Arap dünyasında geçen hafta: ABD'nin prestiji tehlikede

Ürdün El Destur gazetesinden Oraib El Rinatavi, İran'ın ambargoya rağmen Venezuela'ya tanker göndermesini ABD'nin prestijine büyük bir darbe olarak değerlendirdi. Arap dünyasının diğer gündem maddelerinden biri de Batılı ülkelerin salgında normalleşmeye geçme hamleleri oldu. Gazete yazılarında genel kanı Çin'in salgını atlatmakta başarılı olduğu, Batı'nın ise sınavı geçemediğiydi.

Bütün dünyası etkisi altına alana korona virüsü salgınına karşı alınan önlemlerin başta Avrupa olmak üzere birçok ülkede hafifletilmesi ve “normale dönüş” stratejilerinin hayata geçirilmeye başlanması Arap dünyasının geçtiğimiz hafta en çok gündeminde olan konular arasındaydı.

Birçok Arap gazetesinde ABD ve Batı’nın aldığı “normalleşme” kararları tehlikeli olarak nitelendirilirken, bazı yazarlar ABD ve Batı dünyasının ekonomik çıkarları korumak için normale dönüş senaryoları arasında yer alan “sürü bağışıklığını” dayattığını savundu.

ABD’nin Covid-19 salgını dolayısıyla Dünya Sağlık Örgütü ve Çin’i sorumlu tutması ve buradan hareketle yaşanan gerilimle ilgili bazı gazetelerde yer alan değerlendirmelerde, “ABD ve Batı’nın Çin’in sıkı karantina modelini örnek alacaklarına kendi başarısızlıklarını örtmek için Çin’i sorumlu tutukları” yorumları yapıldı.

ABD’de George Floyd isimli siyah bir vatandaşın polis tarafından öldürülmesi de Arap medyasında bu hafta en çok işlenen konulardan oldu. Suudi Arabistan’da uzun süredir tutuklu bulunan din adamı Selman El Avde’nin oğlu Abdullah El Avde’nin, sosyal medya hesabı üzerinden George Floyd ve İstanbul’daki Suudi konsolosluğunda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı arasında yaptığı benzetme dikkat çekti.

El Avde, Twitter’da yaptığı paylaşımda Cemal Kaşıkçı’nın fotoğrafı ile ve Floyd’un öldürülme anının resmini yan yana koyarak, “boğuluyorum, nefes alamıyorum… İki adamın ölmeden önce söylediği son sözler. Biri Minneapolis’te diğeri Suudi konsolosluğunda” cümlelerine yer verdi. Bu paylaşım oldukça yankı uyandırdı.

İran’ın Amerikan ambargolarına rağmen Venezuela’ya petrol tankerleri göndermesi bir başka gündem maddesiydi. Tanınmış gazetecilerin yaptığı yorumlarda İran’ın bu adımı ABD’nin prestijini sarstığı şeklide yorumlandı.

Rusya’nın Libya’ya General Halife Hafter’e destek için savaş uçakları gönderdiği yönündeki haberlerin yankıları da sürüyor. Libya’daki son gelişmelerle “Türkiye-Rusya gerginliğine yol açacak” yorumları sıkça yer alırken, Libya’da Suriye’dekine benzer bir Türkiye-Rusya uzlaşısının mümkün olduğunu savunan yazarlar da oldu.

NORMALE DÖNÜŞ MACERASI’

“Bütün dünyada Covid-19 salgınına karşı alınan önlemleri hafifletmesi, bazılarının iddia ettiği gibi salgının kontrol altına alındığına dair bir işaret mi yoksa normal hayata hızlıca dönmenin yaratacağı tehlikeye mi işaret?

Şu an bu birçok ülkede söz konusu. Özellikle de Avrupa devletleri. Önlemlerin kaldırılması, futbol müsabakalarının başlaması ve turizmi teşvik için havayolu seferlerinin başlaması. Bunun yanında eğitim-öğretimin açılması için tarih belirlenmesi. Bütün bu gelişmeler, bu ülkelerdeki adımlarla salgına karşı tamamen sokağa çıkma yasağı gibi çok sert önlemler alan ve bunu devam ettiren bazı Arap ülkelerinin önlemleri arasında kıyas yaparak, hangisinin etkili olduğu konusunda bizi düşünmeye sevk ediyor.

Bu konuda kim doğru yolda yürüyor? Biz mi onlar mı? Biz mi daha temkinli ve abartılı bakıyoruz yoksa onlar mı pervasız? Normale dönen ülkelerin yaptığını mı yapmamız gerekiyor? Yoksa ikinci dalga ihtimaline karşı daha fazla sabretmemiz mi gerekiyor?” (Faysal El Şeyh / Bahreyn El Vatan gazetesi)

VİRÜSE KARŞI SORUMLULUK VATANDAŞA YÜKLENİYOR’

“Virüsle mücadele bağlamında tam karantinaya dayanan Çin deneyimi uzmanların çoğuna göre bu virüse karşı en etkili cevap iken, tedbirlerin hafifletilmesi felaket sonuçlara yol açabilir. Çin şu anda neredeyse virüsten kurtulmuş durumda ki, orada fabrikaların ve okulların açılması ve hayatın normale dönmesi kararı anlaşılır bir durum.

