Dünya Forum: Propaganda sanatının mimarı II. Ramses

II. Ramses doksan bir yaşında öldüğünde, ardında 200’den fazla eş ve cariyenin yanı sıra, doksan altı oğul ve altmış kız evlat bıraktı. Bunların bir kısmı, babaları hayatta iken ölüp gitmişlerdi. Saltanatı o kadar uzun sürdü ki, tebaasının tamamı II. Ramses’in firavunluğu döneminde doğmuş olduğundan, krallarının ölümüyle dünyanın da sona ereceği konusunda yaygın bir panik yaşandı. Adını ülkenin bir ucundan diğer ucuna, neredeyse tüm tapınaklara yazdıran II. Ramses, şöhretini sadece başarılarıyla değil, yoğun ve kesintisiz bir propaganda ve reklam yoluyla da tesis etmişti.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - II. Ramses (hükümdarlığı M.Ö. 1279-1213), Mısırlılar tarafından “Userma’atre’ setepenre” adıyla biliniyordu; bu isim, ‘uyum ve dengenin koruyucusu’, ‘doğruluğun içinde güçlü’ ve ‘Ra’nın seçtiği kişi’ anlamlarına geliyordu. Ayrıca 'Ozymandias’ ve 'Büyük Ramses’ olarak da anılırdı. Mısır’daki 19'uncu Hanedan’ın (M. Ö. 1292-1186) üçüncü firavunuydu ve Kadeş Savaşı’nda Hititlere karşı kesin bir zafer kazandığını iddia ederken, bu mücadeleyi, büyük bir savaşçı görüntüsü altında ününü arttırmak için biraz çarpıtarak kullandı. Ramses kurnaz bir yönetici olduğu gibi toplumu bilgi yoluyla yönlendirmenin bir yolu olan ‘manipülasyon’ yönteminde de ustaydı. Gerçekte Kadeş Savaşı, her iki taraf lehine kesin bir zaferden ziyade, yenişemeden sonuçlanmıştı; yanı sıra, M.Ö. 1258 yılında tarihin bilinen ilk barış anlaşmasının da vesilesi olmuştu.

Ramses’in hayatının ilk yılları hakkında çok az şey biliniyor. Kesin doğum yılı teyit edilemese de çoğu tarihçi tarafından M.Ö. 1303 olduğuna inanılıyor. Babası olan Set, II. Ramses’in dedesi I. Ramses tarafından kurulan 19. Hanedan’ın ikinci firavunuydu. Büyük olasılıkla, II. Ramses, yaklaşık 24 yaşındayken, M.Ö. 1279’da tahta geçti. Bundan önceki bir tarihte, geleceğin kraliçe adayı Nefertari ile evlendi. Evlilikleri boyunca en az dört oğul ve iki kızları doğdu ve muhtemelen daha fazlası da doğmuştu; ancak tarihçiler belgelerde ve duvar oymalarında açıkça bahsedilen altı çocuk dışındakilere dair belirgin kayıtlara ulaşamadı.

Saltanatının ilk birkaç yılında, II. Ramses sonraki yıllarında iktidarının deniz korsanlarına karşı savaşlarla ve büyük bina projeleriyle geçeceğinin işaretlerini veriyordu. Bilinen en eski büyük zaferi, saltanatının ikinci yılında, muhtemelen M.Ö. 1277’de, Şerden korsanlarını yendiğinde kazanıldı. Büyük ihtimalle İyonya veya Sardunya kökenli olan Şerden korsanları, Mısır’a giden kargo gemilerine aralıksız biçimde saldıran, Mısır deniz ticaretine zarar veren bir yağma filosuydu.

II. Ramses de ataları gibi saltanatının ilk üç yıl içinde kendi büyük inşaat projelerine başladı. Onun emriyle, özellikle de neredeyse ilahi bir saygı duyulan I. Ramses ve onun saltanatını onurlandırmak için Teb’de (Thebes) bulunan antik tapınaklar tamamen yenilendi. Geçmiş firavunlar devrinde kullanılan taş oyma yöntemleri, ardılları tarafından kolayca yeniden yapılabilen sığ oymalarla değiştirilmişti. Bunun yerine, II. Ramses silinmesi veya değiştirilmesi daha zor olan daha derin oymalar yapılmasını istedi. Zira, anlattığı hikayelerin sonsuza dek kalacağından emin olmak istiyordu.

