CHP'nin referandum karnesi: Ne yenilgi ne zafer

Referandum sonucu patapat bitti. Hayır cephesi haklı olarak kılpayı kaybetmekten dolayı buruktur. Ama yenilgi psikolojisine girmeyi gerektirecek bir durum da yoktur. Zira referandum iktidar açısından çok riskli ve hatalı bir karardı.

Mahmut Üstün

DUVAR – Referandum sonucu ‘hayırcılar’ açısından bir yenilgi değildir. Ama bir başarı da değildir. Aradaki oy farkı siyaseten bir galibiyet ya da mağlubiyet durumu sağlayamayacak kadar azdır. Ortada siyaseten patapat bir durum vardır.
Hayır cephesi haklı olarak kılpayı kaybetmekten dolayı buruktur. Ama yenilgi psikolojisine girmeyi gerektirecek bir durum da yoktur. Bunu anlamak için referandum sonucunda açıklama yapan Erdoğan ve danışmanlarının yüz ifadelerine bakmak yeterlidir.
Ama ortada başta CHP tüm “hayır kanadı” açısından bir başarı da yoktur. Zira referandum iktidar açısından çok riskli ve hatalı bir karardı. Başkanlık sistemine hayır diyebilecek potansiyel yüzde 60’lar civarındaydı. Bu koşullarda muhalefet başarılı bir strateji izleseydi, hile/usülsüzlük vb. ile sonucun değiştirilemeyeceği oranlara ulaşmak olanaklıydı.

‘DEVLET AKLI:REKLAMCI AKLI’

Bu tablonun oluşmasında gafların ya da sekter/intikamcı açıklamalarında bir rolü olmuştur mutlaka. Ama bundan çok daha önemli olan neden, muhalefetin siyaset alanının büyük ölçüde “devlet” ve “reklamcı” aklınca belirlenmiş olmasıdır.  Devlet aklı ve reklam ajansı vizyonu ile malul yorumculara bakılırsa “ılımlı”, “olgun”, “çatışmacı olmayan” bir dil kullanması muhalefetin etkili olmasını sağladı. Onlara göre yüzde 50 civarında “Hayır” oyu da bu başarının bir göstergesidir.

Oysa tam tersi geçerlidir. Muhalefet referandum sürecine girerken CHP+HDP=38 oy ile başlamadı sürece… MHP’nin hatırı sayılır oyu, AKP’nin en az yüzde 10’lu bölümü, Saadet Partisi, sosyalistler vb. ile bu oran aslında yüzde 60 civarındaydı. Bu yüzde 60’nın yüzde 10-15 lik bölümü hayır eğilimi olan kararsızlardan oluşmaktaydı. Bu potansiyel ne yazık ki büyük ölçüde kullanılamadı ve bu oyların yüzde 10’luk bir bölümü “Evet”e yeniden döndü.

‘OLGUN, ILIMLI, ÇATIŞMACI OLMAYAN DİL’

Referandumda cumhuriyet ve laiklik alanında ciddi bir makas değişimi projesi oylanmaktayken, “ılımlı”, “çatışmacı olmayan dil” saplantısıyla geniş kitlelerin bu referandumun siyasal/tarihsel öneminin bilincine yeterince ulaşması engellenmiştir. AKP’nin referandumu “sıradanlaştırma stratejisi”ne kuvvet kazandırılmıştır. Referandum seçmen gözünde sıradanlaştıkça, kararsızların sandığa gitmeme ya da istikrar adına “evet” oyu kullanma eğilimi güçlenmiştir..Bir tek oyun bile son derece önemli olduğu bir referandumda, böylece bir bölük ‘hayır eğilimli’ kararsız seçmen gerisin geri ‘evet’e hediye edilmiştir.

REFERANDUM SÜRECİNİN GAYRİ MEŞRULUĞU VE CHP

Referandumun OHAL koşullarında yapılması karşısında gerekli düzeyde tepki gösterilmemiştir. Yığınsal tutuklamalar, işten atılmalarla şekillenen bir korku ortamında halk iradesinin serbestçe oluşma olanaklarına sahip olamayacağı, bu anlamda ülkenin meşruiyeti en baştan ve büyük ölçüde sakatlanmış bir referanduma zorlanmakta olduğu hak ettiği kuvvette vurgulanmamıştır.
Ayrıca eş başkanları başta olmak üzere HDP’li pek çok yöneticinin tam da referandum öncesinde tutuklanarak HDP’nin bölgede çalışma yapamaz hale getirilmesine karşı sessiz kalınmıştır.

Sonuç olarak büyük kentlerde ‘hayır’ çalışmasının her türlü baskı ve saldırı ile yüz yüze bırakılması, medyanın baskı altına alınması ve ‘evet’ kampanyasının devlet olanaklarıyla ve tam bir devlet seferberliği biçiminde yürütülmesi gibi nedenlerle referandum sürecinin baştan beri malul olduğu meşruiyet sorunlarının kitlelerce bilince çıkarılmasında eksik kalınmıştır.
Ne yazık ki benzer ‘ılımlı’ ‘çatışmacı olmayan’ üslup çok ciddi hile ve usulsüzlük iddialarına rağmen referandumdan sonra da sürdürülmektedir. Bu tavır yine ve yalnızca seçim sonuçlarının meşrulaştırılmasına hizmet edecektir.

