Avustralya Çin oluyor!

Çin’in gücü büyüdükçe, Çin kökenli Avustralyalılar daha fazla baskıya maruz kalıyor. Çin’in casusluk şebekesi, endüstriden silah sanayine dek oldukça geniş bir alanda bilgi toplayarak elini güçlendirmek ve hedef aldığı ülkeyi savunmasız duruma düşürmek gibi amaçlar taşıyor.

Charles Wallace *

Avustralya’da yabancı ülkelerin istihbarat faaliyetleri muhtemelen her zaman yüksek bir düzeyde sürmüştür. Çoğu zaman düşük profilli biçimde yürütülür: Temel çaba, kamu ve özel elektronik sistemlerini sekteye uğratmak veya bilgi sızdırmak amacını taşır.

Ele geçirilen veriler çeşitli biçimlerde kullanılır: Avustralya’nın ulusal güvenlik sistemleri ve kabiliyetlerine dair bilgi edinmek; bilgi toplayanın stratejik, politik ve ekonomik çıkarlarını gözetmek ve hedef aldıkları insanlar üzerinde baskı kurmak.

Avustralya’daki en faal yabancı istihbarat aktörü Çin devletidir. Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı’nın casusluk faaliyetleri, temel olarak ticari, teknolojik ve askeri bilgiler toplayarak ve gün aşırı düzenlenen siber saldırılar için zayıf noktaları belirleyerek, Çin ulusal güvenliğini koruma ve geliştirme yönünde yürütülür.

Çin’in (sanal ortamda) saldırdığı Avustralya savunma programları, F-35 saldırı uçağı, P-8 Poseidon elektronik takip uçağı ve doğrudan taarruz mühimmatları (bombaların yönlendirilmesine izin veren elektronik sistemler) üzerinde yoğunlaşıyor. Bildiğimiz kadarıyla, Çinli bilgisayar korsanları bilgi toplamak ve işletim sistemimizi daha detaylı anlayabilmek için federal hükümet kurumlarına ve şubelerine sızıyorlar.

 

Avustralya, yabancı hacker’lara (sanal ortam korsanları) ilişkin bilgileri kamuoyu ile paylaşmamakta ve kimliklerini açıklamamakta; ancak Birleşik Devletler (ABD) daha sert bir yaklaşım gösteriyor. 27 Kasım’da Çin’deki üç kişiye karşı bilgisayar kontrolünü ele geçirme, ticari sırların çalınması, komplo ve ABD finansal, mühendislik ve teknoloji endüstrisinden bilgi hırsızlığı yapılmasına ilişkin bir soruşturma başlatıldı. İnternet güvenlik firması “Guangzhou Bo Yu Bilgi Teknolojileri Limited Şirketi ” (Boyusec) dahil üç Çinli şirket (Boyusec, APT3 ve Gothic Panda) Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı’na bağlı tüm hack’leme faaliyetlerinden sorumlu tutuldu.

Bakanlık ayrıca, Tibetli ve Çinli muhaliflerin Avustralya’daki faaliyetlerini takip ediyor; yanı sıra, bazı Çinli öğrencileri de diğer Çinli öğrencilere ilişkin rapor vermeye zorluyor.

Hatta, 1.3 milyon Çin kökenli Avustralyalı topluluğu izliyor olabilir de. En azından 1989’da yaşanan Tiananmen Katliamı’nda (tahmini rakamlara göre) yaklaşık 2 bin  öğrencinin ölümünün ardından, o dönemki Avustralya Başbakanı Bob Hawke 42 bin Çinli öğrencinin Avustralya’da kalmasına onay vermişti.

Çin’in ekonomik alandaki sanal casusluk çalışmaları, araştırma sürecini kısaltmasına ve araştırmayı yürüten kuruluşlardan daha ucuz ve hızlı bir şekilde bilgi sağlamasına imkân tanıdı. Ticaret alanında, Çinli şirketler daha iletişime geçmeden önce bile Avustralyalı ticaret ortaklarının pazarlık parametrelerine sahip durumdalar. Bu istihbaratsa, kendileri için avantajlar içeren ticaret anlaşmaları güvence altına almalarını sağlıyor.

2005 yılında Sydney’deki görevinden ayrılmak zorunda kalan Çinli diplomat Chen Yonglin, Çin’in Avustralya’da binden fazla casusu bulunduğunu açıkladı. Temel faaliyet alanları bilimsel makaleler, ticaret ve hükümet belgeleri gibi kamuya açıklanmamış ve sınıflandırılmamış alanlarda bilgi toplamak.

