ABD'li profesörden Türkiye'ye ekonomik krizden çıkış formülü

Johns Hopkins Ünversitesi’nden ekonomi profesörü Steve Hanke: Türkiye döviz krizinden çıkmak için bir para kurulu oluşturmalı. Bu sistem tarihte hep başarılı oldu. Erdoğan Atatürk gibi büyük bir devlet adamı olarak tarihe geçmek istiyorsa para kurulu oluşturması lazım.

DUVAR – Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmeler, küresel analistler ve yatırımcılar tarafından çok yakından takip edilirken, döviz kurundaki değişiklikler ve yatırımcının Türk Lirası’na duyduğu güven kaybının giderilmesi için ekonomistlerin ortaya attığı çözüm önerilerinden biri para kurulu oluşturulması. Johns Hopkins Ünversitesi’nden ekonomi profesörü Steve Hanke de, bu öneriyi hararetle savunan isimlerden biri.

Hanke, VOA Türkçe’den (Amerika’nın Sesi) Begüm Dönmez Ersöz ile yaptığı söyleşide, ‘Türk Lirası’nın kurtuluşunun para kurulu oluşturulmasında olduğu’ görüşünü vurguladı. Türkiye için IMF seçeneğini dışarıda bırakan Hanke,’çözümün IMF’den değil Türkiye’nin içinden gelmesi gerektiğinin’ altını çizdi.

‘PARA KURULU SİSTEMLERİ HEP BAŞARILI OLDU’

Eylül ayında da para kurulu seçeneğini gündeme getiren Hanke hâlâ bu görüşün arkasında olduğunu anlattı:

“Türkiye hala Türk Lirası’nı kurtarmak için para kurulu oluşturabilir mi? Evet kesinlikle. En son sizle yaptığımız röportajdan bu yana Türk Lirası’na güven kayboldu, çok değer kaybetti. Para kurulu sisteminde Türk Lirası dolar ya da euro’ya sabitlenir. Ama ben altını tercih ederim. Altını herhangi bir ülke basmıyor, siyasi bir boyutu da yok. Altın uzun vadede istikrarlı bir alım gücü sağlar. Peki bu sistemde para politikasını kim kontrol eder? Piyasalar. Hükümet değil. Para politikası otomatik pilottadır. Bulgaristan’da 1997’de uyguladığımız para kurulu sistemi yüksek enflasyonu anında durdurdu. Piyasada dolaşımda olan Türk Lirası miktarına Türk Lirası’na talep karar verir. Hükümetin para politikasında bir rolü olmaz. Türk halkı buna karar verir. Bugüne kadar tarihte 70 kez para kurulu sistemi uygulandı ve hiçbiri de başarısız olmadı.”

‘İSTENEN REFORMLARI ZORUNLU HALE GETİRİR’

Yatırımcılar ve portföy yöneticileri, seçim döngüsünden çıkamayan Türkiye’de kapsamlı mali reformların yapılamamasından şikayetçi. Hanke de, hükümetin ya da bankacılık sisteminin krizde borç alabileceği bir merkez bankasının olmadığı para kurulu sisteminin ülkeyi başka reformlar yapmaya zorlayacağı görüşünde:

‘ERDOĞAN ATATÜRK GİBİ TARİHE GEÇMEK İSTİYORSA BU ADIMI ATMALI’

Steve Hanke, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ‘faiz oranları ve enflasyonda sebep sonuç ilişkisi konusunda kötü tavsiyeler ve yanlış fikirler verildiğini’ söylüyor. (Fotoğraf: VOA Türkçe)

“Erdoğan güçlü bir cumhurbaşkanı, bu konuda bir şüphe yok. Atatürk gibi büyük bir devlet adamı olarak tarihe geçmek istiyorsa para kurulu oluşturması lazım. Sorun faiz oranları ve enflasyonda sebep sonuç ilişkisi konusunda kendisine kötü tavsiyeler ve yanlış fikirler verilmiş olması. Enflasyon önce gelir faiz oranları onu takip eder. Türkiye ve Arjantin gibi ülkelerde faiz oranları neden yüksek? Çünkü enflasyon yüksek. Para kurulu sisteminde enflasyon bir gecede düşer, faiz oranları da düşer. Bu sistemin getirdiği sıkı bütçe kısıtlaması da yetkililer üzerinde reformların gerçekleştirilmesi için baskı görevi görür. Örneğin çalışma reformu. Para kurulu sisteminde ekonomi istikrara kavuşur, kaybedilen güven geri gelir. Böyle bir ortamda reform yapmak kolaylaşır çünkü güvenilirliğiniz olur.”

