Geçen haftanın hak ihlalleri (13-19 Haziran)

Memlekette esen ırkçı rüzgardan yine Kürt kökenli işçiler nasibini aldı. Ankara’nın Nallıhan ilçesindeki bir inşaatta çalışmak için Bingöl’den gelen üniversite öğrencisi F.C. ve beraberindeki 7 işçiye ırkçı bir grup saldırdı. Hendek ilçesinde ise lincin hedefi Suriyeliler oldu.

Şenal Sarıhan*

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması görülen ‘MİT TIR’ları görüntülerinin yayınlaması davasına CHP Milletvekili Enis Berberoğlu ile gazeteci Erdem Gül katıldı. Yurt dışında olan Can Dündar ise duruşmaya katılmadı. Gizli yapılan ve izleyici alınmayan duruşmada kararını açıklayan mahkeme Berberoğlu’nun “Devletin gizli kalması gereken bilgilerini, siyasal ve askeri casusluk maksadıyla açıklamak” suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. ‘Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususları, sanık lehine takdiri hafifletici sebep’ olarak niteleyen mahkeme, Berberoğlu’nun cezasını 25 yıla indirdi.

BERBEROĞLU’NUN TUTUKLANMASI: SUÇ OLAN HANGİSİ?

Berberoğlu’nun tutuklanmasıyla tekrar şu sorular gündeme geldi:

Türkmenlere insani yardım götürdüğü iddia edilen MİT TIR’ları haberiyle devletin hangi gizli belgesi ifşa edilmiştir? “İnsani yardım” devletin neden gizli kalması gereken belgesidir? Söz konusu olayda ulusal ve uluslararası hukuka göre suç olan silah taşınması eylemi ise suçu ortaya çıkaracak belgeleri gizlemek TCK.’ya göre “suça iştirak” değil midir? Haberi yapan gazetecilerden ve belgeleri verdiği iddia edilen Berberoğlu’ndan “suça iştirak etmesi” mi beklenmektedir?

ADALET TALEP EDEN BİNLERİN YÜRÜYÜŞÜ

Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından olağanüstü toplanan CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde Ankara’dan Maltepe Cezaevi’ne dek yürüme kararı aldı. 6. gününe giren Adalet Yürüyüşü, hak arayan vatandaşlar için bir platforma dönüştü. KHK mağdurlarından, tutuklu asker ailelerine, işçilerden gazetecilere dek bu sistemin mağduru olan herkes Adalet Yürüyüşü’nde bir araya geldi.

‘YARGI BAĞIMSIZDIR DİYEN ERDOĞAN BUGÜN SAVCILARA TALİMAT VERİYOR’

Öte taraftan Berberoğlu’nun tutukluluğuna yapılan itiraz İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilirken uzun süre sessizliğini koruyan iktidardan ilk açıklamalar gelmeye başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , Adalet Yürüyüşü’ne dair “Yargı yarın sizi de davet ederse şaşmayın” sözlerini sar etti. Erdoğan’ın bu sözleri CHP tarafından “2 gün önce Anayasa’nın 138. maddesi aklına gelip yargı bağımsızdır diyen Erdoğan bugün savcılara talimat veriyor. Kılıçdaroğlu’nu gözaltına alın veya ifadeye çağırın diye” sözleriyle eleştirildi.

NURİYE VE SEMİH ÖLÜYOR!

İşlerini geri almak talebiyle 224 gündür direnen ve 104 gündür açlık grevi yapan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi, gözlerden uzak dört duvar arasında sürüyor. Akademisyen Gülmen’in 46 kiloya düştüğü öğrenilirken her iki KHK mağdurunun da sağlıklarında geri dönülmez hasarların oluşabileceği, kalp yetmezliğinin başladığı açıklandı.

Öte taraftan Gülmen ve Özakça’ya destek eylemleri darp ve gözaltılarla bastırılmaya çalışılıyor. Abluka altına alınan İnsan Hakları Anıtı’nın “cezası” devam ederken , bu hafta “Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya özgürlük” pankartı açan Akdeniz Üniversitesi’nden 6 gazetecilik öğrencisinin göz altıları 7. gününe girdi.

