Grup Yorum'dan Danimarka aktarmalı Kürtçe ezgiler dinlediniz...

Grup Yorum'un bazı şarkıları var ki bize doğrudan kendi hikayesini anlatmıyor. Bestesi ya da sözü nereden gelmiş, nasıl albümlerde yer almış? Bu şarkıların peşine düşünce Danimarka'dan Yunanistan'a kendimizi 'başka yerlere' seyahat ederken bulabiliyoruz.

Kavel Alpaslan  kalpaslan@gazeteduvar.com.tr

‘Sol’ ya da ‘özgün’ müzik kültüründe her jenerasyonla özdeşleşen sanatçılar, gruplar vardır. Yakın zamandan örnek vermek gerekirse Bandista’yı anabiliriz. Belki ‘süreç’ halen yaşanmakta olduğu için net bir şekilde fark edilmiyor ancak on onbeş yıl sonra bu grubu dinlediğimizde aklımıza 2010’larda Türkiye’de yaşanan toplumsal olayların geleceğine hiç şüphe yok. Belki doğrudan bir şarkı sözüyle, belki de dolaylı çağrışımlarla…

Tarihe daha yukarıdan baktığımızda belli bir zaman dilimini başarıyla temsil eden sanatçıların ürettiği eserlerin, yıllara aldanmadan özgürce kendi hikayesine devam ettiğini görüyoruz. Bu anlamda atlamadan geçemeyeceğimiz bir grup daha var: Grup Yorum. Özellikle 1980’lerin ikinci yarısı ve 1990’larda yaptığı albümlerle yıldızı parlayan Grup Yorum, sadece belli bir jenerasyona ya da zaman dilimine değil, bu toprakların müzik tarihine ait olmayı başarır. Sadece güfteler ya da bestelerle değil, aynı zamanda karşılaştıkları baskılarla da ülke tarihini yansıtan bu grup, sadece bize bizi anlatmakla yetinmemiş, farklı kültürlerin mücadele tarihlerini de aktarmaya çalışmış.

Bandista’ya geri dönecek olursak benzeri bir aktarımı başarıyla üstlendiklerini, sayelerinde çok farklı ülkelerin bestelerini, sözlerini öğrendiğimizi ifade edebiliriz. Oysa özellikle 1990’lardan sonra dünyaya gelenlerin ‘zaten bildiği’ pek çok devrimci marşın dilimize uyarlanmasında Grup Yorum’un imzası vardır. “Çav Bella”dan “Enternasyonal”e; “Partizan”dan “Avusturya İşçi Marşı”na… Bu şarkıların kimilerine ilk olarak dokunan Grup Yorum olmasa da bugün ezbere söylenmesinde büyük katkıları olmuştur. Fakat Grup Yorum’un bazı şarkıları var ki bize doğrudan kendi hikayesini anlatmıyor. Bestesi ya da sözü nereden gelmiş, nasıl albümlerde yer almış? Bu şarkıların peşine düşünce Danimarka’dan Yunanistan’a kendimizi ‘başka yerlere’ seyahat ederken bulabiliyoruz.

KÜRTÇE ŞARKIYA, DANİMARKA DOKUNUŞU

‘Cemo / Gün Gelir’ (1989) Grup Yorum’un en ‘olaylı’ albümlerinden. Öyle ki albüme de ismini veren Cemo şarkısı, üzerinden 20 küsur yıl geçmesine karşın 2011 yılında yargılanmıştı. Bu albüme ‘Cemo’ damga vursa da albümü dinlediğimizde, hangi dilde olduğunu hemen çıkaramayacağımız bir şarkıya rastlarız: Stien I Bjerget. Grup Yorum’un albümlerinde Kürtçe, Arapça, Çerkesce, Lazca gibi ülkemizde konuşulan farklı dillerde söylediği şarkılara, türkülere bugün artık aşinayız. Ancak bu şarkı Danimarka’nın resmi dili olan Danca…

