başka soruşturmadan yakalama kararı olduğu gerekçesiyle yeniden gözaltına alındığı öğrenildi.

GAZETECİLERE TEHDİT İDDİASI

Jinnews muhabirleri Durket Süren ve Nurcan Yalçın’ın polisler tarafından “Bize yardımcı ol, bilgi ver, yoksa siz burada çalıştıkça biz daha çok kapınızı çalarız” denilerek tehdit edildiği iddia edildi. Konuyla ilgili olarak İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi tarafından düzenlenen basın açıklamasında gazetecilere yönelik ajanlık dayatması ve tehditlerin ciddi bir boyuta ulaştığı ifade edildi.

TEMİZLENMEYEN MÜHİMMATLAR VE YAŞAM HAKKI

Bu hafta bir çocuk daha temizlenmeyen mühimmatlardan dolayı yaşamını yitirdi. Mardin’in Nusaybin’in Dicle Mahallesi, Moris Tepesi bölgesinde hayvanlarını otlatan 11 yaşındaki Hogır Kayran, moloz yığını içinde bulduğu cismin patlaması sonucu yaşamını yitirdi.

Hasan Hüseyin Kılınç isimli bir kişinin de Tunceli’nin Pülümür ilçesine bağlı Balpayam köyü yakınlarında mantar toplarken araziye önceden döşenmiş bir mayının patlaması sonucu yaralandığı ve daha sonra Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldığı öğrenildi.

 

* CHP Ankara Milletvekili, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkan Vekili

 


* Bu metinde yer alan fikirler yazarına aittir. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.