Denise Jaeger: El Nur Cami kalbimin çok özel bir parçası

Christchurch kentinde Cuma namazı sırasında saldırıya uğrayan El Nur Cami ziyarete açıldı. İslamiyetle Türkiye'de tanışıp saldırıya uğrayan El Nur Camii’nde Müslüman olan Denise Jaeger, “Burası, kalbimin çok özel bir parçası” diyor.
Fotoğraflar: Aynur Tekin

Aynur Tekin  atekin@gazeteduvar.com.tr

CHRISTCHURCH – Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde bulunan El Nur ve Linwood camilerine Cuma namazı sırasında düzenlenen saldırıda 50 kişi hayatını kaybetmişti. Güvenlik gerekçesiyle girişe izin verilmeyen camiler, sabah saatlerinde ziyarete açıldı.

15 kişilik gruplar halinde içeri alınan ziyaretçiler, ayakkabılarını caminin çiçek bırakılan giriş kapısının hemen önünde çıkardı. 5 dakikadan fazla içeride kalmamaları ve fotoğraf çekmemeleri istendi. Girişlerde çocuklulara ve yurt dışına dönecek olanlara öncelik verildi.

Gazete Duvar’a konuşan Denise Jaeger, El Nur Camii’nin Christchurch’te yaşayan Müslümanlar için bir hafıza mekânı olduğunu söyledi: “Biliyorsunuz kız ve erkek kardeşlerimizi toprağa koyduk ve bugün buradayız. 2 arkadaşım bana şu anda camiye geri dönmekten çok korktuğunu söyledi. Camiye gelmek ve dua etmek istiyorlar, ama bu şu anda onları biraz zorluyor. Çünkü travmadan sonra iyileşme süreci birkaç haftalık bir şey değil, yıllar alıyor. Bu yüzden desteğe ihtiyacımız var.”

‘BU CAMİDE MÜSLÜMAN OLDUM’

Jaeger, El Nur Camii’nin kendisi için bu dünyadaki en önemli ve sembolik mekanlardan biri olduğunu anlatıyor. “Buraya dönmeyi ve yeniden burada dua etmeyi sabırsızlıkla bekliyordum. Müslümanlığı bu camide kabul ettim ve burada evlendim. El Nur Camii, kalbimin çok özel bir parçası” diye konuştu.

.

Christchurch’te yaşayan İngilizce öğretmeni Jaeger, saldırıyı çalıştığı kurumda ders verdiği sırada duymuş. Başlangıçta bir yanlış anlaşılma olabileceğini düşünmüş, fakat zaman ilerledikçe durumun ciddiyetini anlamış: “Çalıştığım kurumun kapıları ve pencereleri güvenlik için kilitlendi ve anladım ki aldığımız haber gerçeğe o anda gerçeğe dönüştü. Saat 5 gibi eve gitmek için dışarı çıktığımda, çok korkuyordum. Başörtümden dolayı başka bir saldırgan beni hedef alabilir diye düşünüyordum. Eve gidince sakinleşmeye çalıştım. O günden bu yana yaşananların şoku ile mücadele ediyorum” diyor.

Şehirde hâlâ büyük bir şok yaşandığını ve travmanın yaralarının kısa süre de sarılamayacağını ve bu yüzden desteğe ihtiyaçları olduğunu ifade ediyor Jaeger. “En yakın arkadaşlarımdan birini kaybettiğim. Kaybettiğim başka bir arkadaşım ise dün toprağa verildi. Bir başka arkadaşımın oğlu ve kocası öldü. Bu yaşadıklarımız çok fazla, fakat yardıma ihtiyacı olan aileleri düşünmek zorundayız” diyor.

Jaeger ile söyleşimize zaman zaman ara veriyoruz. Camiiye gelen arkadaşlarıyla karşılaşıyor. Hepsine ayrı ayrı hal hatır soruyor, yardımcı olabileceği bir şey varsa öğrenmek istiyor. Jaeger’e göre saldırıda hayatını kaybeden aileleri ve saldırıdan yaralı kurtulanlar için yapılabilecek çok fazla şey var: “Onlarla ilgili yapabileceklerimize dair harika olan şey şu; karanlığın bittiği yerden güzel bir ışık geldi. Çünkü çok fazla yardım aldık, alıyoruz, bir aradayız. Hükümet seviyesinden çok fazla yardım aldık. Bizim için tüm ihtiyaçları tek bir yerde toplayan bir tesis açtılar ve bu da lojistik olarak her şeyi daha kolay bir hale getirdi” diyor.

‘TAKSİCİ BENDEN PARA ALMADI’

Kentteki dayanışmanın hem kendisini hem de tüm Müslümanları duygulandırdığını belirtiyor. Özellikle Müslüman adetlerini içine alan dayanışma pratikleri için minnettar olduklarını söylüyor: “Saldırıyı duyanlar hemen Müslüman komşularının evine koştu ve güvende olup olmadıklarına baktı. İnsanlar sıcak yemek pişirip Müslüman komşularının evine getiriyor. Bugün buraya taksiye binip geldim. Taksici benden para almak istemedi ve ‘Lütfen bana para vermeyin, bu da benim yardım etme yöntemim’ dedi. Neredeyse ağlıyordu ve bu olanlara çok üzgündü.”

‘İSLAMI TÜRKİYE’DE KEŞFETTİM’

21 yaşındayken dünya turuna çıkan ve turunu Türkiye’de tamamlayan Jaeger, 2.5 yıl Türkiye’de yaşamış. Türkiye’den gelen dayanışma mesajlarının Christchurch’te Müslümanlara güç verdiğini belirtiyor ve “Türkiye’ye minnettar olduğum önemli şeylerden biri şudur: İslam’ı orada keşfetmiş ve ilk Kuran’ı orada edinmiş olmam” diyor.

‘SALDIRGAN BÖLMEK İSTİYORDU TAM TERSİ OLDU’

Saldırıdan önce kadınlar üzerinden İslam karşıtlığını olduğunu dile getiren Jaeger söyle devam ediyor, “Christchurch’te yaşayan Müslüman topluluk oldukça çeşitli, neredeyse 40 farklı milletten geliyor, 40 farklı dil konuşuyor. 5 binin üzerinde bir nüfustan bahsedebiliriz. Christchurch’te 3 farklı cami bulunuyor. Dürüst olmam gerekirse saldırıdan önce Yeni Zelanda da daha çok kadınlara yönelen bir İslam karşıtlığı vardı, fakat bu dünya genelindeki kadar ciddi değildi. Yani kadınlar başörtüsü takıyor ve bu oldukça görünür bir şey. Özellikle genç Müslüman kadınlar başörtüsü takmayı zor bulabiliyorlardı. Saldırgan korkunç terör saldırısı ile Yeni Zelanda’yı bölmek istiyordu fakat tam tersi oldu. Çünkü yalnızca aroha (Maorice’de sevgi) insanları bir arada tutabilir.”