Şarkı, Danimarkalı Savage Rose grubu tarafından seslendiriliyor. Aslında bir ‘saykodelik rock’ grubu olan, sıkça toplumsal içerikli şarkılar da seslendiren bu grubun Cemo albümüne girişi oldukça dikkat çekici. Önce bu şarkının sözlerinin çevirisine ve bestesine değinelim:

“Bak patika bulutta kayboluyor / Yarların bulutta kaybolduğu yerde / Yoldaş şimdi senin evin var / Özgürlük, özgürlük senin gelinin şimdi / Halkın umutları senin patikan şimdi / Yürüyoruz hep beraber zulme karşı / Rüzgarın dağların tepesinde buluştuğu / Fırtınanın dağların tepesini süpürdüğü / Suların dağların tepesinden çıktığı / Ayın, dağların tepesinden ışıdığı yerde / Yoldaşı orada bulacaksın / Erkekleri ve kadınları bulacaksın / Yürüyoruz hep beraber zulme karşı / Kızıl sabahta buluşacağız / Uyanan sabahta buluşacağız / Son sabahta buluşacağız / Yeni sabahta buluşacağız / Yine buluşacağız sevgilim / Özgürlük özgürlük izle aşkım, izle özgürlüğü / Ay! Aşkım için ışılda / Yürüyoruz hep beraber zulme karşı”

 

.

 

Hep coğrafyamıza yakın kültürlerle kendi kültürümüz arasında ‘duygusal’ paralellikler kurmaya alışığızdır. Yunanca, Farsça ya da Arapça bir şarkıdan etkilenince hemen deriz ki ‘tüm bu halklar olarak hepimiz biraz duygusalız, iyi anlamda da, kötü anlamda da’. Bu durumda kuzey kültürleri ister istemez hepimize daha ‘soğuk’ gelir. Biz Akdeniz ve Ortadoğu kültürleriyle kendimizi duygusal olarak yakın zannederken nasıl oluyor da Baltık Denizi’nden gelen bu şarkı hem sözleriyle hem bestesiyle tüylerimizi diken diken ediyor? Grup diğer şarkılarında da oldukça sıcak duyguları iletmeyi başarsa da bu şarkı özelinde küçük bir sırları var: Beste Kürtçe bir şarkıya ait. Dersimli sanatçı Ali Baran tarafından da seslendirilen ‘Çiyayê Bilind Warê Meye’ isimli şarkının bu bestesini Savage Rose, Grup Yorum’la dayanışmak için Cemo albümünde paylaşır. Dayanışmanın bir nedeni elbette Grup Yorum’un o dönemki Kürtçe şarkılarına yönelik baskılardır. Şarkının orijinal versiyonu ve sözlerinden bir kısımsa şöyle:

“Yüksek dağ bizim meskenimizdir / ar ve namus bizim meskenimizdir / karşıdaki dağ bizim meskenimizdir / devrimcilik bizim işimizdir / bu faşistlerin karşısında bizim işimizdir / devrimiz, gözümüzü kararttık / halkımıza inancımız tamdır / oğlanlar kızlar gelin yola koyulun.”

Kim bilir kendini tekrar tekrar dinleten şarkının bizi bu denli etkilemesinin arkasında şarkının aslen Kürtçe olması da yatıyor olabilir… Başka bir açıdan yaklaşacak olursak Kürtçe devrimci bir şarkının doğrudan albümlerde yer alması pek de kolay olmazken, aynı bestenin Danca albümlere girmiş olması pek çok soruyu yanıtlıyor.

Savage Rose’a geri dönecek olursak, grubun bizimle başka bir bağı daha bulunuyor. Danimarkalı grup, büyük şair Nazım Hikmet’in “İbrahim’in Rüyası” şiirini de kendi dillerine uyarlamış.

“rüyada gördüm yari, / açılmış memeleri, / şöyle belden yukarı / bulutların arasında ay gibi gider. / o gider, ben giderim, / ben dururum, o durur, / ben ona bakarım, bakar o bana / gözyaşı tane tane / dökülür telgıraf tellerine. / telgıraf teli: haber, / gözyaşı: sevinç. / yeter ki rüyası hayırlı olsun / ibrahim hapiste daha on sene yatar.”

