Savaşçı Maya kraliçesinin uzun ‘beyaz yolu’ bulundu

Arkeologlar, acımasız ve savaşçı bir Maya kraliçesinin, bin yıldan uzun bir süre önce, uzaktaki bir kenti işgal etmek ve bir diğerinin yükselen gücüne karşı koymak amacıyla bir yol inşa edilmesini emretmiş olabileceğini söylüyor. Yolun inşasının ne kadar sürdüğü, arkeologların gelecekteki kazılarından elde edecekleri ipuçlarıyla yanıtlamayı umdukları sorular arasında yer alıyor.
Meksika’nın Yucatán Yarımadası’ndaki Cobá ve Yaxuná şehirleri arasında uzanan 1300 yıllık yol, Mayaların inşa ettiği en uzun yoldur. (Fotoğraf: Traci Ardren)

Tom Metcalfe

Bir Maya şehri olan Cobá’nın Kraliçesi K’awiil Ajaw, MS 680 civarında bu yolun inşa edilmesini emretmiş olabilir; bu sayede orduları yaklaşık 100 kilometre batıda, şu anda Meksika’nın Yucatan yarımadasında bulunan Yaxuná şehrinin kontrolünü ele geçirmek ve denetimi altına almak için seyahat edebilirdi.

Riverside’daki Kaliforniya Üniversitesi’nde arkeolog olan Travis Stanton, Lady K’awiil Ajaw’ın antik Cobá’nın en güçlü ve savaşçı hükümdarlarından biri olduğunu ve oyma taşlardan yapılan anıtların, Kraliçe’yi ayakta dikilir ve bir ayağını esirlerin üzerine basmış bir haldeyken gösterdiğini aktarıyor.

Stanton, “Anıtların savaşçı doğası göz önünde bulundurulduğunda, Yaxuná’yı ele geçirmek amacıyla yolu geliştiren hükümdar o olabilir” diyor.

Yol, çevredeki kırsal alanın üzerinde yükselmiş, kireçtaşından yapılma bloklarla döşenmiş ve bu nedenle Maya dilinde ‘sacbe’ (beyaz yol) adını almıştı. Miami Üniversitesi’nden bir arkeolog olan Traci Ardren, Mayaların buna benzer birçok yol inşa ettiğini, fakat Cobá ve Yaxuná arasındaki ‘sacbe’nin’ bunların en uzunu olduğunu, yapıldığı dönem ve eldeki kaynaklar bağlamında çok büyük bir yatırım olması gerektiğini dile getiriyor.

Ardren, “Onları bir devletin gücünü ya da en azından iki devlet arasındaki bir tür ittifakı ortaya koyan faaliyetler olarak yorumlama eğilimi taşıyoruz” diyor.

ANTİK YOL

Stanton ve Ardren, Cobá ile Yaxuná arasında uzanan yol boyunca inşa edilmiş antik yerleşimlerde yürütülen kazılara öncülük ediyor. En son olarak, sacbe’yi araştırmak için ‘lidar’ adı verilen ışık ve mesafe algılama cihazını kullandılar. Araştırmacılar, her bir saniye içinde araziden seken yüzlerce lazer darbesini kaydeden lidar aygıtını kullanarak, yoğun orman örtüsünün altındakileri görebildiler. Her lazer darbesinin kaynağa dönmesi için geçen süre aradaki mesafeyi gösterir ve bu yolla bir arazinin topografisini (yüzey biçimini) ortaya çıkarabilir. Lidar aracı genellikle insansız küçük uçaklardan aşağıdaki manzaranın kesin verilere dayanan üç boyutlu bir haritasını oluşturmak için kullanılıyor.

Ardren’in Live Science dergisine aktardığı kadarıyla, 1930’larda, Washington DC’deki Carnegie Bilim Enstitüsü’nden bazı arkeologlar yol boyunca seyahat ettiler ve yolun Cobá ve Yaxuná arasında düz bir çizgi oluşturduğunu açıkladılar.

Ancak, Ardren’in söylediğine göre, yapılan son lidar incelemeleri antik yolun kesinlikle düz olmadığını ortaya koyuyor; “Daha küçük yerleşimlerden geçmesi için kimi yerlerde kıvrımlı biçimde inşa edildiği görüldü” diyor. “Yolun amacı yalnızca Yaxuná’ya ulaşmak ve denetim altına almak değildi; aynı zamanda arada kalan yerleşim alanlarını da güzergâha eklemek ve muhtemelen kontrol etmekti.”

Ardren ve Stanton, Cobá ve Yaxuná’da yaşamış Maya ailelerine ait birkaç evi kazmaya yönelik seferler başlattı ve bu yıl, yol merkezine yakın daha küçük bir yerleşimde bulunan aile evlerini kazmak amacıyla geri dönmeyi planlıyorlar.

Arkeolojik araştırmaların, yolun inşa edilmesinden sonra buradaki hayatı nasıl değiştirmiş olabileceğini ortaya çıkaracağını umut ettiklerini ifade ediyorlar.

MAYA KRALLIKLARI

Ardren, Cobá’nın istila edilmesine, Yaxuná’nın yaklaşık 24 kilometre kuzeyindeki Chichen Itza adlı başka bir Maya kentinin artan gücünün yol açmış olabileceğini söylüyor.

Arkeolojik kanıtlar, Cobá’nın Lady K’awiil Ajaw hükümdarlığından sonra gücünün azalmaya başladığını, buna karşın takip eden yüzyıllarda Chichen Itza’nın daha güçlü bir hale geldiğini gösteriyor.

Cobá tarafından Yaxuná’nın istila edilmesi, Yucatan Yarımadası’nın merkezinde bir kale kurarak Chichen Itza’nın artan gücüne karşı koymak için bir teşebbüs olabilirdi.

“Cobá, tüm gücü elinde tutan ve tek bir yerde merkez kurmuş bir hanedan olması nedeniyle, çok geleneksel bir klasik Maya şehri örneğidir” diye ekliyor.

“Bununla birlikte, Chichen Itza’nın farklı bir ekonomik ve politik modeli vardı ve Mezoamerika’nın diğer bölgeleriyle ‘bağlantılıydı’; arkeolojik bulgular Kosta Rika ve Amerika’nın güneybatısı dahil olmak üzere, çok uzak bölgelerle bağlantıları olduğunu düşündürüyor. Yucatán yarımadasının o bölgesinde, iktidarın kendini gösterme biçimi ve politik ideolojisinin uygulanması alanlarında bir kayma yaşandığını düşünüyorum” diyor.

Yolun inşasının ne kadar sürdüğünün ya da gönüllüler tarafından inşa edilip edilmediğinin bilinmemesi, arkeologların gelecekteki kazılardan elde edecekleri ipuçlarıyla yanıtlamayı umdukları sorular arasında yer alıyor.

Stanton, “Cobá’nın buraya kadar gelip insanları yolun inşasına katılmaya zorladığını düşünebilirsiniz; yahut, bu, çoğu topluluğun katılmaya gönüllü olduğu bir şey de olabilir” diyor. “Bunu bilebilmek gerçekten de çok zor.”

Ardren ve Stanton, elde ettikleri lidar bulgularını Journal of Archaeological Science: Reports dergisinin şubat sayısında ayrıntılı biçimde aktarıyor.


Yazının aslı Live Science sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)