Dünya Forum... Ex Libris: Bir kralın mühründen, bir kitabın sahibine

“Ex Libris” (‘eklibris’ şeklinde okunur) Latince bir sözcüktür. Günümüzde, çoğunlukla kitap kapaklarının iç kısmına ya da ilk sayfalarına işlenen ve kitap sahibinin kimliğini belirten bir çizim ya da yazıyı içeren mülkiyet işaretidir. Sahibi tarafından, istek ve fikirlerine göre, kendi adını ve ex libris kelimesini taşıyan küçük bir grafik oluşturmak talebiyle başvurulan bir sanatçı tarafından üretilir.

Tarkan Tufan  ttufan@gazeteduvar.com.tr

Ex libris sanatının köklü tarihi kimi uzmanlara göre Antik Çağ’a, kimilerine göreyse mağara duvarlarında binlerce yıldır silinmeden kalan tarih öncesinin el izlerine kadar uzanır. Tarihsel veriler incelendiğinde, Eski Mısır’da III. Amenhotep’in saltanatı sırasında (MÖ 1394-1356) kullandığı papirüslere damgasını vuran mavi sırlı seramikten yapılma bir mühür, bilinen en eski ex libris örneği olması itibariyle benzersizdi.

Sonraki dönemde, MÖ altıncı yüzyılda Asur Kralı Sardanapal, Ninova’da üretilen tabletler için kullanmak üzere çivi yazılı karakterlerden oluşan bir ex libris mührü kullanmaktaydı. Aynı şekilde Kral Aşurbanipal’in de bir ex libris’i mevcuttu. Muhtemelen daha sembolik vakalar Çin ve Hindistan’da da tarihsel olarak kullanılmaktaydı; ancak bunlara ilişkin günümüze ulaşan kanıtlar mevcut değil. Zaman ilerledikçe, eski Romalılar da kendilerine has ex libris çalışmaları üretmişti ama bilinen en kesin kanıt, Sicilya’daki Roma kalıntılarında elde edilen fayans parçalarından elde edilmişti.

‘BİZİM’DEN ‘BENİM’E DOĞRU

Sonraki bin yıllar boyunca kullanılacak olan bu mülkiyet ibaresi, birkaç farklı kökene sahipti. Bu görsel ibare, bir mülkün sahibinin kim olduğu diğerlerine göstermeyi amaçlayan ve zaman içerisinde çok farklı alanlarda kullanılan bir imza türüydü.

İnsanlığın ortak mülkiyetle yaşama anlayışı, on binlerce yıl boyunca imza kullanılması ihtiyacını hissettirmemişti. Ancak özel mülkiyetin ortaya çıkışı ve zaman içerisinde farklı topluluklarda farklı yapıdaki iktidarların oluşmasıyla, bir malın sahibi ya da bir eserin yaratıcısı olma fikri de insanlık içerisinde kök salmaya başladı. Ex librisi ortaya çıkaran da işte bu tarihsel dönüşüm olmuştu.

Ve bir tarihte, bu cennet yitirildikten sonra, insanlık dünyanın kendisine sunduğu faydaları pençeleri altına alarak onu yalnızca kendisine ayırmayı öğrendi. Ex libris de işte bu hak iddiasını diğerlerine ilan etmenin en sanatsal yoluydu.

Düz terimlerle, günümüzde genellikle bir kitap etiketi olan ex libris, bir sanatçı tarafından tasarlanan baskı, çizim veya suluboya çalışması olarak genellikle bir kitabın iç kapağına yapıştırılan eserlerden oluşur. Zamanla bu kitap bezemeleri ilgi duyan insanlar ve koleksiyoncular için arzu nesneleri haline gelmiştir.

GUTENBERG’LE YENİ BİR HAYAT BULDU

Modern zamanlara geldiğimizde, ex libris, geçmişi ve geleceği birbirine bağlayan bir sürekliliğe kavuştu: Matbaanın mucidi Johannes Gutenberg ilk kitabı bastığı 15’inci yüzyılda ex libris sanatının yayılmasına da öncülük etti. Ona göre her kitap benzersiz bir metindi ve ona sahip olan kişi bunu kaybetmemek için üzerine kişisel mührünü vurmalıydı.

16’ıncı yüzyılda tarih sahnesine yeniden ve yeni bir yoldan dönen mülkiyet işareti, neredeyse sadece bir grup varlıklı ve güçlü ailenin mühürlerini süslemeye hizmet ettiği monoton bir dönemde canlanmıştı. Gutenberg’in tarihi değiştiren icadıyla birlikte, mülkiyet işareti Avrupa’ya yayılmaya başladı. 1600’lü yıllarda edebiyat akademilerinin oluşması ve kitap dağıtımının gelişmesiyle birlikte en ihtişamlı günlerine ulaştı. Fransız Devrimi ve aristokrasinin ortadan kaybolmasının ardından daha da ilerleyerek belirgin sınırlara sahip olmayan bir grafik sanatı haline geldi.