‘IMF’YE GİTMEMEK SİYASİ RİSK TAŞIYOR’

Türkiye için zaman zaman gündeme getirilen seçeneklerden biri de IMF. Bazı ekonomistler başka hiçbir kurumun “ateş gücünün” IMF kadar olmadığı kanısında. Ancak bir grup ekonomist de IMF seçeneğinin Cumhurbaşkanı Erdoğan için büyük bir siyasi risk taşıdığını vurguluyor. Steve Hanke de çözümün IMF’den değil Türkiye’nin içinden gelmesi gerektiğinin altını çiziyor.:

“Erdoğan’ın bugüne kadar yaptığı en zekice şeylerden birisi IMF ile bir anlaşma daha imzalamamış olmak. IMF programları başarısız oluyor çünkü sıkı bütçe kısıtlamaları yerine bir sürü koşula bağlı olarak size kredi veriyor. Hükümete duyulan güven azaldığında Türk Lirası’na talep azalır, insanlar dolara yönelir. Şu anda benim ölçümlerime göre Türkiye’de yıllık enflasyon yüzde 30. Türkiye’de gerçek enflasyon oranı resmi olarak açıklananın iki katı. Erdoğan’ın politikaları, Türkiye’de izlenen para politikasıyla bu sorunlar ortaya çıktı. Çözüm yine içerde. 1947’den bu yana Pakistan 21 IMF anlaşması yaptı. Ülkeler neden sürekli IMF’ye başvuruyor? Çünkü programlar başarısız oluyor. Erdoğan IMF’ye yönelmemekte haklı. Soru şu: Bu işten başını nasıl kurtaracak? Seçenek para kurulu.”

‘EKONOMİDE CAN DAMARI FİKRİNE İNANMIYORUM’

Türkiye krizden çıkış yolu olarak kimi zaman başka ülkelerin vaat ettiği yatırım paketlerini gördü. Katar bunlardan biriydi. Bazı analistlerse Rusya ve Çin seçeneğini dile getirdi. Profesör Steve Hanke ise “Bu işi siyasetten uzak tutmak gerek” diyor.

“Ben ekonomide can damarı fikrine çok inanmıyorum. Türkiye’nin büyük bir potansiyeli var aslında. Para biriminin performansı iyi olsa doğrudan yabancı yatırım yine fırlar. Hükümetler arasında yapılan ekonomik destek anlaşmalarını unutun. Bu işi siyasetten uzak tutmak gerek. Siyasileri resmin dışına itmelisiniz.”

‘ABD’NİN YAPTIRIM TEHDİDİ YANLIŞ’

ABD ile Türkiye arasında yaşanan S-400 krizinde yaptırım ihtimali gündemde. Taraflar çözüm için irtibatta. Altına dayalı bir para kurulu sisteminin yaptırımlardan da kaçışı sağlayacağını savunan Steve Hanke ABD’nin yaptırım politikasının yanlış olduğu görüşünde:

“Ben serbest piyasa ekonomistiyim. İlkesel olarak da yaptırımlara karşıyım. Nokta. Ben Türkiye’nin askeri ekipmanını kimden almak isterse alması gerektiği kanısındayım. Rusya’dan mı almak istiyor? Tamam. ABD’den mi almak istiyor? Tamam. Ben Türkiye’ye yaptırımlara ve yaptırım tehdidine karşıyım. Bence ABD özellikle Türkiye konusunda yanlış yapıyor. Yaptırımlar işe yaramaz, yaptırımlar düşman yaratır.”

Türk-Amerikan ilişkilerinde, Türkiye ekonomisini etkileme potansiyeline sahip olan ve Türk Lirası’nın konumunu risklere açık hale getiren pek çok problemli başlık var.

Suriye’de henüz nihayete ermeyen güvenli bölge görüşmeleri, Türkiye’de tutuklu olan ABD diplomatik misyon çalışanları, Venezuela krizinde tarafların taban tabana zıt duruş sergilemesi bu başıklardan sadece bazıları.

Ekonomistler ikili ilişkilerde pürüzler aşılmadıkça Türkiye ekonomisindeki kırılganlığın devam edeceği görüşünde. (Amerika’nın Sesi)