Dünya Forum: Çar Korkunç İvan / Kötülüğün vücut bulmuş hâli

Rus tarihinin en kanlı yöneticilerinden biri olan IV. İvan, bir kâbusu andıran çocukluk döneminin ardından, eline fırsat geçtiğinde tüm derebeyleri kendine bağlayarak Rus ülkesini birleştirdi ve tarihe ilk Rus Çarı olarak geçti. Egemenliği döneminde, kendisinin ve kardeşinin çocukluk döneminde maruz kaldığı işkencelerin ve aşağılanmanın intikamını almak için binlerce insanı katletti. Aktarılan hikâyeler, onun zeki bir hükümdar olduğu gibi acımasız bir işkenceci ve katil olduğunu anlatıyordu. İvan, tarihe Büyük Rus İmparatoru olarak mührünü vurmasının yanı sıra, modern çağın en kanlı diktatörleri için bir ilham kaynağı olmaya da devam etti.

Tarkan Tufan  ttufan@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – IV. Ivan Vasilyeviç adıyla 25 Ağustos 1530’da dünyaya gelen Çar Korkunç İvan, Büyük Moskova Prensi ve Rusya’nın ilk imparatoruydu. Onun egemenliği döneminde, Rusya, birbiriyle gevşek bağlara sahip olan parçalı ortaçağ devletlerinden, modern bir imparatorluğa dönüştü. IV. İvan, hükümdarlığı döneminde (1533-1584), merkezi bir hükümet kurmuş ve acımasız yollarla devasa büyüklükteki toprakları ele geçirecekti. Kazan, Astrakhan ve Sibirya hanlıklarının fethiyle anılan bir dönemin çarı Büyük İvan’ın torunu olan Korkunç İvan, askeri egemenlikle ve merkezden idare edilen bir Rus devleti yarattı. Ne var ki, günümüzde birçok insan onun katıksız bir akıl hastası olduğuna inanıyor.

Korkunç İvan, Moskova Büyük Prensi III. Basili’nin en büyük oğluydu. Hayatının sadece ilk birkaç yılında normal bir insan görünümü sergiledi. Henüz 3 yaşındayken, babası, bacağındaki bir yaranın yol açtığı kan zehirlenmesi nedeniyle öldü. İvan Moskova Büyük Prensi seçildi ve annesi Elena onun vasiliğini yürütme başladı. Elena’nın hâkimiyeti, İvan ve kardeşi Yuri’yi, iktidar hırsıyla her şeyi yapmaya hazır diğer soylular karşısında yalnız kalmaktan korudu. Ancak büyük ihtimalle zehirlenerek öldürülen Kraliçe Elena’nın ardından, iki kardeş bu kanlı taht oyununda rakipleri karşısında yalnız kalacaktı. İvan ve Yuri’nin karşılaştığı mücadeleler tarihsel kayıtlarda iyi bir şekilde belgelenmemiş olsa da, aktarılanlar, İvan’ın kendini yetiştirme becerisinin çok sınırlı olduğunu gösteriyor.

1500’lerde, Batı Avrupa’nın geri kalanı tüm ihtişamıyla Rönesans’ı yaşarken, Rusya, 1480’de Moğol boyunduruğundan yeni çıktıktan sonra kendi kimliğini kurmaya devam ediyordu. Geleneksel olarak, Moskova prensleri büyük bir kişisel servet biriktirmeyi ve çevresindeki rakip ülkeleri fethetmeyi amaçlarken, gücünü artırmayı ve Moğolların güvenini kazanmayı başaramadıkça, herhangi bir yöneticinin tüm Rusya’yı hâkimiyeti altına alması mümkün değildi. 1480’de, Korkunç İvan’ın dedesi III. İvan, Moskova’yı çevreleyen tüm bölgeleri ele geçirmeyi başardı ve Moğol yöneticilere tabi olmadıklarını ilan etmişti.

Korkunç İvan, on altı yaşına gelindiğinde, Büyük Moskova Prensi yerine ‘Tüm Rusların Çarı’ olarak taç giydi ve bir katedralde takdis edildi. IV. İvan, soyunun, yüzyıllar önce Moğol hâkimiyetine giren eski bir Rus krallığı olan Kiev Ruslarına dayandığını ve büyükbabası III. Ivan’ın, birçok Rus bölgesini Moskova’nın idaresinde bir araya getirdiğini söyleyerek, bu sıfatı hak ettiğini ileri sürüyordu.

