Dünya Forum: Nâmı diğer 2PAC / Harlem’in anti-kahraman rapçisi Tupac Shakur

Doğumda ismi Lesane Parish Crooks olarak kaydedilen ve sonradan ismi değiştirilen Tupac Amaru Shakur, Amerikalı bir rap şarkıcısıydı. Bu unvanına ek olarak albümleri en çok satanlar listesinin başında yer alan Shakur, başarılı bir sinema oyuncusu ve tanınmış bir sosyal eylemci, bunların yanı sıra birçok davadan ceza alarak hapis yatmış bir çete üyesiydi. 1996 yılında silahlı bir saldırıda hayatını kaybeden Shakur, yoksulluk içinde başlayan fırtınalı bir yaşamın ortasında, yanlışları ve doğrularıyla kendi hikayesinin baş rolünde yer almayı becerdi. Aynı anda hem bir isyankarı hem de bir suçluyu benliğinde barındıran Shakur, birçok dinleyici, eleştirmen ve rap şarkıcısının gözünde en büyüklerden biri olarak yaşamaya devam ediyor.

Tarkan Tufan  ttufan@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Tupac Amaru Shakur, 16 Haziran 1971’de New York’taki Manhattan bölgesinin Doğu Harlem mahallesinde doğdu. Annesi Afeni, iki çocuğunu yalnız büyüttü ve yaşamlarını idame ettirebilmek için büyük bir mücadele verdi. Yoksul aile, sık sık ev değiştirmek zorunda kalıyor, bazen de evsizler için hizmet veren barınaklarda kalıyordu.

ABD’li bir devrimci hareket olan Kara Panter Partisi’nin aktif bir üyesi olan annesi, ona sonradan, İspanya’ya karşı Amerikan yerlilerinin bir ayaklanmasına önderlik eden ve ardından İspanyol sömürgecilerce idam edilmiş bir İnka devrimcisi olan II. Tupac Amaru’nun adını vermişti. “Tupac Amaru” ve “Shakur” isimleri, Meksika yerlilerinin konuştuğu dillerden biri olan Quechua (Keçua) lisanında ‘Parlayan Yılan’ ya da ‘Soylu Yılan’ anlamlarına gelirken, Arapça dilindeki ‘Şükür’ kelimesini de anımsatıyordu.

Tupac Shakur, Doğu Yakası ile Batı Yakası rapçileri arasındaki bir kavgaya karıştı ve 1996 yılında henüz 25 yaşındayken, araba sürdüğü sırada vurularak öldürüldü. Geride başkaldırı namelerinin yanı sıra çalkantılı bir hayat bırakan sanatçı, ardından gelen yeni nesil müzisyenler için bir ilham kaynağı olmayı sürdürdü.

YOKSUL MAHALLENİN ASİ ÇOCUĞU

Tupac’ın annesi Afeni Shakur, 1960’ların sonunda ve 1970’lerin başında, Kara Panter Partisi’nin New York’ta yaşayan aktif bir üyesiydi. Tupac, annesinin New York mahkemesinde Kara Panterlere yöneltilen ve 100’den fazla “Amerika Birleşik Devletleri hükümetine ve New York eyaletine karşı komplo düzenleme” suçlamasından beraat etmesinden yalnızca bir ay sonra dünyaya geldi. Annesi, onun bir “devrimci” olmasını istiyordu. Kendi adını Afeni Shakur olarak değiştirmişti ve okula giden çocuklar için daha iyi yaşam koşulları ve Afrika kökenli Amerikalılar için gerçek haklar ve özgürlükler talep eden devrimci bir hareket olan Kara Panter Partisi üyeleriyle yakındı.

Afeni, kısa süre sonra Kara Panter Partisi’nin New York teşkilatındaki yöneticilerden biri olan Lumumba ile hayatını paylaşmaya başladı. Lumumba, özgürlük ve eşitlik savaşını idealize etmiş, kişisel hayatında pek de dengeli olmayan bir adamdı. Ondan hamile kalan Afeni, doğum yaptıktan sonra Lumumba’ya çocuğun ondan olmadığını söyledi. Bu olayın ardından Lumumba ile boşandılar.

Tupac, “Babamın nerede olduğunu veya kim olduğunu kesin olarak bilmiyordum,” diyordu. Vaftiz babası Geronimo Pratt de üst düzey bir Kara Panter’di. Üvey babası Mutulu, Tupac’a göre, ihtiyacı olan disiplini vermek konusunda ender rastlanan, iyi bir adamdı.

