VERGİ SİSTEMİNDEKİ YAPISAL SORUNUN SUÇLUSU FIRINCILARMIŞ!
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de iktidarın akıldışı ve ciddiyetsiz yaklaşımlarını benimsemeye başlamış görünüyor. Vergi sistemindeki yapısal sorunlara çözüm getirmekte zorlanan ekonomi yönetimi, garip suçlamalar yapmayı tercih ediyor. Kayıtdışılıkla mücadeleye hız veren ekonomi yönetiminin hedefinde şimdi de fırıncılar var! En düşük KDV’nin ekmekte olduğunu belirten Şimşek, “Siz hiç fırıncının size fiş verdiğini gördünüz mü? Yüzde 1’e tenezzül ediliyor. En çok vergi kaçağının olduğu, hiç verginin gelmediği yerler fırınlar” demişti. Tabii bu açıklamaya anında tepki geldi. Ankara Fırıncılar Odası Başkanı Gürsel Alnıaçık, “Fırıncılar vergisini bütün sektörler gibi veriyor. Mehmet Şimşek’e denetimlerle ilgili kesin bir bilgi geldiğinden dolayı böyle açıklama yaptığını düşünüyorum. Yoksa sektörü zan altında bırakmaz” diye konuştu. Ekmek Sanayi İşverenler Sendikası’ndan yapılan açıklamada ise fırıncıların devletten KDV alacağı olduğu açıklandı. Açıklamada, “Fırıncı aslında devletten KDV alacağı olmasına rağmen bunu tahsil edemiyor, etmekte güçlük çekiyor. Fırınlarda üretilen ekmeğimizin büyük çoğunluğunu zincir marketlere, bayilere ve toplu tüketim yerlerine satmaktayız. Bu tip müşterilerimize verdiğimiz tüm ekmekler irsaliye ve faturayla sevk edilmektedir. Kayıtdışı sevk etme gibi bir durum yoktur. Kendisine bu konuda bilgi verenler ya eksik bilgi veriyor ya da gerçekte yaşadıklarımızı doğru anlatamıyorlar. Sonuç olarak fırın işyerleri yasa, yönetmelik ve ticari kanunlara uygun üretim satış ve hizmet yapmaktadır” ifadelerine yer verildi.
KÜRESEL PİYASALARIN TAKİP EDECEĞİ VERİLER
Küresel ölçekte sıkı para politikasının sonuna gelindiğine ilişkin kanaat her geçen gün güçleniyor, ancak aynı zamanda her an yeni bir kötü sürprizle karşılaşma endişesi de sürüyor. Bu sebeple başta merkez bankalarının kararları ve gelişmiş ekonomilerin verileri merakla bekleniyor. Şimdilik, ABD'de ekonominin 'yumuşak iniş' yapacağına ilişkin beklentiler güçlü... ABD'de açıklanan makroekonomik veriler ve Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) faiz indirimi kararıyla birlikte, küresel piyasalarda geçen hafta pozitif bir seyir izlendi. Asya borsaları ise negatif ayrıştı. Yoğunlaşan şirket bilançoları da hisse ve sektör bazlı oynaklığı artırıyor. Piyasalar, bu haftaki yoğun makroekonomik veri takvimine odaklanmış durumda. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in gelecek ay politika faizini 25 baz puan indireceğine kesin gözüyle bakılıyor. Bankanın yıl sonuna kadar yapılacak iki toplantıda da toplamda 50 baz puanlık indirim yapması bekleniyor. ABD'de pazartesi öncü göstergeler endeksi, salı Richmond Fed sanayi endeksi, çarşamba ikinci el konut satışları, Fed'in ‘Bej Kitap’ı, perşembe Chicago Fed ulusal aktivite endeksi, haftalık işsizlik maaşı başvuruları, yeni konut satışları, imalat sanayi satın alma yöneticileri endeksi (PMI), yeni konut satışları, cuma dayanıklı mal siparişleri, Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi takip edilecek. Avrupa'da pazartesi Almanya'da üretici fiyat endeksi (ÜFE), çarşamba AMB Başkanı Lagarde'ın açıklamaları, perşembe Euro Bölgesi'nde ve Almanya'da imalat sanayi ve hizmet sektörü PMI, cuma Almanya'da IFO iş dünyası güven endeksi açıklanacak. Asya'da cuma günü Japonya'da Tokyo TÜFE ve öncü göstergeler endeksi izlenecek.
