Zuckerberg’in Trump aşkı daha ne kadar sürecek?

Facebook ve Beyaz Saray arasındaki bağımlılık ilişkisi, durumu düzeltmeye yönelik boş vaatlerle örtbas edilemez. Zuckerberg-Trump ilişkisinden kendimizi korumak için yapabileceğimiz tek şey, Facebook’u seçtiği taraftan sorumlu hale getirmektir.

Rashad Robinson

Facebook, insan haklarını ciddiye almıyor. Eğer bunların birinci elden duymamış olsaydım -Mark Zuckerberg birbiri ardına sıraladığı başarısız ve yetersiz bahaneleri geçen salı günü bir toplantı sırasında bana pazarlamaya çalışmamış olsaydı- bunu, Facebook’un son sürümünde hesap denetimlerinin ilk sayfasında okuyabilirdim. İnsan haklarını yerine getirmek, Facebook’un Donald Trump’a teslim olma tutkusuyla rekabet edemez.

Gerçek şu ki, Trump ve Facebook’un birbirine ihtiyacı var. Facebook’un kendine has (kullanıcı/ç.n.) hedefleme yetenekleri ve uluslararası güdümlü seçim sabotajı karşısında sürmekte olan zafiyeti, Trump’ın 2016 seçimlerini kazanmasına katkı sağlamıştı. 2020 yılında, Facebook’un hoşgörülü ve ‘laissez-faire’ (Fransızca “Bırakın yapsınlar”) politikaları, halihazırda nefret dolu tacizlere, yaygın biçimde yanlış bilgilendirme ve dezenformasyona olanak sağlarken siyah organizatörlerin susturulmasına da yardım etti.

TRUMP NE İSE, ZUCKERBERG DE ODUR

Facebook, bir şirket olarak tüm yanlış davranışları teşvik ediyor. Ne var ki bu durum, doğrudan Trumpvari bir liderlik modelinden beslenen Zuckerberg’den kaynaklanıyor. Sanki tek başına tüm cevapları biliyormuş ve başkasını dinlemesine gerek yokmuş gibi davranıyor. Sanki tek başınayken tamamen güçlüymüş, hiçbir sorumluluk olmaksızın neden olduğu sorunların gerçekliğini inkar edebilecekmiş gibi hareket ediyor. Ayrıca çok sayıda toplumsal adalet kuruluşu (ve gittikçe büyüyen bir şirketler grubu) tarafından yapılan uyarılara rağmen, neyin gerçek ve neyin sahte olduğuna, adil ya da adaletsiz olanın ne olduğuna karar verebilecek tek merci gibi davranıyor.

Peki neye karar verdi? İnsan hakları ihlallerinin siyaset oyununun yalnızca bir parçası olduğuna, kar için kullanabileceğimiz başka bir kumar fişi olduğuna karar verdi. Ve bu da, tıpkı Trump’ın şahsi değerlerinin ve kaprislerinin tüm hükümet genelinde yolundan şaşmış görev ve normlar biçiminde kademeli olarak artması gibi, tüm şirket genelindeki karar alma süreci ve politikalara yön veriyor.

Trump ve Zuckerberg gerçekten de birbirleri için yaratılmışlar. Irkçı bir nefret mitinginde karşı karşıya gelen insanlar hakkında ‘her iki tarafta da çok iyi insanlar’ olduğunu yalnızca Trump söyleyebilirdi. Ve yalnızca Zuckerberg hesaplanmış ve manipülatif yalanlar yayılırken, ırkçı biçimde hedeflenen seçmenler bastırılırken ve siyahlara karşı şiddet çağrısında bulunulurken ortada iki meşru taraf olduğunu söyleyebilirdi. Yani, seni iktidarda tutan her ne ise onu…

ŞİRKETLER IRKÇILARLA YAN YANA OLMAK İSTEMİYOR

Öte yandan, bu bir aşk üçgeni. Zira Facebook reklam verenlerini de seviyor ve Facebook’un çevrim içi nefret söylemini sistematik ve sürekli biçimde körüklemesi nedeniyle boykota katılım git gide artıyor (Facebook’un nefret dolu saldırıları ve yalanları algoritmik olarak güçlendirme tavrını terk ediyorlar). Büyük kurumsal reklam verenler bile, reklamlarının bütün dünyaya sponsorları olduklarını ima eder biçimde beyaz milliyetçi içeriklerin yanında gösterilmesinden bıkmış ve dahası, kral gibi davranan biri tarafından endişeleri görmezden geliniyor. Peki Zuckerberg kimi seçecek? Onun sadece Trump’ın Silikon Vadisi versiyonu olmadığını bize ne gösterecek?

Zuckerberg gibi insanlar, daha da güçlü olmalarına yardım etmesi için Trump gibi güçlü insanlarla ortaklık kurduğunda, hepimiz özgürlüğümüzü yitiriyoruz. Facebook toplumsal ifade alanında yeni bir çağ başlatmıştı; ancak Trump ve diğer güçlü insanlar için geri kalanlarımızdan farklı kurallar geçerli olduğunda, özgürlüklerimizin hiçbiri aslında güvence altında olamaz.