‘YENİDEN DOĞARIZ ÖLÜMLERLE’

Şilili şair Pablo Neruda’nın dizeleri dilimizde söylenmiş şarkılarda bize göz kırpabiliyor. Grup Yorum’un ‘Berivan’ albümünde (1988) yer alan ‘Diriliş’ şarkısının son sözlerinde Neruda’nın bir dizesini görüyoruz: “Halkız biz yeniden doğarız ölümlerde”

Şiirin diğer dizelerine Yeni Türkü’nün en başarılı albümlerinden biri olan ‘Buğdayın Türküsü’nde (1979) rastlıyoruz:

“Halkım ben, parmakla sayılmayan / Sesimde pırıl pırıl bir güç var / Karanlıkta boy atmaya / Sessizliği aşmaya yarayan / Ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa / Tohuma dururlar yeniden / Ve halk, toprağa gömülü / Tohuma durur bir yerde / Buğday nasıl filizini sürer de / Çıkarsa toprağın üstüne / Güzelim kırmızı elleriyle / Sessizliği burgu gibi deler de / Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde.”

ORTAK KELİMELER, ORTAK MÜCADELELER

Şimdi daha yakınımızda, hatta sözkonusu müzik oldu mu ‘en’ yakınımızda yer alan bir başka ülkeye, Yunanistan’a gidelim. “Yunan sol müziği”nden söz açıldı mı aklımıza doğrudan iki isim geliyor: Mikis Theodorakis ve Maria Faranduri. Grup Yorum’un Nazım Hikmet dizelerini bestesine taşıdığı ‘Berivan’ albümünde yer alan “Hoşçakalın Dostlarım” şarkısının bestesini dinlediğimizde ilk bakışta bize hiç yabancıymış gibi gelmiyor.

Oysa bu şarkının arkasında Theodorakis’in bir bestesi yatıyor. Faranduri’nin sesinden hatırlayacağımız, ‘O Antonis’ isimli şarkının orijinal versiyonundaki sözler Iakovos Kambanellis’e ait. Nazilerin toplama kampı Mauthausen’dan sağ kurtulan şair, tiyatrocu ve söz yazarı Kambanellis, bu dizelerinde de kamplardaki Yahudilerden ve partizanlardan bahsediyor.

Fakat bu bestenin Türkiye’ye ilk girişi Grup Yorum aracılığıyla değil. Yılmaz Güney’in ‘Canlı Hedef’ filminin son sahnesinde de Theodorakis’in bestesiyle karşılaşıyoruz. Filmin 1970 gibi bir tarihte çekildiğini düşünürsek arada yıllar olduğunu, dolayısıyla henüz sözleri olmasa da bestesine insanların aşina olduğunu söyleyebiliriz.

Yunanistan’dan ayrılmadan önce bir şarkıya daha değinmek gerekiyor. Cemo albümüne geri dönüyoruz ve yine bir Mikis Theodorakis bestesiyle karşı karşıyayız. ‘Oğula Ağıt’, grubun en etkileyici ve en duygusal şarkılarından biridir. Öyle ki evlatları kaybedilen Cumartesi Annelerinin işlendiği Bandista şarkısının sonunda -Benim Annem Cumartesi- Oğula Ağıt’ın melodisini duymak mümkün.

Yunanca orijinaline gelecek olursak şarkının isminden başlayalım: ‘O Levendis’. Tahmin edebileceğiniz üzere bu kelimeyi Türkçe’de ‘levent’ olarak kullanıyoruz. Levent, ‘boylu poslu’, ‘uzun’ ya da ‘cesur’ gibi anlamlara gelen Farsça kökenli ve her iki dildeki (Yunanca ve Türkçe) sayısız ortak kelimeden biridir. Şarkının Notis Peryalis tarafından yazılan sözleri şöyle:

“Kafeste kanatlarını bir kartal gibi çırpıyordu / komşular pencereden ona gururla baktılar / aşağı doğru bakan kara gözleriyle / cesur adam yüksek yerlerden geldi / Gözlerinde bulut / yüreğinde çelik / akan güneşi kapladı / ve ölüm yüksek yerlerden geldi. / (…)”

