Bilim insanları evrensel bir ‘tür listesi’ oluşturacak

Tek ve güvenilir bir sınıflandırma sistemi, yüzyıllardan beri süren anlaşmazlıklara son verebilir ve biyolojik çeşitlilik kaybıyla mücadelede küresel çabaları ileri taşıyabilir. Bilim insanları, bu tür bir listenin oluşturulabilmesi için gereken yöntem ve adımlarla ilgili bir yazı dizisinin ilk makalesini kamuyla paylaştı.

Patrick Greenfield

Dünya’da evrensel olarak tanınan ilk türler listesini oluşturma planı, dünya yaşam kütüphanesinin nasıl sınıflandırılacağı hususunda yüzyıllardan beridir süren anlaşmazlık ve karmaşaya son verme yolunda umutları yeşertti.

On maddelik plan, nihayetinde, dünyadaki türlerin güvenilir bir listesi ve içeriğinden sorumlu bir yönetim mekanizması aracılığıyla düzeni sağlamayı amaçlıyor. Araştırmacılar, kabul gören tek bir listenin biyolojik çeşitlilik kaybı, nesli tükenmekte olan yaban hayatı ticareti, biyo-güvenlik ve koruma alanlarındaki mücadele amaçlı küresel çabaları iyileştirmesini umuyorlar.

YÜZYILLARDIR ÇÖZÜLEMEYEN MUAMMA

En az 26 yaklaşımla biyologlar, bir organizmanın en temel sınıflandırması olan ‘bir türün ne olduğu’ meselesinde asla bir uzlaşmaya varamadılar. Netice itibariyle, koruma örgütleri, ulusal hükümetler ve bilim insanları çoğunlukla farklı taksonomik (sınıflandırıcı/ç.n.) tanımlara sahip olan memeliler, mantarlar ve diğer organizmaları içeren ayrı ayrı listeler kullanıyorlar.

Örnek olarak, bilimsel kanıtlar, orman fili ve savana (ova) fili olmak üzere, Afrika filinin iki türünün olabileceğini gösteriyor. Buna karşın, ‘Nesli Tehlikede Olan Türlerin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme’ (Cites) ve Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) gibi büyük ölçekli koruma örgütleri bunların yalnızca bir tanesini kabul etmektedir. Avustralya’daki Charles Darwin Üniversitesi’nde koruma ve sürdürülebilir geçim kaynakları profesörü olan makale başyazarı Stephen Garnett, “Halk, ‘tür’ olarak adlandırdıkları bu varlıklarla tanımları özdeşleştiriyor ve bunların insanlarca tarif edilmiş olan kümeler olmaktan ziyade, somut biyolojik ve doğal birimler olduklarını düşünüyor,” diyor.

Yaygın olarak kullanılan bir tür tanımı, bir grup canlının, canlı yavrular yaratarak DNA değiş tokuşu yapıp yapamayacağını merkeze alır. Buna rağmen, kimi durumlarda, türler arasındaki çizgiler bulanıklaşır ve taksonomistler -türleri keşfeden, onlara isim veren ve sınıflandıran bilim insanları- arasında anlaşmazlıklara yol açar.

Genom üzerinde yapılan analizler ve mikro CT taramaları da dahil olmak üzere, kullanılan yeni teknikler, bilim insanlarının, daha önceleri tek bir tür olduğunu düşündükleri organizmaların aslında güneydoğu Asya yaprak maymunları, zürafalar ve yürüyen köpekbalıkları gibi birkaç farklı tür olabileceğini keşfetmelerini sağladı.

ORTAK BİR YOL MEVCUT DEĞİL

Garnett, “Muhtemelen türlerin yüzde 90’ı için doğal birimler mevcut, kendi aralarında çiftleşmiyorlar ve iyi huylular. Buna karşın henüz evrim geçirmekte olan yüzde 10’luk bir kısım var ve bu türlerin ne olduğu ve ne olmadığı konusunda bir karara varmak zorundayız” diyor.

“Kamuoyu, bilimin bunu yapabilmesini bekliyor. Fakat bilimin elinde bunu güvenilir bir şekilde yapacak bir sistem yok.”

