Korona virüsü öğrenme güçlüğü çekenlerin karşılaştığı zorlukları pekiştirdi

Korona virüsü salgınının farklı grupları farklı şekillerde etkilediği ortada. Covid-19 salgını, daha 'savunmasız' grupların normal şartlarda ve günlük hayatta karşı karşıya kaldığı zorlukların anlaşılması için hepimize bir fırsat sunuyor.

Ruth Northway

Toplumdaki bazı gruplar genellikle ‘savunmasız/hassas’ diye nitelendirilir. Eğer -yaşlı bir insan ya da örneğin öğrenme güçlüğü çeken biri olarak- bu gruplardan birine dahilseniz, adeta kaçınılmaz bir kişisel özellikmişçesine otomatik olarak ‘savunmasız’ görülebilirsiniz.

Ancak, savunmasızlığı değişmez bir durum olarak görme eğiliminde olan bu görüşle ilgili bazı sorunlar söz konusudur. Bu meseleyi belirli bir gruba dahil olmanın kaçınılmaz bir neticesi gibi değerlendirmek, ‘savunmasızlığın’ nasıl azaltılabileceğine odaklanma potansiyelini düşürür. Yanı sıra, hepimizin savunmasız olduğumuz gerçeğini de göz ardı eder. Savunmasızlık, insan olmanın kaçınılmaz bir sonucudur.

SAVUNMASIZ KESİMLERİN GÜNDELİK SORUNLARI

Gerçekten de Covid-19 hepimizin nasıl da savunmasız olduğunu gösterdi. 2020 yılı boyunca, hepimiz hayatı yaşama biçimimizi değiştirdik ve özgürlük, sosyal temas ve gelir kaybına karşı savunmasız hale geldik. Ayrıca, sağlık hizmetlerine erişim ve kendi ölüm ihtimalimizle ilgili somut kaygılarla da baş etmek zorunda kaldık.

Bu tür deneyimler, öğrenme güçlüğü çeken birçok insan ve aileleri için günlük yaşamın kendisidir ve korona virüsünün ortaya çıkmasından çok daha önce de böyle olagelmiştir.

Mesela, İngiltere’de sosyal bakım hizmetlerini kullanan öğrenme güçlüğü çeken yetişkinlerin yalnızca yüzde altısı ücretli çalışan ya da serbest meslek sahibidir. Bu durum, öğrenme güçlüğü yaşayan insanların büyük kısmının sosyal yardımlara muhtaç olduğu anlamına geliyor.

Herhangi bir faaliyete dahil olmak için başkalarının desteğine bağımlı olan öğrenme güçlüğü çeken insanlar arasında da sosyal izolasyon ve yalnızlık oranları yüksektir.

Covid-19 darbesinden önce, öğrenme güçlüğü olan kişilerin erken ve önlenebilir ölüm riskinin arttığına ilişkin güçlü kanıtlar zaten mevcuttu. Bununla birlikte, çoğunlukla uygun sağlık hizmetlerine yetersiz erişimden dolayı sıkıntı çekiyorlar.

Bu durum, erişilebilir bilgi eksikliğine ya da semptomların müdahale gerektiren olumsuz sağlık belirtilerinden ziyade, yanlışlıkla, öğrenme güçlüğünün bir parçası olarak görülebildiği gerçeğiyle bağlantılı olabilir. Netice itibariyle, tedavi sağlansa bile sağlık sorunu ilerlemiş aşamada olabilir, bu ise önlenebilir ağrı ve sıkıntıya ve hatta etkisiz kalabilecek bir tedaviye neden olabilir.

Hâl böyleyken, Covid-19, aniden nüfusun daha büyük bir kısmının öğrenme engelli insanların günlük deneyimlerinden bazılarını paylaşmasına yol açmış gibi görünüyor.

SAVUNMASIZLIĞIN DERECELERİ

Küresel salgının ilk evrelerinde, virüsün ayrım yapmadığı sıkça dile getirildi. Buna karşın, Covid-19’un farklı grupları farklı şekillerde etkilediği ve değişen etkisinin daha doğru anlaşılması yönündeki çağrıların arttığı da ortada.

Salgın yayıldıkça, öğrenme güçlüğü çeken insanların belki de başlangıçta en savunmasız olduğu noktalardan biri, tartışmaların çoğunda görünmez olmalarıydı. Neyse ki, bu durum değişmeye başladı.

Salgının, öğrenme güçlüğü çekenler de dahil olmak üzere dünya genelindeki pek çok engelli insan üzerinde önemli bir etki yarattığı gittikçe daha açık bir hale geliyor. ‘Inclusion Europe’ adlı kampanya grubu, özellikle de öğrenme güçlüğü çeken insanları etkileyen bir takım sosyal, ekonomik ve eğitimsel etkinin altını çiziyor.

Buna ek olarak, artık sağlık hizmetlerine erişim yollarımızdaki değişimlerin birçok insan için zorlayıcı olduğu da kanıtlandı. Yeni ve bazen karmaşık olan bilgileri anlamakta güçlük yaşıyorsanız, bu güçlükler daha da büyüktür. Bu durum, sağlık hizmetlerinin önündeki engelleri daha da çoğaltacak gibi görünüyor.

BİRÇOK ALANDA SIKINTILAR KATLANDI

Korona virüsü, kimi durumlarda gündelik destek hizmetlerinin yürürlükten kalkmasına ve hizmetlerin askıya alınmasına neden olarak aileler üzerinde ek stres oluşmasına yol açıyor.

Birçok kişi aile ve arkadaşlarıyla sosyal temasını korumak için gittikçe daha fazla internete bağımlı hale geldi. Ne var ki, eğer internet erişiminiz yoksa ya da kullanmak için fazladan yardıma ihtiyaç duyuyorsanız, bu da bir seçenek değil.

O halde, öyle görünüyor ki, herkesin artan oranda bir savunmasızlık durumu yaşadığı yerlerde bile, kimi insan grupları diğerlerinden daha da savunmasız durumda. Fakat kısıtlamalar dünya çapında kademeli olarak kaldırılırken, insanlar, toplumun hangi unsurlarının daha iyi bir hale getirilebileceği üzerinde düşünmeye başlıyorlar. Bu, hepimizin savunmasızlığın doğası ve bunun en doğru biçimde nasıl üstesinden gelinebileceği hakkında düşünmemiz için bize bir alan açar.

Öğrenme güçlüğü çeken kişilerin sık sık yaşadığı artan (ama önlenebilir) günlük hassas noktalarından yalnızca bir kısmına maruz kalmak, bireyler ve toplumların geleceklerini iyileştirmek hususunda neler yapabileceğimizi düşünmek için hepimize bir fırsat sunuyor.

Bu, kaçınılmaz biçimde, her birimiz için değişiklik gösterecektir. Bununla birlikte, elbette hepimiz mevcut engellerin daha fazla farkında olabilir ve onları ortadan kaldırmak için çalışabiliriz. İçimdeki iyimser, toplum için bu fırsatın değerlendirileceğini içtenlikle umuyor.


Yazının aslı The Conversation sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)