Bakanlık bunun dışında, Çin’e yardım etmek amacıyla bilgi sağlamaları ve Çin’deki aile mensuplarına yardım etmeleri için uzun süredir burada yaşayan Çin kökenli Avustralyalılara baskı yapıyor ya da para ödüyor olabilir. Aksi durumda, işbirliği yapmaya istekli olmayan herhangi biri, Çin’de yaşayan akrabalarının zor duruma düşeceğinden emin olabilir.

GÜCÜ ARTTIKÇA BASKIYI DA ARTIRIYOR

Çin gücünü ve nüfuzunu artırdıkça, Çin kökenli Avustralyalılar işbirliğine gitme noktasında daha fazla baskıya maruz kalıyorlar.

Çin, siber erişim yollarının başarısız olduğu durumlarda, amacına ulaşmak için casuslarını kullanarak risk almaya hazırlanıyor. Bu yaklaşım ise genellikle fiziki takip, temizlik çalışanları vb. aracılığıyla bilgiye kanundışı erişim yöntemlerini içerir. Yasadışı erişimin amacı, genelde, bir şirketin bilgisayar ağına, istenilen bilgilere ulaşmak ve kötü amaçlı veya casus yazılımları aktarmak için yerinde sızmaktır.

Bu tür davaları kamuoyuyla paylaşmıyoruz, ancak ABD bunu yapıyor. Örneğin, 28 Ağustos’ta, Amerikalı cerrahi ürün şirketi Medrobotics’e sızma girişimi yaşandı. Şirket başkanı, ana konferans salonunda üç adet elektronik aygıt kullanan Çinli bir adama sabah saat 7.30’da orada ne yaptığını sordu. Talihsiz (!) casus, başkanla görüşmek üzere orada beklediği yanıtını verdi. Casus tutuklandı ve ticaret sırlarını çalmaya teşebbüs etmek suçundan yargılanıyor.

Çin’in bir diğer taktiği, (kendi ülkesindeki) ziyaretçilerin elektronik cihazlarına sızmak ve naif Avustralya şirketlerinden gelen kişilerin yanlarındaki brifingleri ve araştırma örneklerini ele geçirerek, kârlı iş sözleşmeleri için olanak sağlamak. Gerçi sözleşmeler de asla yürürlüğe girmiyor; zira Çin’de ters-mühendislik yapılmasıyla sonuçlanıyor.

CİNSELLİK, PARA VEYA ŞANTAJ…

İç tehdit, sadakatsiz veya rüşvet-sever Avustralyalı çalışanlara ve yüklenici şirketlere dek uzanıyor. Hedefteki kuruluşun siber güvenliği ne denli iyiyse, çalışanlara uzaktan erişim bilgileri sağlamaları amacıyla baskı uygulanması ihtimali de o denli yüksektir. Geleneksel yollar, cinsellik, para, çeşitli çıkar teklifleri veya şantaj yoluyla ikna etme yöntemlerini içerir.

Tıpkı diğer istihbarat örgütleri gibi Çin istihbaratı da anahtar görevlerde yer alan ve “uyuyan” (gözden uzak) ajanlara yönelir. Çin’in siyasal alanımızı etki altına almak amacıyla en fazla başvurduğu yöntem, “nüfuz ajanları” eliyle gerçekleştirilir. Bu ajanlardan bazıları Çin ve Avustralya’nın ikili vatandaşlarıdır. Amaçları, mevcut ve geçmiş dönem politikacılarına Çin’in çıkarlarını korumak, kimi zaman da Avustralya’nın aleyhine davranmak için rüşvet vermektir.

Rüşvet birçok şekilde verilebilir: Borçların ödenmesi, Çin’e indirimli seyahatler, siyasi kampanya bağışları ve hatta “esnek danışmanlık” amacıyla yüklü meblağlarda para ödenir ya da diğer konularda düşük seviyeli destek sağlanır. Geçmişte, hem ana partilerimizin önde gelen politikacıları hem de güç komisyoncuları, Çin’in haince planlarını kabullenmeye hazırdı ve bazıları bu konuda diğerlerinden daha umursamaz davranıyor.

Gerçekten de federal parlamenterler genel olarak federal devlet memurlarının hoş karşılamayacağı fazilet yoksunluğundan sorumludurlar. Bugünkü ve geçmiş dönemlerdeki siyasetçiler ve özellikle de eski başbakanlar ve bakanlar açısından en basit fazilet kuralı, temel amacı Avustralya hükümet politikalarını etki altına almak veya zayıflatmak olan yabancıların çıkarlarını (kaynak ne olursa olsun) kabul etmemesi gerektiğidir.

*Charles Wallace eski bir Avustralya istihbarat görevlisidir.

Yazının aslı Sydney Morning Herald‘da yayınlanmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)