'Reform programı’ndan ne beklemek lazım?

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, ekonomide 2019 yılı için 'yeni reform paketi'ni bugün açıkladı. Paketin içeriğini, etkisini ve muhtemel sonuçlarını ekonomi uzmanları ve Gazete Duvar yazarlarıyla birlikte ele aldık.

Mühdan Sağlam  

ANKARA – Hazine ve Maliye Bakanı Berak Albayrak, bugün 2019 yılı için yeni reform paketini ilan etti. Albayrak paketi ilan ederken ısrarla bu paketin bir yıllık olduğunun altını çizdi.

Bakan Albayrak’ın açıkladığı programda somut adımlar görmek zordu. Bunun yanında batık kredilerin seçim sonrasına ertelendiği iddiası, ilk gündem maddesinin bu konu olmasıyla kendini doğruluyor. İşin doğrusu batık krediler konusunda özellikle enerji ve inşaat sorunlu alanlar. Burada atılacak adımlar ve bulunacak yöntem Türkiye ekonomisi açısından doğrudan etkiye sahip olacak. Şimdilik bir niyet beyanı gibi duran kıdem tazminatlarının bir fona ya da alternatif bir şekilde hükümetin kontrolüne bırakılması konusu yıllardır gündemde. Bu konuda sendikaların yoğun bir tepkisi var. Geniş bir biçimde konu gündem gelirse aynı tepkileri görmek mümkün. Son olarak vergi konusuna dönük şunu ifade etmek gerekiyor. Türkiye’de yüksek gelir grubundan toplanan vergi aslında kişinin gelirine göre alınacak kapsama sahip değil. Dolayısıyla yüksek gelirden yüksek vergi politikası uygulanırsa vergi açısından uygun bir adım atılmış olur, ancak yapılabilir mi emin değiliz. Bunun yanında vergilerin tabana yayılması, doğrudan daha çok vergi toplanacağı anlamına geliyor. Ancak kurumlara dönük indirim müjdesi, hali hazırda vergi pastasında 2018’de yüzde 22 paya sahip olan kurumların payının daha ne kadar aşağıya çekileceği sorusunu sorduruyor.

Bugün açıklanan reform paketini ekonomi uzmanları ve gazete duvar yazarlarına sorduk.

Ali Rıza Güngen: Kemer Sıkma Programının Girizgahını Dinledik

Gazete Duvar Yazarı Ali Rıza Güngen, kemer sıkma programına yeni bir girizgâh dinlediklerini belirterek, “Bayatlamış reform haritası bağlamında dikkat edilmesi gereken unsur, kıdem tazminatı düzenlemesinin çok yakın zamanda gündeme getirilecek olması. Üstelik bunu finansal derinleşme hedefi doğrultusunda bireysel emeklilik sistemine entegre ederek düzenlemeye çalışacaklar” dedi.

Pragmatist Yaklaşım Çözüm Kapasitesine Sahip Değil

Programdaki pragmatist yaklaşıma dikkat çeken Güngen,”Baştan aşağı piyasacı olan ekonomi yönetimi, devletin seracılık yapacağı vaadinde bulundu örneğin. Ancak söz konusu pragmatizm, sorunları çözme kapasitesine sahip olmadığının da altını çizdi” yorumunda bulundu. Güngen ayrıca paketteki vergi reformunda yer alan kurumlar vergisini düşürme ile vergiyi tabana yayma politikasının temelde çeliştiğini hatırlattı.

Hazine borç tahvillerinin kamu bankalarına sunulması konusunda ise Güngen şu değerlendirmeyi yaptı: “Piyasa aktörlerini ve Türkiye sermayedarlarını tatmin etmek için tasarlanmış adımın, öncelikle devlet bankalarının sermayelendirilmesi girişimi olarak ele alınması gerekiyor. Bu adım beraberinde borç ödeme kapasitesi edinememiş şirketlerin tasfiyesini de içeriyor. Tasfiye süreci, işsizliği kamçılama ve varlıkların nakde çevrilmesi açısından sancılı geçebilir.