Taç giyme töreninden sadece iki hafta sonra, Romanov ailesinin bir üyesi olan Anastasia Romanova ile evlendi. Çiftin, İvan’ın nihai halefi I. Feodor dahil olmak üzere, üç kızı ve üç oğlu olacaktı.

ÖLÜM TEHLİKESİ ALTINDA BİR ÇOCUKLUK DÖNEMİ

Tüm Rusya’nın ilk çarı Korkunç İvan karmaşık bir kişiliğe sahipti. Gayet zeki olan, ancak kontrol edemediği öfke patlamaları yaşayan İvan’ın trajik geçmişi, onun kötülüğe meyilli davranışlarına katkıda bulunacaktı. Hayatının ilk yıllarına dair çok fazla ayrıntı bilinmiyor ve tarihçiler liderlik konusundaki başarılarını tartışmalı buluyorlar. Buna karşın, saltanatının, mevcut Rus ülkesini ortaya çıkardığı ve yüzyıllar boyunca süren bir merkezi yönetimi inşa ettiği, genel bir kabul görüyor.

Babası Basil III, İvan henüz 3 yaşındayken öldü. Annesi Elena Glinskaya, İvan’ın henüz 8 yaşında tahta çıkışından, 1538 yılındaki kendi ölümüne kadar ülkeye hükmetti. Bu süre zarfında bölge, rakip ‘boyar’ (asil) ailelerin, İvan yönetiminin meşruiyetine karşı itirazları nedeniyle büyük bir karmaşaya sürüklenmişti.

Eldeki bilgiler, İvan’ın büyürken maruz kaldığı tehlikelerin, acımasız ve şüpheci doğasının oluşumuna yol açtığını gösteriyor. Kanıtlar, İvan’ın, ailesinin ölümünden sonra kendisine bakan soylu aile üyeleri tarafından ihmal edilen ve ara sıra hırpalanan hassas ve zeki bir çocuk olduğunu düşündürüyor. İvan, annesinin zehirlenerek öldürüldüğü suikasta karıştığından şüphelendiği toprak ağalarına karşı büyük bir nefret besleyerek büyüdü.

İvan’ın daha sonraki yıllarda iyice açığa çıkan acımasız doğası, çocuklukta yaşadığı öfkenin asla yatışmadığının ve çevresindeki insanları affetmediğinin de açık bir kanıtıydı. Boyarlar, yalnızca bir törende bulunması gerektiğinde onunla görüşürlerdi. Sarayda, Rus tahtının hâkimiyeti konusundaki rekabet kanlı bir yolda ilerlerken, İvan korkunç şeylere tanık oldu. Yoksulluk içinde yaşarken, düzenli olarak cinayetlere, dayağa, sözlü ve fiziksel tacize tanık oldu ve derin acılar yaşadı. İvan ve sağır-dilsiz kardeşi Yuri genellikle aç bir halde yaşadılar. İşkencecilerine gücü yetmeyen İvan, nefretini savunmasız hayvanlar üzerinde tatmin ediyordu; kuşların tüylerini yoluyor, onlara her çeşit işkenceyi yapıyor ve katlediyordu.

İNTİKAM VE EGEMENLİK VAKTİ

29 Aralık 1543 tarihinde, Prens IV. Ivan, boyarlarını bir toplantıya çağırarak şaşırtıcı bir hamlede bulundu. Onları, kendisini ve Rus halkını yok saymaları ve suistimal etmeleri nedeniyle suçladı. Boyarların lideri Prens Andrew Shuiksy, diğerlerine örnek olsun diye bir grup aç av köpeğinin önüne atılarak öldürüldü. Bu olayın ardından boyarlar, kendi yönetimlerinin sona erdiğini ve İvan’ın mutlak bir gücü olduğunu kabul ettiler. İvan, 16 Ocak 1547 Pazar günü Moskova’da Rus Çarı ilan edildi. Kısa süre sonra, Romanov ailesinden Anastasia Romanovna-Zakharyina-Yurueva ile evlendi. Anastasia, yalnızca ikisi hayatta kalabilen toplam altı çocuk dünyaya getirdi. İvan, şaşırtıcı biçimde, eşine sadık bir kocaydı.

