Financial Times: Putin, Suriye'de Erdoğan'ı yönlendirmeye çalışıyor

Avrupa basını, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye hakkında Soçi'de vardığı mutabakata geniş yer verdi. Yorumlardan bazıları şöyle:

DUVAR – Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye’nin kuzeydoğusu hakkında dün Soçi’de vardığı mutabakat Avrupa basınında geniş yer buldu. Financial Times, “Putin’in Suriye konusunda Erdoğan’ı etkileyerek yönlendirmeye çalıştığı” yorumu yaparken, Alman gazetesi Die Welt ‘Rusya’nın Türkiye’yi Beşar Esad ile doğrudan temasa yönlendirmek istediğini’ yazdı.

FT: PUTİN ASKERİ OPERASYONU YÖNLENDİRMEYE ÇALIŞIYOR

Financial Times gazetesi “Putin, Suriye konusunda Erdoğan’ı etkileyerek yönlendirmeye çalışıyor” başlıklı haberinde, ‘dün Soçi’de yapılan görüşmede, Rusya’nın önemli bir güç simsarı olarak Suriye’de ne kadar hayati bir rol oynadığının gözler önüne serildiğini’ yazdı. Financial Times, “Varılan mutabakat ile esasında, Türkiye’nin ABD’yle geçen hafta vardığı anlaşmayla ilan edilen 5 günlük ateşkes uzatılmış oldu” dedi. Gazete Putin’in, Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonunu etkilemeye ve yönlendirmeye çalıştığını yazdı.

TIMES: TÜRKİYE HEMEN HEMEN İSTEDİKLERİNİ ALDI

Times’taki haberin başlığı ise “Rusya ve Türkiye, Suriye’deki ‘güvenli bölge’de ortak devriye için anlaştı”. Gazete, anlaşmanın, Rusya’nın bölgedeki hakimiyetini bir kez daha gözler önüne serdiği kanısında. Haberde vurgulanan bir diğer nokta da, Türkiye ve Rusya’nın, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik taahhütlerini yeniden dile getirmeleri.

Haberden bazı satırlar şöyle:

“Sayın Erdoğan, varılan anlaşmayı Türkiye’de bir zafer olarak lanse edecektir. Artık Türkiye’nin güney sınırında, Rojava’da, Kürtlerin liderliğindeki devlete benzer bir oluşum yok. En azından askeri açıdan durum bunu gösteriyor. Barış Pınarı Harekâtı, iki haftadan kısa bir süre içinde tamamlandı, Türkiye hemen hemen istediği her şeyi elde etti. Sayın Erdoğan şimdiden kendisini önümüzdeki hafta Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında ulusa hitaben zafer konuşması yapacak şekilde konumlandırdı.”

.

‘BATI’DAKİ KARGAŞA PUTİN’İ GÜÇLENDİRDİ’

Times başyazısında ise “Batı diplomasisindeki kargaşa, Putin’in güçlenmesine imkan verdi” diyor. Gazeteye göre Trump yönetiminin Kürtleri yüzüstü bırakması, Putin’e, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın yönetimini sürdürmesini sağlama fırsatı tanıdı. Başyazıdan bazı satırlar şöyle: “Soçi’deki zirve, Türkiye’nin işgalinin sonunu simgeleyebiliir. Ancak bölge ve dünya için bunun bedeli ağır olacak. Varılan mutabakat Esad’ı güçlendirecek, Rusya’nın da küresel bir diplomatik ve askeri güç olarak yeniden güçlenmesinin tasdiki anlamına gelecek.”

Guardian’daki haberin başlığı ise “Erdoğan ve Putin, Türkiye’nin Kürtlere saldırısının durmasını sağlayacak bir tampon bölge oluşturulmasında anlaştı”. Gazetedeki haberden bazı satırlar şöyle: “Ankara, Moskova’nın Şam’ı, Kürtlerin yerine Suriye’nin kuzeydoğusunda daha fazla alanı kontrole ikna etmesinden memnun olacaktır. Moskova’nın bunun karşılığında Türk heyetinden, Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterileceği konusunda güvence aldığı anlaşılıyor.”

