YAZARLAR

Erdoğan ile Putin: Nereden çıktı bu yün yorgan

Gaz pazarlığında Erdoğan’ın işi hiç kolay değil. Kırım’ın konusunu Ukrayna’dan çok Türkiye’nin gündeme taşıması, BM Zirvesi’nde bile gündeme getirmesi, Moskova’da sıkıntı yarattı. İdlib’te işler pek yolunda sayılmaz. Libya’da iki ülke farklı konumda yer alıyor...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya lideri Vladimir Putin ile 29 Eylül’de (bugün) Soçi’de baş başa bir görüşme için bir araya gelecek. Heyetler bu ziyarette olmadığı için iki liderin ikna kabiliyeti devreye girecek, zira gündem yüklü.

Moskova ve Ankara’dan yapılan açıklamaya göre iki liderin menüsünde Suriye-İdlib, Libya, Afganistan ve diğer uluslararası gelişmeler olacak. Resmî açıklamaya ne kadar yansımasa da masada bir taslak anlaşma var: Doğalgaz anlaşması.

Türkiye bu kış için hazırlık yaparken Gazprom’un kapısını çaldı ve şirketle yapılan bir taslak anlaşma söz konusu. İşte bu anlaşmanın pazarlığı ve son noktanın konulması bu görüşmede olacak. Bu hafta Avrupa’da doğalgaz krizi sürerken Türkiye’nin durumunu, enerji bakanlığında yaşanan hareketliliğin nedenini ve Gazprom’un bir anda neden iki liderin sohbetinin tam ortasına konumlandığını ele alacağız.

TÜRKİYE’NİN ÇETİN KIŞI: ARTAN GAZ TALEBİ VE GAZ FİYATLARI

Sahadan gelen analizler ve raporlar Türkiye’nin doğalgaz talebinin bu yıl 58-60 milyar metreküpe (bcm) çıkabileceğini söylüyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Alparslan Bayraktar geçtiğimiz hafta katıldığı bir konferansta verdiği bir demeçte benzer bir ifade kullandı ve ekledi “Türkiye, bu yıl yükselen doğalgaz fiyatları nedeniyle zorlanabilir.” Bayraktar’ın ne demek istediğine ve bunun iki liderin görüşmesinde neden ana gündem olacağına bakalım.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) 2020 Yılı Doğalgaz Raporu’na göre Türkiye geçtiğimiz yıl toplam 48,2 bcm gaz tüketti. Bu gazın 48,1 bcm gaz ithal edildi. Bunun 15 bcm’i sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) olarak geldi. LNG demek, Türkiye açısından doğrudan spot piyasa demek değil. Türkiye Nijerya ve Cezayir’den de gaz alıyor, kontratları uzun süreli, ancak bu gaz gemilerle sıvı olarak geliyor. Yani genel LNG pastasına dahil oluyor, miktar olarak yaklaşık 7 bcm’e denk geliyor. Kalan 8 bcm'yi (buraya dikkat) spot piyasadan alıyor. Buradaki ana ithalatçıysa ABD.

Spot piyasalarında Avrupa’da yaşanan kriz hâlâ sürüyor. Bu yazı yazılırken Avrupa’da 1000 metreküp gaz 1000 doların üzerinde bir fiyata satılıyordu. İşte Türkiye’nin de dahil olduğu spot piyasa burası, yani fiyatların uçtuğu bir pazar.

Türkiye’de spot doğalgaz piyasasındaki duruma bakıldığında 14 Eylül’de piyasa bir rekora imza attı ve 1000 metreküp gazın referans fiyatı 2 bin 275 liraya çıktı. Üstelik 14 Eylül’den sonra da yukarı yönlü ivmelenme sürdü. 27 Eylül 2021’de referans fiyatı 1000 metreküp gaz için 2 bin 511 lira oldu. Yani Avrupa ile Türkiye spot piyasası arasında bir paralellik var. Peki Türkiye ne yapacak?

GAZPROM UCUZA FAZLADAN GAZ VERECEK Mİ?

İlk akla gelen, geleneksel alıcılara giderek alternatif üretmek ve spotun payını düşürmek, mümkünse sıfırlamak. Türkiye de bunu yapmaya çalışıyor. Pazarlık öznesiyse Erdoğan’ın bugün görüşeceği ülke, Rusya ya da Gazpromland. Gazprom’un Türkiye’deki durumuna bakalım.

Türkiye’de LNG ve boru hatları olmak üzere iki ana doğalgaz tedarik yöntemi uygulanıyor. Avrupa ile neredeyse aynı. EPDK raporuna göre Türkiye, 2020’de 33 bcm gazı boru hatları üstünden tüketiciye ulaştırdı. İşte bu 33 bcm'lik gazın yaklaşık 16 bcm’i Gazprom’dan alındı. Kalan 17 bcm gaz, anlaşması geçtiğimiz hafta sessiz biçimde yenilenen Azerbaycan ve İran’dan alındı.

Artan talep ve spot piyasadaki kriz karşında Azerbaycan’ın kapısı da çalınabilir miydi, sonuçta kardeş ülke? Azerbaycan’daki durum pek öyle kardeşlikle çözülemiyor. Zira Azerbaycan’ın Türkiye’ye acil durumda sevk edeceği gazı yok. O da sıkıştığında Rusya’dan gaz alarak yükümlüğünü yerine getiriyor. İran’ınsa üretimi düşük, kaldı ki İran bazen gerekli olan gazı bile Türkiye’ye sevkte zorlanıyor/zorluk çıkarıyor. Bu durumda elde Gazprom kalıyor.

