Orta Asya'nın Covid-19 yalnızlığı

Orta Asya’daki beş ülkenin korona virüsüyle mücadelesi sürüyor. Türkmenistan veri bile açıklamadan salgının 'üstesinden gelmeye' çalışırken daha makul önlemlerle salgına karşı mücadele eden diğer ülkeler ekonomik kriz, siyasal yalnızlık ve yetersiz sağlık sisteminden oluşan cephanesinin ne kadar zayıf olduğunu görüyor.

Mühdan Sağlam  

ANKARA – Korona salgınının dünyaya yayılması bazı ülke ve bölgelere daha fazla kulak verilmesine neden oluyor. Rusya, ABD, Çin gibi ülkelerle Avrupa bu noktada merceğin yakın tutulduğu adresler. Bununla beraber, Çin ile Rusya yer yer ABD’nin enerji kaynakları, ticaret, ekonomi ilişkileri denildiğinde mücadele etmekten imtina etmediği ancak bu süreçte mütevazı denebilecek ilgiye bile erişemeyen bir yer var: Orta Asya’daki beş ülke. Gelin analiz sayısı kısıtlı olduğu ve gerçekte ne olduğuna dönük bilginin mumla arandığı Orta Asya’ya bakalım.

BİLİNMEZLİK DİYARI TÜRKMENİSTAN

Orta Asya’da bulunan Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’ın 22 Mayıs itibarileriyle ilettiği vakalara bakarak durumu ele almak yerinde olacak. En fazla vakanın görüldüğü ülke 18 milyon nüfusa sahip Kazakistan, Nur Sultan’ın bildirdiği verilere göre ülkede 7 bin 597 vaka ve 35 ölüm var. Kazakistan’ı bölgenin en kalabalık ülkesi Özbekistan izliyor. Taşkent’in onaylayarak bildirdiği vaka sayısı 3 bin 6 ölüm ise 13. Bölgenin en yoksul iki ülkesi Tacikistan ve Kırgızistan’da vaka sayısı sırayla 2 bin 350 ve 1350 iken ölüm 44 ve 14. Listeye bakanlar bir ülkenin eksik olduğunu görecektir: Türkmenistan.

Türkmenistan pek çok konuda olduğu gibi virüs bulaşan insan sayısını ve ölümleri ve test sayısını paylaşmayı ulusal güvenliğine tehdit olarak görüyor. “Yapmayın etmeyin, bu vaka ve ölüm oranları salgının boyutu ve incelemeler için elzem” dense de Aşkabat, “veri benim güvenlik benim vermiyorum işte” diyerek ‘kararlılığını’ ya da inadını koruyor. Ulus devletlerin egemenlik ve milli güvenlik politikalarıyla küresel ve uluslararası bilgi ve güvenlik konularında işbirliği açısından duruma baktığımızda, ‘küreselleşme de neymiş yaşasın duvar’ diyen Trump ve ciddi sansürlerle gündeme gelen Çin dahi -ne kadar güvenilir ayrı- veri paylaşırken Türkmenistan’ın âli hangi çıkarı buna engel oluyor, sağlıkla güvenlik politikaları nerede çıkar çatışmasına döndü anlamak güç. Anlaşılması daha kolay olan Türkmenistan’ın “veri yoksa hastalık yok” mantığı. Hatta batı basınında ülkede salgından ve virüsün adından bahsetmenin yasak olduğu da iddia edilmişti.

RUSYA VE ÇİN EKONOMİSİNİN DURGUNLUĞUNUN ORTA ASYA’YA ETKİSİ

Orta Asya’daki bu beş ülke kendi içinde ekonomik gelir ve imkanlar bakımından ikiye ayrılabilir. Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan enerji kaynakları açısından önemli rezerv oranlarına sahip olduğu için ekonomileri bu yönde şekillenmiş durumda. Öte yandan bölgenin hem yurtiçi milli hasıla hem de kişi başına gelir açısından bir hayli geri sıralarda yer alan ekonomileri Kırgızistan ve Tacikistan ikinci grubu oluşturuyor. Bununla beraber her iki grup da Covid-19 için küresel olarak alınan önlemlerden doğrudan etkileniyor.