KÜRT SEÇMENE İLGİSİZLİK

Kürt seçmenin bu referandumda çok belirleyici bir rolü olacağı aşikar iken, her zaman olduğu gibi son derece irrasyonel bir analizle milliyetçi oyları ürkütmeme adına bu alandan uzak duruldu.

HDP yöneticilerinin içeride olduğu, HDP’nin neredeyse referandum çalışması yapamaz hale geldiği koşullarda bu kayıtsızlık, hatta yer yer karşıtlık, Kürt oylarının ‘hayır’a yeterince kanalize olmamasında önemli bir etmen oldu. Zaten HDP’lilerin dokunulmazlığı konusunda verilen olumsuz sınavla birleşince bu tutum Kürtlerle emek, laiklik ve cumhuriyet eksenli bir buluşma fırsatının en azından referandum süresince heba edilmesine de kaynaklık etti. Oysa apaçık belliydi ki MHP muhalefetinin açık ve etkin ‘hayır’cı bir güç olarak sahneye çıktığı koşullarda, CHP’nin Kürtlere yönelik sıcak ve kapsayıcı mesajlar vermesi, “hayır cephesi”nde bir daralmaya değil, tam aksine sonuçları geleceğe de sarkacak bir büyümeye başlangıçlık edebilirdi.

İronik olan da şudur: Kürt illerinde yaşanan yıkımdan sorumlu tutulan AKP’nin, bu olumsuz imajına karşın “Başkanlıkla elimiz daha da güçlenecek ve Kürt sorununu ancak biz çözeriz” propagandası yapması ve bununla başlangıç itibariyle ‘hayır’a çok daha yakın olan kararsız Kürt seçmenleri üzerinde lehte bir etki yaratabilmesidir.

AKP’Lİ KARARSIZLAR ÜRKÜTÜLDÜ

Bir başka stratejik hata da sekter/rövanşist söylemlerin genel merkezce bloke edilememesidir. Bu AKP’den kopma sürecine giren ve başlangıçta “Hayır” oyu verme olasılığı çok yüksek olan bir kısım seçmeni de yeniden “Evet”e yöneltmiştir. Zira bu kesim AKP’den giderek uzaklaşırken, AKP sonrası dönemde bir rövanş ve intikam tavrıyla karşılaşabileceği endişeleriyle, AKP’den tam o Bu kentlerlarak kopmak konusunda da tereddütleri olan bir kesimdi.

CHP, ‘Halk TV Zihniyeti’nin bu korkuları besleyen dar kafalı söylemlerine set çekecek bir üst söylem geliştirmek yerine, aksine bu kesimin söylemlerine alan açması, yalnızca Kürt ‘kararsız hayırcıları’ üzerinde değil, AKP’nin ‘kararsız hayırcıları’ üzerinde de olumsuz bir etki yaratmış ve bu kesimlerin ‘evet’e yönelmesine neden olmuştur.
Ama bazı kritik alanlarda başarılı da oldu.

BU BAŞARININ İKİ KRİTİK UMUTVAR ALANI VAR

Birincisi ‘hayır’ tabandan bir halk hareketi görünümü aldı ve CHP bu süreci rekabetçi tutumla kösteklemedi. Aksine destekledi. Açık açık söylemek gerekirse alınan yüzde 50 civarı oy, her şeyden ve herkesten önce tabandan şekillenen bu halk hareketi gerçeğinin ürünüdür. Bu çok önemli ve umutvar bir gelişmedir.

İkincisi, ülkenin maddi, entelektüel (bilimsel/sanatsal) anlamda -yani tüm anlamlarda- üretici olan kesimleri ‘hayır’ şiarı atında bir araya gelmiştir. CHP bu alanda doğru bir öncelik tercihi yapmış, son on günde İstanbul başta büyük kentlere özel bir yüklenme gerçekleştirmiştir. İstanbul, Ankara, Bursa ve Adana sonuçları çok önemli ve yakın geleceği de etkileyecek başarılardır. Bu tablo muhalefet açısından büyük bir niteliksel ve stratejik güç; önemli bir prestij ve motivasyon kaynağıdır.

Üçüncüsü D.Baykal, M. İnce başta bütün etkili aktörler sahaya sürülerek referandum süresince çok yönlü ve kolektif bir çalışma yürütmüştür.Bunun da alanda ciddi bir olumlu etkisi olmuştur.

Dördüncüsü, seçmeni sandığa taşımak,sandıklara sahip çıkmak, sandık başı bilgilerini gerekli biçim ve hızda merkezileştirmek konusunda CHP ilk kez çok başarılı bir sınav vermiştir. Bu başarı sayesinde yine ilk kez sonuçlara ciddi gerekçe ve deliller eşliğinde kuvvetli bir usulsüzlük ve hile itirazı yapabilmiştir.

 


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.