Çernişevski'nin hayalini paylaşan işçi: Bizler makine değiliz

Chon Tae-il “Neden her zaman aç kalmak zorundayız? Neden hep yüreğimiz acımak zorunda” diye sorduğu günlüğünde hayalindeki işletmeyi kaleme alır. 25 sayfa boyunca çalışma ahlakına sahip, işçilere makine gibi davranmayan, örnek bir kıyafet şirketinden bahseder. Çernişevski'nin 'Nasıl Yapmalı' romanındaki kolektif giysi atölyesinin hayali, yazarın kaleme aldığı zamandan hemen hemen yüz yıl sonra Güney Koreli bir konfeksiyon işçisi tarafından paylaşılmıştır.

Kavel Alpaslan  kalpaslan@gazeteduvar.com.tr

Geçtiğimiz hafta dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen sendika temsilcileri, DİSK Genel Kurulu’nun açılış konuşmalarında kendi memleketlerindeki işçi sınıfı hareketlerine dair söz aldılar. Güney Koreli temsilci, dikkat çekici bir ismi selamlayarak konuşmasına başladı: Yirmi iki yaşında daha iyi çalışma koşulları için bedenini ateşe veren Chon Tae-il… Dişe diş mücadele etmenin yerine intiharın tercih edilmesi asla tercih edilebilecek ya da olumlanabilecek bir durum değildir. Fakat Güney Kore işçi sınıfının mücadele tarihi için Chon Tae-il’in intiharı, üzerinde durulması gereken bir konudur. Bugün öldüğü yerde heykeli ve adına yapılmış anıt müzesi bulunmaktadır. Ülkenin liderleri bile artık onun ismini anar olmuştur. Tüm bunlardan da öte ülkenin işçi sınıfı için bambaşka bir anlamı vardır. Bunu anlamanın en iyi yolu, genç konfeksiyon işçisi Tae-il’in neden ve nasıl bir zamanda bedenini ateşe attığını okumaktır.

Chon’un ailesi Kore Savaşı boyunca mülteci kamplarında kalır, ardından ‘yeni umutlarla’ başkentin yolunu tutar. Kent, çoğu emekçiye olduğu gibi Chon’un ailesine de acı yüzünü gösterir. Barınacak basit bir yer bile bulamayınca aile, uzun süre köprü altında yaşar. Baba bir dikiş atölyesinde iş bulunca, köprü altından kulübeye terfi ederler. İnişli çıkışlı geçim mücadelesi sürerken Chon’a da evde görev düşer. Her ne kadar okula devam etmek istese de eve katkı sunmak için çalışmak zorunda kalır. Başta sokak satıcılığı yapar. Daha sonra Pyeonghwa Market’de konfeksiyon işçisi olarak işe başlar. 17 yaşında başlayan bu mesaide çocuk işçiler için, 15-16 saatlik çalışma süreleri ve verem de dahil olmak üzere ciddi hastalıklara yakalanmak mutlak kader gibidir.

Bahsi geçen yıllar, Güney Kore için de önemli yıllardır. Bir askeri darbeyle başa gelen -ve en yakınında tuttuğu istihbarat tarafından düzenlenen suikastla yıkılacak olan- Park Chung Hee’nin diktatörlüğü boyunca, özellikle işçiler oldukça kötü koşullar altında çalışmak zorundadır. Chung Hee’yi ABD’nin isteği üzerine 300 binin üzerinde Güney Kore askerini Vietnam’a savaşmaya göndermesiyle tanıyoruz. Bununla birlikte kendisini, ülkedeki ağır sanayinin yükselişi ve Güney Kore’nin ‘ucuz iş gücü’ pazarı haline dönüşü ile de anmak gerekiyor.

Pyeonghwa Market, 1960-70’lerde tekstil sanayisinin kalbidir. Fakat işin daha acı kısmı, 20 bine yakın çalışanın neredeyse yüzde 90’ının kadın ve çocuk işçiler olduğudur. Emekçilerin yaş ortalaması sadece 18’dir. Sokak gösterilerinin yoksullar ve işçiler için zar zor yapılabilir olduğu, stadyumlarda askerlerin füzelerle geçit töreni yaptığı bu günlerde yaşayan Chon, kısa sürede emek mücadelesine katılır… Bu genç işçi, “Neden her zaman aç kalmak zorundayız? Neden hep yüreğimiz acımak zorunda” diye sorduğu günlüğünde hayalindeki işletmeyi kaleme alır. Yirmi beş sayfa boyunca çalışma ahlakına sahip, işçilere makine gibi davranmayan, örnek bir kıyafet şirketinden bahseder. Teknik detaylar bile yazılıdır. Çernişevski’nin ‘Nasıl Yapmalı’ romanındaki kolektif giysi atölyesinin hayali, yazarın kaleme aldığı zamandan hemen hemen 100 yıl sonra Güney Koreli bir konfeksiyon işçisi tarafından paylaşılmıştır. Demek ki çileler gibi hayaller de baki kalabiliyor…

