Dünya Forum... Frank Aiken: İrlanda’yı bağımsızlığa taşıyan adam

Frank Aiken, yirminci yüzyıl İrlanda tarihinin en devasa figürüdür. Ancak 2006 yılında, RTE televizyonunun ‘Gizli Tarih’ dizisinin bir parçası olan belgesel yayınladığında, County Down’da işlenen mezhep kaynaklı cinayetler belirgin şekilde öne çıktı. Barış sonrası süreçte, Aiken İrlanda’da tartışmalı bir figür olmaya devam etti; zira kuşağının çoğu politikacısı gibi, Aiken’ın da siyasete katılımı silahla olmuştu.

Tarkan Tufan  ttufan@gazeteduvar.com.tr

Francis Thomas Aiken, 13 Şubat 1898 tarihinde İrlanda’nın Güney Armagh bölgesinde doğdu. Annesi Mary McGeeney, Corromannon adlı bir kasabadandı. Babası James Aiken, Güney Armagh bölgesinde Katolik kiliseleri inşa ediyordu. Büyüdüğü dönemde Frank Aiken da babası gibi ulusal bağımsızlık davasına ilgi duymaya başladı. James Aiken, 1900 yılında, İrlanda’ya yaptığı ziyaret sırasında Kraliçe Victoria’ya, İrlanda özgürleşene kadar ‘onu hoş karşılamayacağını’ söylemişti.

Newry’de bulunan ‘Abbey Christian Brothers Grammar School’ ve St. Colman’s College’da İrlandalı Katoliklere ait ‘Hıristiyan Kardeşler’ grubundan eğitim aldı. 1914’te İrlanda Gönüllüleri adlı derneğe ve Gal Birliği’ne katıldı. 1917’de derneğin yerel şubesinin sekreteri oldu ve İrlanda’nın bağımsızlığını savunan Sinn Féin örgütüne katıldı.

Henüz 13 yaşındayken, annesinin ölümünden sonra aile çiftliğini yönetmeye başladı; 16 yaşında okuldan ayrılmasına rağmen, tarımsal teknikler konusundan başarılı bir öğrenciydi ve 1917’de Camlough’daki Keten Eğirme Derneği Başkanı seçildi. 1914’te ‘Gaelic League’ (Gal Birliği) üyesi ve yerel şube sekreteri olduktan ve sonrasında Donegal Gaeltacht’a yaptığı birkaç ziyaretten ve Irish College’a katıldıktan sonra kararlı bir İrlanda savunucusu oldu; o dönemden başlayarak İrlanda’nın bağımsızlığı için konuştu ve elinden geldiğince İrlanda dilini kullandı. Bir milis teğmen olarak görev aldığında daha 15’indeydi.

İRLANDA’NIN BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ

Güney Armagh ve Kuzey Louth bölgesinde faaliyet gösteren Aiken, İrlanda Bağımsızlık Savaşı sırasında Ulster’deki en etkili İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) komutanlarından biriydi. Mayıs 1920’de komutası altındaki 200 IRA askeriyle Newtownhamilton’daki İngilizlere ait İrlanda Kraliyet Emniyet Teşkilatı kışlasına saldırdı.

Aralık 1920’de, bu kez başka bir saldırıda, kendi köyü Camlough’da kürtaj yapan RIC kliniğini hedef aldı; çünkü Katolik inançlarına göre kürtaj büyük bir günahtı. Misilleme olarak, yeni kurulan Ulster Özel Kuvvetleri askerleri Aiken’ın evini ve Camlough bölgesindeki diğer on akrabasının evlerini yaktı. Kraliyet kolluk güçleri iki yerel Cumhuriyetçiyi tutukladılar ve işkence ederek öldürdüler. Bu noktadan itibaren Aiken’ın bölgesinde yaşanan çatışma giderek daha acı ve mezhepsel bir nitelik kazandı. Aiken, aile evinin yıkıntıları arasından geçen askeri devriyeleri pusuya düşürmek için birkaç girişimde bulundu.

Nisan 1921’de Aiken’ın yönetimi altındaki IRA birimi, Armagh ilçesine bağlı Creggan bölgesinde polise ve özel kuvvetler askerlerine pusu kurmak için bir operasyon düzenledi. Takip eden pusuda bir özel kuvvet askeri öldürüldü. Bazı kayıtlar, Aiken’ın özel kuvvetleri pusuya düşürmek için köy yakınındaki Protestan Kilisesi cemaatini rehin aldığını aktarıyor. Bununla birlikte bazı çalışmalarda Aiken’ın hem Katolik hem de Protestan cemaatin çapraz ateşte kalmalarını önlemek için bir barda siper aldığını belirtiyor.

