OHAL'de kimler olağanüstü kâr etti?

2017 bilançoları, "OHAL'i sizin için getirdik. Herhangi bir sıkıntınız var mı?" diye soran Erdoğan'ı haklı çıkardı. Şirketlerin her dakika elde ettikleri kârlar adeta göz kamaştırıyor. Peki ya terazinin diğer kefesinde olanlar? İşte orada bir 'afet' var!

Bahadır Özgür  bozgur@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – 18 Mayıs 2017, TÜSİAD toplantısı… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “OHAL iş adamlarının neyini engelledi?”

3 Haziran 2017, MÜSİAD toplantısı… Erdoğan: “OHAL önünüzü açıyor. Öyle ikide bir grev bilmem ne yok…”

12 Temmuz 2017, yabancı yatırımcılarla toplantı… Erdoğan: “Biz OHAL’i iş dünyasının daha rahat çalışması için getirdik. İş dünyasında herhangi bir sıkıntınız, aksamanız var mı? Şimdi grev tehdidi olan yere OHAL’den istifade izin vermiyoruz.”

‘EN İYİ ZAMANLAR’I YAŞAYANLAR

“En iyi zamanlardı ve en kötü zamanlardı.” Charles Dickens’ın “İki Şehrin Hikâyesi” böyle başlar. OHAL’in ilan edildiği 21 Temmuz 2016 gününden bu yana yaşananları anlatan en iyi söz de bu olsa gerek. Zira, “bir sıkıntınız var mı” diye sorulanlarla “aklı olan kaçtı” sözlerine muhatap olanların yaşadıkları aynı değil.

Gelin önce “en iyi zamanları” yaşayanlara bakalım…

2017’nin 9 aylık bilançoları adeta göz kamaştırıcı. Öyle ki, mesela Yazıcılar Holding, dile kolay yüzde 776 oranında karını artırmış. Kim mi bu Yazıcılar. Hani yerli oto sevdalısı şirketler var ya, işte onların büyük ortaklarından. Kamil Yazıcı ve ailesi holdingin yüzde 68’ine sahip. Kalan yüzde 32’nin sahibi ise OHAL’in verdiği güvenle olsa gerek, evde bira imal edip içenleri hedef alan Tuncay Özilhan. Sahibi olduğu Efes Pilsen’den gelen 343 milyon lira, Coca Cola’dan gelen 386 milyon lira demek ki yetmiyor.

Efes’ten saat başına 41 bin lira kâr demek bu. Oysa fabrikasında çalışan bir işçi saatte sadece 10.9 lira kazanabildi. Bunun da 21.3 lirasını her ay enflasyon yedi zaten. OHAL sürdükçe Özilhan hesap makinesinin soluna, işçisi ise neredeyse unutulmaya yüz tutmuş sağdaki hanelere doğru hızla yol alıyor.

METAL İŞÇİSİNE ‘REKOR ZAM’ VERİLDİ DE…

Koç ailesi belki de ülkenin en ‘sevilen’ patronlarından. Batılı, iyi eğitimli, sanata kültüre düşkün. Mavi gözlü, sarışın Ali Koç, Fenerbahçe başkanlığını da alırsa ‘sevgiye sevgi katacak’ belli. Ne var ki; Aygaz, Türk Traktör, Tofaş, Ford Otosan, Renault, Karsan, Otokar ve Arçelik gibi büyük işletmeleri de kapsayan metal işçilerinin eylemleri nedeniyle son aylarda biraz huzursuzlardı. Metalciler az kıpırdanınca grev yasağı da yetmedi ve herkese en fazla yüzde 6’nın dayatıldığı bir dönemde ortalama yüzde 25 ile son yılların rekor zammını aldılar. Fakat Koç Holding’in yüzde 59 kâr artışı yaptığını görünce bu zamma ‘iyi’ demeye de insanın dili varmıyor!

Koç ailesi dakika başına 7.341 lira kâr etti… Yani bir işçinin ortalama aylık kazancının neredeyse 3 katı. OHAL’in son yılında ailenin toplam kârı 3.8 milyar lira. Elbette köklü ve büyük bir grup. Lakin, Arçelik’in Beylikdüzü fabrikasındaki 900 işçiye son zamla ödediği aylık ortalama ücret toplamı 3 milyon lira civarındayken, fabrikanın bir günlük kârı 2 milyon lirayı buluyor.