II. Ramses doksan bir yaşında öldüğünde, ardında 200’den fazla eş ve cariyenin yanı sıra, doksan altı oğul ve altmış kız evlat bıraktı. Bunların bir kısmı, babaları hayatta iken ölüp gitmişlerdi. Saltanatı o kadar uzun sürdü ki, tebaasının tamamı II. Ramses’in firavunluğu döneminde doğmuş olduğundan, krallarının ölümüyle dünyanın da sona ereceği konusunda yaygın bir panik yaşandı. Adını ülkenin bir ucundan diğer ucuna, neredeyse tüm tapınaklara yazdıran II. Ramses, şöhretini sadece başarılarıyla değil, yoğun ve kesintisiz bir propaganda ve reklam yoluyla da tesis etmişti.

SALTANATIN İLK YILLARI

II. Ramses, I. Set ve Kraliçe Tuya’nın oğluydu ve henüz 14 yaşındayken babasının Libya ve Filistin’e düzenlediği seferlere eşlik etmişti. Yirmi yaşındayken, Nubia’da kendi oğulları Khaemweset ve Amunhirwenemef ile kendi seferlerine öncülük ediyordu. Set ile eş-hükümdar olarak seçilmişti. Babası ile birlikte, geniş restorasyon projeleri hazırladı ve Avaris kentinde yeni bir saray inşa etti. Mısırlılar uzun zamandan beri bölgede egemen olan Hitit Krallığı’yla sorunlu bir ilişkiye sahipti. Hitit Kralı I. Suppiluliuma (M.Ö. 1344-1322) karşısında Mısır, Suriye ve Kenan ülkelerinde birçok önemli ticaret merkezini yitirdi. Set, Suriye'deki en imrenilen şehir olan Kadeş’i yeniden ele geçirdi; ancak Hitit Kralı II. Muwatalli (M.Ö. 1295-127) tarafından şehir geri alındı.

Set’in ölümünden sonra, M.Ö. 1290’da Ramses tahta geçti ve hiç beklemeden Mısır’ın sınırlarını yeniden kurmak, ticaret yollarını güvence altına almak ve kendisine ait olduğunu düşündüğü toprakları Hititlerden geri almak için askeri saldırılar başlattı.

Saltanatının ikinci yılında, Nil Deltası kıyılarındaki Deniz Halklarını yendi. Aktarıldığı kadarıyla, bu halklar Hititlerin müttefiki olan ve Şerdan (Sherdan) adıyla bilinen insanlardı. II. Ramses, Şerdan savaş gemilerini engellemek için Nil’in ağzına küçük bir denizci birliği yerleştirerek onlara bir tuzak hazırladı. Zayıf Şeldan filosu menziline girdikten sonra, nehrin her iki tarafından da tam gücüyle saldırıya başladı ve Şerdan gemilerini batırdı. Savaşta hayatta kalan Şerdanların çoğu ordusuna katıldı, bazılarıysa seçkin korumalar olarak görev yaptı. Deniz Halklarının kökenleri ve etnik yapıları bilinmemekle birlikte, II. Ramses onları Hitit müttefikleri olarak tanımlıyordu.

M.Ö. 1275’ten önce, eski Avaris şehri yakınındaki Doğu Deltası bölgesinde, büyük şehri Per-Ramses’in (Ramses’in Evi) inşaasına başladı. Burası Ramses’in yeni başkenti olacak ve kendi dönemi boyunca önemli bir şehir merkezi olarak kalacaktı. Bu kent yalnızca askeri bir karargâh ve eğitim alanı değildi, aynı zamanda Teb antik kentinin ihtişamıyla rekabet edecek kadar güzel bir şekilde inşa edildi.

Aynı dönemde II. Ramses, ordusunu Hitit Kralı Suppiluliuma saltanatının başlangıcından itibaren Hititlere bağlı bir devlet olan Kenan’a doğru yürüttü ve Hititlerle nüfuz mücadelesini daha da geniş bir alana yaydı.

