Dünya Forum: Kıptiler / Mısır’ın mazlum ve kadim Hıristiyanları

‘Kıpti’, Mısır medeniyetinin doğduğu yerde ortaya çıkan ve binlerce yıl kullanılan Afro-Asya dilini ifade eden Yunanca bir sözcük. Eski Mısırlılardan günümüze kadar ulaşmış durumda. 16. yüzyıldan beri toplumsal alandan çekilmiş olan dil, günümüzde yalnızca Kıpti Kilisesi’nin ayin dili olarak kullanılıyor.
Fotoğraflar: Reuters

Tarkan Tufan  ttufan@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – ‘Mısır’ın Hıristiyan dönemi’ olarak da adlandırılan Kıpti dönemi, ülke nüfusunun çoğunluğunun Hıristiyan olduğu 4. yüzyıldan 9. yüzyıla kadar tam 500 yıl boyunca devam etti. Afrika tarihinin en parlak medeniyetinde, M.S. 200 ile 400 yılları arasında eski Mısır dininden Hıristiyanlığa doğru din alanında büyük değişimler gerçekleşti. Bu değişim hiç kuşkusuz Bizans Kralı Konstantin’in Hıristiyanlığı M.S. 313 yılında yasal din olarak ilan etmesiyle hızlandı.

Bu dönemde yaşayan Mısırlı Hıristiyanlara ‘Kıpti’ ismi uygun görülmüştü. Aslında Kıptiler ne kendilerini ne de inançlarını bu terimle nitelendirmiyordu.

Dinde yaşanan bir başka değişim, 9. yüzyılda Mısır’daki Kıpti döneminin sona ermesine yol açtı. Hıristiyanlık ve Kıptilik, fetihten sonraki birkaç yıl boyunca baskın din ve dil olarak kalsa da, Arapça konuşan Müslümanlar 640 yılında işgal ettikleri Mısır’da nüfusun çoğunluğuna kendi dinleri olan İslam’ı ve Arap dilini zorla kabul ettirdiler.

Mısırlılar Kıpti dilini 1000 ilâ 1500 yılları arasında konuşmayı bıraktı. Bazı tarihçiler Mısır’da 12. ya da 13. yüzyıllarda hâlâ Kıpti dili konuşan az sayıda insanın kaldığını ve 1500’lerde neredeyse herkesin Arapça konuştuğunu ifade ediyor. Bununla birlikte, beklenenin aksine, Arap işgaline rağmen Kıpti dili hayatta kaldı; aynı şekilde, Mısır’daki Hıristiyan azınlık da varlığını sürdürdü ve günümüzde hâlâ Kıpti Kilisesi’nin din adamları binlerce yıllık dillerini ve kültürlerini korumaya devam ediyorlar. Dahası, Kıptiler günümüzde (Kuzey ve Güney) Sudan nüfusunun yaklaşık yüzde 1’ini oluşturan en önemli Hıristiyan topluluğu durumunda.

MISIR MEDENİYETİNİN KAYNAĞINDA DOĞAN BİR KÜLTÜR

‘Kıpti’, Mısır medeniyetinin doğduğu yerde ortaya çıkan ve binlerce yıl boyunca kullanılan Afro-Asya dilini ifade eden Yunanca bir kelime ve eski Mısırlılardan günümüze kadar ulaşmış durumda. 16. yüzyıldan beri toplumsal alandan çekilmiş olan dil, günümüzde yalnızca Kıpti Kilisesi’nin ayin dili olarak kullanılıyor. ‘Kıpti Hıristiyanları’ sözü, Mısır’da yaşayan Hıristiyanları tanımlayan bir terim olarak varlığını sürdürüyor.

Kıptiler, İsa peygamberin göğe yükselişinden sonra yaklaşık olarak M.S. 42 yılında ortaya çıktı. İncil’in yazarlarından biri olan Aziz Markus ilk olarak Mısır’da Hıristiyanlığı tanıttı. Markus, İmparator Claudius yönetimi altındaki Mısır halkına İsa’nın öğretilerini yaymaya başlamıştı.

Kıpti dili, dilbilimsel olarak, eski Mısır dilinin son aşamasıydı. Eski Mısır’da yazılmış metinlerdeki hiyerogliflerden çok farklı görünse de aslında iki dil birbiriyle ilişkiliydi. “Kıpti / Mısır’ın Hıristiyan Dili” adlı makalesinde, araştırmacı Leo Depuydt, eski Mısır dilinin gelişiminin kısa bir tarihçesini aktarıyor ve Kıpti dilinin bu zaman çizelgesine nerede eklendiğini gösteriyor.

Eldeki verilere göre, Kıpti dili yaklaşık M.S. 300 yılında ortaya çıktı. Mısır’da, bazı Yunan harflerinin yanı sıra birkaç Demotik* işaret kullanılarak geliştirilen bir Mısır lisanıydı. Bu yazı stilini öğrenmek, eski Mısır’da kullanılan Hiyeroglif, Hiyerat ve Demotik yazı sistemlerinden çok daha kolaydı.

