Birbirinin zıttı gruplar komplo teorilerinde birleşti

Almanya'da yedi kentte binlerce kişi korona önlemlerini protesto etti. Korona virüsü salgınının bir komplo olduğunu savunan göstericiler arasında ırkçılar, liberaller, sol ve Antifa gruplarının yanı sıra ezoteristler ve aşı karşıtları da yer aldı.

Ayşegül Karakülhancı  aysekh2808@gmail.com

KÖLN – Almanya’da korona virüsü salgını nedeniyle alınan önlemler yumuşatılmaya başlamasına rağmen geçtiğimiz hafta sonu Köln, Dortmund, Berlin, Stuttgart, Frankfurt, Münih ve Nürnberg’de çok sayıda kişi aralarına sosyal mesafe koymadan, koruyucu maskeler takmadan sokaklara çıkıp gösteri yaptılar. Kendilerini demokrasiyi savunanlar olarak tanımlayan grubun profili radikal soldan aşırı sağ AfD’ye kadar uzanıyor.

Thüringen Başbakanlığı’na seçilen ancak AFD ile işbirliği yaptığı için istifa eden Hür Demokratik Parti’li (FDP) politikacı Thomas Kemmerich de protestoya katılan isimlerden biriydi. Sokağa çıkanlar ‘korona diktatörlüğüne’ karşı protesto haklarını kullandılar.

Protestolardan bir gün sonra Robert Koch Enstitüsü, “Ülkede korona salgınının yayılma hızı 0.65’den 1.1’e yükseldi” açıklamasını yaptı. Bu da daha yeni alınan korona önlemlerinin hafifletilmesi kararlarının doğru olup olmadığını tekrar gündeme getiriyor. Ancak insanların bir kısmı korona pandemisinin komplo teorisi olduğuna salgının başladığı zamandan bu yana inanıyor.

Bu protestoların bir çağrıcısı da kendisi bizzat kulak-burun-boğaz doktoru olan Bodo Schiffman idi. Schiffman, “Karantina altında kalmak için hiçbir zaman gerçekçi bir sebep yoktu” diyor. Bu düşünceye destek verenlerin sayısı az değil. Sosyal medyada birçok kişi alınan önlemlerin daha kontrolcü bir sistemi hayata geçirmenin bir ön hazırlığı olduğunda birleşiyor.

AŞIRI SAĞCILAR, LİBERALLER,SOLCULAR, EZOTERİSTLER AYNI EYLEMDE

Stuttgart’taki korona önlemlerini protestosunun çağrıcısı ‘Querdenken 711’ isimli bir organizasyon. Kurucusu IT şirketi sahibi Michael Ballweg. Organizasyon hafta sonu yapılan eyleme 50 bin kişi için izin istemiş. Ancak polis salgın önlemleri nedeniyle 10 bin kişiye kadar izin verdi. Ballweg, anayasanın tekrar yürürlüğe girmesini ve seçimlerin yenilenmesini istiyor. Korona salgını boyunca ikiden fazla kişinin bir araya gelmesi geçici olarak yasaklanmıştı. Bu da temel haklardan biri olan toplanma ve protesto hakkını engellediği için anayasanın ihlali anlamına geliyor diye yorumlandı. Önlemler gevşetilince birden çok kişinin sosyal mesafe ve hijyen kurallarına dikkat ederek bir araya gelmesinin önündeki engel de kalktı. Buna rağmen çağrıcılar yine de korona protestolarını yaptılar.

İlginç olan korona protestolarında bir araya gelenlerin temsiliyetleri: Aşırı sağ, liberaller, sol ve Antifa gruplarının yanı sıra ezoteristler, aşı karşıtları, komplo teorisyenleri bu protestolarda yer alıyor. Hatta bu protestolardan birinde Berlin’de Almanya’nın ikinci devlet kanalı ZDF’de yayınlanan ‘Heute-Show’ adlı politik hiciv programının muhabir ekibi saldırıya uğradı. Temel haklar için sokağa çıkanların ilk olarak basın özgürlüğünü hedef alması da başka bir ironi yaratmış oldu.