Kimi zamanlarda İvan bir deliye dönüşüyor, saraydaki azizlere ait ikonları yerlere fırlatıp ağlayarak yerlere kapanıyordu. Sürekli tekrarlanan bu davranışı, alnında bir çöküntü izinin oluşmasına neden oldu.

Hükümdarlığının başlangıcında, hükümetin idari organları, İvan’ın annesinin kardeşi olan Prens Yuri Glinsky ve Prens Mikhail Glinsky tarafından idare edildi ve hükümetteki konumlarını kötüye kullandılar; İvan, artık yetkilerini başkalarının eline bırakmamaya karar verdi.

Öfkeden gözü dönen İvan, 1547 yılında Moskova’yı tarumar ederek şehrin büyük kısmını yakıp binlerce kişiyi öldürdükten ve evsiz bıraktıktan sonra, büyük bir krizle karşı karşıya kaldı. Ivan, yaşananlardan ötürü anne tarafından akrabası olan Glinsky ailesini suçladı ve tüm yetkilerini ellerinden aldı. Bu büyük yıkımın yanı sıra, İvan’ın erken dönem saltanatı göreceli olarak barışçıldı ve büyük reformlar yapmak için de zaman harcıyordu. Yasaları güncelledi, bir parlamento ve bir soylular meclisi oluşturdu, kırsal bölgelerde özerk yönetimler oluşturdu; ardından iyi donatılmış bir ordu kurdu ve saltanatının ilk birkaç yılında ülkede matbaa kullanımını hayata geçirdi.

O da dedesi III. İvan gibi Rusya’yı belli bir düzeyde uluslararası ticarete açtı. İngiliz Muscovy Şirketi’nin ülkesine girmesine ve ticaret yapmasına izin verdi; ayrıca Kraliçe I. Elizabeth ile bir mektup diplomasisi başlattı.

BÜYÜYEN İMPARATORLUK VE KARMAŞA

Egemenliğini kan ve katliamlarla tekrar ele geçiren İvan, 1550 yılında, reform yasalarını ve adalet alanında yeni bir sistem olan Sudebnik’i ilan etti. Suç eylemleri açıkça tanımlandı ve her biri için cezalar öngörüldü. Ayrıca, Moskova tarafından atanan hâkimler, kendilerini satın alabilecek kişilere hizmet etmelerini engellemek amacıyla, yetkilerini yerel halk tarafından seçilen temsilcilerle paylaşacaktı. Artık hâkimler, en azından teoride, toplumsal statüsü düşük olan kişilere karşı ayrımcılık yapmaksızın, yasaları eşit olarak uygulayacaklardı.

Merkezi Moskova hükümeti de iş ve sorumluluklarının birbirinden ayrılmasıyla daha profesyonel bir hale gelmişti. Dışişleri Bakanlığı, Ceza İşleri Bürosu, Tapu Dairesi ve Askeri İşler Bürosu gibi kurumlar teşkil edildi. ‘Muscovy’ kalelerinin yeniden inşasını denetlemek üzere yerel yetkililer atandı ve daha sonra bu kişilere başka görevler de verildi.

1552 Haziran’ında İvan, yeni kurulan 100 bin kişilik ordusunu Volga’nın aşağısında bulunan Hanlık bölgesinin başkenti Kazan’a doğru yönlendirdi. Ağustos ayı sonlarında Tatar kalesini kuşattı ve teslim olmasını bekledi. İvan, Kazan’a karşı kazandığı zaferden sonra, bugün hâlâ anılan ‘Grozny’ lâkabını aldı; bu kelime diğer dillere ‘korkunç’ ya da ‘kötü’ anlamına gelen şekilde tercüme edilse de en temel anlamıyla ‘muhteşem’ anlamına geliyordu. Bu fethin ardından, Kızıl Meydan’ın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş olan Basil Katedrali’nde birkaç kilise inşa ettirdi.

