Erdoğan Merkel'den hem para hem Suriye projesine destek istiyor

Türkiye'nin Rus hava savunma sistemi S-400'ü satın alması Rusya'ya bağımlılığını artırdı. NATO'nun sürekli varlığının yanına bir de Rusya eklenmiş oldu. Ukrayna konusu hala Rusya ve AB arasında ciddi bir sorunken müttefikleri Türkiye'de Ruslar, S-400 savunma sistemini aktive ediyor olacaklar. Böylesi bir ortamda Erdoğan AB'den Suriye politikasına destek bekliyor.

Ayşegül Karakülhancı  aysekh2808@gmail.com

KÖLN – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘İdlib’de yaşananlar yalnızca Türkiye’yi değil, tüm Avrupa’yı da ilgilendiriyor’ cümlesiyle üç milyon Suriyeli’nin göçü ihtimalinden söz etti. Erdoğan bu sözüyle, kendi mülteci politikasını ve özellikle mültecilerin ülkesine geri gönderilmesi için Suriye’de planladığı “koruma bölgesi”nin kurulması için Avrupa’dan destek isteğinde bulunmuş oldu.

Erdoğan bu projeyi görüşmek üzere uluslararası bir konferans düzenlemek istiyor. Ekim ayında, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile geçen yılki dörtlü zirvenin yenisini yapmayı planlıyor. Ayrıca Cumhurbaşkanı önümüzdeki hafta New York’taki BM Genel Kurulunda ABD Başkanı Donald Trump ile de görüşmeyi planlıyor.

Türkiye, bu “koruma bölgesini” Kürtlerin egemen olduğu Suriye’nin kuzeyinde kurmak istiyor. Zaten proje ile ilgili olarak ABD ile aylardır görüşülüyor. Erdoğan, önümüzdeki iki hafta içinde Washington ile bir anlaşma yapılamadığı takdirde, Türk ordusunun Suriye’ye gireceğini ve bölgede kente göre dizayn edeceği bir “koruma bölgesi” yapacağını açıkladı.

AKP Genel Başkanı Erdoğan, Avrupa’nın bu projede ona yardım etmesini ve onu desteklemesini istiyor. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB’nin Yunanistan’da artan mülteci sayısından endişe duyduğunu biliyor. Zaten 3.6 milyon Suriyeli alan Türkiye, buradaki mücadelenin ağırlaştığı durumlarda İdlib’den bir milyona kadar ek mülteci bekliyor. Gerekirse “kapıların açarız” tehdidi ile AB’yi politikasını desteklemeye zorlamayı amaçlıyor.

Geçtiğimiz pazartesi günü Erdoğan, Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Ankara’da yaptığı toplantıda da herhangi bir ilerleme kaydedemedi. Putin ve Ruhani İdlib’deki acil sorununu çözmede ve İdlib’den yeni bir kaçış dalgasını önlemekte çok istekli olmadıklarını gösterdiler. Türkiye, Rusya ile İran’ın Şam yönetimince İdlib’de gerçekleştirilen saldırıların durdurulması için aracı olmalarını istiyor ancak Moskova ve Tahran için anlaşılan bu çok öncelikli bir durum değil. Beşinci Türk-Rus-İran-Suriye Suriye zirvesinin son bildirgesinde İdlib’deki durumu iyileştirmek için somut adımlara atıfta bulunulsa da Putin, Suriye’deki “terör tehdidinin” birleştirilmesi gerektiğini, kısacası İdlib’deki isyancılara yönelik saldırıların devam etmesi gerektiğini söylemiş oldu.

Avrupa Türkiye-Suriye politikasının asıl belirleyicisinin Erdoğan değil Putin olduğunun farkında. Ancak Putin’in amacının Türkiye’yi batılı müttefiklerinden ayırmak, Batı ittifakından koparmak istediğini planladığını uzun zamandır dile getiriyorlar. Avrupa bu konuda Putin’in başarılı olmasını da istemediği gibi Suriye yeniden inşa edilirken Batıdan koparılmış Türkiye’nin sadece Rusya ile işbirliği yapar pozisyonda olmasını da istemiyorlar. Fakat Türkiye’de Avrupa’dan Suriye konusunda tamamen kopacak cesareti gösteremiyor. Çünkü Erdoğan, Rusya Devlet Başkanının Türkiye’nin mülteci konusundaki hassas durumuyla çok ilgilenmediğinin farkında. Putin’in Suriye’deki planıyla Erdoğan’ın Suriye’deki planı birbirinden oldukça farklı.

Türkiye’nin Rus hava savunma sistemi S-400’ü satın alması Rusya’ya bağımlılığını artırdı. NATO’nun sürekli varlığının yanına bir de Rusya eklenmiş oldu. Ukrayna konusu hala Rusya ve AB arasında ciddi bir sorunken müttefikleri Türkiye’de Ruslar, S-400 savunma sistemini aktive ediyor olacaklar. Böylesi bir ortamda Erdoğan AB’den Suriye politikasına destek bekliyor. Bu desteğin Rusya ile kurulan bu sıkı ilişkiler nedeniyle normal koşullarda gelmeyeceğinin farkında olan Cumhurbaşkanı Erdoğan yine mültecileri öne sürüyor. İdlib göçü eklenirse 4 milyonu geçecek olan Suriyeli, AB’ye karşı azımsanacak bir koz değil. Bu nedenle Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, ekim ayında Yunanistan ve Türkiye’ye gitmeyi planladığını açıkladı. Seehofer ziyaretini Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’nden bir ekiple birlikte gerçekleştirecek. Ziyaret öncesi, yeni sığınmacı akını karşısında yardımları kapsayan bir paket hazırlandığın da belirtildi. Bu yardımların kışa dayanıklı kampların inşası ve iltica prosedürlerinde destek gibi alanları içerdiği belirtiliyor.

Anlaşılan AB Almanya öncülüğünde Türkiye’ye para yardımlarını uzatarak mülteci meselesinde biraz daha zaman kazanmaya çalışacak. Ancak Türkiye ABD ile bir anlaşmaya varamaz ve TSK askerlerini Suriye’ye gerçekten sokarsa Erdoğan sadece para değil daha açık bir biçimde AB’den siyasi destek isteyecek. AB nasıl bir hamle yapacak kestirmek mümkün değil. Ancak AB için Suriye Savaşı’nda kaçak güreşme günleri bitti bitiyor. Artık Türkiye konusunda ciddi bir karar vermek aşamasına gelmek zorunda kalacak. Şimdi Merkel ve Macron’un atacağı adımlar ciddi önem taşıyor.