Erdoğan-Putin anlaşması: SDG 30 kilometrenin dışına çıkacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya lideri Vladimir Putin'in 6 saati aşkın süren görüşmesi sonrası, Suriye'nin kuzeyiyle ilgili bir mutabakat açıklandı. Anlaşmayı 'Tarihi bir mutabakat' diye niteleyen Erdoğan, "150 saat içinde SDG'liler ve silahları, 30 kilometrenin dışına çıkarılacak" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin, görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. (Fotoğraf: Sefa Karacan/Anadolu Ajansı)

DUVAR – Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin ABD ile anlaşması üzerine bütün dünyanın merakla beklediği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin zirvesi Soçi’de gerçekleşti. Saat 13.27’de başlayan görüşme yaklaşık 6 buçuk saat sürdü. ABD ile Türkiye arasındaki 120 saatlik anlaşmanın bitmesine 2 saat kala ortak açıklama yapan iki lider, 150 saatlik yeni bir mutabakatı duyurdu. Erdoğan, SDG’nin 150 saat içinde 30 kilometre  derinlikteki ‘güvenli bölge’den çıkarılması konusunda anlaşma sağladıklarını ve Türkiye ile Rusya güçlerinin ortak devriye yapacağını açıkladı.

Görüşme sonrası ortak basın toplantısında ilk açıklamayı yapan Putin, varılan anlaşmayla ilgili kararı Dışişleri Bakanları’nın açıklayacağını söyledi. “Bu karar bir dönüm niteliğine sahip” diyen Putin şunları söyledi:

‘SURİYE HÜKÜMETİ İLE KÜRTLER ARASINDA DİYALOG’

“Suriye’deki durumu müzakere ettik. Sayın Erdoğan, askeri harekatının amaçlarıyla ilgili detaylı açıklamalar yaptı. Biz defalarca Türkiye’nin milli güvenliklerini temin etmek için adımlar atmak istediği niyetini anlayışla karşılıyoruz. Türk tarafı hem terörün artması hem çeşitli etnik çatışmaların artmasıyla ilgili endişeler duyuyor. Biz de bu endişeleri paylaşıyoruz. Önemli olan, terör örgütlerinin Türkiye’nin harekatından yararlanmaması. Bu tür grupların arasında DEAŞ var. Cezaevlerinden kaçma teşebbüslerinde bulunuyorlar. Kalıcı ve istikrarlı barışın sağlanması ancak bu ülkenin toprak bütünlüğüne saygı duymakla mümkündür. Türkiye ve Suriye arasında karşılıklı saygı olmazsa barış mümkün olmaz. Suriye hükümeti ile Kürtler arasında geniş bir diyalog başlatılması gerekiyor. Çok uluslu Suriye halkının vazgeçilmez bir parçası olan Kürtlerin hakları ancak böyle savunulabilir. Atacağımız adımları da görüştük. BM nezdinde Anayasa Komitesi çerçevesinde bu adımlar atılacaktır. Sahadaki durumun çalışmaları engellememesi gerektiği kanaatindeyiz. Suriyeli göçmenlerin olabildiğince hızla vatanlarına dönmesi gerekiyor. Suriyelileri kabul eden ülkelerin taşıdığı sosyal yük bir hayli hafifleyecektir. BM’nin ilgili kuruluşlarına göçmenlerin dönüşünü konusunu desteklemelerini bekliyoruz.”

ERDOĞAN ANLAŞMAYI AÇIKLADI

Daha sonra konuşan Erdoğan, Akkuyu Nükleer Santralı’nda çalışırken hayatını kaybeden iki Rus vatandaşıyla ilgili başsağlığı dileklerini iletti. Erdoğan şunları söyledi:

“Ana gündemimiz Suriye’deki gelişmelerdi. İkili ilişkilerimizi de etraflıca ele aldık. Ekonomi alanında, sayın başkanın da ifade ettiği gibi milli  paralarla ticaretin yapılması anlaşmasını imzalamıştık. Akkuyu santrali ve Türk Akım projelerinde işbirliğimiz sürüyor. S-400’ler de belirlenen takvim çerçevesinde teslim ediliyor. Bu gayretli çalışmalar kararlılıkla devam edecektir. Sayın Putin ile Suriye’de barış, huzur ve istikrarın tesisi için gerek ikili düzeyde gerekse Astana formatında çok ciddi çaba harcadık. Pek çok önemli karara imza attık. 16 Eylül’deki zirveyle Anayasa Komitesi’ni ilan ettik. 30 Ekim  tarihinde komite ilk kez toplanacak. İdlib de yaptığımız görüşmelerin gündemindeydi. İdlib’de nispi bir sükunetin tesis edildiğini, saldırıların azaldığını görmek memnuniyet verici. Bundan sonra çabamız istikrar ortamını kalıcı hale getirmektir. Gerek Rus dostlarımızın endişelerinin giderilmesi gerekse sahada sükunet için var gücümüzle çalışacağız. Barış Pınarı Harekatı ile ilgili kapsamlı bilgi verdim. Daha önce ifade ettiğim gibi harekatın ana gayesi bölgeden PKK/YPG’nin çıkarılıp Suriyeli sığınmacıların dönüşünü sağlamaktır. Bu harekat aynı zamanda bölücü terör tehdidini kaldırarak, Suriye’nin toprak bütünlüğünü de garanti altına almaktadır. Bizim kimsenin toprak bütünlüğünde, egemenliğinde gözümüz yoktur. Adımlarımızı hep hassasiyetle attık. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı ile 4 bin kilometre kare alanı güvenli hale getirdik. Bir  dönem terörle çatışmalarla anılan Suriye toprakları yıllar sonra istikrara kavuştu. Bu modeli Suriye’nin diğer yerlerine de teşmil etmek istiyoruz. Artık Suriyeli kardeşlerimizin vatan hasretini dindirecek adımları atmamız gerekiyor: Harekatla güvenli hale getireceğimiz alana öncelikle 1 milyon, sonra bir bu kadar daha Suriyelinin yerleşeceğine inanıyorum. Planlarımızı paylaştık. İnşallah uluslararası toplumun da katkı ve desteğiyle bu planı hayat geçireceğiz. Bu süreçte gönüllü geri dönüşleri gerçekleştirecek projelere imza atacağız. Tarihi bir mutabakata imza attık. Bu muhtıraya göre Türkiye ve Rusya, Suriye topraklarında ayrılıkçı hiçbir gündeme izin vermeyecektir. 23 Ekim öğlen 12.00’den itibaren 150 saat içinde YPG’li teröristler ve silahları, 30 kilometrenin dışına çıkarılacak, tahkimat ve mevzileri imha edilecektir. 150 saatin sonunda Barış Pınarı Harekatı alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 kilometre derinlikte Türk-Rus devriyeleri başlayacaktır. Tel Rıfat ve Münbiç’deki YPG’liler bu alanın dışına çıkarılacak. Terörist sızmalara karşı her iki ülke ortak mekanizma kuracaktır. Putin ile vardığımız mutabakatın Suriye’nin kalıcı istikrarı için yeni bir dönemi başlatacağına inanıyorum.” (HABER MERKEZİ)