Tavan arasındaki Nazi...

Dünya faşizmin yenilişi olan 8 Mayıs'ı bu yıl korona salgını tehdidi altında kutlarken, 75 yıl önce bugün Kızılordu'nun Berlin'e girişiyle sona eren savaşın yarattığı inanılmaz insan portreleri ise merak uyandırmaya devam ediyor. Hollandalı Nazi işbirlikçisi Jacobus Petrus Philippa da onlardan biri...

DUVAR – İkinci Dünya Savaşı’nın üzerinden 75 yıl geçti ancak Avrupa’da milyonlarca insanın ölmesine neden olan bu savaşa dair yeni hikayeler ortaya çıkmaya devam ediyor. Bu hikayelerden biri de Hollanda’da eski Nazi askeri ve savaş suçlusu Jacobus Petrus Philippa’nın, 29 yıl boyunca tavan arasında geçen yaşam hikayesi oldu.

Jacobus Petrus Philippa 1917 yılında Katolik ve Alman karşıtı bir ailede dünyaya geldi. Ailesinin aksine o Alman karşıtı değildi, Nazi Almanya’sına büyük bir sempati duymaktaydı. Arkadaşları onu “soğuk, kapalı ve fanatik bir Alman yanlısı” olarak tanımlıyordu. 1941 yılında Nazilerin Hollanda uzantısı olan Ulusal Sosyalist Hareketi’ne (NSB) üye oldu.

Naziler tarafından askeri eğitim aldıktan sonra Drenthe’de bölge komutanı olarak ‘görevine’ başladı. Burada sorgulama sırasında ‘banyo tedavisi’ adını verdikleri teknikle; işkence uygulama emirleri verdi. Bazı tanık ifadelerine göre ise sadece emir vermedi, aynı zamanda tutuklulara işkence de etti.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Philippa hakkında açılan davada; savaş zamanında düşmana kasten yardım ettiği gerekçesiyle ölüm cezası verildi. Ölüm cezasını gazetede okuduktan sonra, ailesinin oluşturduğu çatı katında tam 29 yıl saklandı. Bu, ailesinin büyük sırrı olarak kaldı.

29 yıl boyunca yaşam alanı sadece birkaç metrekarelik bir oda ile sınırlıydı. Philippa’nın odasında sokak görünümü var ancak hiçbir zaman pencere önüne gitmeye cesaret edemedi. Daha sonra verdiği ilk ve tek röportajında yalnız olmayı önemsemediğini söyleyerek, “Çocukken yalnız kalmayı da severdim” diyecek, genellikle annesinin pişirdiği yemeği yediğini, bazen birinci katta, nadiren mutfağa veya oturma odasına girdiğini anlatmıştı.

Philippa’nın annesinin 1973 yılında kanserden ölmesinin ardından aile için sırrı korumak gittikçe güçleşti. Babası yalnız başına ona bakmakta oldukça zorlanıyordu.

Sonunda Phillippa’nın en büyük kız kardeşi Elisabeth artık bu duruma dayanamadığı için onu polise şikayet etti. 11 Nisan 1974 Perşembe günü polisler kapıyı çalarak, Philippa’nın babasından onu çağırmasını istediler. Baba oğlunu çağırdı ve 56 yaşına basmış olan eski Nazi askeri evinden çıkartılarak tutuklandı.

De Volkskrant’ın haberine göre; bu şaşırtıcı olay nedeniyle Hollanda’da bugünlerde bir çok soru yeniden tartışılmaya başlanıyor. Soruşturma hizmetleri bu adamı dikkatle aradı mı? Polis neden ailesinin evine bakmadı? Neden kimse şüpheye düşmedi? Komşular hiçbir şey fark etmedi mi? Sorulan sorulara verilen en dikkat çekici cevap ise insanların savaştan bıkmış olduğu ve çok fazla geriye bakmak istememeleri oluyor.

Ailenin komşuları da olayı duyduktan sonra büyük bir şaşkınlık yaşıyor. Bazen tavan arasında bir adam gördüklerini, ancak özel bir şey aramadıkları için üzerine düşünmediklerini söylüyorlar. Philippa’nın annesinin cenazesine katılanlar ise bütün kardeşlerin orada olduğu, yalnızca gizli oğlun bulunmadığını anlatmış. Yani Jacques Philippa 29 yıl boyunca dış dünya için tam anlamıyla yoktu.

İlk sorgulamalarda Philippa sakin bir izlenim bırakıyordu. Tutuklandıktan kısa süre sonra Kraliçeye affedilmek için bir dilekçe yazdı. Assen Cumhuriyet Savcılığı’nın tavsiyesi uyarınca kraliyet kararnamesi ile cezası dört yıla indirildi. Çünkü 1955 yılından sonra otomatik olarak müebbet hapis cezasına dönüştürülmüştü. Bunun nedeni de 1952 yılından sonra Hollanda’da idam cezasının uygulanmamasıydı. Ayrıca kendisine cezada 29 yıl boyunca tavan arasında bir yaşam sürdüğü de dikkate alınmıştı. Ancak bu durum karşısında savaş sırasındaki direnişin üyelerinin cezanın azaltılmasına karşı protestolarına da neden oldu.

Ancak Philippa Nisan 1978’de serbest bırakıldı. Evini döşemek için sosyal hizmetlerden finansal katkı alarak Ensche’de küçük bir daireye taşındı. Daha sonraki yaşamında da geri planda durmaya özen gösterdi. Nieuwsblad van het Noorden’den iki muhabir Eylül 1980’de onunla röportaj yapmayı denedi. Bir saat süren röportajı yapan gazeteciler onu “solgun batık yüzü” ve “gri bıyığı” olan “ince bir adam” olarak tanımlıyor.

Sorularına şüpheyle cevap verdiğini de ekliyorlar. Ayrıca muhabirlere “kalp hastası olduğunu söylüyor” bu onun ilk ve tek röportajı oluyor.

Philippa 18 Aralık 1981 Cuma günü evinde ölü olarak bulundu. Kalp krizi nedeniyle ölmüştü ve cesedi banyoda iki hafta beklemişti. Ailesi için bir utanç ve acıydı. Akrabalar onun hakkında hâlâ sessiz kalmayı tercih ediyorlar… (Derleyen ve çeviren: Handan Tufan)