Chon Tae-il’in heykeli

 

Bu hayaller, onu emek mücadelesinden alıkoymaz. Bir grup konfeksiyon işçisi ve terziyle birlikte Babo Topluluğu’nu kurar. Grubun amacı iş hukuku üzerine çalışmak ve koşullarını bir şekilde dışarıya duyurmaktır. Hükümetin çalışma alanıyla ilgilenen bürosuna sayısız dilekçe gönderirler. Aldıkları yanıtlarsa şöyledir: “Hepiniz vatansever değil misiniz? Şimdi ülkeniz için daha sıkı çalışmanın zamanıdır!” Hikayenin geçtiği yeri tekrar hatırlatalım, GÜNEY Kore… ‘Füzeli diktatörlükte bir gün’ başlığıyla YouTube videolarıyla anlatılan ‘Kuzey Kore’ değil…

Taleplerinin milliyetçilik ve sermaye duvarlarına toslamasının ardından Babo Topluluğu, Pyeonghwa’da küçük gösteriler düzenlemeye başlar. Bu sefer de polis engeliyle karşılaşır ve sloganlarını içlerine atmak yerine ellerinden geldiğince sokağa çıkarlar. Talepler ‘düzgün ışıklandırma’ gibi inanılmaz basit şeyler bile olsa karşılarına polis dikilmektedir. Derken, çoğu direnişçi işçi gibi Chon da işten atılır. Dostlarıyla birlikte Samdonghui isminde yeni bir emekçi hareketi kurar ve artık daha sert eylemler düzenlemeye başlarlar.

Pyeonghwa’da 1970 yılının Kasım ayında düzenledikleri küçük gösteri, ülkenin işçi örgütlenmesinde çok daha farklı bir yankı bulacaktır. Grup, çok küçük bir kitleyle yola çıkar, eylemde Çalışma Standartları Kanunları kitabı ateşe verilecektir. Fakat polis müdahale eder ve eylem başlamadan saldırıyla karşılaşır. Bu çatışma esnasında Chon kısa bir süre gözden kaybolur. Döndüğünde üzerine benzin dökmüş bir vaziyette insanların ortasında belirir ve kendini ateşe verir. Kendiyle benzeri koşullarda yaşayan işçilerin gözleri önünde, elinde tuttuğu Çalışma Standartları Kanunu’nu bırakmadan, çığlıklar içinde söylediği son sözleri “Bizler makine değiliz”, “Bırakın pazarları dinlenelim”, “Çalışma Standartları Kanunu’na uyun” olur. Yazıya geçirilirken işçilere sorulmayan kanunları Chon, kendi bedeniyle yakmıştır… Hastanede hayatını kaybetmeden önceyse arkadaşlarına, “Lütfen, yaşamımı boşa harcamayın” der.

Bu sarsıcı olaydan sonra, ülkenin dört bir yanında işçilerin ve öğrencilerin ciddi protestoları patlak verir. Ülkedeki öğrenciler ve işçiler, Chon’un ölümünden sonra daha da yakınlaşır ve Güney Kore’deki çalışma koşulları muhalefetin ilk gündemi haline gelir. Chon ise ‘örgütlü işçi sınıfının şehidi’ ilan edilmiştir.

Büyük bir fedakarlık gibi görülse de böylesi bir eylemden uzak durmak gerekiyor. Ancak Chon’u bu noktaya iten vahşi koşulları unutmamalıyız. Onun bedenini ateşe verirken ne istediğini anlamak bir tarafa; intiharı bir yol olarak göstermek başka bir tarafa… Bir tarafta birlikte mücadele etmek vardır çünkü ve bir tarafta ise acı bir bireysel son. Güney Koreli bir yazar, Chon’dan bahsederken ‘yaktığı ateşle işçi sınıfının yoluna meşale olduğunu’ söylüyor. Ancak biliyoruz ki tarihte bu tip fedakârlıklarla yakılan ışıklar fazlasıyla var. Bir yenisi, saflarda eksilen bir başka yürekten başka bir şey olmayacaktır.

Gidilecek yol ise yeterince aydınlıktır, bulana ve yürüyene selam olsun…

Kaynaklar ve daha detaylı bilgilerin yer aldığı adresler

Jeon Tae Il : A Single Spark Towards Labor Movement in South Korea – Asya Pambouc
https://21stcenturytransformation.wordpress.com/tag/jeon-tae-il/
https://www.koreatimes.co.kr/www/nation/2018/06/690_250468.html
https://en.yna.co.kr/view/AEN20191113007600315
https://koreathruimage.wordpress.com/2017/04/16/jeon-tae-il-the-spirit-that-south-korea-needs-2/
http://english.hani.co.kr/arti/english_edition/english_editorials/916875.html