Bloomberg yazdı: Yabancı yatırımcı Merkez Bankası rezervleri için neden endişeli?

Bloomberg, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Financial Times böyle yazmış. Sen ne yazarsan yaz. Benim ülkemin durumu ortada" diye tepki gösterdiği Merkez Bankası iddiasının dünyadaki yankılarını yazdı. Haberde "Çoğu ekonomist, Merkez Bankası'nın yatırımcılara ayrıntılı bir açıklama borçlu olduğunu söylüyor" denildi; "Asıl konu, Türkiye'de kurumsal çerçevenin daha da yıkılıyor olması" yorumu yapıldı.

DUVAR – İngiliz gazetesi Financial Times’ın ‘Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) net rezervlerin 16 milyar doların altında olduğu’ iddiasının ardından, dünyanın gözü Türkiye’ye çevrilmiş durumda. Amerikan yayın kuruluşu Bloomberg, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Financial Times böyle yazmış. Sen ne yazarsan yaz. Benim ülkemin durumu ortada” diyerek tepki gösterdiği haberin yabancı yatırımcıları kaygılandırdığını yazdı; soru-cevap formatındaki haberde bu endişelerin sebepleri sıralandı.

“Neden herkes Türkiye’nin döviz rezervleri konusunda endişeli?” başlıklı haberde, “Türkiye Merkez Bankası, döviz rezervlerinde son dönemde yaşanan hareketlenmenin arkasında ne olduğunu açıklamıypr ve bu yatırımcıları kaygılandırıyor” tespiti yaptı. Haberde yanıtları aranan bazı sorular ve getirilen açıklamalar özetle şöyle:

“Yatırımcılar Türkiye’nin rezervleri ile neden bu kadar ilgileniyor?

Türkiye’nin önümüzdeki 12 ay içinde vadesi gelecek olan 118 milyar dolarlık döviz borcu var. Eğer ekonomiyi finanse eden nakit akışı yavaşlarsa, bu vadelerin karşılanması için Merkez Bankası’nın korumalarına ihtiyaç duyulacak. Yabancı yatırımcılar şimdiden, siyasi ve ekonomik karmaşanın ortasında, TL cinsinden tahvil piyasasından net 1.6 milyar doları çekti. Mart ayında rezervlerin aniden düşmesi, geçen yılki döviz krizinden bu yana TL’nin bir günde en çok değer kaybına uğramasına yol açtı. JPMorgan Chase, rezervlerdeki azalmaya istinaden yatırımcılara TL satma tavsiyesinde bulunuyor.

Yatırımcılar rezervlerin şişirilmiş olması endişesini niçin taşıyor?

Türkiye Merkez Bankası geçen ay FX swap işlemleri üzerinden dövizle borçlanıp, karşılığında bankalara TL ödünç verdi. Swap işlemlerinin başlamasından bu yana rezervlerde düzenli bir artış yaşandı; bu da, borçlanılan paranın, Merkez Bankası tarafından döviz rezervlerinin arttığı algısı yaratmak için kullanıldığı yönünde spekülasyonlara yol açtı.

Ne kadar paradan söz ediyoruz?

Swap işlemlerinin başlatılmasından 12 Nisan’a kadar geçen üç haftada net rezervler sadece 20 milyar lira, yani bugünün kuruyla 3.5 milyar dolar arttı. Merkez Bankası’nın bu dönemde borçlandığı miktar 13 milyar doların biraz altındaydı; bu da, borçlanılan miktarın rezervlere birebir yansıtıldığı varsayıldığında, 9 milyar doların nerede olduğunu belirsiz bırakıyor. Eğer durum böyleyse, net rezervlerin sabit kalması için Merkez Bankası’nın swap işlemlerinin vadesini her hafta yeniden uzatma ihtiyacı duyacağı anlamına geliyor.

Peki para nerede?

Bilmiyoruz. Bu, kısa yanıt. Uzun yanıt şu ki, Merkez Bankası’nın vadesi gelen dış borcu ödemek için ihtiyaç duyduğu mebla veya Türkiye’nin gaz ithalatı için ödeme yapan BOTAŞ’a verdiği miktar bu kadar büyük olmayabilir. Bu da, MErkez Bankası’nın FX cephaneliğini TL’yi desteklemek için kullandığı yönünde spekülasyonlara yol açtı. Fakat Merkez Bankası’nın döviz piyasalarına müdahalelerini açıklaması gerekiyor ve bunu yapmadı. Merkez Bankası verilerine göre, bu yöndeki son hamle 23 Ocak 2014’te yapılmıştı. Bu da yatırımcıların, bankanın dolaylı olarak müdahale edip etmediğini merak etmesine yol açtı.

Yatırımcılar ne diyor?

Çoğu ekonomist, Türkiye Merkez Bankası’nın döviz rezervi verilerinde açık gibi görünen durum hakkında yatırımcılara ayrıntılı bir açıklama borçlu olduğunu söylüyor. Merkez Bankası’nın güvenilirliği, giderek daha müdahaleci ekonomi politikalarına girişen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan tekrar tekrar gelen baskı nedeniyle zaten sorgulanıyor. Brown Brothers Harriman şirketinin küresel döviz biriminin yöneticisi Win Thin, rezerv sorununun basit bir veri meselesi olmadığını söylüyor. Win, “Asıl konu, Türkiye’de kurumsal çerçevenin daha da yıkılıyor olması” diyor.” (Dış Haberler)