.

SANAT EĞİTİMİ VE KARİYER YILLARI

Tupac Shakur, on iki yaşına geldiğinde, Harlem’in ünlü 127. Sokak Topluluğu’na katıldı. Bu oyunculuk grubuyla ilk büyük rolünde yer aldı. 1986’da annesi ve kız kardeşiyle birlikte Baltimore kentine taşındı. Tupac, bu kenti biraz eski moda bulduğu için pek mutlu değildi. Roland Park Ortaokulu’na devam etti ve birinci sınıfını Paul Lawrence Dunbar Lisesi’nde geçirdi. Lise ikinci sınıfta Baltimore Sanat Okulu’na kabul edildi. Orada oyunculuk, bale, şiir ve caz eğitimi aldı. Shakespeare oyunlarında ve Fındıkkıran Balesi’nde Fare Kral rolünde sahne aldı. Öğretmenleri onun çok yetenekli bir öğrenci olduğunu ifade ediyorlardı. Tarih, felsefe ve teoloji konularında hevesli bir okuyucuydu.

Tupac, ilk rap şarkısını Baltimore’dayken, “MC New York” adı altında yayınladı. Şarkı, ülkede silahlanmanın teşvik edilmesiyle ilgiliydi ve yakın arkadaşlarından birinin öldürülmesinden ilham alarak yazılmıştı. Üvey babası Mutulu, kız kardeşi Sekyiwa’nın doğumundan birkaç ay önce bir zırhlı araç soygunu nedeniyle altmış yıl hapis cezasına çarptırılan bir Kara Panter’di. Mutulu’nun yokluğunda, aile zor zamanlar geçirdi. Nereye hareket ettikleri önemli değildi; Bronx, Harlem, evsiz barınakları… gezip duruyorlardı. “Sürekli ağladığımı hatırlıyorum. Büyümemle ilgili en önemli şey, uyum sağlayamamamdı. Çünkü nerede olduğum belli değildi. Büyürken hiç arkadaşım olmadı,” diye aktarıyordu bu günleri.

1988 yılında, uyuşturucu bağımlısı haline gelen annesi Afeni işsiz kaldı. Tupac ve Sekyiwa’yı Kaliforniya’daki bir aile dostunun yanına bıraktı. Tupac, 17 yaşındayken arkadaşı Ray Luv ile Leila Steinberg’in evine taşındı ve en nihayetinde liseden ayrıldı. Leila Steinberg hevesli bir okuyucu olan Tupac’ın edebi danışmanı görevini üstlenmişti. Shakur kısa süre sonra sokakta uyuşturucu satmaya başladı ama aynı zamanda rap müziğe olan ilgisini artırmaya yardımcı olan arkadaşlar edindi. Bunlarla birlikte Strictly Dope adlı bir rap grubu kurdu. Bu grubun kayıtları, 2001 yılında ‘Tupac Shakur: Kayıp Kasetler’ adı altında yayınlanacaktı.

SİYAHLARIN MÜZİKAL SÖZCÜLÜĞÜ

Performansları, Tupac’a, dönemin efsanevi grupları olan Digital Underground ve Shock G ile birlikte rap yapma fırsatı verdi. 1989’da, Leila Steinberg, Tupac’ın Strictly Dope grubu ile bir konser düzenledi. Tupac’ın profesyonel müzik kariyeri, 1990’ların başında “Underground” albümündeki “Same Song” ile kişisel tecrübe ve becerilerini sergilediğinde yükselmeye başladı. İlk olarak “Same Song” için çekilen müzik videosunda göründü. İlk büyük çıkışından sonra Tupac, “Sons Of The P” albümünde yine Digital Underground ile birlikte şarkı söyledi.

Daha sonra ilk solo albümü olan 2Pacalypse Now’ı yayınladı. Başlangıçta solo çıkışını pazarlamakta zorlandı; ancak Interscope Records’un yöneticileri Ted Field ve Tom Whalley nihayetinde bu kaydı dağıtmayı kabul etti. Tupac, ilk albümünün genç siyah insanların karşı karşıya kaldığı sorunlar hakkında olduğunu ifade etti; buna karşın sert dili ve şiddet içeren ifadeleri nedeniyle eleştiriler aldı. Yaşanan bir olayda, genç bir adam, albümden etkilenerek Teksas’ta bir askeri öldürdüğünü öne sürdü. Eski Başkan Yardımcısı Dan Quayle, siyahilerin sorunlarını en sert ifadelerle söze döken bu albüm için açıkça “toplumumuzda yeri yok” diyerek, Tupac’ı kınadığını ifade etmişti. Ağır eleştiriler karşında, 2Pacalypse Now albümü müzik listelerinde asla üst sıralara yükselmeyi başaramadı.