Niyet ne olursa olsun, çatışmalar, bölgede mezhepsel ayrımcılığı derinleştirdi. Sonraki aydan itibaren özel kuvvetler, IRA saldırılarının intikamını almak için Katolik sivilleri vurmaya başladı. Haziran 1921’de Aiken, İngiliz ordusuna karşı en etkili saldırısını düzenledi; IRA üyeleri Belfast’tan Dublin’e giden bir İngiliz trenini raydan çıkardığında tren bekçisini, üç süvariyi ve 63 atı öldürdü. Kısa bir süre sonra, özel kuvvetler dört Katoliği Bessbrook ve Altnaveigh’deki evlerinde gözaltına aldı ve işkence ederek öldürdü.

IRA KOMUTANI

Aiken, 1921 baharında IRA’da gerçekleşen yeniden yapılanmanın ardından, Nisan 1921’de İrlanda Cumhuriyet Ordusu Dördüncü Kuzey Birliği’nin komutasına atandı.

Francis Thomas Aiken

11 Temmuz 1921’de İngilizlerle imzalanan resmi ateşkese rağmen, Güneydoğu Ulster bölgesinde şiddet döngüsü devam etti. Michael Collins, Mayıs 1922’de yeni oluşturulan Kuzey İrlanda’ya karşı gizli bir gerilla saldırısı düzenledi. Aiken ve Dördüncü Kuzey Birliği’nin operasyonda yer alıp almadığı hiçbir zaman belirlenemedi. Bununla birlikte, Aiken, Ulster Konsey Komutanlığı’nın başkanı olarak kaldı.

Henüz genç bir adam olan Aiken’ın askeri eylemleri, yoldaşlarının ve düşmanlarının gözünde onu ayrı bir yere taşıyordu. Bununla birlikte, İngiltere-İrlanda Antlaşması şartları nedeniyle baş gösteren iç savaş boyunca, Aiken, daha sonra kendisini dış politikanın en yüksek makamına ulaştıracak tarafsız bir konum belirledi. İç Savaşı önlemek için gösterdiği ciddi çabalar, Mayıs 1922’de gerçekleşen Collins-de Valera seçim koalisyonu müzakeresindeki kilit rolüne de yansıdı.

O dönemde, yerel IRA’nın eylemsizlik kararı, Güney Armagh’da akan kanı durdurmadı. Aiken, Güney Armagh, Newry ve kuzeydeki diğer bölgelerde ‘etnik temizlik gerçekleştirdiği’ iddiasıyla Protestanlar tarafından suçlandı. Aiken’ı suçlayanlar, 17 Haziran 1922’de ‘Altnaveigh Katliamı’ olarak adlandırılan ve altı Protestan sivilin öldürüldüğü olayı onun düzenlediğini ifade ediyorlardı. Saldırı, 13 Haziran’da Camlough yakınlarında üç bağımsızlık yanlısının öldürülmesi ve Aiken’ın arkadaşlarından birinin eşinin cinsel saldırıya uğramasıyla misilleme gördü. Saldırıda altı sivilin yanı sıra, iki özel kuvvet askeri öldürülmüştü ve iki hafta sonra William Frazer adlı sendikacı-siyasetçi kaçırıldı, öldürüldü ve gizlice gömüldü. Vücudu 1924’e kadar bulunamadı.

Aynı dönemde, Aiken iç savaştaki tarafsızlığını korumak için mücadele ediyordu. Dublin’deki geçici hükümeti onaylamayı reddetmesi, Dundalk Hapishanesi’ne atılmasına yol açtı. Buna karşın, Aiken önce yüzden fazla mahkûmun kitlesel biçimde kaçmasını sağladı ve ardından Dundalk ve askeri kışlaları İngilizlerden geri aldı.

Aiken, kendisine yöneltilen eleştirilere bir nokta koydu ve IRA Genelkurmay Başkanı Liam Lynch’in halefi olarak, Mayıs 1923’te ateşkes emrini verdiğinde, tarihteki yerini de güvence altına almış oldu. Daha sonra Ağustos 1923 genel seçimlerinde Sinn Fein’in aday anketlerinin en tepesindeydi ve elli yıl sonra siyasetten emekli olana dek bu koltuğu terk etmeyecekti. Éamon de Valera’nın çekimser kalmayı bir kenara bırakma yaklaşımını onayladı ve yeni kurulan Fianna Fáil partisinin bayrağı altında Ağustos 1927’de Dáil Éireann’a (İrlanda Cumhuriyeti Parlamentosu/Avam Kamarası) girdi. Bundan sonra, 1928’den itibaren Sandyford bölgesindeki aile evinde ikamet etti.