1560’lar hem ülke içinde hem de uluslararası alanda büyük bir kargaşa getirdi. İvan, Baltık Denizi ticaret yollarına ulaşmak için başarısız olacağı bir girişimle Livonya Savaşı’nı başlattı. Aynı zamanda, aynı yıl kişisel kayıplara da maruz kaldı: Eşi Anastasia, büyük ihtimalle zehirlenerek öldürüldü ve en yakın danışmanlarından biri olan Prens Andrei Kurbsky ona ihanet ederek Litvanyalıların Rusya topraklarının bir bölgesini yok etmesine yardım etti. 1564’e gelindiğinde İvan, ardı arkası gelmeyen ihanetler nedeniyle tahttan çekilmek istediğini duyurdu. Yönetim ortadan kalktıktan sonra, boyarlar geri dönmesi için İvan’a yalvardılar; o ise mutlak anlamda yönetici olmasına izin verilmesi şartıyla bunu kabul etti.

‘TEK’ ADAMIN DÖNÜŞÜ

Tahta dönüşünün ardından İvan, bir bütün olarak hükümete değil, sadece kendisine bağlılığı olan ‘Oprichina’ birliğini kurdu. Yeni oluşturulan kişisel muhafızlarının yardımı ile kendisine karşı savaştığını iddia ettiği boyarlara zulmetmeye ve onları idam etmeye başladı. ‘Oprichnik’ denilen muhafızlarına, idam edilen soyluların toprakları verildi ve bu kişiler işledikleri cinayetlerden sorumlu tutulmadı; neticede, köylülerin yaşamı yeni efendilerinin hükümdarlığı altında büyük bir işkenceye dönüşürken, yaşanan toplu göçler tahıl fiyatlarını ve kıtlığı artırdı.

İvan’ın yeni yönetim sisteminin temel aracı ‘Oprichnik’ grubuydu. Onlar aracılığıyla tüm Rusya’da büyük bir korku iklimi yaratmıştı; bu kişiler siyah giysiler giyiyor ve siyah atlara biniyorlardı. Birçoğu, İvan’ın hoşlanmadığı birini öldürmek konusunda gözünü bile kırpmazdı. ‘Oprichnik’, dini bir ayin sırasında bir rahibi tutuklamak ya da bir sunağın önünde onu öldürmek gibi cinayetler işlemekten sorumluydu. İlerleyen dönemde, İvan, kendine ait bir manastır düzeni kurdu. Kendisi başrahipti ve Oprichnik üyeleri onun keşişleriydi. Bu tarikat benzeri yapının ayinleri sırasında İvan’ın bir takım kadın, erkek ve çocuklara işkence ettiği ve kimi zaman onları öldürdüğü yolunda hikâyeler anlatılıyordu. Çocukluktan beri dinmek bilmeyen öfkesini, artık kan ve zulümle teskin etmeye çalışıyordu.

Çar İvan, 1570 yılında, kanıtlanmamış bir ihanet suçlamasına dayanarak, Novgorod şehrini işgal etti; tüm kenti ateşe verdi, halkı işkenceden geçirdi, yaraladı ya da katletti. Novgorod Başpiskoposu ise önce bir ayının önüne atıldı, ardından da bir av köpeği tarafından parçalandı. Daha sonra erkekler, kadınlar ve çocuklar Volkhov Nehri’nin dondurucu sularına atıldı. Bu olaydan sonra Novgorod asla eski haline dönemedi. Kısa süre sonra Pskov şehri de benzer bir katliama maruz kaldı.

DAHA ÇOK ÖLÜM VE ÇÖKÜŞ

İki yıl süren kötü hasatların ardından yaşanan veba salgını, 1570’te kırsal bölgeleri kırıp geçirmişti. Ertesi yıl Moskova, büyük bir yangın neticesinde enkaza dönüştü. Kırım Tatarları, Türkler, Litvanyalılar ve İsveçliler, Rusya sınırlarına akınlar düzenliyorlardı. İvan, önce Narva bölgesini kaybetti; Tatar istilası ise artık Moskova’yı tehdit ettiği sırada zar zor durduruldu. 1572’de İvan birden bire Oprichniki’yi feshetti. İvan’ın en garip davranışlarından bazıları tam da o yıl yaşandı. Bir Tatar generali olan Simeon Bekboelatoviç’i Moskova’daki tahtına oturturken kendisini emekliye ayırdı. İvan, Rusya’nın yeni Çar’ına saygısını sunmak üzere başkenti düzenli olarak ziyaret ediyordu.

