Sorusu olmayan referandum

Vatandaş oy kabinine girdiğinde neye karar vereceğinin farkında olsun ve mümkün mertebe önerilen değişiklik metnine odaklansın diye hemen her ülkede oy pusulasının üzerinde referanduma sunulan soruya yer verilir. Prensip olarak konuyla alakasız biri bile eline pusulayı aldığında neyin oylamaya sunulduğunu ana hatlarıyla anlayabilmelidir.

Karabekir Akkoyunlu *

Pazartesi öğleden sonra, yurtdışında ikamet eden bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak oyumu kullanmak üzere Viyana Başkonsolosluğu’nun yolunu tuttum. Öğle saatlerinin yoğunluğu sona ermiş, sandık görevlileri nispeten rahatlamıştı. Sorunsuz bir kayıt işleminden sonra orta yaşlı bir erkek görevli elime bir adet boş zarf, üzeri damgalanacak evet/hayır kağıdı, bir de tercih damgası tutuşturdu. Bunların arasında neyin oylandığına dair ne bir soru, ne de bir açıklama vardı.

“Bu cevapların bir sorusu yok mudur?” diye yüksek sesle söylendim, birazdan alacağım yanıtı az çok kestirerek. Görevli, gayet iyi niyetli, hafif de alaycı bir tavırla, “sınav değil bu, soru yok. Sadece tercihinizi basacaksınız” dedi.

“İyi ya, neyin tercihini yapacağım, onu anlamaya çalışıyorum…”

Dersine çalışmamış bir öğrenci olduğuma kanaat getiren görevli, ‘siz’den ‘sen’e usulca geçiş yaparak yapıştırdı cevabı: “Daha bilmiyor musun neyi oyladığını? Buraya gelmeden öğrenecektin onu.”

Siyaset bilimi hocası olduğumu, neyi oyladığımı bildiğimi, bunun seçmeni doğru yönlendirmek adına oy pusulasının üzerinde de yazılı olması gerektiğini söyledim. Sandık etrafında oluşan kısa süreli sessizliği bir başka seçmen bozdu:

“Doğru söylüyor aslında…”

Referanduma sunulan anayasa değişikliklerini büyük bir ciddiyetle ezberlemiş ve yapacağınız seçimden yüzde yüz emin olsanız dahi, o perdenin arkasına geçip sorusu olmayan bir tercih kağıdıyla karşı karşıya kaldığınızda, bir an afallayarak, cevabı evet veya hayır olabilecek birtakım ulvi ve afaki soruyu düşünürken bulabilirsiniz kendinizi.

Avusturya’da sağcılar iktidara gelsin mi?
–Gelmesin, hayır!

Karnın acıktı mı?
–Off, evet…

Akşama kuru fasulye pilav?
–Gaz yapar, hayır… TERCİH!

İşte bu tip afallamalar yaşanmasın, vatandaş oy kabinine girdiğinde neye karar vereceğinin farkında olsun ve mümkün mertebe önerilen değişiklik metnine odaklansın diye hemen her ülkede oy pusulasının üzerinde referanduma sunulan soruya yer verilir. Prensip olarak konuyla alakasız biri bile eline pusulayı aldığında neyin oylamaya sunulduğunu ana hatlarıyla anlayabilmelidir.

Örneğin Birleşik Krallık’ta geçen sene yapılan Avrupa Birliği’nden çıkış referandumunda kullanılan oy pusulası şu şekildeydi:

referandum1

Birleşik Krallık Avrupa Birliği üyesi olarak mı kalmalı yoksa Avrupa Birliği’nden çıkmalı mı?
Avrupa Birliği’nin üyesi olarak kalmalı
Avrupa Birliği’nden çıkmalı

Denilebilir ki bu seçim basit bir sorudan ibaret, bizdeki ise çok maddeli bir anayasa değişikliği; tüm maddeleri tek tek sıralayacak halimiz yok ya? Değişikliklerin madde madde oylanması pekala olabileceği gibi (İsviçre’deki referandumlar genelde bu şekildedir), değişiklik paketinin bütünü üzerinde tek bir tercih belirtmek de mümkündür. Geçtiğimiz Kasım ayında İtalya’da oylanan çok maddeli anayasa değişikliği paketi seçmene şöyle sunulmuştu:

referandum2

 