Özakça’nın annesi Sultan ve kendisi gibi KHK mağduru eşi Esra’nın başlattığı açlık grevi ise 29. güne girdi. Aşcı İsmail Erdoğan’ın açlık grevi ise 26. gününde.

GAZETECİLERE YÖNELİK İLK ‘DARBE’ DAVASI

Ahmet Altan ve Mehmet Altan ile geçtiğimiz Temmuz ayından beri tutuklu bulunan gazeteci Nazlı Ilıcak’ın, yargılandıkları dava başladı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya çalışmak”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya çalışmak” ve “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ortadan kaldırmaya çalışmak” suçlamalarıyla üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçlamasıyla da 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

‘SÜBLİMİNAL MESAJ’ VERMEKLE SUÇLANMIŞLARDI

İddianamede, Ahmet Altan hakkında kapatılan Taraf gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yaptığı dönemde çıkan bazı haberler, 14 Temmuz tarihinde katıldığı bir televizyon programında yaptığı yorumlar, HTS kayıtları ve tanık ifadeleri gerekçe gösterilirken, Mehmet Altan hakkında ise iki köşe yazısı, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’la 14 Temmuz’da katıldığı televizyon programında söylediği sözlerin “sübliminal mesaj” sayılması, tanık ifadeleri, delil olarak yer alıyor.

Altanlar ve Ilıcak’la birlikte 15 kişinin daha yargılandığı dava, gazetecilerin 15 Temmuz darbe girişimine “iştirak etmekle” suçlandıkları ilk dava olma niteliği taşıyor.

46 GAZETECİNİN İPTAL EDİLEN PASAPORTLARI BİR KEZ DAHA İPTAL EDİLDİ

Yapılan haberler, röportajlar ve basın notlarının delil olarak görüldüğü “KCK Basın” davasında yargılanan 46 gazetecinin pasaportu ikinci kez iptal edildi. Mahkemenin bir önceki heyetinin daha önce pasaportlara el koyma kararı yeni atanan heyet tarafından yinelendi.

İstanbul 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, bir önceki heyetin, gazetecilerin pasaportlarının iptal edilmesine yönelik karar olmasına rağmen yeni heyet İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazarak, gazetecilerin pasaportlarının Kanun Hükmünde Kararname kapsamında iptal edilmesini ikinci kez istedi.

GAZETECİ TÜRFENT DAVASINDA, TANIKLAR, İFADELERİNİN İŞKENCE ALTINDA ALINDIĞINI SÖYLEDİ

Hakkari Yüksekova’da sokağa çıkma yasakları döneminde yaptığı haberler nedeniyle 13 ay önce tutuklanan gazeteci Nedim Türfent’in ilk duruşması görüldü. 20 tanığın ifadesine dayanarak tutuklanan Türfent’in davasının ilk duruşmasında dinlenen 13 tanıktan 12’si ifadelerini işkence altında verdiklerini söyledi. Duruşmada savunma yapan Türfent de “Ben gazeteciyim mesleğimin gereğini yaptım. Gazetecilik suç değildir” dedi. 9 aydır tutuklu olan Türfent’in tutukluluk halinin devamına karar verildi.

SADECE ‘ŞEHİT’KEN ‘MAKBUL’ OLANLAR!

Son bir ayda askeriyede yaşanan zehirlenme olaylarına bir tane daha eklendi. Dördüncü zehirlenme vakasının adresi yine Manisa oldu. 1’inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Albay Arif Seyhun Kışlası’nda bir gün arayla iki zehirlenme yaşandı. Önce 69, ardından akşam yemeğinin ardından 731 asker zehirlendi.