Gazprom halihazırda Türkiye’ye iki koldan gaz aktarıyor. Rusya’dan Samsun’a gelen Mavi Akım -kapasitesi 16 bcm- ve Balkan Hattı. Ama bir Türk Akım da vardı değil mi? Evet hattın kendisi var, yani borusu var, güzergahı var. Bir hat ama doğal az hattı demeye yetmiyor, çünkü içinde gaz yok.

Rusya ile Türkiye arasında hattın inşası anlaşması yapıldı. Hatta Aydın Sezer’in sık sık ifade etmek durumunda kaldığı gibi, Türkiye Türk Akım Anlaşması’nı Rusya’dan daha önce onayladı. Ama hattan gaz akması için ticari bir anlaşma gerekiyor. İşte bu anlaşma yapılmadı. Hat 8 Ocak 2019’da açıldı, ancak içinde gaz yok, çünkü anlaşması yok. Demek hattan gaz akmıyor, o zaman Gazprom istese bile bize gaz veremez mi?

Gazprom’da çareler tükenmez, verebilir. Birincisi, bahse konu olan Mavi Akım var, kapasitesi 16 bcm. Dahası bir de Balkanlar üstünden gelen, Trans Balkan Hattı var. Onun da kapasitesi 14 bcm. Yani Türk Akım var, inşa edildi, hattın işlevsel olması hoş olur, ama şimdilik Balkan Hattı Türkiye’nin ihtiyacını giderebilir. Yine eksik bir parça var ancak, hat var, ihtiyaç var, ama ısınmak için Gazprom’un ekstra gaz vermesi lazım. İşte Erdoğan’ın zorlu sınavı burada başlıyor.

GAZPROM UCUZA GAZ VERMEK İSTEMİYOR

Gazprom, hem Avrupa’ya hem de Türkiye’ye gaz sağlayan ana tedarikçi. Şirketin gaz ihracatında genel bir artış var, Türkiye’ye aktardığında da. Şirket verilerine göre Gazprom Ağustos 2021 sonuna kadar olan dönemde Türkiye’ye 20 bcm gaz ihraç etti, geçtiğimiz yıl bu 8 bcm’di. Nitekim Gazprom, Türkiye konusunda rekor kırdığını da açıklamasına eklemişti. Burada sorun yok, şirket hâlâ üstüne düşeni yapıyor. Bu gazı Türkiye’ye 240 dolardan satıyor.

Türkiye yukarıda özetlenen koşullar uyarınca (artan talep ve spot piyasada artan fiyatlar) Gazprom ile pazarlık yapmaya başladı. Gazprom “gaz vermem” demiyor, “hay hay” bile diyor. Bir şartla demeyi ihmal etmiyor: Şimdi durumunuz malum. Biz de inceledik. Tabii sizin gibi bir müşterimizi kırmak, soğukta donmanızı görmekten üzüntü duyarız, ama gazı 240 dolardan da vermeyiz. Burası da iş yeri, Sibirya’da çocuklar ne yiyecek?

Yani tam olarak bu cümleleri kurmasa da ana fikri bu. “Gazı uzun dönemli kontratların formülüyle vermem, daha pahalıya sağlarım” diyor. Türkiye heyeti geçtiğimiz haftalarda Gazprom ile pazarlık için Moskova’ya revan oldu. Büyük ihtimalle de bir taslak anlaşma imzalandı. Şimdi Erdoğan’ın “Dostum Putin”den biraz indirim alıp almayacağı merak konusu.

Gaz pazarlığında Erdoğan’ın işi hiç kolay değil. Kırım’ın konusunu Ukrayna’dan çok Türkiye’nin gündeme taşıması, BM Zirvesi’nde bile gündeme getirmesi, Moskova’da sıkıntı yarattı. İdlib’te işler pek yolunda sayılmaz. Libya’da iki ülke farklı konumda yer alıyor. Afganistan’da işler karışık, Türkiye ABD’ye yakın bir pozisyona sahip. ABD ile işlerin yolunda olmadığını bırakın Putin’i, tün dünya duydu. Buna bir de Putin’in gelmesi gerekirken Erdoğan’ın Putin’in yanına gitmesi ekleniyor. Yani Erdoğan’ın eli pek güçlü değil. Buysa bizler açısından kışın hiç kolay geçmeyeceğini gösteriyor. Artan gaz fiyatları bir yandan, Gazprom’un kısa vadeli kâr hesapları bir yandan ama en önemlisi artan dolar kuru öte yandan Türkiye halkını nefessiz bırakıyor. Öyle görünür ki bu kış özellikle halk için çok çetin geçecek, belli ki hepimiz anane evindeki yün yorganları arayacağız.

***

Not: Türk Akım/Gazprom yetkileri, Türk Akım'dan gaz aktığını, Türk Akım'ın özel bir ticari anlaşması olmadığını, ancak Batı Hattı anlaşmasıyla gaz akışını sürdürdüklerini ilettiler. Bir başka Türkiyeli yetkiliyse anlaşmanın 2 yıl için 8 bcm olduğunu ve yıl sonunda anlaşmanın biteceğini belirtti.


Mühdan Sağlam Kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktorasını yapmıştır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rus dış politikası ve enerji politikaları, Avrasya enerji politiği temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. Barış için Akademisyenler “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzadığı için 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.