TÜMTİS: 'Evde kal'mak mümkün mü?

İşçilerin işe gitmek zorunda bırakıldığı bir ortamda 'evde kal' çağrılarının bir karşılığı olmadığını belirten TÜMTİS "Hiçbir tedbir almadan, iş, ekmek garantisi vermeden evde kal çağrıları yapmak, toplumu aldatmadan öteye bir anlam taşımamaktadır" eleştirisinde bulundu.

DUVAR – Tüm Taşıma İşçileri Sendikası (TÜMTİS) Merkez Yönetim Kurulu, korona virüsü salgınına karşı işçilerin ve emekçilerin evde kalma koşullarının sağlanmasını istedi. “Hükümet salgını önlemek istiyorsa, işyerlerini tatil etmeli, çalışanların ücretlerinin yüzde 80’inin devlet tarafından ödenmesine, geriye kalanının işverenler tarafından karşılanmasına karar veren İngiltere, işten çıkarmayı yasaklayan, işyerlerinin iflasını engelleyecek tedbirler alan Fransa gibi cesur kararlar vermelidir” çağrısı yapan sendika, ücretsiz izin ve işten çıkarmaların da acilen yasaklanması gerektiğine vurgu yaptı.

Korona virüsü salgınına karşı çalışanlar için ciddi ve somut tedbirlerin alınmadığı eleştirisinde bulunan TÜMTİS, şu noktalara dikkat çekti:

Başta, Sağlık ve İçişleri bakanları olmak üzere hükümet yetkilileri, baş danışmanlar ve bürokratlar “hayat eve sığar” sloganı eşliğinde halka kendi OHAL’ini ilan etme, evde kalma çağrısı yapmıştır. Sanatçılar, sporcular gibi medyatik kişiler de modaya uyup hükümetin evde kalma çağrılarına katılmıştır. Ancak, işe gitmemesi, evde kalması halinde beş parasız, tazminatsız kapının önüne konulacağını bilen işçiler ve emekçiler için “evde kal”mak, “hayatı eve sığdırmak” ne yazık ki mümkün değildir.

HİÇBİR DEĞER TAŞIMIYOR

Toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan işçi ve emekçilerin evde kalamadığı, işe gitmek dolayısıyla sokağa çıkarak çalışmak zorunda olduğu ülkemizde, hiçbir tedbir almadan, iş, ekmek garantisi vermeden “evde kal” çağrıları yapmak, toplumu aldatmadan öteye bir anlam taşımamaktadır. Bu çağrılar, korona vakalarının görüldüğü işyerlerinde çalışmak zorunda olan işçiler, emekçiler ve onların çocukları, eşleri, anneleri, babaları, kardeşleri için hiç bir değer taşımamaktadır.

Cumhurbaşkanının deyimiyle “neşesi yerinde” olan ve açıklanan 100 milyar liralık kriz paketiyle daha da neşelenen patronlar, halk sağlığını hiçe saymakta, daha fazla kar için işyerlerini çalıştırmaya devam etmektedir. Faaliyetine devam eden işyerlerinde çalışan işçiler ve emekçiler için ‘evinde kal’ çağrıları boş sözlerden öteye herhangi bir anlam taşımamaktadır. Sorumluluk almaktan uzak, halkı aldatmaya yönelik bu sloganlardan vaz geçmeli, derhal ciddi kararlar alınmalıdır.

İŞSİZLİK FONU DEVREYE ALINMALI

İktidar sorumluluk almalı, acil ve zorunlu işlerin yapıldığı işyerleri dışında diğer tüm işyerlerinin faaliyetlerini durdurarak çalışanlarını ücretli izne çıkarma ve ücretlerinin devlet tarafından karşılanması kararı vermelidir.

Ülkemizde de işçinin ücretinden kesilen paralarla oluşturulan işsizlik fonunda birikmiş 130 milyar lira bulunmaktadır. Hükümet, işçilerin maaşında kesilen primlerle oluşan işsizlik fonunda birikmiş olan bu parayı, işverenlere peşkeş çekmekten, işsizlik fonunu işverenler için kaynak olarak kullanmaktan vazgeçmeli; ücretli izne çıkarılan işçilerin ücretlerinin bir bölümünü bu fondan karşılamalıdır.

Sendikaların ve emek örgütlerinin çağrılarına rağmen hükümet, işten çıkarmayı yasaklamamış, virüs salgınının önlenmesi için işyerlerinin tatil edilmesine, çalışanların ücretli izne çıkarılmasına yönelik bir karar almamıştır.

Virüs salgını gibi büyük bir sağlık krizini bile fırsata çevirmeye çalışan işverenler, bu süreçte binlerce işçiyi ücretsiz izne çıkarmış ya da işten atmıştır.cİktidar, sendikaların ve emek örgütlerinin çağrılarına kulak vermek yerine patronların “neşesini yerine getirecek” paketler hazırlamaktan vazgeçmelidir.cİşten çıkarma, ücretsiz izin uygulaması yasaklanmalıdır.cZorunlu ve acil işlerin yapıldığı işyerleri dışında tüm işyerleri tatil edilmelidir. Tatil edilen işyerlerinde çalışanların ücretlerinin önemli bir bölümü İşsizlik Fonu’nda biriken para da kullanılmak suretiyle devlet tarafından karşılanmalı, geriye kalanı işverenler tarafından ödenmelidir.
(EKONOMİ SERVİSİ)