COP25 biterken: Grevler, çözümler ve anlaşmazlıklar

İklim krizine yönelik çözümleri tartışmak için gerçekleştirilen ve iki haftanın sonunda bugün bitmesi planlanan İklim Değişikliği Konferansı'nda (COP25) çeşitli başlıklarda hala uzlaşma sağlanamadı. Öte yandan, iki gün önce yaptıkları protesto nedeniyle polisin sert müdahalesine maruz kalan iklim aktivistleri bugün küresel iklim grevi düzenliyor.

DUVAR – Madrid’de 2 Aralık’ta başlayan ve iki hafta sürmesi planlanan 25. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP25) bitmesi planlanan tarih bugün. Paris İklim Anlaşması kapsamında ülkelerin 2020 yılına kadar iklim kriziyle mücadelede gerçekleştirmesi gereken hedeflerin tartışıldığı konferansın uzaması beklenirken, karbon piyasalarının düzenlenmesi ve kayıp zarar yönetimi konusunda taraf ülkeler halen uzlaşma sağlayamadı.

GREVLER DEVAM EDİYOR

İklim krizine yönelik acil önlemler almayan ülke liderlerini protesto eden iklim aktivistlerinin grevleri ise dünya çapında yankı bulmaya devam ediyor.

11 Aralık Çarşamba günü Madrid’de konferans gerçekleşirken oturma eylemi yapan ve polisin sert müdahelesiyle dışarı çıkarılan aktivist grup Gelecek İçin Cumalar (Fridays for Future) bugün için küresel grev çağrısında bulundu. Türkiye’de de küresel iklim grevi kapsamında Taksim Odakule’de saat 19.00’da basın açıklaması çağrısı yapıldı.

Konferansta iki gün önce, çarşamba sabahı, aralarında Greenpeace Direktörü Jennifer Morgan, genç aktivistler Greta Thunberg ve Hilda Flavia Nakabuye’nin de bulunduğu Gelecek İçin Cumalar (Fridays for Future) aktivistleri, delegelere hitap ettikten sonra sahneyi işgal ederek oturma eylemi yapmıştı.

Nakabuye, “Bencil olmayı bırakın ve herkese eşit davranın” derken Morgan da, “25 yıldır, bu zirvelerde liderleri bilimi dinlemeleri, bu çözülebilir krizi önlemek için beraber çalışmaları ve gezegeni kirleten alçak bencilliğe ışık tutmaları konusunda uyarıyorum. Dinlemiyorlar” şeklinde konuşmuştu.

Tıme dergisi tarafından yılın insanı seçilen Greta Thunberg ise konuşmasında karbon salınımlarının tamamen durdurulması gerektiğini söylemişti: “1,5 derecenin altında kalmak için karbonu yerin altında bırakmalıyız.”

Eylemin sonrasına aktivistler polis tarafından panelden zorla çıkarılmış ve zirvenin yapıldığı alandan uzaklaştırılmışlardı.

 

UZLAŞMAZLIKLARIN ODAĞI: FİNANSMAN

Geçen sene Katowice’de gerçekleşen COP24’te, ülkelerin iklim krizine yönelik tutumlarını belirleyen Paris Antlaşması’nın uygulanmasına dair ilkelerin belirlendiği Paris Kurallar Kitabı yazılmasına rağmen, üzerinde uzlaşma sağlanamayan 6. maddenin görüşülmesi bu seneye bırakılmıştı. Bu madde, iklim krizinin önlenmesi amacıyla karbon piyasalarını ve alım satımlarını düzenliyor. Dokuz paragraftan oluşan maddenin detaylarına dair ülkeler anlaşmazlıklar yaşıyor.

Madde 6’da, ülkelerin iklim çözümlerine yönelik finansman sağlamaları için küresel bir piyasa kurulması hedefleniyor. Bu konferansta, daha önceki mekanizmadan farklı olarak, karbon emisyonunu düzenlemeye yönelik hamlelerin kağıt üzerinde kalmasının engellenmesi de amaçlanıyor.

