ABD-Çin müzakerelerinin sonucu: Ticari savaşa devam

ABD ile Çin arasında Ocak 2019’dan bu yana devam eden müzakerelerde uzlaşma çıkmadı. Müzakerelerin bitmesinin ardından ABD hızla Çin’e dönük gümrük tarifelerinde artırıma gitti. Üstelik yeni tarifeler de yolda. Çin de karşı hamlelere hazırlanıyor. İki ülke arasında süren ticaret savaşı, küresel ekonomiyi de olumsuz etkileyecek.

Mühdan Sağlam  

ANKARA – ABD ile Çin arasında Ocak 2019’dan bu yana devam eden ticaret müzakerelerinde anlaşma sağlanamadı. ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz hafta sosyal medya hesabından görüşmelerin tıkandığını duyurdu. Nitekim bu açıklamadan kısa süre sonra ABD yönetimi, 200 milyar dolarlık Çin ürününe dönük gümrük vergilerini güncelledi. ABD’nin hızla attığı bu adım taraflar arasında uzun soluklu bir ekonomik savaşa işaret ediyor. Söz konusu ticari savaş yalnızca iki aktör açısından değil, dünya ekonomisi açısından da olumsuz bir döneme işaret ediyor.

TİCARET SAVAŞINDAN MÜZAKERE MASASINA

ABD Başkanı Trump, Çin başta olmak üzere uyguladığı serbest ticaret politikasında sorunlar olduğunu ve bunun ülkesi aleyhine geliştiğini iddia ediyor. Trump, seçim kampanyası sürecinde ABD’yi yeniden dev yapmayı duvarla ilişkilendiriyordu.

Bu duvar, Meksika sınırı konusunda bildiğimiz fiziksel bir sınırı ifade ederken, ekonomik anlamda ise vergi ve tarifelerin artırılmasını işaret eden bir metafor. Gümrük duvarlarının yükseltilmesi bu anlamda kullanılıyor. Bu noktada kullanımı artan ticaret savaşı, gümrük tarifeleri ve vergiler yoluyla bir ülkede üretilen ürünlerin hedef alınması ve diğer tarafın da buna karşılık vermesi demek.

ABD, Çin’e dönük ilk adımı Temmuz 2018’de Çin’den ithal edilen 53 milyar dolar değerindeki ürünün gümrük tarifesini yüzde 10’dan yüzde 25’e çıkararak attı. İkinci adım, Eylül 2018’de 200 milyar dolar değerindeki ürünlere tarife artırımıyla geldi. Çin de buna karşı yaptırımları hayata geçirdi. Çin, 2018’de ABD’den gelen 110 milyar dolar değerindeki mal ve hizmete yaptırım uyguladı ve gümrük tarifesini yüzde 25’e çıkardı.

Yükselen tansiyon karşında taraflar Ocak 2019’da Arjantin’de toplanan G20 Zirvesi’nde ticaret savaşına 3 ay mola verdiklerini açıkladı. Nihayetinde mekik diplomasisiyle görüşmeler başladı.

MÜZAKERELERİN KONUSU VE SONUÇSUZLUĞU

Yaklaşık beş aydır süren görüşmelerin odağında tarım, teknoloji, finans, yatırımlar, fikri mülkiyet hakları ve buna dönük izlenecek yol haritası vardı. Fikri mülkiyet hakları, ticari sır, ABD’li şirketlerin hükümet eliyle teknolojik paylaşıma zorlanmaması, finansal manipülasyon konusunda uzlaşma sağlanmıştı. Bunun yanında ABD yönetimi tarafından Çin piyasasında, ABD ve Japon finans şirketleri ve bankalarının da etkin olması, farklı sektörlerin de ABD’li şirketlere açılması talep ediliyordu. Çin bu konuda net bir tutum almadı.

ABD’li yatırımcılar, şirketler, bankalar müzakereleri yakından takip ediyordu. Bilinen bu sektörlerin yanında Çin’e ihracatın hayati olduğu bir grup daha var: ABD’li çiftçiler.