İvan’ın aile hayatı da dengesizlik, güvensizlik ve manik mizacının etkisiyle karmaşa içindeydi. 1561’de bir Çerkes olan Maria Temriukovna ile evlenmişti; ancak kısa bir süre içinde ondan sıkıldı. 1569’daki ölümünden iki yıl sonra, bir tüccarın kızı olan Martha Sobakin ile evlendi; ancak Sobakin yalnızca iki hafta sonra öldü. İvan’ın dördüncü eşi, 1575 yılında bir manastıra gönderdiği Anna Koltovskaya idi. Beşinci evliliğini Anna Wassilchikura ile yaptı. Sonraki evliliğinde, İvan, yeni eşi Maria Dolgurukaya’nın bakire olmadığını keşfederek düğünden bir gün sonra talihsiz kadını boğarak öldürdü. Son eşi, İvan’ın 1581’de evlendiği Maria Nagaya idi.

Korkunç İvan, en büyük oğluyla daima iyi bir ilişkiye sahipti ve genç Prens İvan, kendini Novgorod’da babasına kanıtlamıştı. 19 Kasım 1581’de İvan, giydiği kıyafetler yüzünden oğlunun hamile eşine sinirlendi ve onu dövdü. Genç kadın bu olayın ardından düşük yaptı. Oğlu Prens İvan ise babasının bu saldırısı karşısında deliye döndü ve onunla kavgaya tutuştu. Ani bir öfke patlaması yaşayan Korkunç İvan, demir uçlu bastonunu havaya kaldırdı ve oğlunun başına sert bir darbe indirdi. Prens, iltihaplanan yarasına yenik düşmeden önce, birkaç gün komada kaldı. IV. İvan, cenaze töreninde, başını oğlunun tabutuna vura vura kanlar içerisinde bırakacaktı.

Artık tamamen kendi karanlık dünyasına gömülen İvan, ölene dek saldırgan ve korkunç davranışlarından vazgeçmedi. Kimi kaynaklara göre 28 Mart 1584 günü, satranç oynamaya hazırlanan İvan aniden bayıldı ve kısa süre içinde öldü. Ardında mutsuz ve lanetlenmiş bir tarih bırakan Rusya’nın büyük despotu, adını tarihe Korkunç İvan olarak yazdırdı. Yıllar sonra vücudunun mezardan çıkarılarak otopsi yapılması neticesinde, cıva zehirlenmesi yaşadığı açığa çıktı. Korkunç İvan’ın ölümünün ardından, taht hakkı İvan’ın zihinsel sorunları olan oğlu Feodor’a geçti. Feodor, babasının imparatorluğunun çöküşüne tanıklık etti ve 1598’de öldü.

İvan, Volga bölgesindeki Rus olmayan bölgelerin yanı sıra Urallar ile Sibirya’da, Volga Nehri’nin doğusundaki bölgeleri topraklarına ekleyerek, ardında bir Rus İmparatorluğu bıraktı. Rusya, Sibirya’nın bol doğal kaynaklarının işlenmeye başlamasıyla bir dünya gücü haline gelecekti. Ancak, Oprichniki terörü sırasında sayısız ekili alan çiftçiler tarafından terk edildi ve engellenemeyen ormanlar, tarımsal arazileri geri almaya başladı. İvan yönetimi sırasında, Rus toplumundan geriye kalanlar da çarpıcı biçimde değişmişti. Köylüleri destekleyerek tarımı canlandırması, Rusya tarihinde yeni bir aşamayı da işaret etmişti. Bürokratik yapının genişlemesiyle, birçok prens ve soylu aile, Çar’ın taleplerine yanıt vermek zorunda kalmıştı ve artık iktidar konusunda ona rakip olamayacaklardı. Belki en önemlisi, İvan’ın, Rusya’nın bir Moğol sömürgesi olarak geçirdiği dönemden tamamen kopuşunu açıkça gösteren biçimde, geleceğin mutlak güce sahip çarları için bir örnek teşkil etmesiydi.

Kaynaklar: 

https://www.thoughtco.com/ivan-the-terrible-4768005

http://madmonarchs.guusbeltman.nl/madmonarchs/ivan4/ivan4_bio.htm

https://academic.mu.edu/meissnerd/ivan-terrible.htm

https://allthatsinteresting.com/ivan-the-terrible

https://www.biography.com/royalty/ivan-the-terrible