Almanya'nın göçü durdurma planı

Almanya İçişleri Bakanlığı Ortak Avrupa Sığınma Sistemi'nin (GEAS) yeniden yapılandırılması için bir plan hazırladığını açıkladı. İçişleri Bakanı Seehofer'in planına göre araştırması pozitif olan sığınmacıların AB'ye girmesine izin verilecek. Fakat AB üye ülkelerinin nüfus büyüklüğü ve ekonomik gücü dikkate alınarak hazırlanacak bir kotaya göre sığınmacılar Frontex tarafından tüm üye devletlere dağıtılacak.

Ayşegül Karakülhancı  aysekh2808@gmail.com

KÖLN – Berlin, Avrupa’ya yeni bir sığınma ve göç sistemi getirmek istediğini ve bu doğrultuda bir plan yaptığını duyurdu. Almanya planın bir yıl içe geçerli olmasını istiyor. Çünkü Almanya Avrupa Komisyonu Başkanlığını aldı ve Avrupa Birliği Konseyi Başkanlığını da 2020’nin temmuz ayında devralacak. AB içerisinde oldukça güçlü pozisyondayken ortak göç ve mülteci politikasını kendi lehine bir an önce düzenlemek istiyor.

Aslında sığınma politikalarında Almanya ve Fransa başta olmak üzere Avrupa uzun zamandır ortak bir program çıkarmaya çalışıyor. AB’nin yaptığı Dublin ortak mülteci sözleşmesi Avrupa Birliği’ne yapılan ilticaları düzenleyen bir yasa olarak var. Fakat bu yasa yeterli ölçüde işlemiyor. Daha hızlı ve etkili işleyecek ortak bir iltica sistemi oluşturulmak isteniyor. Bu nedenle Almanya İçişleri Bakanlığı Ortak Avrupa Sığınma Sistemi’nin (GEAS) yeniden yapılandırılması için bir plan hazırladığını açıkladı.
Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in (CSU) Alman Die Welt gazetesine yaptığı açıklamaya göre, yeni GEAS üç “ayrılmaz” unsura dayanacak: “İlk olarak, gelenlerin yasal olarak ülkeye girdiği kabul edilmeden önce, ‘iltica başvurularının sınırın dışında zorunlu bir ön incelemesi’ yapılacak. Gerekirse, ülkeye girmek isteyen kişinin ön araştırmadan kaçmasına engel olmak için kısıtlayıcı önlemler alınacak.” (İçişleri Bakanı bu kısıtlayıcı önlemlerin ne olacağına dair bilgi vermiyor).
Bu durumda kişi AB sınırlarından içeri giremeyecek. Kurulması planlanan AB Sığınma Ajansı (EUAA) birkaç hafta içinde iltica başvurusunu doğrudan karara bağlayarak. Başvuruların reddedilmesi sonucunda Frontex sınır koruma ajansının desteğiyle başvurusu reddedilen kişi geldiği ülkeye iade edilecek.
Fakat daha ilk madde de Seehofer’in planı sorun teşkil ediyor. Frontex ile ilgili Avrupa Birliği içerisinde sorunlar varken bu nasıl işleyecek bilinmiyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Eylül ayında sınır koruma kurumu Frontex’i 10.000 kişiye kadar çıkartarak genişletmek istediğini açıklamıştı. Ancak üye devletler içerisinde AB sınır koruma muhafızlarının ne kadar güç alması gerektiği konusu hala tartışmalı.

AB Komisyonu Başkanı Leyen ise AB göç politikası ile ilgili yıllarca süren tartışmaların artık bitmesini, tüm üyeler tarafından kabul edilecek bir stratejinin oluşmasını istiyor. Leyen, yasa dışı göçle mücadele edileceğinin, göçmenlerin geldiği ülkelerle işbirliği yaparak etkili bir Avrupa sınır koruması hedeflediğinin altını çiziyor.

AB, bugüne kadar, Akdeniz’in diğer tarafındaki devletlerle yaptığı göç anlaşmasına güveniyordu hatta bu anlaşmalara bağımlıydı. Ancak ilke olarak AB üyelerinin bir çoğu ortak sınır korumalarındansa kendi ülkelerinin sınırlarını korumaya odaklanmaktan yana. Güçlü bir AB sınır koruma ajansı Frontex tüm üye devletlere hitap etmiyor. Fakat Almanya ve diğer kuzey Avrupa ülkeleri Frontex’in daha geniş yetkiye sahip olmasından yana tavır sergiliyor.