“Parlamento’da kabul edilmiş olup 15 Nisan 2016 tarihinde 88. Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “eşit çift meclisliliği aşacak hükümleri, milletvekili sayısının azaltılmasını, kurumsal harcamaların sınırlandırılmasını, Ulusal Ekonomik ve İş Konseyi’ni kaldırmayı, ve Anayasa’nın V. Başlık II. Kısmında değişikliği” düzenleyen Anayasa Kanunu’nu onaylıyor musunuz?”

– Evet – Hayır

Elbette basit bir evet/hayır sorusuna indirgenen her seçimde olduğu gibi, İtalya’daki referandum da sadece kağıt üzerinde sunulan değişikliği oylamaktan ibaret değildi. Brexit ile yükselen liberalizm karşıtı dalgayı sırtına alan popülist partiler, tartışmanın hedefine Başbakan Matteo Renzi’nin AB yanlısı politikalarını almayı başardılar. Renzi her ne kadar konuyu oy pusulası üzerinde yazan teklife odaklamaya çalışsa da sonuç olarak oylanan halkın AB’ye duyduğu tepki oldu. ‘Hayır’ cephesi referandumdan %60’lık bir zaferle ayrılırken Renzi siyasi kariyerine beklenmedik bir nokta koymak zorunda kaldı.

Renzi’nin aksine, Türkiye’de evet cephesinin referandum tartışmasını anayasa değişikliğinin detayları dışında tutmaya çalıştığı ortada.

İktidar, ‘Türk tipi başkanlık sistemi’ fikrine hala ısınamamış olan birçok muhafazakar ve milliyetçi seçmeni ikna edebilmek için 16 Nisan’ı iç ve dış mihraklarla, Batı’yla, FETÖ’yle, PKK’yla, hatta laik cumhuriyetle mahşeri bir hesaplaşma olarak yansıtıyor. Böyle şartlandırılan seçmen, üzerinde soru bulunmayan oy pusulasını eline aldığında bile teklif edilen değişikliklerle yüzleşmek zorunda kalmıyor.

İşin ilginç yanı, asıl görevi kararsız seçmeni değişikliklerin içeriğiyle yüzleştirmek olması gereken muhalefet de söylemini sıklıkla kemikleşmiş kimlik algıları üzerinden yürütebiliyor. Önünü CHP’nin ve MHP’li asilerin çektiği hayır cephesinin anlatımında 16 Nisan, bölünmekle karşı karşıya olan vatanın cansiperane müdafaası, ‘düşmanın denize döküleceği’ bir taarruz olarak resmediliyor.

Bu şekilde, üzerine tercih basılacak oy pusulası, bireylerin önerilen cumhurbaşkanlığı sistemine verdiği onayı ya da reddi değil, milyonların safını belirlediği kitlesel bir adanış ritüeline dönüşüyor. Bu ritüelde evet ve hayır, sorulmuş bir soruya verilen bilinçli cevapları değil, varoluş mücadelesi veren iki tarafın sancağını temsil edegeliyor. Evet ve hayır yerine pekala iki renk, iki hayvan veya iki bitki de seçilebilirdi.

Sorusuz oy pusulası, başkanlık sistemini kabul ettirmekte zorlanan iktidarın işine geliyor olabilir. Aksi takdirde kurallarını kendilerinin belirlediği bu pek adaletsiz rekabette böyle bir eksikliği gözden kaçırmazlardı muhtemelen. Peki pusuladaki renklere dahi itiraz etmiş olan muhalefet, tartışmayı teklifin detaylarına odaklamak zorunda olduğunun ve ortada cevaplanacak bir soru dahi bulunmadığının farkında mıdır acaba?

* Graz Üniversitesi, Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi, Yardımcı Doçent.


* Bu metinde yer alan fikirler yazarına aittir. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.