Akçay: Yaşanan, Kriz Yönetiminin Krizidir

Gazete Duvar yazarı Ümit Akçay’a göre açıklanan yol haritasında, Türkiye ekonomisin karşılaştığı temel açmazların herhangi birine dair anlamlı bir bakış açısı bulunmuyor. Bu çerçeve, ekonomi yönetiminin gelişmeler karşısında sürüklendiğini teyit ediyor. Akçay, bu sürüklenme durumunun, açıklanan yol haritasının sadece 9 aylık bir planlama ufkuna sahip olmasından dahi anlaşılabileceğini belirtti.

Ekonomist Akçay’a göre kamu bankaları öncülüğünde gerçekleştirilen kredi büyümesinin yarattığı riskler, acil bir tedbir kapsamında ele alınmış. Kıdem tazminatı konusundaysa Akçay bunun bir yönelim olduğunu ve hayata geçmesinin zor olabileceğini hatırlattı.

Akçay son olarak “Kısacası, ekonomik krize ek olarak, yaşanan durum, kriz yönetiminin krizi’dir şeklinde özetlenebilir” dedi.

Murat Kubilay: Herkesi Memnun Edemezsiniz, Vergi Hedefleri Çelişkili

Uluslararası finans uzmanı Murat Kubilay ise “Tanıtımı yapılan paketin önceki programların hedeflerinin tutmaması ve programın içeriğinin beklenti dışı olmaması nedeniyle hem kısa süreli piyasalarda hem de uzun vadede makroekonomik göstergelerde büyük değişim yaratması beklenmemeli” yorumunda bulundu.

Öte yandan kamu bankaları ve batık krediler konusu Bakan Albayrak’ın önemli gündem başlıklarındandı. Kubilay göre kamu bankalarının sermayelendirilmesi gündemde. Kubilay bu duruma, ödeme kapasitesini yitirmiş ve özel bankalardan kredi bulamayan şirketlerin daha da artarak kamu bankalarına yük oluşturması beklentisinin bu duruma neden olduğunu ifade etti.

Konkordato Kontrol Altına Alınmaya Çalışılıyor

Reform programında üzerinde durulan bir diğer konu özellikle eylül ve Ekim 2018’de toplumun gündeminde üst sırada yer alan konkordato kararlarıydı. Bu alana dönük kontrol niyetinin olduğunu belirten Kubilay, “Belirli bir borç yüküne sahip reel sektör firmalarının durumlarını bankalara raporlaması gerekecek. Borç yapılandırma konkordato sayı ve miktarının kontrol edilebilir durumda tutulabilmesi için devam edecek” diyerek izlenecek yol haritasını açıkladı.

Bakanlığın koyduğu hedeflerin gerçekçilikten uzak olduğunun anlatan Kubilay durumu şöyle özetledi: “Yeni bir tarım, turizm ve ihracat master planı ile iddialı hedefler konulmuş. Önümüzdeki 4 yılda küçükbaş hayvan ve turizm gelirinin 2 katına çıkması gibi gerçekçi olmayan hedefler var. Bütçe disiplinin sürdürüleceği söylendi. Ancak son 1 yılda varlık barışı, imar barışı ve bedelli askerlik gibi tek seferlik gelirlere rağmen bütçe disiplininin korunamadığı göz ardı edilmiş. Çalışanların memnun kalmayacağı BES zorlaması, SGK reformu ve kıdem tazminatı reformunun yıl içerisinde tamamlanacağı duyuruldu. BDDK benzeri sigorta sektörü için SDDK kurulacak.”

Programın zayıf noktalarından birinin de gıda enflasyonuyla mücadele olduğunun altını çizen Kubilay’a göre gıda enflasyonuna ilişkin taahhütler var ancak son 5 yılda bu alanda ithalat izni hariç hiçbir politika uygulanamadığı için program zayıf.

Hal reformu da yeniden gündemde.

ÖTV ve KDV Azaltılabilir mi?