KADEŞ VE DİĞER SEFERLER

Saltanatının dördüncü yılındayken, II. Ramses, yaklaşık M.Ö. 1275 yılında kaybedilen Mısır topraklarını yeniden fethetmek ve ülkeyi tekrar genişletmek için büyük askeri hamlelere koyulmuştu. Günümüzde İsrail, Filistin ve Lübnan gibi Orta Doğu ülkelerinin bulunduğu bölgede, Mısır’ın kuzeydoğusunda bulunan Kenan ülkesine karşı savaş ilan etti. Bu döneme ait bir öykü, II. Ramses’in yaralı bir Kenanlı prens ile mücadelesini ve kazandığı zaferin ardından Kenanlı prensi Mısır’a mahkûm olarak götürmesini aktarıyor. Askeri seferleri önce Hititlerin ve ardından Suriye’nin kapladığı topraklara yayıldı.

Suriye Seferi, II. Ramses’in hükümdarlığının ilk yıllarının kilit unsurlarından biriydi. M.Ö. 1274 yıllarında II. Ramses, Suriye’de Hititlere karşı iki amacı göz önünde bulundurarak savaştı: Mısır’ın sınırlarını genişletmek ve babasının yaklaşık on yıl önce Kadeş’te kazandığı zaferi yinelemek. Mısır kuvvetleri, sayıca fazla olmasına rağmen Hititleri yenilgiye uğratıp şehre geri çekilmeye zorladı. Diğer yandan, Firavun II. Ramses, ordusunun şehri ele geçirmek için gereken kuşatma gücüne sahip olmadığını fark etti; bu nedenle Mısır’a döndü ve yeni kurduğu başkenti Per-Ramses’e yerleşti. Birkaç yıl sonra II. Ramses, Hititlerin elindeki Suriye’ye geri döndü ve neticede, son asır içinde bu kadar kuzeye gidebilen ilk Mısır Kralı oldu. Ne var ki, kuzeyde kazandığı zaferler uzun soluklu olmadı ve savaş, Mısır ile Hititlerin kontrolü arasında gidip gelen küçük bir bölgeye sıkıştı.

Hititlere yönelik Suriye seferlerine ek olarak, diğer bölgelerde de askeri girişimlerde bulundu. Birkaç yıl önce Mısır tarafından fethedilen ve sömürgeleştirilen ancak Mısır için sorun olmaya devam eden Nubia’daki askeri harekâtlarda oğullarıyla birlikte savaştı. Bu dönemde yaşanan şaşırtıcı bir dizi olayın ardından, Mısır aslında güçsüz bir Hitit Kralı olan III. Mursili’ye sığınma hakkı tanıdı. III. Musili’nin amcası, yeni kral III. Hattuşili, Mursili’nin iadesini talep ettiğinde, II. Ramses, Mursili’nin Mısır’daki varlığına ilişkin tüm iddiaları reddetti. Sonuç olarak, iki ülke birkaç yıl boyunca savaşın eşiğinde bekledi. Bununla birlikte, M.Ö. 1258’de, çatışmayı resmen sona erdirmeyi tercih ettiler; bu kararları, insanlık tarihinin bilinen en eski yazılı barış antlaşmasını ortaya çıkardı. Diğer yandan, Kraliçe Nefertari, Hattuşili’nin eşi olan Kraliçe Puduhepa ile yazışarak kişisel bir dostluk geliştirmişti.

Kadeş Barışı’ndan sonra Ramses, kendisini Mısır’ın altyapısını iyileştirmeye, sınırlarını güçlendirmeye ve 1274’teki zaferini ve diğer başarılarını anmak için geniş bina projeleri başlatmaya adadı. Teb’de Ramesseum, Abu Simbel tapınakları, Karnak’taki salon, Abydos’taki yapı kompleksi ve kelimenin tam anlamıyla yüzlerce başka bina, anıt, tapınak ve geniş mezar kompleksi II. Ramses tarafından inşa edildi.

