ABD’nin Austin kentinde bulunan Teksas Üniversitesi’nden astrofizikçi Rebecca Larson öncülüğünde yazılarak keşfi detaylandıran makale, The Astrophysical Journal dergisinin özel bir sayısında yayınlandı. Larson, araştırmaya ilişkin verdiği bir demeçte, “Şu ana dek gözlemlenen en uzak aktif galaktik çekirdeği (AGN) ve en uzak ve eski kara deliği keşfettik” dedi. Larson, ilk etapta CEERS 1019’u evrenin başlangıç dönemlerindeki yıldız oluşumlarının yaydığı ışığı inceleyen çalışmasının bir parçası olarak gözlemliyordu.
'BU BİLGİNİN BOYUTU KARŞISINDA BAŞIM DÖNDÜ'
‘Lyman-alfa emisyonu’ olarak adlandırılan bu ışığın, nötr hidrojenin yıldız oluşum aktivitesi neticesinde iyonlaşması aracılığıyla ortaya çıktığı düşünülüyor. İlkel evren, ışığın yayılmasını önleyen bir nötr hidrojen sisiyle kaplıydı. Bununla birlikte, bu hidrojen iyonlaştıktan sonra ışık özgürce yayılabildi.
Bilindiği üzere, ‘Reiyonizasyon Dönemi’* adı verilen bu dönem henüz tam olarak anlaşılmış değil. Günümüzden 13.8 milyar yıl önce gerçekleşen Büyük Patlama’dan sonra geçen ilk milyar yıllık dönemde yaşandığını biliyor olsak da bunun izini erken evrene kadar sürmek gerçekten de çok güç. CEERS 1019 ve diğer birkaç öncü süper galaksi görece parlak olduklarından, bu araştırma için mükemmel hedef durumunda.
Bu galaksi, 2015 yılında Hubble’ın topladığı veriler kapsamında tespit edildi ve o zaman için gözlemlenen en eski ve uzak galaksiydi.
Daha sonra yapılan gözlemler galaksinin mevcudiyetini teyit etti ama daha ayrıntılı bilgilere ulaşmak fazlasıyla güçtü. Evrende yayılan en eski ışık, evrenin genişlemesi sebebiyle spektrumun kızılötesi kısmına doğru o kadar çok kaymıştı ki onu incelemek için JWST gibi güçlü ve özel bir kızılötesi cihaz gerekiyordu.
Sonrasında, JWST göreve başladığında, Hubble tarafından tespit edilen bu çağa ait galaksilerin en parlağı olan CEERS 1019, bariz bir hedef olarak bekliyordu. Teleskop, dört cihazı aracığıyla yalnızca bir saat boyunca galaksiye baktı ve pek çok veri topladı.
Larson, Science Alert’e verdiği demeçte, “Şimdi JWST aracılığıyla görebildiğimiz şeylere gelirsek, evrenin başlangıç dönemindeki herhangi bir galaksiyi ve bu galaksinin spektrumunun tamamını, kısacası daha önce hiç görmediğimiz şeyleri gördük. Bu bilginin boyutu karşısında başım döndü” dedi.