Yakın döneme geldiğimizde, örneğin SSCB önderliğindeki ‘Demir Perde’ döneminde, diğer sanat biçimleri çok daha büyük engellere maruz kalırken, ex libris çalışmaları bir sınırdan diğerine kolayca ulaşabiliyordu. Günümüzde bu tür bir sınırla ayrılan bir dünyayı hayal etmek zor olsa da Demir Perde ülkeleri (Litvanya ve diğerleri) ile kapitalist Batı ülkeleri arasındaki temas ve sanatsal etkileşimde, ex libris temel bir kültürel bağlantı sağlıyordu. Teknik, modern dönemde daha da geliştirildi ve günümüzde kitaplar ve kitap aşıkları arasında güçlü bir bağ yarattı.

ÇAĞLAR BOYUNCA EVRİM GEÇİRDİ

Ex libris, çoğunlukla sahibinin adını açıkça belirtir ve mesleği, hobileri veya yaşadığı yeri gösteren motifleri kullanarak, kitap sahibinin kişiliğine dair işaretler barındırır. Kitap bezemeleri üç geniş üslup kategorisine ayrılabilir: Zırh kaplama, tipografik ve resimsel ex libris. Bununla birlikte, en eski örnekler arasında bile, birçok ex libris bu üç elementin bir kombinasyonunu içerir.

Johannes Gutenberg’in Almanya’nın Mainz kentinde 1440 civarında hareketli baskıyı keşfetmesi, dolaşımdaki kitap sayısını ölçülemez bir şekilde artırsa da ilk baskı çalışmaları çok sınırlıydı ve bu nedenle bu kitaplar çok büyük değere sahipti. Örneğin, Gutenberg’in ünlü İncil’inden yalnızca yaklaşık 180 kopya basılmıştı. Kitap sahipleri bu nedenle mülkiyet haklarını ilan edecek bir takım görsel çalışmalarla birlikte ağaç işi tasarımlar yaptırmak amacıyla sanatçılara başvuruyordu. Başlangıçta kitaplara işlenen görseller çoğunlukla sahiplerinin aile armasını taşıyordu. O dönemde soy çok önemli bir olgu olarak kabul edilirdi ve bir aile arması, bir gün kitabı miras alacak olan kişinin ve aile üyelerinin tanımlanmasını sağlıyordu. Kısacası, bu dönemin ilk ex libris örnekleri soylu ailelerin ve hanedanların armalarıyla süslenmişti.

Matbaanın hayatımıza girdiği 1500’lü yıllardan itibaren yoğun bir ilginin odağına yerleşen bu sanat, tarihe mal olmuş birçok sanatçının da ilgisini çekmeyi başarmıştı. Bu dönemin ilk ve tanınmış ex libris sanatçıları arasında Jost Amman, Barthel Beham, Hans Burgkmair, Lucas Cranach ve Albrecht Dürer bulunuyordu.

Herhangi bir şekilde hayatta kalan en eski kitap bezemelerinden biri, Almanya’nın Buxheim bölgesinde bulunan bir manastırda keşiş olan Biberach’lı Hildebrand Brandenburg’a aitti. Yaklaşık 1470 tarihli bu eser, renkli gravür kağıtları üzerine basılmış ve Brandenburg’un manastır kütüphanesine hibe ettiği kitaplara yapıştırılmıştı.

İngilizlere ait ilk ex libris örneği, Kardinal Wolsey için 1520 yılında çizildi. İlk Fransız örnekleri 1597’den, İtalyan örnekleriyse 1622 yılından kalmaydı. İlk kitap bezemelerinde ağaç işlemeleri ve bakır gravürler bulunuyordu. Asırlar içerisinde bu çalışmalara çelik gravürler, aşındırma, litografi, serigrafi ve en son olarak tüm bilgisayar teknikleriyle birlikte çeşitli yöntemler eklendi.

19’uncu yüzyılın ortalarına doğru, kitap süslemelerine olan talep, hanedan armalarına sahip olmayan eğitimli ve giderek güçlenen orta sınıflara uzanmaya başladı. Kilise görevlileri, avukatlar, üst düzey subaylar, akademisyenler, politikacılar ve başarılı iş insanları, tamamen kişiselleştirilmiş bir kitap etiketine sahip olmayı çekici buluyordu. Bu dönemde, sahiplerinin hayatını ve ilgisini yansıtan resimsel tarzda kitap plakaları giderek daha popüler hale geldi.

Rokoko döneminde gelişimini sürdürmekte olan süslemelere ilgi azalmıştı ve 19’uncu yüzyılın ikinci yarısında bu alana yeni bir ilgi akını başladı. Ex libris’in en şaşalı dönemi ise ‘Art Nouveau’ döneminde yaşandı.

Bugün, üyeleri iki yılda bir uluslararası bir kongrede buluşan Uluslar arası Ex libris Dernekleri Fedarasyonu (FISAE) adlı kuruluşun himayesinde, dünya çapında yaklaşık 40 ex libris topluluğu bulunuyor ve her yıl birçok serginin yanı sıra tanıtım çalışmaları yürütülüyor.

Kaynaklar:

https://tuexlibris.com/en/history-of-the-ex-libris-collection-of-the-national-library/
http://exhibits.library.yale.edu/exhibits/show/exlibris/history
http://www.theheritageportal.co.za/article/ex-libris-rediscovering-bookplates
https://www.exlibris.ca/doku.php?id=aboutus:what_is_ex_libris
https://www.boscostregato.com/en/exlibris.html