KRALİÇE NEFERTARİ, MUHTEŞEM BİNALAR VE ANITLAR

Birçok tarihçi, Mısır sanat ve kültürünün zirvesinin II. Ramses’in saltanat dönemi olduğunu ifade ederken, eşsiz duvar resimleriyle tanınan Nefertari’nin mezarını bu iddianın gerçekliğinin açık bir delili olarak gösterir. Nefertari, Ramses’in ilk eşi ve en sevdiği kraliçesiydi. II. Ramses’in hükümdarlığı boyunca Nefertari’nin tasvirleri tapınak duvarlarında ve heykellerde nakşedildi. Büyük ihtimalle çok genç ölmüş olsa da Nefertari, II. Ramses’in neredeyse tüm anıt ve yapılarında anılmıştı.

Nefertari.

Nefertari, yaklaşık 24 yıllık hayat arkadaşlığının ardından öldüğünde, bir kraliçeye uygun bir mezarın içine gömülmüştü. Yapının içindeki duvarlarda bulunan ve gökteki tanrıları, yer altı tanrılarını ve Nefertari’nin tanrılara takdim edilişini betimleyen duvar resimleri, antik Mısır’daki sanatın en mükemmel örneklerinden bazıları olarak kabul edilir. Nefertari, Ramses’in tek eşi değildi ama en önemlisi olarak onurlandırıldı. Nefertari’nin oğlu Prens Amun-Herhehef de annesinden bir yıl sonra öldü.

Nefertari’nin ölümünden sonra, Ramses ikinci eşi Isetnefret’i kraliçe konumuna yükseltti ve ölümünden sonra kızları onun ardılı haline geldiler. Buna karşın, Nefertari’nin hatırası, Ramses’in başka eşlerle evlenmesinden uzun bir süre sonra bile duvarlara ve heykellere kazınmış olması nedeniyle, daima aklında olduğunun bir göstergesiydi. II. Ramses eşlerinden doğan çocuklarına daima eşit saygı ve sevgiyle yaklaştı.

Askeri seferleri bir yana, Ramses saltanatı binalara duyduğu tutkuyla tanımlandı. Yeni başkenti Per-Ramses, çok sayıda dev tapınağa ve geniş bir alana yayılan bir saray kompleksine sahipti. Saltanatı boyunca, seleflerinden daha fazla bina yaptı.

Yeni başkentiyle birlikte, Ramses’in en uzun süre hayatta kalan mirası, 1829 yılında Antik Mısır Uzmanı Jean-François Champollion tarafından ‘Ramesseum’ adı verilen muazzam bir tapınak kompleksinden oluşuyordu. Büyük avlular, devasa Ramses heykelleri ve ordusunun en büyük zaferlerini temsil eden sahneleri içeriyordu. Bu tasvirlerde, II. Ramses birkaç tanrının eşliğinde savaşa komuta ediyordu.

SALTANATIN SONRAKİ YILLARI VE MİRASI

Uzun yıllar boyunca hüküm süren II. Ramses, Mısır’ı en uzun süre yöneten firavunlar için düzenlenen ve ‘Sed Festivali’ adı verilen geleneksel yıldönümünü kutluyordu. Saltanatının bu noktasında, Ramses zaten bilinen başarılarının çoğuna ulaşmıştı: Krallığın topraklarını büyütmek ve korumak, altyapıyı iyileştirmek ve yeni anıtlar yapmak gibi meselelerde istediklerini gerçekleştirmişti. İlk festivalden sonra her üç (veya bazen iki) yılda bir şenlikler yapıldı; Ramses 13 ya da 14 kez bu festivali kutladı; bu sayı, kendisinden önceki firavunlardan çok daha fazlaydı.

Yaklaşık 66 yıl saltanat sürdükten sonra, Ramses’in sağlığı, artrit, atardamarlar ve dişleriyle ilgili sorunlar yaşadığı için kötüleşti. Ramses’in sonraki yıllarında hayatta kalan en büyük oğlu Merenptah, babasının hayatının son on yılı boyunca kraliyet görevini üstlenmeye devam etti. II. Ramses’in 67. yönetim yılının Ağustos ayında, 91 yaşında öldüğü düşünülüyor. Oğlu Merneptah, babasını ilk önce Krallar Vadisi’ne gömdü, ancak vücudunu yağmacılardan korumak için sonradan yeri değiştirildi.

II. Ramses’e kendi medeniyeti tarafından “Büyük Ata” adı verildi ve ardından birkaç firavun daha ‘Ramses’ adını aldı.

'BİR ŞOVMEN VE PROPAGANDACI’ MIYDI?