Facebook, Trump’ın şahsi sosyal hesaplarında (Instagram ve WhatsApp dahil) yaptığı yanlış bilgilendirme ve kışkırtmalara uyum sağlayabilmek için özel kurallar uyguluyor. Zuckerberg, Trump kuralları ihlal ettikten sonra, ondan daha kibar olmasını ya da ifadelerini yumuşatmasını isteyebilir. Ama bunun ardından kuralları ihlal eden ve tehlike içeren ifadeleri tutmaya karar verecektir. Zuckerberg aslında Trump’ın elinde kalan yalnızca birkaç arkadaştan biri. Facebook ve Beyaz Saray arasındaki derin ve ortak bağımlılık, Facebook’un boş vaatleri ya da siyahlarla ilgili boş dayanışma mesajları ile örtbas edilemez.

FACEBOOK’UN TEHLİKELİ OYUNLARI

Facebook’un, özellikle de her gün yüz binlerce zararlı mesajı ıskalarken içerik denetleyicilerinin sayısını azaltması, içerik denetleyicilerinin çalıştığı korkunç koşullar ve mevcut denetleme politikalarından bazılarının siyahların seslerini bastırırken beyaz insanların nefret söylemini güçlendirmeye nasıl hizmet edebileceği göz önünde bulundurulduğunda, pek de umut vaat eden bir işaret değil.

Facebook, platformdaki fanatizmin büyümesini engelleme yönündeki iç çabaları durdurmak gibi bir geçmişe sahip. 2016’da hazırlanan bir iç rapor, “tüm aşırılık yanlısı grup katılımlarının yüzde 64’ünün öneri araçlarından kaynaklandığını ve etkinliğin çoğunun Facebook’un ‘katılmanız gereken gruplar’ ve ‘Keşfet’ algoritmalarından geldiğini” ortaya çıkardı.

Bununla birlikte, yalnızca iki yıl sonra, 2018 sunumunda yukarıdaki rapora atıfta bulunarak, yöneticiler çalışanlara ‘şirketin önceliklerinin toplumsal faydadan bireysel değere kaydığını’ söylediler; bu da Facebook’un ‘şirketin kurallarını ihlal etmediği’ sürece düşmanca yayınları denetlemeyeceği anlamına geliyordu. Tabii ki, kurallar çoğu zaman o kadar muğlaktır ki, Trump gibi beceriksiz birinin bile içinden geçip gitmesine izin verirler. Ve tabii ki, tüm bu kasıtlı muğlaklık ve boşluklar en üst kademeden kaynaklanıyor.

Zuckerberg, beyaz milliyetçiliği -ve genel bağlamda ırkçılığı- doğru ve yanlışa dair ahlaki bir sorun değil, ‘sağa karşı sol’ gibi politik bir mesele olarak görüyor.

YÖNETİM KADEMESİNİN TAMAMI SAĞCI

Zuckerberg’in liderlik kademelerini doldurmak için seçtiği insanlar göz önüne alındığında bu bir sürpriz olmamalı. Üst düzey politika ekibi üyeleri olan Joel Kaplan, Kevin Martin ve Katie Harbath’ın tamamı da yalnızca denetledikleri hükümet ilişkileri ve kamu politikası portföyleri içinde tercihli karar almaya yol açabilecek sağcı politikalara dayanan bir geçmişe sahipler.

Bu muhafazakarlar, sağcı oluşumların neyin doğru olup olmadığını dikte etmesine olanak sağlamak için şirketin haber sürecini bir silah haline getiriyorlar. Breitbart News, tanınmış beyaz milliyetçiler ve neo-Nazilerle çalışmasına rağmen nasıl olur da ‘güvenilir bir haber kaynağı’ haline gelebilir? Nasıl olur da Facebook, Daily Caller’ı -Tucker Carlson’ın kurduğu (ve yakın zamana kadar büyük kısmına sahip olduğu) kötü şöhretli bir yanlış bilgilendirme platformu- hikâyeleri yanlış etiketleme gücüne sahip resmi bir teyit denetçisi olarak atar?

Zuckerberg, ifade özgürlüğünün yüce fikirlerine hitap etse de -bir ironi olmaksızın siyah insan hakları liderlerinin fikirlerine atıfta bulunurken, bu kişilerin konuşmalarının rutin olarak susturulmasına bizzat kendisinin izin verdiğinden bahsetmez- oynanan oyun gerçekten de tek bir şeyle ilgili. Trump’ı mutlu etmek. Bu liderlerin kurumsal uygulama açısından sistematize ettiği standart budur ve yalnızca yeni bir liderlik yaklaşımı bu sistemi değiştirecektir.

Mark Zuckerberg’i ikna etmeye çalışmanın ya da onunla tartışmanın bir yolu yok. Ve yasaların ne oranda adaletten yana olduğu ya da Facebook’un adaletten yana olmadığını gösteren kanıtların ne kadar önemli olduğu mühim değil. Zuckerberg-Trump ilişkisinden kendimizi korumak için yapabileceğimiz tek şey, Facebook’u seçtiği taraftan sorumlu hale getirmektir.


Yazının aslı The Guardian sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)