TURİST SAYISI YÜZDE 8.7 ARTTI
Türkiye ekonomisinin en önemli döviz kaynaklarından birini oluşturan turizmden de olumlu haberler geliyor. Türkiye nisan yabancı turist girişleri yıllık yüzde 8.7 arttı. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, nisan ayında gelen yabancı ziyaretçi sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8.71 artarak 3 milyon 611 bin 244’e ulaştı. Bu rakam pandemi öncesindeki turist sayısınının aşıldığını da gösteriyor. 2019 Nisan ayında yabancı ziyaretçi sayısı 3.3 milyon olmuştu. Yılın ilk dört ayında gelen yabancı ziyaretçi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11.8 artışla 10.7 milyona ulaştı. Ancak, turist sayısındaki artış hızında bir yavaşlama da söz konusu. Yıllık artışlar geçen ay yüzde 15.65, şubat ayında da yüzde 22.68’di. TÜİK’in son üç aylık verilerine göre, yurtdışı ikametli vatandaş istatistiklerine göre 2 milyon 24 bin 865 Türk vatandaşı ülkeyi ziyaret etti. Böylece toplam ziyaretçi sayısı 12 milyon 678 bin 959’a ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine göre, yabancı ziyaretçi sayısında yüzde 11.75 artış gerçekleşti. Bu yılın ilk dört aylık döneminde, Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında, Almanya yüzde 16.2 artış ve 1 milyon 122 bin 930 ziyaretçiyle ilk sırada. Ruslar 1 milyon 78 bin 294 ziyaretçiyle ikinci sıradalar. Rusya Federasyonu’nu 946 bin 437 ziyaretçiyle İran izliyor. Ardından Bulgaristan ve İngiltere geliyor. Nisan ayında ise en çok turist gönderen ülkeler sıralamasında Almanya 434 bin 863 kişiyle birinci, Rusya Federasyonu 396 bin 155 kişi ile ikinci sırada... Ardından 330 bin 112 turistle İngiltere geliyor.
UBS’E GÖRE ONS ALTIN 2,600 DOLARA ÇIKACAK
Altın fiyatları kafaları karıştırmaya devam ediyor. Uzun süredir genel olarak artış trendinde olan altının dalgalı seyri bunun temel sebebi. Aynı saptamayı gümüş için de yapmak mümkün. Ons altında beklenti geçen yılın sonuna doğru 2,500 dolar civarındaydı ve bu rakama 2024 yılının son çeyreğinde ulaşılacağı varsayılıyordu. Öyle olmadı, 2024’ün ikinci çeyreğinde ons altın İsrail-Filistin çatışması nedeniyle ataklar yaptı. Her atağın ardından da bir gerileme yaşandı. Şimdi beklentiler revize ediliyor. UBS, altın fiyatlarına ilişkin tahminini yükseltti ve 2024 yılı sonuna kadar ons başına 2,500 dolardan 2,600 dolara çıkacağını öngörüyor. Revizyon, 20 Mayıs’ta Fed faiz indirimi beklentilerinin artması ve ABD ekonomik verilerinin zayıflamasıyla beraber gerileyen doların etkisiyle, altının ons başına 2,450 dolarla rekor kırmasının ardından geldi. Banka bu revizyonu üç etmen sebebiyle yapıyor: Nisan ayında ABD’den gelen daha yumuşak verilerin Fed faiz indirimi beklentilerinin yeniden fiyatlanmasına yol açtığını ve para piyasalarının nisan sonunda 28 baz puan olan 2024’te 40 baz puanlık gevşemeyi fiyatladığını belirtiyor. İkinci olarak, UBS 2024 yılı için merkez bankası talep tahminini 800-850 metrik tondan 950-1,000 metrik tona yükseltti. Bankanın uzmanları, Dünya Altın Konseyi’nin son dönemdeki ılımlı seyre rağmen 290 metrik tonluk rekor ilk çeyrek alımları bildirdiğine dikkat çekiyor. Çin Merkez Bankası’nın güçlü alımları devam ediyor. Üçüncü olarak, yaklaşan ABD seçimleri, Ortadoğu ve Ukrayna’daki çatışmalar ve artan ABD-Çin ticaret gerilimleri de dahil olmak üzere devam eden jeopolitik belirsizliklerin altın fiyatlarındaki artışı desteklemesi bekleniyor.