Vergi reformuna da değinen Murat Kubilay, kurumlar vergisinin düşürülmesi ile eş zamanlı olarak vergi istisnalarının azaltılmasının hedeflendiğine dikkat çekti ve ekledi: “Vergi teşvikinde seçicilik yerine genel indirim denenecek. Kamu maliyesinde böyle bir alan bulunmadığı için yüksek gelir grubuna ait vergi oranlarının artırılacağı eklenmiş. Diğer taraftan çelişkili bir şekilde vergi tabana yayılacak denilerek düşük gelir grubunun vergilendirmesi yeniden gündeme getirilmiş.”

“Bu KDV ve ÖTV’nin azaltılması mı demek?” sorusuna Kubilay, “KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin payı azaltılacak gibi üstü kapalı bir mesaj verilmiş olsa da krizden ötürü doğrudan vergi gelirlerinin azaldığı noktada bu çok gerçekçi gözükmüyor” yanıtını verdi.

Son olarak Murat Kubilay durumu şu sözlerle özetledi: “Şu ana kadar denenen ve yetersiz ya da teşhisle uyumlu olmayan önlemler yeniden dile getirilmiş. Ekonominin mevcut durumuna ilişkin iyimserlikten ötürü programın temeli yeterince sağlam değil. SGK, vergi ve kıdem tazminatı reformu gibi birçok kısım çalışanların hak kaybına neden olabilir. Albayrak’ın önceki vaatlerinin gerçekleşmemesinden dolayı çok ciddiye alınmaması yüksek ihtimal. Daha önceki sunumlara kıyasla en dikkat çeken husus ise Albayrak’ın daha ciddi ve hazırlıklı bir şekilde bu toplantıya katılmış olması.”

Mustafa Sönmez: Kıdem Tazminatları Bir Fona Aktarılabilir

Açıklanan reform paketiyle belirli niyetleri öğrendik. Batık krediler donduruldu.. Kamu bankalarına hazine kağıdı transferi önemli bir başlık. Ancak şunu akılda tutmak lazım, bu adımla bankalar nakit yaratamaz. Yalnızca bilançoda sermaye yeterlilik oranı sağlanacak. Bu da vitrinin güzel görünmesi için yapılıyor denebilir. Ancak bu bankaların yeni bir kredi imkanına kavuşması demek değil.

Batık krediler konusu Bakan Albayrak’ın değindiği bir diğer başlıktı. Mustafa Sönmez, batık kredi tanımını bakanlığın yaptığını, dolayısıyla yapılan tanıma göre oran çıktığını hatırlattı. Bununla beraber bu alanda ciddi bir sorun olduğunun altını çizen Sönmez, enerji ve inşaat başta olmak üzere belirli sektörlerdeki zombi şirketlerin varlığına dikkat çekti.
Sistemin nasıl işleyeceği konusunda da bir muğlaklık var.

Bakan Albayrak’ın aktarımına göre bu batık krediler büyük ihtimalle bir fonda toplanacak, bankalar borçlarını, birileri hisselerini koyacak. Borç hisse senedi takası amacı var. Mustafa Sönmez, bu konuda bir muğlaklık olduğunu söylüyor. ‘Hisse senedi takası mı olacak yoksa başka bir yol mu izlenecek?’ konusunda henüz karar verilmediğine de dikkat çekiyor Sönmez. Daha önce bankalarla bu zombi şirketler arasında gerilim olduğunu, ancak seçim sürecindeki telkinler uyarınca bankaların bu zombi şirketlerin üzerine gitmediğinin altını çizen Sönmez, “Şimdi bu alana öncelik verilecek bir akışkanlık kazanılmaya çalışılacak” dedi.

Kıdem Tazminatlarına Dikkat

Bu reform değil, bir niyet beyanı. Gıda enflasyonunu kabul ediyor. Bu nedenle tarım kredi kooperatifi, sera şirketi kurulacak. Kıdem tazminatı, kurulacak bir fona aktarılacak. Bu bir tasarruf fonu kaynağı ve kullanmak istiyorlar. Kıdem hakkı da işverenin yükümlülüğü olacak. Getirilmek istenen düzenlemeye göre çalışanlar kıdem tazminatını hemen alamayacak, alacaklı olarak kalacak. Uygulama, 12 Eylül’den beri yapılmak istenen bir şeydi.