1930’larda eşi Maud ile evlilik hayatına adım atan Aiken, üç çocuk babası oldu. Artık devlet kademesindeki siyasi becerilerini de geliştiriyordu. Aiken’ın IRA ile olan bağlantıları, 1932 ve sonrasında orduyla Fianna Fáil hükümetini uzlaştırmada etkili oldu. De Valera, takip eden Fianna Fáil hükümetlerinde Aiken’ı Dış İlişkiler ve Savunma Bakanı olarak da atayacaktı.

1939 yılında II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte, Aiken, titiz bir sansür rejimi uygulayarak İrlanda’nın liberal elitleri ve kitleler gözünde ününe leke sürebilecek birçok şey yaptı. Bununla birlikte, engin bir zekâya sahipti ve 1945’te sansürün kaldırılmasının ardından, kendisini ağır dille eleştiren Irish Times gazetesi editörü Bertie Smyllie’yi Dublin Kalesi’ndeki sansür bitiş kutlamasına davet edecekti.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÖREVİ

De Valera’nın en sadık teğmenlerinden ikisi olan Lemass ve Aiken arasındaki rekabet herkesçe biliniyordu. Yine de, Taoiseach (Başbakan) olan Lemass 1965 seçimlerinden sonra Aiken’ı Başbakan Vekili olarak atadı ve Aiken, Lemass’ın Kuzey İrlanda Başbakanı Terence O’Neill ile aynı yıl yaptığı toplantılara destek verdi. İki adam arasındaki en önemli ortaklık noktası, Aiken’ın Birleşmiş Milletler’de sınırlandırılmamış bir İrlanda kimliğini sağlamlaştırma kararlılığıydı.

Lemass, İrlanda’yı Anglo-Amerikan hegemonyasına daha da yaklaştırırken, Aiken cesurca ona karşı çıktı ve bağımsızlık yolunda uğraş verdi.

Aiken’ın Birleşmiş Milletler’de farklı bir İrlanda kimliği kurma kararlılığı, de Valera’nın 1932-38 arasında Milletler Cemiyeti’ndeki davranışlarının yansımasıydı. Bu nedenle, 1957 ve 1961 yılları arasında ‘Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme’, Orta Avrupa’dan asker çekilmesi, Cezayir Savaşı, BM barışı koruma görevleri ve en tartışmalı olarak da Milliyetçi Çin yerine Çin Halk Cumhuriyeti’nin BM’de temsil edilmesi gibi konularda alışılmışın dışında bir duruş sergiledi.

Bu tür bir aktivizm genelde Batı’nın ve özelde Amerika’nın tepkisini çektiğinde, bu durum Aiken’ı hiç rahatsız etmedi ve İrlanda’nın BM Genel Kurulu’nda özgül ağırlığından daha büyük bir güçte görülmesini sağladı. Bu dönemde Afrika ve Asya’daki bağımsızlık taleplerini tutkulu biçimde destekledi. Bir keresinde, Genel Kurul’da ‘İrlandalıların emperyalizmin ve buna karşı direnişin ne olduğunu iyi bildiğini’ söyledi. Bu tür tavırlar, İrlanda’yı BM barış görevlerinde çoğu Avrupa ülkesinden daha kabul edilebilir hale getirdi ve İrlanda savunma güçlerinin Lübnan (1958) ve Kongo’da (1960) görev almasının da yolunu açtı. Buna karşın, İrlanda halkının ABD’de John F. Kennedy başkanlığına ve Lemass’ın Atlantikçi eğilimlerine olan coşkulu desteği nedeniyle, bir takım Afrika ve Asya ülkesinde manevra özgürlüğü kısıtlandı.

O yıllarda Aiken yüksek profilli görevinin altında derin bir muhafazakârlık gizliyordu. Yeni büyükelçilikler için yapılan harcamalara karşı çıkıyor ve BM’yi İrlanda’nın diplomatik misyonlarının olmadığı ülkelerin daimi temsilcileriyle çalışmak için alternatif bir mekanizma olarak görüyordu. 1967’de ilan edilen olağanüstü durumda tekrar Aiken sansürünün yankıları işitildi. Bir İrlanda Radyo ve Televizyon kurumu haber ekibinin Güney Vietnam hükümetinin himayesinde Vietnam’a gitme davetini reddetti. Reddin gerekçesi, bu gibi durumlarda görevlilerin objektif bir haber sunamayacakları ve hükümetin İrlanda’da Amerikan yatırımı sağlama çabalarını tehlikeye atacağı endişesiydi. Diğer bir kararı, İrlanda kamuoyunun Nijerya ve Somali İç Savaşı gibi olaylarda taraf tutması nedeniyle farklı yerlerdeki İrlandalı misyonerlerin tehlike altına girebileceği endişesiyle mevcut görevleri ve grupları engellediğinde tepkiyle karşılanacaktı.