‘PUTİN ERDOĞAN’I ESAD’A YÖNLENDİRMEK İSTİYOR’

Alman gazetesi Die Welt ise mutabakatla ilgili yorumunda Rusya’nın Türkiye’yi Beşar Esad ile doğrudan temasa yönlendirmek istediğini belirtti:

“Erdoğan Esad’ı reddetme tutumunda devam ederse, bölgede daha da fazla tecrit olabilir. Putin tam da buna engel olmak istiyor. Çabası Türkiye’yi Esad ile diyaloga yönlendirerek Suriye’nin savaş sonrası düzenine dair Rus bakış açısını nihayet gerçekleştirmek. İranlılar da bunu destekliyor. Bunun için Moskova ve Tahran 1998 yılında imzalanan Adana Anlaşması’nı kullanıyor. O zamanlar Suriye ve Türkiye, daha önce Ankara’ya düşman olan Şam’ın PKK’ya desteği sonlandırması ve Türkiye’ye yönelik riski azaltmak için Suriye-Türkiye sınırında devriye görevi yapması konusunda uzlaşmıştı. […] Mevcut anlaşma Erdoğan açısından yeterli olmayabilir, bunu Ruslar da biliyor. O nedenle Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Adana Anlaşması’nın ‘düzeltilmesinin’ mümkün olduğunu açıkladı. Ruslar açısından bu, Esad ile Erdoğan arasında doğrudan temas için ödenecek yüksek bir bedel değil. Ancak bunun için de Türkiye’nin Esad’a karşı silahlı muhalefete bir son vermesi şart. Oraya kadar da daha yürünecek çok yol var.”

‘EN BÜYÜK KAYBEDEN KÜRTLER’

Berliner Zeitung Soçi’de varılan mutabakattan Suriye’deki Kürtlerin kayıpla çıktığı görüşünü savunuyor: “Hiç kuşkusuz Erdoğan ile Putin arasındaki uzlaşmanın en büyük kaybedenleri ülkenin kuzeyindeki Kürtler. Önce Türkiye’nin hücumu Amerikalılar tarafından yarı yolda bırakılan Kürt liderlerini, düşmanları Esad’dan geçen hafta silah yardımı istemek zorunda bıraktı. Şimdi de Ruslar ve Suriyeliler, geri çekilmelerini izleme yükümlülüğünü Türk düşmana taahhüt etti.”

Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer Suriye’de “uluslararası güvenli bölge” önerisinin yankıları da sürüyor. Süddeutsche Zeitung Kramp-Karrenbauer’in girişiminin cesur olduğunu ancak konunun gündeme getiriliş biçiminin hatalı olduğunu vurguluyor:

“Dikkatli bir ifade kullanmak gerekirse, ihtiraslı bir program. Ama saygı duymak gerek: Annegret Kramp-Karrenbauer kim ki? Bakanlık görevinde 100 günü geride bırakmış değil, Hrıstiyan Demokrat Birlik (CDU) başkanlığını kendi yararına şimdiye kadar kullanamadı, dış politikada temel bilgileri sınırlı ve Angela Merkel’in yardımı olmaksızın Putin ve Erdoğan ile bir şey elde etmesi de muhtemel değil. En yakın müttefikleri ikna etme konusunda siyasi bir hüner sergileyeceğinden, içeride koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti’yi nasıl tongaya düşürdüğüne bakıldığında biraz şüphe duymak gerekiyor. O nedenle Kramp-Karrenbauer’in değerlendirilmesi konusunda varılacak sonuç iki uç arasında, gösterilen cesaret ile izlenen yöntemdeki kabalık arasında gidip geliyor.” (BBC Türkçe, DW Türkçe)