Erdoğan: Artık benim için Miçotakis diye birisi yok

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis için "Artık benim için Miçotakis diye birisi yok. Biz sözünde duracak onurlu şahsiyetli siyasetçilerle yola gideriz" ifadelerini kullandı.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında 16.25'te toplandı. Toplantı yaklaşık 3 saat sürdü. 

Erdoğan toplantının ardından basına açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan; Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in ABD Kongresi'nde Kongre üyelerinden Türkiye’ye silah satışına onay vermemelerini istemesine ilişkin, “Kendisi ile yaptığımız görüşmede, aramıza üçüncü ülkeleri sokmayalım diye mutabık kaldık. Buna rağmen geçen hafta senatoda ‘F-16'ları Türkiye'ye vermeyin’ diye ABD'ye telkinde bulundu. Biz bu yıl ‘Stratejik Konsey Toplantısı’ yapacaktık. Artık benim için Miçotakis diye birisi yok” dedi.

Erdoğan, yoklama kaçağı 550 bin kişiye de bedelli askerlik yolunu açacaklarını, açık cezaevlerindeki hükümlülerinin 8 gün sonra dolacak Covid-19 izinlerinin de 31 Temmuz 2023 tarihine kadar uzatılacağını bildirdi.

Erdoğan’ın açıklaması satır başlarıyla şöyle:

YOKLAMA KAÇAĞI VE BAKAYA GENÇLERİMİZE BEDELLİ ASKERLİK: “Sayıları bugün 550 bini bulan yoklama kaçağı ve bakaya gençlerimize de bir müjde vermek istiyorum. Yoklama kaçağı gençlerimize bedelli askerlikten faydalanabilme yolunu açıyoruz. Kaçak yılına göre değişen oranlarda bir rakam ilavesi ile askerliğini bedelli yapmak isteyen gençlerimiz askerlik şubelerine başvurabilirler. Bakaya gençlerimizin sıkıntısına çözüm getiren bu uygulamanın hayırlı olmasını diliyorum.

HÜKÜMLÜLERİN COVID-19 İZİNLERİNİ UZATIYORUZ: Diğer yandan kabine toplantımızda açık cezaevindeki hükümlüler için belli şartlarda uygulanan ve 31 Mayıs’ta süresi sona eren Covid-19 izinleri ile ilgili de yeni bir değerlendirme yaptık. Buna göre, açık cezaevlerindeki hükümlülerinin Covid-19 izinlerini 31 Temmuz 2023 yılına kadar uzatıyoruz. Meclis’imizin bu hususta gereken yasal düzenlemeyi en kısa sürede hayata geçireceğine inanıyorum.

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ’Nİ TÜRKİYE YÜZYILININ GİRİZGÂHI OLARAK ADDEDİYORUZ: Geçtiğimiz 20 yıl eser ve hizmet siyasetinde ülkemizin altın çağı olarak tarihteki yerini almıştır.  Tüm bu arka plandan hareketle Cumhuriyet’imizin 100. Yılını, Türkiye yüzyılı ülküsüyle başlattığımız büyük atlımın sembolü haline getirmek istiyoruz. İki asırlık demokrasi tarihimizin en köklü yönetim sistemi reformlarından olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni Türkiye yüzyılının girizgâhı ve garantisi olarak addediyoruz.

Bu anlayışla Cumhurbaşkanlığı olarak, İletişim Başkanlığı koordinasyonunda kapsamlı bir 100. Yıl kutlama programı oluşturduk. Milletimize son iki asırda yaşadığımız kazanımları hatırlatacak, ülkemize son 20 yılda nasıl çağ atlattığımızı gösterecek Türkiye 100 yılı iddiamızı tüm boyutları ile ortaya koyacak bu programı ‘Yüzyılın işini 20 yıla sığdırdık’ şiarıyla hayata geçireceğiz.

