Bilgisayar oyunlarında şovenizm, linç ve alternatifler

Yaşlısının telefonda akranlarıyla okey oynadığı, gencinin de online oyunlarda kılıç tokuşturduğu bu ülkede, oyun sırasında iletişime oldukça önem veriliyor. Tabiri caizse 'multiplayer' bir toplumuz. Tabii bu iletişim sevdası, doğru bir şekilde ifade edilemeyince ortaya çıkan manzara, günlük hayatın her anlamıyla ilginç bir yansımasına dönüşüyor. Bu anlamda şovenizm, bilgisayar oyunlarına kolayca sıçrayabiliyor.

Kavel Alpaslan  kalpaslan@gazeteduvar.com.tr

Kendi hikâyemizle başlayalım. Bilgisayar oyunlarının masumiyetine dair şüpheler, Counter Strike’ın coğrafyamızın her sokağına yayıldığı yıllara tekabül ediyor. O sıralarda televizyonlar ‘Çocuklarımız terörist mi oluyor?’ haberleriyle doluydu. Konuya hakim olmayanların gözünde, bir oyunda ‘terörist’ takımında olmak, gerçekten de ‘terörizmi’ övmekten ibarettir. Buna ek olarak bir de bahsettiğimiz zamanın 11 Eylül’ün hemen ertesi olduğunu ve haber kanallarından devlet erkanına ‘terörist’in sıkça kullanılan bir kelime olduğunu düşünelim. Oysa oyunun alt metnini incelediğimizde seçilen tarafın bir dizi ‘kötü adam steriyotipi’ olduğunu ve bunun övgüden çok yergi olduğunu sezmek çok zor değil. Oyunda poşu, gözlük, maske, haki renk… vb her biri ‘teröristle’ eşleştirilen aksesuvarlardı.

Anlayacağınız, gündem edilen konu ilginç bir hassasiyetti. Çocukların oyunda Ortadoğu’yu temsil eden ve o dönemin internet kafe nesillerinin kendi mahallesinden daha iyi bildiği Dust 2 haritasında oluk oluk kan akıtılması sorun değildi. Çocukların psikolojisine olan ilgi alaka, ‘terörist’ kelimesiyle sınırlıydı. (Counter Strike’ın yeni versiyonlarında, bu sonsuz savaş aynı haritada hâlâ devam ediyor.)

Dışarıdan oyunlara bakan ‘yetişkin’ gözler başta böyle yorumladı, fakat bu sırada asıl kıyamet içeride kopuyordu. Mesela birbirinden uçuk canlı formlarının cirit attığı Ortaçağ vari bir evrende geçen Metin 2 ve Knight Online gibi oyunları ele alalım. Bu oyunlar konuşma baloncuklu ve chat ile bir iletişim imkânı tanıyordu. En popüler olduğu dönemlerde bu özellikle birlikte, fantastik dünyalar ister istemez şovenizmin ve ırkçılığın da ciddi bir şekilde hissedildiği yerler haline geldi. Trajikomik bir örnek vermek gerekirse binlerce kullanıcının bulunduğu bu sanal evrende, fantastik zırhlara sahip karakterler bir buluşma yeri kestikten sonra ellerine bayrak alıp ‘şehitler Yürüyüşü’ düzenliyordu. Daha sonraysa galeyana gelen kalabalık, korteje katılmayıp oyunun asgari gerekliliklerini yerine getirmeyi tercih eden karakterleri ‘terörist’ ilan edip, yürüyüş sırasında sanal olarak ‘öldürüyordu’…

Bu oyunların başındaki kullanıcıların yaş ortalaması hiç de küçümsenecek bir konu değil. Sadece oyunların içerisindeki iletişim değil, çoğu yapımın ta kendisi de oryantalist, cinsiyetçi, ırkçı ve anti komünist içeriklerle dolup taşıyor. Üstelik bu içerikler, dün sahip olduğu çiğliği hiç değiştirmeden hâlâ karşımıza çıkarıyor. Uzun bir oyun sektörü analizi yapmamız mümkün değil. Biz, daha farklı bir evren yaratmanın mümkün olup olmadığı kimi bağımsız sayılabilecek oyunlara değinelim ve bu kuşatmada kısmen de olsan nefes alabileceğiniz kimi oyunları inceleyelim.

Çağımızın karanlığını oldukça ilginç bir şekilde yansıtan bir oyun, Rim World. Hikâyemiz, alışıldık bilim kurgu algısının dışında, ilkel sayılabilecek bir toplumda geçiyor. Doğrusu bu toplumu sizin yaratmanız gerekiyor. Başta birbirinden farklı özelliklere ve yeteneklere sahip üç karakterle bu koloniyi kurarken, insanın doğayla mücadelesi en önemli eşiklerden. Kıyamet sonrası elde kalanlarla kuracağınız yerleşime farklı sosyal arka planlara sahip, kimi saldırgan kimiyse barışçıl yeni koloniciler gelebilir, siz de onları kendi toplumunuza kazandırmak için çabalayabilirsiniz. Doğayla mücadelede bir aşamaya geldikten sonra toplumun kendi içindeki örgütlenmesi ve üretim araçlarındaki etkileri de üzerinde durmanız gereken bir konu.

Sıradaki oyun, ‘Night in the Woods’ oldukça sıradışı bir senaryoya ve tasarıma sahip. Ana karakteri bir kedi çocuk olan oyun ‘Possum Springs’ ismindeki bir madenci kasabasında geçiyor. Kentte yaşayanlar kediler, fareler, timsahlar gibi çeşitli ‘ırklar’dır. Yaşlılar eski günlerin refahındaki güzelliğini anlatır. Fakat çoğu süpermarkette çalışmak zorunda kalmış ve işlerinden nefret etmektedir. Öte yandan işsizlik, yoksulluk, ırkçılık kasaba için ciddi bir tehdit haline gelir. Bununla birlikte yerleşimin sosyal yapısı da değişmektedir. Merkezdeki esnaf kepenk kapattığı için ve ana karakterimiz saatlerce yol giderek bir alışveriş merkezine gitmek gitmek zorunda kalmıştır… Bunla birlikte ‘günah keçisi’ ilan edilen mülteciler, yabancılar da vardır. En nihayetinde ana karakterimizin sosyalist bir örgütün gençliğine örgütlendiğine bile şahit oluruz… Velhasıl, sanal dünyanın pek alışkın olmadığı senaryoya sahip olan bu oyun, çocuklar kadar büyükler için de keyif verici sosyo-politik bir arka plana sahip.