II. Ramses’in saltanat dönemi, geçen yüzyılda bir miktar tartışmaya neden oldu; bazı bilim insanları onun bir şovmen ve propagandacı olduğunu iddia ettiler ve etkili bir kral olmaktan çok olduğunu savundular. Bununla birlikte, saltanatına ilişkin kayıtlar -hem tapınaklar hem de anıtlardaki yazılı ve fiziksel kanıtlar- istikrarlı ve müreffeh bir yönetim sürdürdüğünü düşündürüyor.

Her otuz yılda bir düzenlenen Heb Sed festivaline iki defa katılacak kadar uzun yaşayan ve yönetimde kalan birkaç yöneticiden biriydi. Ülkenin sınırlarını güvence altına aldı, servetini arttırarak ticaretin kapsamını genişletti. Şayet hâlâ yazıtları ve anıtlarında başarıları övülüyorsa, gurur duymak için yeterli nedene sahip olabilirdi.

II. Ramses’in mumyası, yaklaşık 185 cm boyunda, güçlü bir beden tasvir ediyordu. Yaşlılığında ciddi sağlık sorunları yaşadı ve büyük olasılıkla kalp yetmezliğinden öldü. Ardından gelen birkaç firavun, onun şanına duydukları öykünme nedeniyle aynı ismi taşıyacaklardı. III. Ramses gibi bazılarıysa ondan daha iyi hükümdarlar olarak kabul edilecekti; ancak hiçbiri, eski Mısırlıların zihninde ve gönlünde büyük başarıları ve zaferleri dillere destan olan Büyük Ramses’i geçmeyi başaramadı.

EN BÜYÜK ANITLARI

Ebu Simbel

Ebu Simbel’de bulunan iki tapınak, II. Ramses ve eşi Nefertari’ye adanarak kumtaşı kayalıklarına oyulmuştur. Firavun’un dört heykeli, Büyük Tapınak’a girişi çevreler; bu nedenle kime ait olduğu konusunda hiçbir şüphe yoktur. Yılda iki kez, güneş doğarken, tapınağın içi aydınlanır ve Memphis Ptah, Teb Hanedanı, Heliopolisli Ra-Horakhty ve Pilates Rames figürleri ortaya çıkar. 1960’larda, tapınakları yükselen Nil’den korumak için yeri 60 metre değiştirildi.

Ramesseum

II. Ramses’in Thebes’teki mezar tapınağı, ‘tanrıların kralı’ için yapılmıştı. Duvarlar, Firavun’un diğer başarılarının yanı sıra Kadeş Savaşı’nı belgeleyen kabartmalarla kaplıdır. Bir zamanlar tapınağın kapısında bulunan II. Ramses’in devasa granit büstü şu anda British Museum’da sergileniyor.

Ptah Colossus

Antik Memfis şehrinin yakınlarında, yaratıcı tanrı Ptah için tapınaklar inşa edildi. Bu tapınaklardan birinin yanında, Ramses’in kendisi tarafından yaptırılan devasa bir kırmızı granitten heykeli vardı. 11 metrelik heykel 1820’de bulundu ve parçalara ayrıldı. 2020’de açılması planlanan Büyük Mısır Müzesi’ni beklerken yeniden bir araya getirildi ve Giza’ya nakledildi.

Nefertari’nin Mezarı

Krallar Vadisi’nin bulunduğu Luxor’da yer alan II. Ramses’in ilk eşi Nefertari’nin mezarı, Mısır’ın en seçkin mezarlarından biridir. Nefertari kırmızı bir granit mezara gömüldü, tanrılar arasındayken betimlendiği renkli sahnelerle çevrelendi ve güzelliği vurgulandı.

Kaynaklar:

https://www.thoughtco.com/ramses-ii-biography-4692857

https://www.ancient.eu/Ramesses_II/

https://discoveringegypt.com/ancient-egyptian-kings-queens/rameses-ii/

https://www.smithsonianmag.com/smart-news/temple-powerful-egyptian-pharaoh-discovered-180965325/

https://www.historyextra.com/period/ancient-egypt/was-ramesses-ii-pharaoh-great-brilliant-why/