Hastaneye kaldırılan askerlerin sözleri ise hangi koşullarda “zorunlu hizmet”lerini yaptığını ortaya koydu. “Şimdi oraya gideceğiz, biz orada dayak yiyeceğiz… Odaya geçip dayak yiyeceğiz”, “Tabletler kirli geliyor, sabunlu geliyor. Elimiz kayıyor tabletlerden, hep sabunlu geliyor. Biz böyle yemek yiyemiyoruz. Çekiyoruz, dayak yiyoruz” ve “Kantinden yemek yiyeceğiz, kantini kapatıyorlar. Karargahtan değil, yemek şirketinden şikayetçiyiz” ifadelerini kullanana askerler hakkında disiplin soruşturması açıldığı haberleri de basına yansıdı.

MECLİS’TE OLAYIN ARAŞTIRILMASINI AKP ENGELLEMİŞTİ

23 Mayıs’ta, Manisa 1’inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı’nda gıda zehirlenmesi şüphesiyle 1049 asker hastanelik oldu. 1 er şehit olmuştu. 27 Mayıs’ta Manisa’da 70, 11 Haziran’da Diyarbakır’da 11 asker yemekten zehirlenmişti. 16 Haziran’da ise 69 asker hastanelik olmuştu.

Manisa’daki olayın ardından bir zehirlenme haberi ise Kastamonu’dan geldi. Kastamonu 5’inci Jandarma Eğitim Alay Komutanlığı’nda sekiz asker zehirlenme belirtileri nedeniyle hastaneye kaldırıldı.

CHP vekillerinin 12 Haziran’da, Meclis gündemine taşıdığı olaylar için talep edilen Meclis araştırması AKP’nin oylarıyla reddedilmişti.

ZIRHLI ARACIN EZDİĞİ YAŞLI KADININ KARDEŞİ: ‘GİT ABLANIN PARÇALARINI TOPLA’

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde askeri zırhlı araç, sokakta yürüyen Pakize Hazar isimli yaşlı bir kadına çarptı. Yaşlılık maaşı almaya giderken ezilen Hazar, olay yerinde yaşamını yitirirken olay yerinde bulunan kardeşi Hasret Yaşarer, polisin kendisine siyah bir poşet vererek, 1 metrelik alana dağılan ablasının uzuvları için “Git kardeşinin parçalarını topla” dediğini iddia etti. 85 yaşındaki kardeşinin parçalanmış bedenini yoldan toplayan Hasret Yaşarer ise 80 yaşında.

10 AYDA 7 KİŞİ

En son 4 Mayıs 2017 gecesi Şırnak’ın Silopi ilçesine bağlı Karşıyaka mahallesinde devriye gezen polislerin kullandığı zırhlı bir aracın bir evin duvarını yıkarak içeri girmesi sonucu Furkan Yıldırım ve kardeşi Muhammed Yıldırım adındaki iki çocuk hayatını kaybetmişti. Basında yer alan bilgilere göre, sadece son 10 ayda 7 kişi zırhlı polis ya da asker araçlarının altında kalarak yaşamını yitirdi.

‘TERÖRİST’ OLDUĞU İDDİA EDİLEN KÖYLÜLERİN SUÇSUZ OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI

9 Haziran’da gözaltına alınan ve işkenceye uğradığı fotoğrafları “teröristler yakalandı” manşetleriyle sosyal medyadan servis edilen köylüler serbest bırakıldı. Van’ın Gevaş ilçesinde mantar toplamaktan dönerken gözaltına alınan ve işkenceye uğradıklarına dair fotoğrafları yayımlanan yurttaşlar, serbest bırakıldı.

12 YAŞINDAKİ KAZANHAN İÇİN VERİLEN İNDİRİMLİ CEZA UYGUN BULUNDU!

Nihat Kazanhan’ın öldürülmesine ilişkin sanık polise verilen ceza, Bölge Mahkemesi’nce onandı. Sanık polis 13 yıl 4 aylık indirimli ceza aldı.

Cizre’de öldürülen 12 yaşındaki Nihat Kazanhan’ın ölümüne ilişkin yerel mahkemenin sanık polise verdiği 13 yıl 4 aylık indirimli cezayı onaylayan Gaziantep Bölge Mahkemesi, diğer sanık polislere 6’şar aylık verilen ve ertelenen cezanın da usul ve yasaya uygun olduğuna hükmetti.