2053 VİZYONUNDAN SONRAKİ HAYALLERİMİZ: 2053 vizyonumuz geliyor, bu vizyonu teknolojiden savunmaya, çevreden ulaştırmaya kadar tüm unsurları ile şimdiden şekillendirmeye başladık. Gençlerimize emanet edeceğimiz 2053 vizyonundan sonraki hayallerimiz ise Malazgirt Zaferi’nin bininci yılına atfettiğimiz 2071 vizyonumuzla taçlandıracağız. 2071 vizyonunu da bizden sonraki nesiller ete kemiğe büründürecek, alt yapısını hazırlayacak hedeflerini oluşturacaktır.

HAYAT PAHALILIĞI BİR GERÇEKTİR: Hayat pahalılığı başta olmak üzere çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya kaldığımız bir gerçektir. Bu millet arkaik, gerici, habis bir muhalefeti hak etmiyor. Ülkenin nasıl sorunlarını biz çözdüysek, Allah'ın yardımı ile mevcut sıkıntıların üstesinden yine biz geleceğiz. Hayat pahalılığının insanlarımızın üzerindeki yükünü azaltmayı sürdüreceğiz. 

GÜNEY SINIRLARIMIZDA ADIMLAR ATMAYA BAŞLIYORUZ: Güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinlikte güvenli bölgeler oluşturmak için başlattığımız çalışmaların eksik kısmıyla ilgili adımları atmaya başlıyoruz. TSK, istihbarat, emniyet hazırlıklarını tamamlar tamamlamaz bu operasyonlar başlayacaktır. Perşembe yapılacak MGK'da bu hususta kararlarımızı alacağız. Ülkemize ve güvenli bölgelerimize yapılan saldırıların, tacizlerin, tuzakların merkezi konumundaki alanlar harekât önceliğimizin başında yer almaktadır.

NATO’NUN GENİŞLEMESİ KONUSUNDAKİ YAKLAŞIMIMIZ TERÖRLE MÜCADELE KONUSUNDA İLKELİ TUTUMUMUZDAN KAYNAKLANIYOR: Karadeniz’in kuzeyinde savaşta dahi toprak bütünlüğüne ve egemenlik haklarına yapılan saldırıyı asla kabul etmediğimizi açıkça belirtiğimiz, Ukrayna’ya en ciddi, somut ve işe yarar desteği biz verdik. Rusya ile ilişki kurduğumuz her platformda bu tutumumuzu onlara mertçe söyledik. Krizin çözümüne hiçbir katkısı olmayacak şovlara katılmak yerine, Rusya ile siyasi ve insani ilişkilerimizi sürdürerek bölgede önce ateşkesin sağlanması ardından kalıcı bir barış anlaşmasının yapılması hususunda da en samimi çabaları biz sergiledik. NATO’ya üyelik başvurusunda bulunan ülkeler tarihlerine bakarlarsa bizim doğudan gelen tehditlere karşı kendilerine de çok büyük katkı sağladığımızı göreceklerdir. Bizim NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımımız bağnazlıktan veya düşmanlıktan değil, terörle mücadele konusunda ilkeli tutumumuzdan kaynaklanıyor. Geçtiğimiz cuma ve cumartesi günleri bu çerçevede oldukça yoğun telefon diplomasisi yürüttüm. Hollanda Başbakanı Rutte, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, İsveç Başbakanı Andersson, Finlandiya Başbakanı Marin ile bu konuları enine boyuna konuştuk. Muhataplarımızın tamamına Türkiye’nin NATO’nun genişlemesi konusunda yaklaşımını terörle mücadele ve müttefiklik dayanışması vurguları ile açıkça paylaştım.