AMB FAİZ İNDİRİMİNE HAZIR, AMA TEMKİNLİ
Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) haziran ayında faiz indirimine başlayacağı neredeyse kesin gibi... Ancak, bu indirimlerin ne aralıklarla olacağı konusunda net bir öngörü yok. Bu konuya açıklık getirmek istemiş olacak ki, AMB Yönetim Konseyi Üyesi ve Bundesbank Başkanı Joachim Nagel, haziranda faiz indiriminin başlaması durumunda bir sonraki indirim için eylül ayına kadar beklemek gerekebileceğini söyledi. Bu açıklama, uzun süreden beri AMB yönetiminin enflasyonla mücadelede çok ısrarcı olmasının ve faiz indirimlerine geçiş sürecinde de çok temkinli yaklaşımının bir yansıması... AMB, çok hızlı gevşeme riskinden endişeli görünüyor. Enflasyonun gelecek ay da yavaşlayacağını belirten Nagel gelecek ay ilk faiz indirimi olasılığının arttığını söyledikten sonra, “Otopilotta faiz indirimleri olmayacak. Son iki yılda verileri yakından takip ediyoruz, bu süreç devam edecek. Eğer haziran ayında faiz indirimi olursa belki eylül veya temmuz ayına kadar beklememiz gerekebilir, ama bunu konuşmak için henüz erken” dedi. Dünyada çok fazla belirsizlik ve jeopolitik risk olduğunu vurgulayan Nagel, ABD ile Euro Bölgesi’nin ekonomik anlamda farklı olduğuna dikkat çekti.
İKİNCİL YAPTIRIMLAR RUS EKONOMİSİNİ ZORLUYOR
Ukrayna savaşından bu yana, Rusya ekonomisinin ambargolar ve savaş harcamaları sebebiyle çökeceğinin iddia edenler gelişmeleri şaşkınlıkla izliyor. Rusya ekonomisi tüm yaptırımlara karşın ciddi bir sıkıntı yaşasa da, çökmek bir yana yüzde 3 civarında bir büyümeyle yoluna devam ediyor. Ancak, ciddi sorunlar da yok değil! Rusya Merkez Bankası batılı ülkelerin uyguladığı ikincil yaptırımların ihracat ve ithalatı etkilediğini açıkladı. Bu sebeple, ihracat ve ithalatta azalma, Rus mallarının küresel pazardaki rekabetçiliğinde bozulma, ayrıca lojistik ve uluslararası ödemelerde karmaşıklık olabileceğini belirtti. Rusya Merkez Bankası’nın ‘Mali İstikrar Görünümü’ raporunda, batılı ülkelerin 2023’ün son çeyreğiyle bu yılın ilk çeyreğinde yaptırım baskısını artırdığına işaret edildi ve yeni kısıtlamaların yalnızca Rus şirketlerini değil, ‘dost ülkeler’deki şirketleri de hedef aldığı vurgulandı. Raporda, Rusya’nın 2023’ün son çeyreğinde petrol, doğalgaz ve petrol ürünleri üretiminde düşüş yaşadığı hatırlatılarak ‘şirketler yaptırımlara uyum sağlamaya ve doğu istikametini geliştirmeye devam ediyor, ancak düşen ihracat hacimlerinin tam anlamıyla telafisi henüz mümkün olmadı’ saptamasına yer verildi. Rus ihracatçıların yeni pazarlar aradıkları belirtilen raporda, “İkincil yaptırımlar nedeniyle tedarik zincirleri ve ödeme mekanizmaları daha karmaşık hale geliyor, bu da ithalat fiyatlarının yükselmesine ve tedarik kesintilerine yol açıyor” saptaması da yer alıyor. Rusya, bu savaş sürecinde özellikle Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkilerini geliştirdi, aynı şekilde İran ile de... Bunun yanı sıra, üçüncü ülkelerle daha yoğun ticari ilişkiler de kuruyor. Başta Afrika ülkeleri olmak üzere... Bu ülkelerin hemen hepsine yönelik başta ABD ve AB’nin baskısı da artıyor.