11 Kasım 2016 tarihinde Cizre Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın son duruşmasında tutuklu özel harekat polisi M.N.G.’ye “kasten adam öldürme” suçundan müebbet hapis cezası verilmiş, daha sonra sanığın suçu “tahrik” altında işlendiğine kanaat getirilerek ceza 16 yıla indirilmişti. Yine sanığın yargılama süresi boyunca olumlu davrandığına kanaat getiren mahkeme heyeti, verilen cezada 1/6 oranında indirime giderek, cezayı 13 yıl 4 aya düşürmüştü.

LİNÇ KÜLTÜRÜ TIRMANIYOR!

Memlekette esen ırkçı rüzgardan yine Kürt kökenli işçiler nasibini aldı. Ankara’nın Nallıhan ilçesindeki bir inşaatta çalışmak için Bingöl’den gelen üniversite öğrencisi F.C. ve beraberindeki 7 işçiye ırkçı bir grup saldırdı. İddialara göre; işçilere demir sopalar ve coplarla saldıran 100 kişilik grup işçilere işkence yaptıktan sonra tüm işçileri inşaat dışına çıkartarak İstiklal Marşı okuttu.

HENDEK’TE SURİYELİLER HEDEFTİ

Hendek ilçesinde ise lincin hedefi Suriyeliler oldu. 2. Organize Sanayi Bölgesinde bulunan bir fabrikada Suriyeli genç ile fabrika bölüm sorumlusu arasında çıkan tartışma sonrasında, Hendek ilçe merkezinde toplanan yüzlerce kişi, yoldan geçen 6 Suriyeli sığınmacıyı darp etti. Ardından Suriyeli ailelerin kaldığı evlere yönelen kalabalık, 3 eve zorla girerek içeride bulunanlara linç girişiminde bulundu.

YANGINDAN SADECE ÇOCUK MU SORUMLU?

Adana Kürkçüler Cezaevi çocuk koğuşunda çıkan ve üç çocuğun ölümüne neden olan yangınla ilgili davanın ilk duruşması Adana 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Kasten öldürme iddiası ile hakkında 93 yıla kadar hapis cezası istenen 13 yaşındaki R.K. “rehabilitasyon koğuşu” denen ve hücre benzeri, havalandırması olmayan koğuştan kurtulmak için yangın çıkardıklarını anlattı.

Davanın sadece yangını çıkarma eylemine odaklanması, yetkililerin olaydaki sorumluluğunun gözardı edilmesi ise tepki topladı.

AKKUYU DA ‘MİLLETE KÜFREDEN’ CENGİZ’İN OLDU

AKP’nin doğa katliamlarının önünü açan politikaları kesintisiz devam ediyor. Zeytinlik arazilerine göz diken tasarının ardından çevrecilerin karşı çıktığı Akkuyu Nükleer Santrali’ne üretim lisansı verildi.

25 Haziran 2015 tarihinde önlisans verilen santrale 15 Haziran 2017 tarihi itibariyle yürürlüğe girmek üzere 49 yıl süreli üretim lisansı verilmesinin ardından AKP hükümeti dönemiyle yıldızı parlayan Cengiz, Kolin ve Kalyon şirketleri şimdi de çevrecilerin karşı çıktığı Akkuyu Nükleer Santralı’na ortak olacağı ortaya çıktı.

Kalyon Holding geçen aylarda Konya’da kazandığı büyük güneş enerjisi santrali ihalesi ile gündeme gelmişti. Kalyon Holding de Üçüncü Havalimanı’nın ortaklarından. Kolin İnşaat ise Manisa’nın Soma ilçesinin Yırca köyünde yapmak istediği termik santral projesi Türkiye’nin gündemine oturmuştu.

Cengiz İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Cengiz’i kamuoyu, millete ettiği küfürle tanıyor.

