TAKSİTLİ TİCARİ KREDİ MİKTARINDA ARTIŞ
BDDK’nın haftalık bültenine göre, sektörün kredi hacmi 26 Nisan itibarıyla 198 milyar 631 milyon TL artış gösterdi. BDDK ve Türkiye Data Monitor (TDM) yaptığı hesaplamaya göre, geçen hafta 13 haftalık, yıllıklandırılmış ve kur etkisinden arındırılmış tüketici kredi büyümesi yüzde 32.8 olarak gerçekleşti. Toplam kredi hacmi 12 trilyon 899 milyar 25 milyon TL’den 13 trilyon 97 milyar 656 milyon TL’ye yükseldi. Bankacılık sektöründe toplam mevduat da bankalar arası dahil geçen hafta 57 milyar 905 milyon TL artarak 15 trilyon 822 milyar 866 milyon TL’ye ulaştı. Tüketici kredilerinin tutarı, 26 Nisan itibarıyla 16 milyar 614 milyon TL artışla 1 trilyon 639 milyar 195 milyon TL’ye çıktı. Bu kredilerin 444 milyar 356 milyon TL’si konut, 90 milyar 653 milyon TL’si taşıt ve 1 trilyon 104 milyar 185 milyon TL’si ihtiyaç kredilerinden oluştu. Taksitli ticari kredilerin tutarı 17 milyar 858 milyon TL artarak 1 trilyon 618 milyar 388 milyon TL’yi buldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 1.8 artışla 1 trilyon 395 milyar 122 milyon TL’ye çıktı. Bireysel kredi kartı alacaklarının 565 milyar 394 milyon TL’sini taksitli, 829 milyar 727 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu. Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 26 Nisan itibarıyla önceki haftaya göre 1 milyar 227 milyon TL yükselişle 203 milyar 427 milyon TL’yi buldu. Halen alınabiliyorsa kredi alabilmek, özellikle de ihtiyaç kredisi alabilmek, gerçek enflasyon dikkate alındığında mantıklı olabilir. Hele ki kredi kartı borcu batağına girmiş ve bu borcu çeviremeyenler için ihtiyaç kredisi bir can simidi olmaya devam ediyor. Dar ve orta gelirli tüketici için krediyle beyaz eşya ya da diğer dayanıklı tükemi mallarını almak da çekici görünüyor. Zira vatandaşta, birkaç ay sonra bu ürünlerin fiyatlarında yaşanacak artışın ödediği kredi faizinin üzerinde gerçekleşeceği inancı hakim.
TÜKETİM MALLARI İTHALATI YÜZDE 34 ARTIŞ GÖSTERDİ
Dış ticaret dengesinde olumlu gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmenin olumluluğu sadece dış açığın, yani ihracatın ithalatı karşılama oranının bir parça daha iyiye gitmesi... Ancak ithalatın bileşenlerine baktığımızda sağlıklı bir gelişmeden söz etmek hiç mümkün değil. Böylesi ekonomik kriz ortamlarında beklenen, ithalatta tüketim mallarının oranının düşmesidir, oysa ki Türkiye’nin ithalatında tüketim mallarının payı giderek artıyor. Nisan ayında dış ticaret açığı yükselişe geçerken tüketim malı ithalatı da yeni rekor seviyeye yükseldi.
Ticaret Bakanlığı’nın öncü verilerine göre, Türkiye nisan ayında toplamda 29.2 milyar dolar ithalat yaparken, tüketim malı ithalatı ise 4.9 milyar dolar olarak kaydedildi. Bu dönemde, tüketim malı ithalatı yüzde 34 arttı. Son artışla birlikte tüketim malı ithalatı nisan ayındaki toplam ithalatın yüzde 16.6’sını oluşturdu. Aynı dönemde hammadde ithalatı yüzde 0.9 azaldı. Yatırım malları ithalatı ise yüzde 3.5 artış kaydetti. Nisan ayıyla birlikte son 12 ayda yapılan tüketim malı ithalatı 50.9 milyar dolara çıktı. Böylelikle tüketim malı ithalatında yeni tarihi zirve kaydedildi. Tüketim malları ithalatında tek tek ürün kalemlerini ayrıca incelemek gerek, ancak görünen o ki artık Türkiye ucuza üretim yapmakta da sıkıntı çekiyor. Söz gelimi ithalatta kırmızı etin payını çok merak ediyorum. Aynı şey, diğer tarımsal ürünler için de geçerli. Palyatif yöntemlerle iç piyasadaki fiyatları bir nebze baskılamak için bu yapılıyorsa, ülke ekonomisine yapılacak kötülüklerin en büyüklerinden biri olur.
ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA
Türk-İş’in açıkladığı ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı’ araştırmasına göre, nisan ayında Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı ya da bilinen adıyla açlık sınırı 17,725 TL’ye yükseldi. Bu hesaba göre, 17,002 TL’lik asgari ücret bu yıl ilk kez açlık sınırının altında kaldı. Araştırmaya göre, gıda harcamasıyla giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ya da diğer adıyla yoksulluk sınırı 57,736 TL’ye yükseldi. Aynı araştırmaya göre, bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 22,991 TL oldu. Türk-İş’in verilerine göre, nisan ayında mutfak enflasyonu da hızlandı. Bu dönemde Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 5.55 oranında gerçekleşti. Son oniki ay itibarıyla değişim oranı ise yüzde 74.88 olarak hesaplandı. Ülkemizde açlık sınırı, diğer gelişmiş ekonomilerle kıyaslandığında, sürünme sınırı!.. Yoksulluk sınırını ise artık bazı Afrika ülkeleriyle kıyaslamak zorundayız. Hele ki bekar bir çalışansanız işiniz daha da güç, tabii evli ve iki çocuklu ve asgari ücrete talim eden bir çiftseniz, artık hiçbir aritmetik hesapla yaşam standardınızı hesaplamak mümkün değil. Gıda, giyim, barınma, sağlık ve eğitimdeki fiyat artışlarının diğer kalemlerin çok daha üzerinde olması, bu enflasyonist ortamda sadece dar gelirlilerin değil orta gelirlilerin de insani yaşam kalitesini tümüyle ortadan kaldırıyor.