Tanıklar anlattı: Çernobil dizisinin ne kadarı doğru?

Dünya çapında izlenme rekorları kıran, Game of Thrones'u tahtından eden Çernobil dizisinde anlatılanlar ne kadar doğru? Karakterlerin ne kadarı gerçek, ne kadarı kurgu? Nükleer tesiste çalışan mühendis Oleksiy Breus anlattı...

DUVAR – 1986’da Ukrayna’da meydana gelen nükleer felaket ve sonrasında yaşananları anlatan İngiliz-Amerikan yapımı Çernobil dizisi izlenme rekorları kırıyor. Bir yandan da tarihi drama dizisinin yaşananları ne kadar doğru aktarıp aktarmadığı tartışılıyor; diziyi anti-Sovyet propagandası olarak gören Rusya’nın yanıt olarak kendi dizisini çekeceği konuşuluyor.

Peki dizi ne kadar doğru? Olaylar ve karakterler ne kadar gerçekçi? Felaketin yaşandığı tarihte dört yıldır tesiste çalışan mühendis Oleksiy Breus, kazanın ertesi gününü ve karakterlerin gerçek hayattaki kişiliklerini anlattı… Dizideki birçok noktayı doğrulayan Breus, Sovyetler Birliği’ne dair betimlemeyi ise eleştirdi.

‘BİZİ ÇAĞIRMALARINA ŞAŞIRDIM’

Breus, sabah erken saatlerde tesise çağrılan ve çekirdeğin patladığı 4 numaralı reaktörün kontrol odasına giren ilk çalışanlardan biriydi. Breus, “Bizi oraya çağırmalarına bile şaşırdım. Reaktör öyle hasar görmüştü ki, yapacak hiçbir şey yok gibi görünüyordu” diyor.

‘DUYGULAR VE RUH HALİ İYİ ANLATILMIŞ’

Breus, o sabah tanık olduğu bazı olayların dizide gerçekçi bir şekilde anlatıldığını, bazılarının ise kurgu olduğunu söylüyor. Eski mühendis, “Çernobil faciası, devasa sayılarda insanı etkileyen bir küresel felaket olarak çok güçlü bir şekilde anlatılıyor. Aynı zamanda, hem personelin hem de yetkililerin duyguları ile ruh hali gayet doğru betimleniyor” diyor. Ancak mühendis, konunun teknolojik boyutu açısından bazı farklar olduğuna da dikkat çekerek, “Bunlar tam olarak yalan sayılmayabilir ama kurgu” yorumu yapıyor.

‘KARAKTERLER KURGU DEĞİL, BARİZ YALAN’

Peki karakterler ne kadar doğru anlatılmış? Breus, dizideki karakterlerin birçoğunu tanıyor ve onlarla birlikte de çalışmış. Ve dizideki anlatımı beğenmemiş… Tesis direktörü Viktor Bryukhanov, baş mühendis Nikolai Fomin ve baş mühendis yardımcısı Anatoly Dyatlov’un karakterleri için “Kurgu değil, bariz yalan” ifadelerini kullanıyor.

‘DYATLOV BİR PROFESYONELDİ’

“Kişilikleri kötü adamlarmış gibi çarpıtılmış ve yanlış yorumlanmış. Hiç anlatıldığı gibi değillerdi” diyen Breus, kazaya yol açan nükleer testi yaptırmakta ısrar eden Dyatlov içinse bir ‘şerh’ düşüyor: “Anatoly Dyatlov dizide bir anti kahraman haline gelmiş olabilir çünkü başlarda, nükleer tesisin çalışanları, kendi altında çalışanlar ve üst yönetim tarafından böyle görülüyordu. Fakat bu algı sonradan değişti. Operatörler ondan korkuyordu. Binada olması herkes için bir gerilim kaynağıydı. Fakat ne kadar katı olursa olsun, son derece profesyoneldi.”

‘TOPTUNOV GERÇEKTEN BEMBEYAZ OLMUŞTU’

Breus, radyasyonun insan bedeni üzerindeki etkilerinin dizide doğru anlatıldığı kanaatinde. Dizideki karakterlerden Oleksandr Akimov ve Leonid Toptunov ile patlamadan sonra konuştuğunu anlatan Rus mühendis, “En hafif anlatımla, iyi görünmüyorlardı. Hasta hissettikleri çok barizdi. Renkleri solmuştu. Toptunov gerçekten de bembeyaz olmuştu” diyor. “O gece çalışan diğer meslektaşlarımı da gördüm” diyen Breus, “Ciltleri parlak kırmızıydı. Sonra Moskova’da hastanede öldüler” ifadelerini kullandı.

‘RADYASYON YANIĞI İYİ ANLATILMIŞ’

Breus, radyasyonun etkilerinin ilk kez ekranda bu şekilde gösterildiğini söyleyerek şöyle devam etti: “Birçok insan radyasyona maruz kalmak, radyasyon ve buhar yanığından söz ediyor ama bu hiç böyle anlatılmamıştı. Mesaim bittiğinde cildim kahverengiydi, sanki bütün vücudum güneşlenmiş gibiydi. Giysi ile örtülü olmayan ellerim, yüzüm ve boynum kırmızıydı.”

YANGIN NE KADAR BÜYÜKTÜ?

Dizinin ilk bölümünde reaktörde çok büyük bir yangın çıktığı görülürken, Breus bu anlatıma karşı çıkıyor. Sabah işe gittiğinde yangın görmediğini söylüyor, “4 numaralı reaktördeki hasarı gördüm. Ekipmanlar ve pompalar açıktaydı. Duman veya yangın yoktu, sadece hasar gören kısımdan duman çıkıyordu” diyor. İtfaiyecilerin hasar gören reaktöre su fışkırttığını söyleyen Breus, “Su muhtemelen reaktöre ulaşamadan buharlaşıyordu” ifadelerini kullanıyor.

‘ÖLÜM KÖPRÜSÜ’NDE NE YAŞANDI?

Dizide reaktördeki yangını daha iyi izleyebilmek için insanların toplandığı köprüye dair de bir hikâye bulunuyor. Breus ise Pripyat’ın çoğu sakinin o gece uyuduğunu ve patlamadan sabah uyanınca haberdar olduğunu söylüyor. Rus mühendis, “O gece yangını izlemeye giden insanlar olduğunu hiç duymadım” diyor, bununla birlikte patlama sonrasında köprünün yakınlarında olan bazı tanıdıklarının sağlık sorunları yaşadığını ekliyor.

‘VOTKA, HER YERDE KGB… BU ANLATIM DOĞRU DEĞİL’

Çernobil dizisinin Sovyetler Birliği’ni anlatım biçimi de tartışma yaratmış durumda. Rus mühendis, kazanın Sovyet sistemindeki önemi sorunları açığa çıkardığını kabul ediyor, “Mesela, Çernobil faciasının arkasındaki sebeplerden biri olan o gereksiz gizlilik… Operatörler kırmızı düğmeye bastığında reaktör durmadı, patladı” diyor.

Ancak Breus, Sovyetler Birliği’nin betimleniş şekline itiraz ediyor, “Çok sayıda genelleme var, Batı’nın tipik Sovyetler Birliği anlatımı… Büyük bir bardak, votka, her yerde KGB” tepkisini gösteriyor. (DIŞ HABERLER)