Temel haklarımız ellerimizden alınıyor diyenler arasında ırkçı AfD ile Thüringen seçimlerinde gizli ortaklık kuran FDP’nin lideri Christian Lindner, taraflı yayınlarıyla tanınan ve şimdide korona zamanlarında kıyamet çağrısı yapan Bild gazetesinin yanı sıra internetten yayın yapan çeşitli kuruluşlar yer alıyor. Stuttgart’taki protestoya, korona salgınına karşı alınan önlemlerin Bill ve Melinda Gates’in komplosu olduğunu öne süren ve Gates çiftinin gereksiz bir aşıyı tüm dünyaya yaymak istediğini savunan Yahudi karşıtı Youtuber Ken Jebsen de katıldı.

KOMPLO TEORiLERİNİ GÜVENSİZLİK BESLİYOR

Pazar günü Federal İçişleri Bakanlığı’nın bir çalışanının resmi antetli kağıda yazdığı; korona salgınına karşı uygulanan stratejiyi kitlesel olarak sorguladığı ve medya raporlarına göre ‘küresel bir yanlış alarm’dan bahsettiği 80 sayfalık makale de ülkede yeni bir sansasyon yarattı. Yetkili, uygulanan önlemlerin yarardan çok zarar verdiğini anlattığı makalesini “Devlet, korona krizindeki en büyük sahte haber üreticilerinden biri olduğu suçlamasını kabul etmek zorunda kalabilir” iddiasıyla bitirmişti. Basında çıkan haberlere göre, makaleyi yazan kişi kriz yönetimi ve sivil koruma departmanında çalışıyor.

Bakanlık, mektubu ‘özel görüş’ olarak nitelendiriyor. Ayrıca bakanlıktan yapılan açıklamada makaleyi yazan kişinin resmi antetli kağıt kullanarak kendi görüşlerini bakanlık görüşüymüş gibi yansıttığı ve bunun kabul edilemez olduğu da ifade edildi. Spiegel’in haberine göre makaleyi yazan kişi görevden alındı ve kurumsal e-mail adresi kapatıldı.

SORGULAMAKLA KOMPLO MİTLERİ YARATMAK ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ VAR

Kimilerine göre bu gruplar akılcı düşünmeyi, sağlıklı önlemler almayı engellemek için neredeyse birbirleriyle yarışıyorlar. Almanya’da komplo teorilerine, korona salgınının arkasında Yahudilerin olduğuna inananların çoğu aşırı sağcı veya sağ spektrumdan kişiler olsa da sol kanatta da küresel güçlerin bu salgını kontrol için kullanmaya çalıştığı fikri mevcut. Salgın önlemleriyle beraber insanlar kendilerini daha da güçsüz hissediyorlar. Bununla beraber her iki tarafta da farklı biçimlerde de olsa güvensizlik ve her şeyin arkasındaki gizli-güçlü bir el olduğu fikri öne çıkıyor.

Alınan önlemlerin birbiriyle çelişen tarafları olduğu için eleştirel düşünmekte tamamen haksız sayılmayabilirler. Devletlerin salgına karşı verdikleri tutarsız tepkiler, bir çok alanda hazırlıksız ve kontrolsüz yakalanmaları da komplo teorilerini güçlendirecek bir ortam yarattı. Ancak salgını reddetmek, koronanın ne denli ölümcül olabileceğini, vücuda verdiği zararları görmezden gelmek, can kayıplarını azımsamak, bilimsel verilere ve bilime güvenip bilim insanlarının veri toplamasını beklemekten başka bir çıkış yolu aramak, akıldan uzaklaşmak da antisemitizm ve yabancı düşmanlığı tehlikesini güçlendiren yollara dönüşebiliyor. Sorgulamakla komplo mitleri yaratmak arasındaki ince çizgiye çok dikkat edilmesi gerekiyor.