Erişime açık bir dergi olan PLOS Biology’de yayınlanan ve dünyadaki canlı türlerinin güvenilir bir listesini oluşturmak için gereken ilkeler, (doğa/ç.n.) korumacılar ve hükümetler gibi diğer aktörlerle birlikte taksonomistler için de tanımlanmış bir rol içeriyor.

Önerilere göre, tür listeleri bilime dayanacak, türlerin adlandırılması işini türlerin doğrulanması faaliyetinden ayıracak ve tamamen izlenebilir olacak.

‘Yaşam Kataloğu’ (ing. Catalogue of Life) benzeri projeler hali hazırda kapsamlı bir küresel tür endeksi oluşturmak için çalışıyor olsa da bu türler, taksonomistler, hükümetler ya da koruma örgütleri tarafından evrensel olarak kabul edilmemiştir.

Şu anda, türlerin sınıflandırılmaları hakkındaki taksonomik anlaşmazlıkları çözmek için evrensel olarak kabul edilen bir yol mevcut değil ve bu da birbirine rakip organizma listelerinin oluşturulmasına neden oluyor. Memeliler ve sürüngenlerle ilgili birkaç liste mevcutken, daha az bilinen bazı gruplar hakkında hiçbir liste bulunmuyor.

DOĞRU BİLGİYE ULAŞILAMIYOR

Viyana Doğa Tarihi Müzesi’ndeki memeli koleksiyonunun başkanı ve planın ortak yazarlarından olan Prof. Frank Zachos, “Bir canlı grubu üzerinde ne kadar çok insan çalışıyorsa, elinizde de o kadar çok liste olur” diyor.

“Bir yanda tek ve tam bir listesine sahip olamadığınız derin denizde yaşayan bir takım deniz omurgasızı varken, diğer yanda, kuşlarla ilgili dört büyük liste var.”

“Biri Cites [nesli tehlikede olan bitki ve yaban hayatını koruyan bir örgüt] tarafından, diğeriyse bitki ve hayvan türlerinin korunma durumuyla ilgili kırmızı listeleri hazırlayan IUCN tarafından kullanılıyor. Yani teorik olarak, Cites’ta bir türü araştırırken kırmızı listeye başvurabilir ve bu türü bulamazsınız ya da aynı ismi taşıyan ama aslında Cites listesindekiyle tam olarak aynı olmayan bir şey bulursunuz.”

Cites paydaşları, Howard ve Moore Dünya Kuşları Kontrol Listesi’nden, şu anda IUCN’nin kırmızı listesi tarafından kullanılan ve sonuçları hakkında bir araştırma yapılmasını bekleyen BirdLife Kontrol Listesi’ne geçiş yapmayı düşünüyor. Cites tür listelerinde yapılan değişiklikler genelde daha uzun sürer; çünkü nesli tükenmekte olan bitkiler ve hayvanlar bağlamında yasal olarak bağlayıcı sonuçlar doğururlar.

DEĞİŞKEN VE KEYFİ SINIRLAR

Zachos, türleri tanımlarken taksonomi alanının her zaman iç anlaşmazlıklar yaşayacağını, çünkü evrim üzerine ikili bir sistem uygulanmasını içerdiğini ve bunun sürekli olarak değiştiğini ifade ediyor. “Bu sorun çözülemez” diyor.

“Bir tür vardır ya da yoktur, bir alt türünüz vardır ya da yoktur. Ve bu ayrık ikili sistemi sürekli bir evrim süreci üzerinde uyguluyorsunuz. Mutlaka bir sorun yaşanır. Bu, kendi ailenizi tasvir etmeye benziyor. Kuzenlerinizi, muhtemelen ikinci dereceden kuzenlerinizi eklersiniz. Üçüncü, dördüncü, beşinci derece derken, çizgiyi nerede çekersiniz? Böyle bir çizgi keyfidir ve sonuç itibariyle kişisel bir tercih olacaktır.”

Yazarlar, yeni makalenin, dünyadaki türlerle ilgili tek ve güvenilir bir listenin nasıl yönetileceğini ve düzenleneceğini açıklayan bir yazı dizisinin ilki olduğunu açıkladılar.


Yazının aslı The Guardian sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)