Emekliler Ankara’da miting yapacak: 3 talepleri var

Emekliler maaşlarına iyileştirme, sağlık hizmetlerinde katkı paylarının kaldırılması ve bayram ikramiyesinin asgari ücret seviyesine yükseltilmesi talepleriyle 16 Nisan'da Ankara'da miting yapacak.

Tüm Emekliler Sendikası Genel Sekreteri İshak Kocabıyık: Tüm emeklileri ve demokrasi güçlerini mitingimize katkı vermeye ve alanda olmaya çağırıyoruz.
Google Haberlere Abone ol

Ogün Akkaya
ANKARA -
Tüm Emekliler Sendikası ve Emekliler Dayanışma Sendikası, emekli maaşlarına insanca yaşanabilecek düzeyde ek zam yapılması, temel tüketim mallarına gelen zamların geri çekilmesi ve emekli sendikalarının örgütlenmesinin önündeki engellerin kaldırılması talebiyle harekete geçti. Türkiye’nin yedi farklı noktasından Ankara’ya gelecek olan emekliler, 15 Nisan’da yürüyüş gerçekleştirecek, 16 Nisan’da ise Ankara Anıt Park'ta miting düzenleyecek.

Tüm Emekliler Sendikası Genel Sekreteri İshak Kocabıyık, yürüyüş ve miting kararını, emeklilerin yaşadıkları ekonomik zorlukları ve hükümetin atması gereken iyileştirici adımların neler olduğunu Gazete Duvar’ a anlattı.

‘NEFES ALMAMIZ BİLE BİR MUCİZE HALİNE GELDİ’

İlk olarak yürüyüş ve mitingin ortaya çıkışına değinen Kocabıyık, “Bu mitingin çıkış noktası en başta gitgide ağırlaşan, hatta altında ezildiğimiz zorlu hayat şartları” dedi. Yılbaşından bu yana temel tüketim ürünlerinin 'akıl almaz derecede' zamlandığını ve emeklileri ölüm sınırına getirdiğini belirten Kocabıyık, “Nefes almamız bile mucize haline geldi. Bugün on üç buçuk milyondan fazla emeklinin sekiz milyonu 3 bin lira veya onun altında bir aylık alıyor. 3 bin lira ile bir ay değil üç gün bile geçinmek, hayatı devam ettirebilmek bugünün şartları açısından mümkün değil. Elektriğe, akaryakıta, ekmeğe, süte, ete, peynire her şeye zam geldi. Evimize, mutfağımıza çok sınırlı giren etin şimdi artık önünden bile geçemez hale geldik” diye konuştu.

‘EMEKLİLERE VERİLEN İKRAMİYE, TORUNLARA VERİLEBİLECEK BİR PARA BİLE DEĞİL’

Emeklilerin düzenleyeceği mitingde maaşlara iyileştirme talep edeceklerini belirten Kocabıyık, ilk olarak emekli maaşlarındaki kaybın giderilmesini, temel tüketim ürünlerinde gerçekleşen zamların geri alınmasını ve sağlık hizmetlerinde alınan katkı paylarının kaldırılmasını isteyeceklerini söyledi. “Gelen zamlarla baş edebilmemiz mümkün değil” diyen Kocabıyık şunları söyledi:
“Bugün herhangi bir markette en kötü domatesin fiyatı 20 lira. Beğenmediğimiz maydanoz 5 lira, 10 lira. Bu fiyatlarla baş edebilecek aylık gelire ihtiyacımız var. Üçüncüsü sağlık hizmetlerinde her aşamasında alınan katkı paylarının kaldırılmasını istiyoruz. Biz emekliler çalışırken hasta olalım olmayalım bu sağlık hizmetlerine ait katkı paylarımızı çalışırken ödedik. Bayram ikramiyesi adı altında emeklilere her dini bayram öncesi 2018'den beri ödeme yapılıyor. Bu bin liraydı daha sonra bin 100 lira oldu. Bu artık bugün itibariyle bırakın ikramiye ödemeyi bayram harçlığı niteliği bile taşımıyor. Bu para toruna verilebilecek harçlık bile değil. Biz bunun asgari ücret seviyesinde ve yılda dört sefer verilmesini istiyoruz. İnsanca yaşayabilmek için sendika örgütlenme hakkımızın da tanınmasını ve önündeki bütün engellerin, baskıların kaldırılmasını istiyoruz”