KHK İLE İHRAÇ EDİLENLERE ÖĞRENCİLİK DE YASAKLANDI

Uludağ Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü Lisansüstü Başvuru Koşulları’nda yer alan maddede üniversitenin OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile ihraç edilen kamu çalışanlarının OHAL süresince öğrenci olarak kabul etmeyeceğine ilişkin senato kararını açıkladı.

Üniversitelerde daha önce ihraç edilen Barış Akademisyenleri’nin doçentlik başvurularının kabul edilmediği de ortaya çıkmıştı.

ONUR YÜRÜYÜŞÜ’NE TEHDİT

Alperen Ocakları, 25 Haziran’da Taksim’de yapılacak olan ve her yıl düzenlenen Onur Yürüyüşü’nü hedef alarak tehditler savurdu. “Devlet eğer müsaade ederse biz müsaade etmeyeceğiz, biz yürütmeyeceğiz… İstesek 200 bin kişi de buluruz” ifadelerini kullandı.

Alperen Ocakları Vakfı İstanbul İl Başkanı Kürşat Mican, son dönem revaçta olan “kokteyl “ tanımlamalarına özgün bir katkı da bulunarak ve LGBTİ+’ların ‘ahlaksızlığı yaymaya çalıştığını’ ve bunun ‘kapitalist, komünist, emperyalist güçlerin bir projesi olduğunu’ iddia etti.

Ve tabii ki Ocaklar’a dair ne “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek”ten ne de “nefret” suçundan soruşturma açılmadı.

KIZININ CENAZESİNE KATILMASINA İZİN VERİLMEDİ

Adalet Bakanlığı Menemen Cezaevi’nde FETÖ’den tutuklu olan eski Tire Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Ölçer’e intihar eden üniversite öğrencisi kızının cenazesine katılmasına, mevzuatta tanınana bir hak olmasına rağmen izin verilmediği ortaya çıktı. Boğaziçi Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği son sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Tuğçe Ölçer, OHAL döneminde ailesinin ve kendisinin maruz kaldığı baskılara dayanamamış ve hayatına son verdiği iddia edildi. Ölçer’in intiharıyla birlikte OHAL nedeniyle intihar edenlerin sayısı 38’e yükseldi.

DİN GÖREVLİSİ CİNSEL İSTİSMARDAN TUTUKLANDI

Cinsel istismarda bu hafta öne çıkan olaylardan biri Tokat’ta yaşandı. Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası (Diyanet-Sen) Şube Başkanlığı yapan ve emekli olan 53 yaşındaki din görevlisi, 5 yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulunmaktan dolayı tutuklandı.

12 YAŞINDAKİ ÇOCUĞU HAMİLE BIRAKAN ADAMA ‘İYİ HAL’ İNDİRİMİ

Evli ve 2 çocuk babası Güven Y. Bir dönem birlikte yaşayıp ayrıldığı kadının 12 yaşındaki kızına tecavüz etmesi nedeniyle yargılandığı davada iyi hal indirimi aldı. Adam, 12 yaşında anne olmak zorunda kalan çocuğa tecavüzünü “15 yaşında biliyordum” diye meşrulaştırmaya çalıştı.

TÜRKİYE’NİN HUKUKLA İMTİHANI : EVSİZ SANIĞA EV HAPSİ!

Bu hafta hukuk tarihimize ilginç bir daha eklendi.

İstanbul’da uyuşturucu satmak ve kullanmak suçundan ‘ev hapsi’ cezası verilen Barış Alkan isimli bir kişi, kendisine verilen cezayı Kadıköy Söğütlüçeşme’de Metrobüs Durakları arkasında bulunan metal levhalarla çevrili alanda çekiyor. Zira Alkan evsiz! Polisler de İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hakimliği’nin CMK 109/3 J maddesi gereğince, ‘Konutu terk etmemek suretiyle Adli Kontrol Tedbir”i uygulanması kararını denetliyor.


*CHP Ankara Milletvekili – TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkan Vekili


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.