KARMAŞIK BİR FİGÜR

Aiken, İrlanda toplumunun sürmekte olan bağımsızlık talebi konusunda kaygılı bir sosyal muhafazakâr olarak kaldı. 9 Kasım 1966’daki parti toplantısında başarısız bir şekilde Jack Lynch’e karşı aday olsa da kaybetti ve Dış İlişkiler Bakanı olarak yeniden atandı.

Kararlı bir Cumhuriyetçi olan Aiken, aynı zamanda bilinenden çok daha karmaşık bir figürdü. Ağırbaşlı bir şekilde devletteki görevlerini yerine getirmenin yanı sıra, tüm hayatı boyunca icatlar ve ilerlemeci fikirler üzerinde çalıştı. Ona göre, kendisinin bilimsel hayal gücü, politik hayal gücünü çoktan aşmıştı. Hayatının son yıllarında ortaya çıkan küresel modaya rağmen, neo-liberal görüşlerin peşine takılmayı kesin biçimde reddetti ve ölümüne dek ilkeli bir Sinn Féin’ci ve radikal eğilimlerini koruyan bir adam olarak kaldı.

Kurulmasına yardım ettiği partinin aldığı yeni pozisyon nedeniyle hayal kırıklığına uğradı. Jack Lynch’in, Aiken’ın hiç hoşlanmadığı Charles Haughey’in partiye geri dönmesine izin verme kararı, Aiken’ın elli yıl boyunca hizmet ettiği partiden uzaklaşmasına neden oldu. 13 Şubat 1973’te Fianna Fáil’in lideri Jack Lynch, Frank Aiken’ın ‘doktorların talimatları’ gereğince siyasetten emekli olduğunu açıkladı. Aiken’ın emekliliği, ışıltılı ve tartışmalı bir siyasi kariyerin sonunu işaret ediyordu. Önceki 50 yıl boyunca Dáil Éireann üyesi olarak milletvekilliği yapmıştı. Birçok kez bakanlık görevleri üstlenmişti. Yine de, Aiken’ın kenara çekilme kararı, sağlık sorunları veya yaşlılık nedeniyle değildi.

Aiken, vicdanının sesinden başka bir şeyi dinlemeyen sert ve dürüst bir adamdı. Parti tarafından desteklenen Haughey’in tam anlamıyla karşıtıydı. Aiken, Haughey’in partinin üst kademelerine geri dönmesine izin verilirse, Fianna Fáil’in gireceği yanlış yolu görebiliyordu. Ocak 1975’te, partinin önemli isimlerinin yarattığı baskı karşısında, Lynch isteksizce de olsa Haughey’i partiye tekrar kabul etti.

Hayatının son 10 yılında, Aiken bir daha Fianna Fáil ya da başka bir parti etkinliğine katılmadı. 1979 yılında Fianna Fáil liderinin aldığı Haughey’in dönüş kararı partinin dağılmasını tetikledi ve Aiken olan biteni uzaktan izlerken hayatının son kısmında büyük bir kedere gömüldü. Emekliliğinin son yıllarını Dublin’deki evinde geçirdi. 18 Mayıs 1983’te 85 yaşında öldü. Aiken, yaratıcı ve hayal gücü olan bir adamdı. Sinn Féin partisinin son dikili taşıydı.

Kaynaklar:

https://www.marxists.org/archive/posadas/1968/06/flyingsaucers.html
https://www.versobooks.com/blogs/3932-the-secret-history-of-marxist-alien-hunters
https://www.vice.com/en_us/article/dpw5aj/posadism-trotskyism-guillermo-almeyra-interview-876
https://www.bilimkurgukulubu.com/genel/inceleme/posadizm-nukleer-kiyamet-ve-uzayli-yoldaslar/
https://www.syfy.com/syfywire/ufos-dolphins-nuclear-war-and-communism-the-stranger-than-sci-fi-political-party
http://quatrieme-internationale-posadiste.org/EN/about.php
http://posadiststoday.com/j-posadas-on-war/