‘İKTİDAR KENDİSİ İÇİN HAK GÖRDÜĞÜNÜ BİZ EMEKLİLERE YÜK OLARAK DEĞERLENDİRİYOR’

Geçim sıkıntısının ve temel gıdalara erişimin en temel sorun olduğunu söyleyen Kocabıyık, emeklilerin pazar yerlerine akşamları çöp olarak atılan meyve ve sebzeleri toplamak için gittiğini anlattı ve ekledi:

“Bayat ekmeği kimi fırınlar kimi lokantalar düşük ücretle satıyorlar. Bunların önünde kuyruk oluşmaya başladı. Düşük ücretle ekmek satan halk ekmek fabrikalarının önünde, büfelerin önünde yüzlerce emeklinin beklediğini görüyoruz. Zaten ulaşım imkânı son derece kısıtlı. Sağlık hizmetleri son derece kısıtlı. Kimi emekliler katkı payı ödememek için acil servislere gitmenin yollarını arıyorlar. Bu insanlık dışı bir tutumdur. Siyasi iktidar kendi mensupları için kendi yandaşları için 2-3 yerden maaş ve son derece güvenli bir gelecek hazırlıyor. Kendisi için hak gördüğünü biz emeklilere geldiğinde yük olarak değerlendiriyor. Oysa biz bir yük değiliz. Bu ülkenin bütün değerini üreten kesimiz. Bakın biz çalıştık 25 sene 30 sene 40 sene. Bir değer ürettik bir emek ürettik. Şimdi o ürettiklerimizin o değerlerimizin karşılığını almamız gerekiyor.”

‘EN BÜYÜK YOKSULLUK DA BİZİM ÜLKEMİZDE’

Emekli maaşında yapılamayan düzenlemenin kaynak sorunu değil, tercih sorunu olduğunu söyleyen Kocabıyık “Siyasi iktidarının tercihi bizden değil sermayeden, büyük holdinglerden yana kullandığı için durum böyle” diye konuştu. Kaynağın israfa aktarıldığını belirten Kocabıyık sözlerini şöyle sürdürdü:

“Büyük holdinglerin, büyük inşaat firmalarının borçları affediliyor, vergi cezaları affediliyor. Bize geldiğinde ise ‘kaynak’ yok deniliyor. Bu bir tercihtir. Geçmediğimiz köprülerin kullanmadığımız trenlerin kullanmadığımız havaalanlarının parasını bizden tahsil ediyorlar. Onlar için ise bir övünç kaynağı oluyor. ‘Dünyanın en büyük havaalanını’ yapmış. Dünyanın en büyük yoksulluğu da bizim ülkemizde. Eğer bir karşılaştırma yapılacaksa bu şekilde bir karşılaştırma yapılması lazım. Kendi halkını görmezden gelerek bir siyasi iktidarın varlığını sürdürmesi mümkün değildir. On üç buçuk milyon emeklinin yok sayılması günden güne sefalete itilmesi siyasi iktidarın aslında ne kadar yolun sonuna geldiğinin bir göstergesidir.”

‘ZAMMIN OLMADIĞI GÜN ŞAŞIRIYORUZ’

Önümüzdeki Ramazan Bayramı’nın ekonomik koşullar yüzünden emekliler açısından bir bayram olmayacağını söyleyen Kocabıyık,  şu eleştiride bulundu:

“Her gün bir zamla karşı karşıya kalıyoruz. Zammın olmadığı gün şaşırıyoruz. ‘Acaba başka bir ülkede mi uyandık başka bir şey mi oldu’ diyoruz. Açlığımızın, sefaletin biraz daha hissedildiği insanca yaşamdan biraz daha uzaklaştığımız ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin daha da görünür olduğu bir bayramdan söz edebiliriz. Yoksa bir sevinç, neşe; çocuklarımızla, torunlarımızla güle oynaya kutlayacağımız bir bayram bizim için artık çok uzakta kaldı. Bu elbette bizim ayıbımız, eksikliğimiz değil. Siyasi iktidar uyguladığı politikalar ve tercihlerinin sonucu bizi bu duruma getirdi.”