Şarkının Grup Yorum uyarlamasındaki ‘cesurdu mertti / kaya gibi sertti’ bölümünün, şarkının orijinal sözlerine bir selam olduğu düşünülebilir. Levendis bestesi, Yunan müziğinin bir başka usta sesi Maria Dimitraidi ile anılıyor. Bununla birlikte şarkı ‘Koza Mostra’ isimli ska-rock grubu tarafından 2016’da yeniden yorumlandı. Ve ortaya oldukça farklı bir sonuç çıktı.

‘BORÇLUSUN SEN YAŞAMIN KENDİSİNE’

Artık yavaş yavaş güneye doğru geçebiliriz. Grup Yorum, albümlerinde hatırı sayılır ölçüde Arapça şarkıya yer veriyor. Bunlardan kimileri Türkiye’den halk şarkıları olsa da (Meryem gibi) Filistin ile ilişkili pek çok şarkıları bulunuyor. Türkçe söylenen Filistin şarkılarının yanı sıra Grup Yorum, Ortadoğu’daki bu mücadeleyi kendi dilinde selamlıyor. Filistin mücadelesine verdiği destekle bilinen Lübnanlı sanatçı Marcel Khalife’nin seslendirdiği ‘Ya Arise’l Cenubi’ bunlardan biri.

“Sen güneyin kuşu / sen güneyin sevgilisi / sen güneyin damadı / ey ülke senin kalbin / olduğu gibi kalacak / bir yumruk gibi gelen bir kahramansın / ey ülke senin kalbini yenemeyecekler / bir yumruk gibi adın / sen güneyin kuşu”

GRUP YORUM’UN CİWAN HACO’YA SELAMI

Son olarak Ciwan Haco’nun söz ve bestesinin kullanıldığı Evindar şarkısına değinebiliriz. Suriye-Qamışlo doğumlu sanatçı Haco, Kürt müziğinin tartışmasız en büyük isimlerinden. Gerek özgün tarzıyla gerekse besteleriyle, sözleriyle. Bu nedenle Kürt coğrafyasının oldukça yakından tanıdığı bir isim. Grup Yorum’un 1991 yılında çıkardığı ‘Yürek Çağrısı’ albümünde Ciwan Haco’dan bildiğimiz ‘Evindar’ ya da ‘Hevala Evindar’ şarkısını seslendirmesiyse farklı bir anlam taşıyor. Solist, telaffuzundan anlaşıldığı üzere anadili olmayan bir şarkıyı söylese de oldukça etkileyici bir yorum katıyor. Sözleri ünlü sosyalist Kürt şair Cigerxwîn’e ait sarkının kimi dizeleri şöyle:

“Ey sevdalı arkadaş / Sen de yaralısın benim gibi / Bizim gibileri çok / Belki bildiğimizden de çok / Dağlar yüksek olur / Dünya yeşil kırmızı olur / Yaşamın bu iki gidişatı / Sevda sazının sesi olur”

Şarkının Ciwan Haco tarafından söylenen orijinalinde daha fazla dize yer alıyor:

“Aşk bizim rehberimiz oldu / başımıza neler geldi / aşkı dürüst yaşatmadılar / bizi mirassız bıraktılar ”

Grup Yorum’un Türkiye müzik tarihi açısından yerine ve bu yerinin dünya müziğiyle olan ilişkisine değinmeye çalıştık. Bugün artık neredeyse tüm sosyalistlerin ‘ortak değer’i haline gelen grup, şarkılarında bazen tarihi, bazen farklı ülkeleri, bazen anlatılması zor duyguları, bazen zaferleri ya da hüzünleri anlattı. Daha da önemlisi Grup Yorum bu şarkıları gözaltılarla, tutuklamalarla, açlık grevleriyle ve yasaklamalarla karşı karşıyayken yaptı.
Bu yüzden de herhalde dinleyenlerinin, bir ‘yaşama borcu’ da onlara var…