ALTININ ONS FİYATI 3,000 DOLARI BULABİLİR
Ons altın fiyatları rekora doymuyor! Altının ons fiyatı 2,722 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesini görürken, Bank of America (BofA) altındaki yükselişin devam etmesini bekliyor. BofA stratejistleri, geleneksel 'güvenli liman' varlıklarının karşı karşıya kaldığı artan riskler nedeniyle, altının giderek daha cazip hale geldiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar yatırımcıların, merkez bankaları da dahil olmak üzere, yükselen devlet borçlanmalarından kaynaklanan enflasyon ve borç erozyonuna karşı bir koruma olarak değerlendirilen altına yönelmeleri gerektiğini belirtiyor. ABD borcunun artmaya devam edeceği tahmin edilirken, hazine arzının risk altında olduğu ve daha yüksek faiz ödemelerinin GSYİH'ye oranının artacağı öngörülüyor. BofA'ya göre bu durum altını, önümüzdeki birkaç yıl içinde daha da cazip bir varlık haline getirecek. IMF tahminlerine göre, yeni harcamalar 2030 yılına kadar küresel GSYİH'nin yüzde 8'ine ulaşabilecek. Uzmanlar, piyasaların tüm borçları absorbe etmekte zorlanması ve volatilitenin artması durumunda, altının tercih edilen varlık olabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle merkez bankalarının döviz rezervlerini daha fazla çeşitlendirebileceği öne sürülüyor. ABD başkanlık seçiminde adayların hiçbirinin malî disipline öncelik vermemesi nedeniyle, ulusal borcun üç yıl içinde ekonomi içindeki payının rekor seviyelere ulaşacağı öngörülüyor. Uzmanlar, altının ons başına 3,000 dolara ulaşacağı öngörülerini yineliyor ve bu seviye yüzde 10.2'lik bir artış anlamına geliyor. Bu tahminlerin de ötesine geçilmesi mümkün... Zira küresel siyasette yaşanması pek muhtemel gerilimler ve olası sıcak çatışmalar ons altın fiyatlarında ciddi sıçramaları getirebilir.
EURO BÖLGESİ’NDE HİZMET ENFLASYONU TEDİRGİNLİĞİ
Avrupa Merkez Bankası (AMB) yılın ikinci politika faizi indirimini yaptı, ancak pek çok AMB yöneticisi hâlâ tedirgin. Tedirginliğin temel sebebi, enflasyonun ne denli dirençli olduğu konusunda belirsizliğin sürüyor olması... AMB Yönetim Konseyi Üyesi ve Estonya Merkez Bankası Başkanı Madis Muller'e göre, Euro Bölgesi’nin ekonomisi zayıflarken, enflasyon AMB yüzde 2'lik hedefine doğru ilerliyor, ancak fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü tehditler devam ediyor. Madis, "Hizmet fiyatlarındaki oldukça hızlı artışın ve buna bağlı ortalama ücret artışının, Euro Bölgesi’nde enflasyonu AMB'nin hedefinden daha hızlı tutma riski hâlâ var" dedi. Yetkililer, enflasyonun öngörülenden daha hızlı bir şekilde yüzde 2'ye yerleşecek olması nedeniyle, aralık ayında yeni bir hamle yapılmasının kuvvetle muhtemel olduğunu düşünüyor. Muller, özellikle Almanya ve Fransa'da ekonomik toparlanmanın yavaş seyretmesinin, ‘merkez bankasının fiyatlardaki artışı kalıcı olarak yavaşlatmak için artık faiz oranlarını mevcut seviyelerinde tutmasına gerek olmadığı inancını doğruladığını’ söyledi. Muller ayrıca, piyasanın, AMB'nin önümüzdeki bahara kadar borçlanma maliyetlerini 50 baz puan daha düşürmesini beklemesi nedeniyle, enflasyon gerilerken, ekonominin daha sorunsuz çalışmaya başlamasının muhtemel olduğunu vurguladı.