İkinci kaydı ‘Strictly 4 My NIGGAZ’ 1993’te yayınlandı. Shakur’un profili, ertesi yıl John Singleton’ın Şiirsel Adalet’inde başrollerden birini üstlenmesinin önünü açan Ernest Dickerson filmi Juice’ta büyük bir rol oynamasıyla önemli ölçüde yükseldi. Filmin sinema salonlarına gelmesiyle 2Pac’in ilk albümü Strictly 4 My NIGGAZ bir platin albüm kazandı ve birçok şarkısı listelerde üst sıralara yükseldi.

SALDIRILAR, CİNAYETLER, TACİZ VE HAPİS…

1993 yılının sonlarında, basketbol temalı bir filmde rol aldı. Tupac, 1993 yazında yönetmen Allen Hughes’a saldırdığında, “Menace II Society” adlı filmi çekiyordu; 1994 yılının başlarında 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Tupac müzik albümleri satıyor, müziği ve oyunculuğu hakkında övgüler alıyor olmasına rağmen, kanunla başı derde girmeye başladı; albümleri piyasaya çıkmadan önceyse, hiçbir polis kaydı olmamıştı. Yirmi yaşına geldiğinde, Tupac sekiz kez tutuklanmış, hatta cinsel tacizden mahkum edildikten sonra sekiz ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Bunlara ek olarak, biri Tupac’ın çetesi ile rakip bir grup arasındaki çete savaşı sırasında öldürülen altı yaşındaki bir çocuğu içeren iki cinayet daha dava konusu oldu.

1993 yılının sonlarında, Shakur, Big Syke, Macadoshis, üvey kardeşi Mopreme Shakur ve Rated R dahil birçok arkadaşıyla birlikte ‘Thug Life’ adlı grubu kurdu. Grup, 26 Eylül 1994’te ilk ve tek albümleri olan Thug Life Vol.1’i yayınladı. Grup, konserlerini genellikle Tupac olmaksızın gerçekleştiriyordu. Tupac 1994’te cinsel saldırıdan suçlu bulundu. Kararın açıklanmasından bir gün sonra, bir New York Şehri kayıt stüdyosunun lobisindeyken bir çift silahlı soyguncu tarafından vuruldu ancak ölmedi. 7 Şubat 1995 tarihinde dört buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Olaydan hemen sonra götürüldüğü Bellevue Hastanesi’ndeki doktorlara göre, Shakur beş mermi yarası almıştı; iki kez kafasından, iki kez kasıklarından ve bir kez kolundan vurulmuştu. Ameliyattan üç saat sonra, doktorun aksi direktiflerine karşın hastaneden ayrıldı. Takip eden gün, Shakur, adliyeye tekerlekli sandalyeyle girdi ve üç ayrı taciz davasında mahkumiyet kararı alındı; bununla birlikte diğer altı davada suçsuz bulundu.

Shakur’a verilen hapis cezası 14 Şubat 1995’te uygulanmaya başladı. Kısa bir süre sonra, yine birçok ödül alacak olan albümü ‘Me Again of the World’ü yayımladı. Shakur, hapis cezasına çarptırıldıktan sonra, İlk 200 listesinde bir numaralı albümü yayınlayan ilk ve tek sanatçı oldu. Albümü İlk 200’de beş hafta boyunca listelerin başında kaldı. Rekor kıran albüm, ilk haftasında 240.000 adet sattı ve o zamanlar yalnız söyleyen bir erkek rap şarkıcısı için en yüksek ilk hafta satışları rekorunu kırdı. 1995 yılının Ekim ayında, Shakur’un davası temyizdeydi ancak 1,4 milyon dolarlık kefaleti ödeyemedi.

.

On bir aylık cezaevi hayatının ardından, Menajeri Marion “Suge” Knight’ın yardımıyla serbest bırakıldı. Tupac’in o günlerde yayınlanan Death Row albümünün ilk şarkısı “All Eyez on Me”, hip-hop tarihindeki en orijinal eserlerden biri oldu. Şubat ayında serbest kalmasından sonra listelere bir numaradan giriş yaptı ve sonbaharda beşinci platin ödülünü kazandı. 1996 yazında, Tim Roth’un başrol oynadığı gerilim filmi Bullet ve karanlık komedi filmi Gridlock’d adlı iki film projesi üzerinde çalıştı. Bu dönemde birçok grupla birlikte ortak çalışmalar yayınlayarak, kısa süre sonra ebediyen sona erecek olan kısa kariyerinin en üretken dönemini yaşadı.