ARTIK BENİM İÇİN MİÇOTAKİS DİYE BİRİSİ YOK: Şu anda 10 yakın üs var Yunanistan’da ve bu üslerle acaba Yunanistan kimi tehdit ediyor? Bu üsler Yunanistan’da niye kuruluyor? Şu anda AB ülkelerine 400 milyar avro borcu olan bir Yunanistan var. Kendisi ile yaptığımız görüşmede, aramıza üçüncü ülkeleri sokmayalım diye mutabık kaldık. Buna rağmen geçen hafta bir Amerika seyahati oldu ve senatoda Türkiye’nin aleyhine ne gerekiyorsa bu konuşmaları yaptığı gibi ‘F-16'ları Türkiye'ye vermeyin’ diye ABD'ye telkinde bulundu. Biz bu yıl ‘Stratejik Konsey Toplantısı’ yapacaktık. Artık benim için Miçotakis diye birisi yok. Kendisiyle böyle bir görüşme yapmayı asla kabul etmiyorum. Çünkü biz sözünde duracak, şahsiyetli, onurlu siyasetçiler ile yola gideriz. Bundan sonrasını Miçotakis kendisi düşünsün. Kimlerle görüşecekse, kimlere nasıl üsler kurduracaksa buyursun kurdursun; biz bize yeteriz. F-16 konusunda da ABD herhalde Miçotakis'in ağzına bakarak karar vermeyecektir.

SAYIN ANDERSSON CADDELERİNDE TERÖRİSTELER BAĞIRARAK YÜRÜYOR, SENİN POLİSİN DE KORUYOR: İsveç ve Finlandiya meselesi kötü siciliyle her iki ülkede de hâlâ devam eden Türkiye karşıtı yaklaşımları kabul edilemez bulduğumuzu ifade ettim. Daha dün, Stockholm sokaklarında PKK, YPG liderlerinin posterleriyle yürüyüş yaptılar. Ben şimdi sesleniyorum. Sayın Andersson bak bana neler söyledin? Caddelerinde teröristler bağırarak yürüyor, senin polisin de koruyor. Sadece orası mı? Almanya caddelerinde de bu tür gösterileri yapıyor. Alman polisinin koruması altında yapıyor. Ancak bizim vatandaşlarımızdan herhangi birisi bir yanlışlık yaptığı zaman yere bastırıyor Alman polisi ve dayanılmaz acılar çektiriyor. Hatta 14-15 yaşındaki Türk çocuğuna böyle yapıyorlar. Bütün bu olaylardan sonra bizden bazıları hâlâ barış dostluk… Olmaz böyle bir dostluk. Siz ancak terör örgütleriyle kol kola yürüyorsunuz. 

Biz işimizi biliyoruz. Atılması gereken adımları nasıl atacağımızı da biliyoruz. Dolayısıyla bu ülkelerin terör örgütlerine fiili ve siyasi destek vermekle Türkiye'den NATO üyeliğine ‘evet’ demek arasında bir tercih yapmaları bunun da somut emarelerini ortaya koymaları gerektiğini söyledim. Türkiye için, tehdit oluşturan terör örgütlerine her türlüğü desteği vererek, teröristleri koruyup kollayanlar, bize karşı sergiledikleri ciddiyetsiz ve kibirli tavırlarından vazgeçmelidir. Somut uygulamalarda bu değişimi gördüğümüzde Türkiye olarak üzerimize düşeni yerine getireceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. 

BİR TÜRK VATANDAŞININ ULUSLARARASI UZAY İSTASYONU'NA GÖNDERİLMESİ SÜRECİNİ RESMEN BAŞLATIYORUZ: Uzay alanında iddiasını ortaya koyan bir Türkiye için yaklaşık bir yıl önce yine bu kürsüden Milli Uzay Programı’mızı açıklamıştım tüm bakan arkadaşlarım aracılığıyla. Birçok insan küçük yaşlarından itibaren uzaya gitme hayali kurmuştur. Atık o vakit geldi. Milli Uzay Programı çerçevesinde bir Türk vatandaşının Uluslararası Uzay İstasyonu'na gönderilmesi sürecini resmen başlatıyoruz. Hiç şüphesiz bu milli bir görev olacak. Bu milli göreve başvuru için uzaya.gov.tr adresini oluşturduk. Belirlenen eğitim şartlarını sağlayan 45 yaşından genç tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bu görev için başvurabilirler. Başvurular arasından seçilecek 2 aday bilim elçimiz olarak uzaya çıkış sürecimiz için gerekli tüm eğitimleri alacak. Eğitimlerin sonunda 2 adaydan biri üstlendikleri tarihi görev için 2023 yılında Uluslararası Uzay İstasyonu'na gönderilecek.” (HABER MERKEZİ)