Tamam 'Hayır'lısıyla!

Saray anketçileri bile her ne kadar "Evet"i bir iki puan önde gösterseler de, alt metinlerde "Hayır" çıkma olasılığının daha yüksek olduğunu apaçık ima ederek yaptılar bunu. Her biri "evet önde ama bu mutlaka evet çıkacak demek değil" kaydını koymak zorunda hissettiler.

Mahmut Üstün

Analizlerimizde anketleri değil toplumsal dinamikleri esas alırız. Anketleri ise gözetiriz bu değerlendirmelerde… Çünkü anket bize rakam verir ama neden ve dinamikleri çoğu zaman göstermez; hatta yanlış gösterir. Bir sosyoloji ve siyaset bilimi aklı gerekir neden ve dinamikleri kavramak için.. Hele hele söz konusu olan siyaset ve seçimlerse bu çok daha fazla böyledir. Zira burada devreye fazlasıyla “duygusal” etmenler de girer.

Başkanlık sistemi ile ilgili referandum kararı alındığında karar verici AKP’liler açısından sorun hiç de karmaşık değildi… AKP+MHP = yüzde 60 küsur demekti. MHP’de muhalefetin varlığı vb. gibi şu ya da bu nedenle,üç beş puan fire olsa dahi (kaldı ki kaçan oy olduğu gibi gelen oy da olacaktı) “evet” açık ara şanslıydı.

Oysa toplumda başkanlık sistemine verilen desteğin uzun süre ve istikrarlı biçimde yüzde 35’leri aşamaması, dolayısıyla AKP tabanından bile blok destek alamaması gerçeği iyi analiz edilse, 15 Temmuz ve Bahçeli desteği gibi lehte konjonktürel faktörlere karşın, referandumda “hayır” çıkmasının çok ciddi bir olasılık olduğu görülebilir

7 Haziran’da AKP’nin oyları yüzde 41’di ve belirtileri ortaya çıksa da henüz kendisini somut olarak dışa vurmadığı MHP’nin ise yüzde 16… Toplam yüzde 57… Ama bu rakam da esas alınamazdı. AKP’de bir gerileme başladığının, MHP’de ise ciddi bir iç çatlamanın gelişmekte olduğunun hesaba katılması durumunda bu rakam en baştan yüzde 50 oranına gerilemekteydi ve gerçek, esas alınması gereken rakam yüzde 60 küsur, yüzde 57 değil, yüzde 50’ydi.

Bir de parti desteği ile başkanlık sistemi desteğinin birbirinden farklı olduğu ve başkanlık sistemi desteğinin iki partide de, parti desteğinden hissedilir oranda düşük olduğu gözetildiğinde bu rakamın normal koşullarda yüzde 40’lar civarında olduğu, lehte konjonktürel etmenlerle desteklense bile gereken desteği elde edemeyeceği çok yüksek ihtimaldi.

Görülüyor ki bu hesap üç açıdan hatalıydı: Birincisi 7 Haziran’ı değil, 1 Kasım’ı esas almaktaydı. İkincisi dinamik ve süreç esaslı bir tahlil değil statik bir tahlildi. Üçüncüsü de, AKP ve MHP’yi alt unsurları ve ayrımları gözetmeden bir blok olarak düşünmekte ve analizi buna göre yapmaktaydı.
Nitekim daha sürecin en başında görüldü ki, durum bu hesaba hiç uymamaktadır. Toplumda “hayır” eğilimi epeyce güçlüdür.

15 Temmuz, Avrupa ile gerginlik, Erdoğan faktörü vb. kampanya döneminde “Evet” oranını üç beş puan yukarı çekse bile, (ki öyle gözüküyor) bu oransal artışın Evet’in kazanmasını sağlaması olanaksızdır.

PEKİ YA ANKETLER?

“Evet”çilerin son hafta içinde bazı kararsızları “evet”e kanalize etmek, hayırcı ve “gizli hayır”cı gözüken gevşek oyların da sandığa gitmesini engellemek açısından başta anketler olmak üzere çeşitli araç ve yöntemlerle bir “evet kazanacak” algısı yaratmaya yöneleceğini öngörüyorduk. Nitekim açıklanan bazı anketler ve “piyasa evet’i satın aldı” söylemleriyle bu öngörü doğrulandı da.

Öncelikle ve kısaca “piyasa evet’i satın aldı” söylemi üzerinde duralım. Prof. Yalçın Karatepe “Piyasa evet’i satın aldı” söyleminin irrasyonel niteliğini çok güzel biçimde açıkladı. Ayrıntısına sosyal medyadan ulaşılabilir ama özetle, piyasa bildiği, sınadığı, güvenilir bulduğu, istikrarla özdeşleştirdiği bir şeyi satın alır. Yani bilmediği, ne sonuç doğuracağından emin olmadığı bir sistem değişikliğini piyasanın satın alması akıl kârı değildir. Piyasa şu koşullarda ne evet seçeneğini, ne de hayır seçeneğini satın alır. Ama ille de satın alacaksa mevcut sistemin devamını öngördüğü için hayır seçeneğini satın alır. Burada iktidarın referanduma yönelik manipülatif bir atraksiyonu olduğu açıktır.

Gelelim anketlere… Beklenildiği gibi anket şirketlerinden bazıları iktidarın davetine icap ettiler. Son haftalarda Evet’in atakla öne geçtiğini duyurdular. Ama doğrusu beklenenden daha makul biçimde yaptılar bunu. Saray anketçileri bile her ne kadar “Evet”i bir iki puan önde gösterseler de, alt metinlerde “Hayır” çıkma olasılığının daha yüksek olduğunu apaçık ima ederek yaptılar bunu. Her biri “evet önde ama bu mutlaka evet çıkacak demek değil” kaydını koymak zorunda hissettiler.

Öncelikle yüzde 1,5/ 2,5 arası yanılma payı olduğunun altını her zamankinden daha kuvvetle çizdiler. Ayrıca eklediler:” ‘Hayır’cılar arasında gizli ‘evet’çi yok ama ‘Evet’ diyenler içinde gizli ‘hayır’cı olduğunu alandaki çalışmalarımızda net biçimde görüyoruz. Ama bunun oranı/sayısı ne kadar tespit edebilmemiz olanaksız. Daha da ötesinde dediler ki, “yurttaşların önceki dönemlerde rastlanmayan biçimde ve yoğunlukta anket taleplerini reddettiği, tercih bildirmekten kaçındığını gözlemledik”

Hesap ettiğinizde “gizli hayırcı” + anket reddedenler oranı toplam yüzde 25 civarında görünüyor… Sizce bu görüş açıklamaktan kaçınan kesimin kaçta kaçı hayır’cıdır? Bence en az yüzde 90’ı…

Tüm bu verilerle birlikte düşündüğümüzde bizzat “evet”çi anketlerin bile alt metinlerde bizlere “hayır” oranının zikredilen rakamların çok üstünde olduğunu söylediğini görüyoruz.

Sonuç olarak evet önde diyen anketler aslında bize “Bakmayın evet birkaç puan önde dediğimize sonuç kesin “HAYIR”lı çıkacak” mesajı iletmiş oldular.

Tamamdır “Hayır”lısıyla…


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.