Üzerinde anlaşmazlık yaşanan bir diğer husus ise, iklim krizinin ülkeler üzerinde yaratacağı her türlü kayıp ve zararın finansmanlarını yönetmeye yönelik. ‘Gelişmiş ülkeler’ olarak görülen ABD ve AB ülkeleri sorumluluk konusunda bazı noktaları kabul etmezken, ‘gelişmekte olan ülke’ statüsündeki G77 üyesi ülkeler ve Afrika ülkeleri, diğerlerinden somut kararlar ve adımlar bekliyor. Bu tartışmanın sonuçları da, madde 6 tartışmalarından çıkacak sonuca bağlı olacak.

AVRUPA BİRLİĞİ 2050’YE KADAR ‘SIFIR EMİSYON’ HEDEFLİYOR

COP25’in bitişine yakın Brüksel’de toplanan Avrupa Birliği liderleri 10 saatlik tartışmadan sonra, zirveden gelen ortak bir açıklama ile,  2050’ye kadar karbon salınımlarını sıfıra indiren bir AB’ye ulaşma hedefini kabul ettiğini söyledi. ‘Sıfır emisyon’ (carbon-neutrality) politikasını 28 ülke kabul ederken, bu bloğa dahil olmayan tek ülke Polonya oldu. Birkaç Doğu Avrupa ülkesi AB’nin net sera gazı emisyonlarını sıfırlamayı kesmesine karar vermeden önce finansal ve diğer teminatlar istedi.

Polonya kömüre fazlasıyla bağlı olduğu için tasarıya karşı çıkıyor. Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel de, bazı ülkelerin ve bölgelerin uyum sağlamasının daha zor olduğunu kabul etti. AB, Polonya’yı anlaşmayı desteklemeye ikna etmek için çalışmaya devam edecek.

Çek Cumhuriyeti ve Macaristan da, nükleer enerjinin nihai sonuca dahil edilebileceği güvencesinin ardından anlaşmayı kabul etti. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bunu Avrupa’nın “Aydaki Adam” anı olarak nitelendirdi.

AFRİKA’NIN FARKLI SORUNLARI VAR

Dünyanın çoğu karbon ayakizini önemli ölçüde azaltmak için çalışırken, Afrika’da tartışma farklı. BM, Afrika’nın küresel toplam karbon emisyonlarının % 4’ünden azını oluşturduğunu fakat iklim değişikliğinin etkileri karşısında en savunmasız kıta olduğunu söylüyor.
Bu yüzden, büyüyen iklim felaketleriyle başa çıkmanın yollarını bulmak ve aynı zamanda asgari karbon salınımlarıyla ekonomik kalkınmaya ulaşmak üzerinde duruluyor.
Bu hedeflerin her ikisi için de Afrika ülkelerinin karşılayamayacağı kadar büyük fonlara ihtiyacı var. Bir BM araştırması, Sahra altı Afrika’nın 2050 yılına kadar yılda yalnızca 50 milyar dolar (37 milyar £) iklim adaptasyon finansmanına ihtiyacı olacağını tahmin ediyor.
Afrika Grubu’nun baş müzakerecisi Tosi Mpanu Mpanu, Madrid’deki  COP25 basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Afrika’nın çözümlerin yerine getirilmesini sağlayacak araçlara ihtiyacı var” dedi. Mpanu, “Finansal kaynaklara, teknoloji transferine ve kapasite artırımına ihtiyacımız var. Bunlar aşırı büyük istekler değil” şeklinde konuştu. Mnapu bu sözleri, Afrika ülkelerinin, zengin ülkeler tarafından vaat edilen iklim finansmanını almadıkları ve uluslararası kuruluşlar tarafından sağlananlara erişimin çok zor olduğu konusundaki endişelerin ardından söyledi. (Kaynaklar: Yeşil Gazete, İklim Haberleri, BBC)