AVRUPA SINIR KORUMA AJANSI’NIN GÖREVİ NEDİR?

2004 yılında kurulan Sınır Koruma Ajansı Frontex mülteci krizi sonrasında önemli bir kurum haline geldi. Daha önce, yalnızca Ulusal Sınır Polisi’nin AB dış sınırlarındaki konuşlandırmasını koordine etmekle görevliydi. Mülteci krizi ile birlikte Frontex’e yeni haklar ve kaynaklar verildi. Üye devletlerden 1400 sınır muhafızı şimdi sadece ajansa çalışıyor. Sınır muhafızları dış sınırlardaki durumu analiz ediyor, AB ülkelerine personel ve teknik ekipman sağlıyor ve Akdeniz’deki sahil koruması Themis’i işletiyor. Hatta ajansın kendi uçaklarıyla, ancak sadece ilgili devletin emri altında sınır dışı yapma yetkisi de var.
Frontex ile ilgili, Çekya Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ortaklık grubu Vişegrad Grubu’nun kendi egemenlikleriyle ilgili endişeleri var. Çünkü ilerde bir gün ajansın üye devletlerin rızası olmadan dış sınırı güvence altına almasını sağlamak amacıyla “istila yetkinliği” elde edebileceğinden korkuyorlar. Frontex, üye devletin onayı olmadan sınırlara müdahale edemiyor. Leyen’in planıyla bu durumun değişebileceğinden endişe duyuluyor.

FRONTEX’İN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ

Ajansın gücü büyüdükçe kontrol sorunun da artacağı düşünülüyor. Almanya’nın kamu televizyonu ARD ve İngiltere’nin Guardian gazetesi ağustos ayının başlarında, Frontex’in iç dokümanlarına ulaşarak Bulgaristan, Yunanistan ve Macaristan’da mültecilere karşı “aşırı güç kullanımı” olduğu haberini yayınladılar. Çıkan haberlerde Frontex personelinin de bu insan hakları ihlallerine katılmış olduğu iddiaları da yer aldı. Sınır dışı etme uçuşu sırasında, mültecilere yatıştırıcı ilaçlar verildiğine veya bağlanarak geri yollandıklarına dair iddialar yazıldı. Avrupa Komisyonu şu anda bu olayları inceliyor. Bu gibi örnekler de üzerinde çok düşünülmeden Frontex’in olduğundan daha güçlü hale gelmesinin sorun yaratma ihtimali olduğunu gösteriyor.
Almanya İçişleri Bakanı Seehofer’in planına göre araştırması pozitif olan sığınmacıların AB’ye girmesine izin verilecek. Fakat AB üye ülkelerinin nüfus büyüklüğü ve ekonomik gücü dikkate alınarak hazırlanacak bir kotaya göre sığınmacılar Frontex tarafından tüm üye devletlere dağıtılacak.

Üçüncü madde ise Avrupa’daki izinsiz göçlerin etkili bir biçimde birleştirilmesi fikri geliyor. Konaklama ve sosyal yardımlar, yalnızca yetkili üye devlet tarafından verilecek. İlk giriş yaptığı ülkede değil de başka bir ülkeye seyahat eden ve orada bir iltica başvurusunda bulunan herkes direk olarak reddedilecek. AB hukuku bağlayıcı olacak.

Almanya daha fazla düzensiz göç almayı artık kesinlikle istemiyor. Türkiye’nin Suriye’de oluşturmak istediği güvenli bölge politikalarına arkadan destek vermesinin, Libya ve Ürdün’e aktardığı paranın arkasında yoğun göçe engel olma planları var. AB içerisinde bu kadar güçlü pozisyonda bunu yapamazsa asla yapamayacağı için hızlı davranmaya çalışıyor. Ancak Almanya’nın bu politikasına AB’nin bir çok ülkesi yayılmacılık olarak değerlendirebilir ve bu planları beklediği kadar hızlı ortak bir yasaya dönüşmeyebilir.