PERAKENDE… İNŞAAT… BANKALAR…

Devr-i saadetin müstesna şirketi BİM her zamanki gibi dolu dizgin. Yüzde 34 artışla saatte 75 bin lira kârı kasasına koydu bile. 40 bine yakın çalışanı da saatte 7 liradan az paraya mahkûm kaldı tabii ki. Tüm çalışanların saatlik kazancını toplasak şirketin bir günlük kârına yaklaşamaması bir trajedi mi? Değil, çünkü o ‘terazi’ rakip MİGROS’ta da emeği farklı tartmıyor. Oradaki yazar kasalardan dakika başına çıkan kâr da 1.386 lira.

İnşaatçıları aslında yazmaya gerek yok. Ne de olsa zamanın ruhunu temsil ediyorlar. Yine de bir kaç örnek işte: İş kazalarının birer cinayete döndüğü sektörün büyüklerinden ENKA’nın kârı yüzde 43, TEKFEN’in yüzde 146, havalimanları denilince akla gelen TAV’ın kârı ise yüzde 82 arttı. ‘Kaderleri’ iskeleden düşmek, konteynerlarda yanmak olan işçilerin saatlik ücreti ise, bu kârların yanına yazılmaktan kendi utanırdı.

Son olarak herkesin harıl harıl kredi borcu ödediği bankaların durumuna bakalım…

Akbank yüzde 31, Denizbank yüzde 41, Finansbank yüzde 45, Garanti yüzde 19, Halkbank yüzde 37, İş Bankası yüzde 23, Yapı Kredi yüzde 16, Vakıf Bank yüzde 47 kâr etti. Ama asıl parlak tablo sigorta faaliyetlerinde dikkati çekiyor. Zorunlu BES, zorunlu Trafik Sigortası, zorunlu Deprem Sigortası derken bu kadar zorunluluğun yüksek kâra dönüşmemesini beklemek hayal olurdu. Fazla söze gerek yok, rakamlar konuşsun: Ak Sigorta yüzde 404, Anadolu Hayat yüzde 47, Anadolu Anonim Türk Sigorta yüzde 64, AvivaSA yüzde 42, Güneş Sigorta yüzde 121.

Bilanço listesi böyle uzayıp gidiyor ve sonuçlara bakınca “Erdoğan’ın söylediklerinin eksiği var fazlası yok” diyor insan. Peki ya “en kötü zamanlar”ı yaşayanlar? İşte oradaki ‘bilanço’lar gerçekten birer afet…

SGK’nın prime esas kazançları dikkate alındığında plastik sanayiinde çalışanların yıllık kaybı 300 lirayı buluyor. Bu kayıp, metalde 293, madenlerde 288, tekstilde 259, gıdada 256, inşaatta 218 lira. Verilen zamlar daha çalışanın eline geçmeden enflasyonun ve dolar kurunun gazabına uğruyor. Şirketler her ay, her gün, her saat, her dakika kârını artırırken; çalışanlar her saniye daha az kazanıyorlar. Ve OHAL her 3 ayda bir uzayıp gidiyor…

ROMANIN KAHRAMANI HANGİSİ OLACAK?

Dickens’la açtık, onunla kapatalım…

“Kocası nasıl mahvoldu dedin canım?” diye sordu. “Peru madenlerinde su pompalarken” yanıtını verdi, Bayan Tox. “Tabii ki, kendisi pompacı değil” dedi, Bayan Chick kardeşine şöyle bir bakarak; Bayan Tox ondan sanki pompanın başında ölmüş gibi sözettiğinden bir açıklama yapmak gerçekten zorunlu görünüyordu; “Ama kâr hırsından dolayı…”

“Dombey ve Oğlu” romanında Dickens, kâr hırsının bir ülkeyi nasıl felakete süreklediğini açgözlü bir ailenin üzerinden anlattı. Bakalım Türkiye’nin bugünlerine dair gelecekte yazılacak bir romanın kahramanı hangi aç gözlü aile olacak.