Çin dünyadaki en büyük tüketici pazar. Özellikle soya Çin’in en fazla tükettiği ürünlerden. ABD, Çin’in bu tüketiminin sağlayıcılarından biri. 2010’dan bu yana ABD’li çiftçiler ürettikleri soyanın yarıdan fazlasını Çin’e ihraç ediyor. Genel olarak ABD’nin Çin’e ihracatında tarım sektörü 30 milyar dolara yakın bir paya sahip. Çin ABD yaptırımlarına karşılık olarak tarım sektörüne ek gümrük tarifesi koydu. Buysa ABD çiftçilerde isyana neden oldu.

KÜRESEL EKONOMİYİ NE BEKLİYOR?

Ticaret konusunda uzlaşamayan ABD ile Çin’in haziran sonunda Japonya’da yapılacak G-20 Zirvesi’nde görüşmesi bekleniyor. Şu anki durum üstünden gidecek olursak, iki ülke arasındaki ticaret savaşının tarafların ekonomisinin yanı sıra küresel ekonomiyi de olumsuz etkileyeceğine dönük beklenti yeni değil. Bunun nedeni dünyanın en büyük iki ekonomisinin karşı karşıya gelmesi. Örneğin IMF, 2019 yılında küresel ekonomide yavaşlama beklentisine etki eden baş faktör olarak Washington-Pekin hattındaki ticari savaşı göstermişti. Uzlaşmanın çıkmaması ve ABD’nin hızla tarife artırımına gitmesi IMF açısından küresel ekonomide beklenen fırtınanın daha da yaklaşması demek. Tarafların durumuna bakalım.

Çin ekonomisinde ihracat hayati konumda. Çin’in en büyük ihracat adresi ABD pazarı. ABD piyasasında köpek mamasından balıkçılığa, şampuandan cüzdana Çin’den gelen ürünlerin ağırlığı var. Dolayısıyla son dönemde ekonomisini iç tüketime yaslayan Çin’in ihracat gelirlerinde düşüş olacak. Bu durum Çin halkının tüketimini azaltacak. Sonuç olarak Çin ekonomisinde bir yavaşlama olacak.

ABD açısından da uzlaşmaya varılamaması bazı sonuçlara neden olacak. Örneğin Trump’ın seçilmesinde önemli payı olan ABD’li çiftçiler ticaret savaşından doğrudan etkileniyor. Trump yönetimi gümrük tarifelerinden elde edilen ek gelirin çiftçilere yardım olarak aktarılabileceğini ifade etti. Ancak taşıma suyla değirmenin ne kadar döneceği bilinmiyor. Tarım gibi çelik sektörü de ABD’nin Çin politikasından etkileniyor. Çin’e gümrük tarifeleri uygulanmasıyla beraber ABD iç piyasasında çelik fiyatı tırmandı. Bunun üzerine çelik kullanan işletmeler Beyaz Saray’a giderek bir çözüm bulunmasını istedi.

Son olarak küresel üretim zincirinde Çin önemli bir role sahip. ABD Çin’den yarı işlenmiş ürün ve ham madde de alıyor. Çin’in ABD’ye yüzde 10’dan yüzde 25’e çıkan tarifelerle satış yapmayı azaltması ABD’nin ihracatını olumsuz etkileyecek. ABD içerisinde yapılan bir araştırmaya göre Çin ile girişilen ticaret savaşının dört kişilik bir aileye yıllık maliyeti 767 dolar. Dahası 1 milyona yakın kişinin işsiz kalması demek.

Özetle dünyanın en büyük iki ekonomisinin karşılıklı olarak gümrük tarifelerine sarılmaları, küresel ekonomiye dönük kriz beklentisini perçinliyor. Buysa Türkiye dahil halihazırda krizde olan ülkeler için küresel koşullar daha kötü olacak demek.