7 Eylül 1996 gecesi, Shakur, Las Vegas’taki MGM Salonu’nda gerçekleşen Mike Tyson-Bruce Seldon boks maçını izlemeye gitti. Maçtan ayrılmak üzerreyken, Suge Knight’ın grubunun 21 yaşındaki bir üyesi olan Orlando “Baby Lane” Anderson’la MGM’in lobisinde kavgaya tutuştu.

Ertesi sabah 11:10’da, kırmızı ışıkta beklediği sırada, yanında duran bir araçtan Tupac’a on iki ilâ on dört el ateş edildi. Olay yerine ulaşan polis ve sağlık görevlileri, Shakur’u Üniversite Tıp Merkezi’ne götürdüler. Bir travma merkezinde hayata döndürülmüş olmasına ve çok sayıda ameliyattan sağ çıkmasına rağmen Shakur, 13 Eylül 1996 günü öğleden sonra, yoğun bakım ünitesinde iç kanamadan dolayı öldü; doktorlar onu tekrar canlandırmaya çalışsa da iç kanamayı durduramadılar.

GANGSTER RAP’İN YILDIZI

Tupac Shakur, 1990ların gangsta-rap estetiğini benimseyen ve yüceltilmiş bir yaşam kavgasını simgeleyen bir ikon haline gelen bir rap şarkıcısı ve oyuncusuydu. Kırılgan, dengesiz, yetenekli ve ama ziyadesiyle sorunlu bir ruh haline sahip olan Tupac’in uğradığı suikast asla çözülmedi. Tupac, müzik kariyerinde asi bir figür olarak pek çok Afrikalı-Amerikalı’nın katlandığı eziyet ve adaletsizlikleri dile getirdi. Bunu yapmak konusundaki becerisi, onu sadece kendi kuşağı için değil, aynı eşitlik mücadelesinde yer alanlar için de bir sözcü yaptı.

Yaşadığı zor ve yoz hayat onu gangster rapin karanlık nihilizmine sürükledi ve Shakur’un sanatı ile yaşamı arasındaki sınırlar git gide bulanıklaştı. Yoksulların sözcülüğü yolunda başlayan isyankar karakteri, çete hayatı, şöhret ve paranın etkisiyle eski gücünü hızla yitirdi. Bir Kara Panter’in oğlu olarak dünyaya gözlerini açan Tupac, yıldızlı salonların parıltısı ve yasadışılığın karanlık dehlizleri arasında geçirdiği kısa hayatını, henüz 25 yaşında yitirdi. Kız arkadaşı Kidada ve annesi Afeni, son günlerinde onun yanından ayrılmadılar. Cesedi yakıldı. Annesi, oğlunun küllerini, cinayetinin 10. yıldönümünde atalarının doğum yeri olan Güney Afrika’nın Soweto kentine saçacağını açıkladı. Daha sonra tarihi 16 Haziran 1997 olarak değiştirdi; bu tarih, Tupac’ın 26. doğum günüydü ve 1976 tarihli Soweto isyanının yıldönümüydü.

Ölümünden sonra da Tupac milyonlarca albüm satmaya devam etti. Forbes dergisi, Tupac’ın mirasının 2007’de 9 milyon dolar, 2010’da da 3.5 milyon dolar artacağını tahmin ediyordu. Sadece beş yıl süren bir kariyeri olan Tupac Shakur’un efsanesi ve etkisi tüm dünyaya yayılmaya devam etti. Uluslararası bir direniş ve gangsta rap ikonu olarak, tam anlamıyla bir anti-kahraman haline geldi.

Tupac’ın yayın hakları şu anda annesi tarafından yönetilen Amaru Yapımcılık Şirketi’ne ait ve Georgia eyaletindeki Tupac Amaru Shakur Sanat Merkezi’ni yürütmek için kullanılıyor. Annesi, Tupac’ı bir genç olarak Harlem sanat programına sokmanın onu uyuşturucu bağımlılığından kurtardığına ve kültür merkezinin de benzer bir felsefeyle yol aldığına inandığını ifade ediyor.

Kaynaklar:

Tupac Shakur Biography

https://www.biography.com/musician/tupac-shakur

https://www.rockhall.com/inductees/tupac-shakur