OECD Mayıs 2020 raporuna göre enerji kaynaklarının büyük bir kısmını Çin’e ihraç eden Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan Çin’den gelen talep düşüşünden doğrudan etkiledi. Dahası petrol fiyatlarındaki sert düşüş bu ülkelerin gelirlerini de olumsuz etkiliyor. Örneğin 2020 bütçesini 50-60 dolar petrol varil fiyatı üstünden hazırlayan Kazakistan Nisan’da fiyatların 20 dolara gerilemesi karşısında bütçesini yeniden yapılandırmak zorunda kaldı. Mayıs ayında petrol fiyatları 30-35 dolar aralığında seyrediyor. Yani Kazakistan 2020’nin ilk yarısında enerji gelirlerinin en az yarısından olacağa benziyor. Diğer iki enerji zengini Türkmenistan ve Özbekistan’ın da durumu çok farklı değil.

İkinci grubu oluşturan Kırgızistan ve Tacikistan’ın durumu daha vahim. Bişkek ve Duşanbe ekonomisinde Çin’le ticaret hayati bir rol üstleniyor. Ancak Çin ekonomisindeki sarsıntı ve belirsizlik bu ülkelerin ulusal gelirlerinin sıfırlanmasına neden oldu. Ulusal gelirde yüzde 30 paya sahip olan işgücü göçü ve göç sonucunda ülkeye yollanan döviz, bu ülkenin diğer bir can damarıydı. Her ikisinin göç verdiği en önemli adres Rusya. Ancak Rusya’nın mart ayı sonunda sınırlarını Rusya vatandaşı dışındaki kişilere kapatması, yetmezmiş gibi Moskova’nın kendi ekonomisinde kriz yaşaması bu ülkeleri de doğrudan etkiliyor.

Özetle her iki ülke de ticari ve ekonomik olarak bağımlı oldukları Rusya ve Çin’deki durumdan doğrudan etkileniyor ve bu ülkelerde zaten düşük olan gelir, sıfıra inme düzeyine yaklaşıyor.

SAĞLIK SİSTEMİ CAN ÇEKİŞİYOR

Değinilen her beş ülkenin sağlık sistemi bir hayli eski ve güncel tedavi pratikleri çok gelişkin değil. Bunun yanında hastane sayısının azlığı, ekipman eksikliği dikkat çeken diğer sorunlar. Ancak UNICEF raporları incelendiğinde sağlık çalışanı sayısının da yeterli olmadığı görülüyor. Sağlık çalışanları düşük maaş ve iş yüküne karşın genelde başka ülkelerde alanları olmayan iş kollarında çoğu zaman kayıtsız çalışıyor.

Bu ülkelerde yaşanan bir diğer sorun bazılarının SSCB dağıldıktan sonra aşırı muhafazakâr tutumlar benimsemesi. Bunun yansıması olarak cinsiyet odaklı doktor ve hemşire seçimi. Örneğin Kırgızistan’da kadın doğum uzmanına gidebilen, genel olarak sağlık hizmetine erişebilen, kadın sayısı çok düşük. Bunun en önemli nedenlerinden biri kadınların eş ya da babalarının erkek doktorların kadınları muayene etmesine izin vermemesi. Bu nedenle kadınların bir kısmı doğum sırasında ya da sonrasında canından oluyor. Covid-19 bölgeye geç gelmiş olsa da var olan durumu daha da kötüleştirdi demek yerinde olacak.

Göreli olarak bu ülkelerde vakalar düşük olsa da yapılan test sayıları, kırsal bölgeye ulaşan ya da ulaşamayan sağlık sistemi, insanların sağlık kurumuna başvurup başvurmaması vaka sayısını etkiliyor. Üstelik bu ülkelerin veriler konusunda şeffaf davrandığı ön kabulüyle hareket ediliyor.

Sonuç olarak Rusya ile Çin arasındaki “buralar benim etki alanım, ne münasebet asıl benim arka bahçem” kavgası yapılan Orta Asya ülkeleri, Moskova ve Pekin kendi derdine düşünce gündemin dışında kaldı. Bunun yanında Çin ve Rusya ekonomisindeki darboğaz bu ülkelerde deprem etkisi yarattı. Üstelik jeopolitik ve ekonomik olarak bu iki merkez arasında mekik dokuyan bölge devletleri şimdi her iki adresin “önce can sonra canan” cevabıyla karşı karşıya.