ABD öncülüğündeki Batı dünyası ise, bu salgınla mücadelede hem idari olarak hem de tıbbi olarak büyük başarısızlık gösterdi. Çin’in bu konudaki başarılı deneyiminden ise hiç faydalanmadı. Bu ülkeler şimdi ise salgın dolayısıyla başlayan kapanma siyasetini ekonomik sebepler nedeniyle aşamalı olarak bırakmaya hazırlanıyor. Bu da oldukça ciddi bir sağlık riski oluşturabilir.

Bu devletler, gerekli önlemlerin alınmasında sorumluluğu vatandaşa yüklemek istiyor. Bu yöntem büyük tehlikeler barındırmakla beraber sonuçları pek de sınırlı olmayabilir.” (Rai Al Youm gazetesi – başyazı)

SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI KAPİTALİZMİN ALDATMACASI’

“Sürü bağışıklığı fikrinin hedefi fabrikaların ve şirketlerin çalışmaya devam etmesini sağlamaktır. Çünkü kapitalizmin derdi etik ve ahlak ilkeleri değil para ve dünyaya hükmetme amacıdır. İnsanların çoğu bu virüse yakalanarak bağışıklık sistemlerinin virüsü tanıması ve bağışıklık üretmesi, tekrar yakalanması durumunda da bu virüse karşı savaşacağı düşüncesiyle hayatlarına normal bir şekilde devam etme konusunda aldatılıyor.

Bu yöntem hayvanlarda uygulanıyor. Çin’in tecrübesine bakacak olursak, Çin hükümeti, iktidardaki komünist parti, silahlı kuvvetler ve polis gücüyle tam karantinayı uygulayarak, korona virüsü belirtileri gösteren vatandaşların en yakın sağlık kuruluşuna başvurmamaları halinde onlara yaptırım uygulamaya gitti. Bundan dolayı Çin devlet başkanı bu virüse karşı zafer ilan etmeye hazırlanıyor. Çin tecrübesi ile diğer kapitalist devletlerin hayvanlar için uygulanan sürü bağışıklığı modelini kıyaslayacak olursak kapitalizmin acımasızlığını ve insanı ikinci hatta üçüncü plana attığını görürüz. (Naim Aati Haşemi – Sout El Irak gazetesi)

ABD’NİN PRESTİJİ TEHLİKEDE’

“Petro ve petrokimya malzemesi taşıyan İran tankerleri, İran’a ve yaptırımlarla hedef alınan ülkelere uygulanan bu ambargo duvarına darbe indirircesine denizleri ve okyanusları dolaşarak hedefi olan Çin ve Venezuela’ya ulaşıyor. Hem de büyük ve güçlü devlete karşı daha önce görülmemiş bir meydan okumayla. Üstelik kararlılığıyla övünen Trump yönetiminden şu ana kadar herhangi ciddi bir karşılık da olmadı.

Top şimdilik Amerika Birleşik Devletleri’nin sahasında. ABD yönetiminin bütün seçeneklerini tükettiğini söylemek pek doğru olmaz. Amerikan yönetiminin İran’a karşı cezalandırıcı bir adım atması ihtimali halen ortada. Söz konusu tankerler gidiş yolunda hedef alınmadı ancak dönüş yolunda hedef alınabilir. Ama ABD’nin bu tarz bir girdaba girmeye niyetli olmadığı şeklindeki yorumlar çoğunlukta. Zira başkan Trump’ın önünde çekişme ve savaşlarla ilgili bir programı mevcut: Çin, Venezuela, korona, medya, demokratlar ve son olarak da Twitter…

Ancak İran’ın bu meydan okuması herhangi bir cevap olmadan geçip giderse, bu öncelikle İran’ı başka adımlar için cesaretlendirecek. Aynı şekilde Amerikan ambargolarına maruz kalan başka tarafları da… Zira dünyanın yarısı bu tarz yaptırımlarla yaşıyor. Dolayısıyla ABD’nin prestiji tehlikede. Tehlikede olan, ABD’nin ateş ve demir yumrukla dayattığı ambargoları da. (Oraib El Rinatavi / Ürdün El Destur gazetesi)

LİBYA’DA ASTANA UZLAŞISI MÜMKÜN MÜ?’

“Eğer Rusya’nın Suriye sahilinde yer alan Hımeymim hava üssünden General Halife Hafter’e destek için Libya’daki El Cufra hava üssüne Mig 29 ve Sukhoi 24 uçakları gönderdiği şeklindeki haberler doğruysa, bu durum Suriye’deki Rusya Türkiye vekâlet savaşlarının Libya’ya doğru genişlediği anlamına gelmektedir.

Aslında buna yol açan gelişmeler bir sene önce buraya doğru evrilmeye başladı. Rusya, ABD’nin yokluğunu fırsat bilerek Akdeniz’deki nüfuzunu Libya’ya doğru genişletmeye yöneldi. Aynı durum Türkiye için de geçerli. Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2016’daki darbe girişiminden sonra orduyu kontrol altına almayı başarmasından sonra, bölgedeki çıkarlarını korumak için daha fazla aktif olma stratejisini benimsedi.

Suriye’deki Türkiye – Rusya uzlaşması Libya’da sahadaki gelişmelerden etkilenmesi ihtimal dâhilinde. Ancak bunun yanında, Suriye’deki Türkiye-Rusya uzlaşısı tecrübesinin Libya’da da başarılı olması ve Libya’daki diğer aktörlerin saf dışı bırakılması da mümkün. Bu her iki tarafa, Astana anlaşmasına benzer bir uzlaşmaya varma imkanı verebilir.” (Mervan Kabalan / El Arabi El Cedid gazetesi)