Kıpti dili, Mısır’ın ağırlıklı olarak Hıristiyan olduğu zamanlarda ortak lisan haline geldi. Birçok araştırmacı, Kıpti dilinin öncelikle Hıristiyanlığı yaymak için geliştirildiğini varsaysa da Depuydt onlarla aynı fikirde değil. Belçikalı tanınmış Kıpti uzmanı Louis Théophile Lefort’un Kıpti dilinin başka bir grup olan Yahudiler tarafından yaratıldığı teorisini destekliyor.

Daha önce de belirtildiği üzere, Kıpti dili eski Mısır dilinin son aşamasıydı. Mısır dili, dünyadaki en uzun süre varlığını koruyan yazı dili olarak hâlâ rekoru elinde tutuyor; zira 3 bin 500 yıldan uzun bir süredir konuşuluyor ve yazılıyor. Aynı zamanda, muhtemelen dünyadaki en eski yazı dili de odur. İlkel Mısır dilinin en eski kalıntıları, M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanır ve onu Sümer dilinin en eski formunun potansiyel bir rakibi haline getirir.

Mısır dili, bazı bilim insanları tarafından, konuşulan dilin 3 bin 500 yıl boyunca nasıl değiştiğini gösteren beş ana aşamaya ayrılıyor. Bu aşamalar: Eski Mısır, Orta Mısır, Geç Mısır, Demotik ve Kıpti’den oluşur.

ZORLU BİR VAROLUŞ MÜCADELESİ

Tarihçiler, Kıpti Kilisesi için “Şehitler Kilisesi” terimini de kullanıyor; yalnızca verdikleri çok sayıdaki kayıptan ötürü değil, aynı zamanda şehitlik arzusundan dolayı da bu terim kullanılıyor. Kıptiler, ibadet etmeleri engellendiğinde, yer altı mezar yapılarında gizlenmediler; tersine, açık biçimde ibadetlerini yerine getirdiler.

Kıptilerin yaşadığı ilk şiddet olayı, Havari Aziz Markus’un 1. yüzyılda İskenderiye’de yaşayan ve eski Mısır dinine mensup kişilerce öldürülmesiyle yaşandı. Kıpti Kilisesi, Mısır’ı ziyaret ettiğinde Hıristiyanlığın yayıldığını fark ederek Kıptilerin bastırılmasını emreden Romalı Septimus Severus döneminde, M.S. 202’den başlayarak yedi yıl boyunca büyük bir zulüm gördü. Sonuç olarak, İskenderiye Okulu kapandı ve okulun yöneticisi Aziz Clement ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

Kahire’deki Kıpti katedrali Aralık 2016’da bombalı saldırıya uğramıştı.

Roma İmparatoru Decus döneminde, devlet dinini yeniden tesis etmeyi öngören bir ferman yayınlandı. M.S. 257 ve 258 yıllarında, Roma İmparatoru Valerian, İskenderiye Papası Dionysius’un tutuklanmasına ve sürgün edilmesine yol açan biçimde Kilise’yi imha etmek amacıyla yeni buyruklar yayınladı.

M.S. 302’de Roma İmparatoru Diocletian, Roma tanrılarına fedakârlıkta bulunmayı reddeden her askerin ordudan atılması doğrultusundaki kararıyla, Kıptilere karşı yeni bir zulüm dalgası başlattı. Sonraki yılın 23 Şubat’ında, Hıristiyanlara karşı bir ferman yayımladı. Mısır’da Hıristiyanlığı ezebilirse, bu dini dünyanın geri kalanından silmenin daha kolay olacağı inancıydı. Dolayısıyla, Hıristiyanların Mısır’da yaşadığı zulüm diğer ülkelerden daha şiddetliydi; Mısır’da yaklaşık 800 bin erkek, kadın ve çocuk katledildi. Bu nedenle, Kıpti Kilisesi, Diocletian’ın M.S. 248’de tahta geçtiği yıldan başlayarak bu döneme ‘Anno Martyrii’, yani ‘Şehitler Yılı’ ismini verdi.

Bu zulüm dalgaları boyunca birçok manevi lider kendilerini tutukluları desteklemeye, onları zindanlarda ziyaret etmeye, yargılanmalarına ve hatta infaz anlarına eşlik etmeye adamıştı. En tanınmış şehitler arasında Aziz Reflca ve onun beş çocuğu, Aziz Catherine ve Saint Maurice’in önderlik ettiği, eski tanrılara fedakârlıkta bulunmayı reddeden ve hepsi öldürülen yaklaşık yedi bin askerlik bir lejyon bulunuyordu.

ARAP FETHİ VE YENİ SORUNLAR

İslam dini Mısır’a girdiğinde, 38. Patrik Papa Benjamin 13 yıldır makamından uzaktaydı ve onun yerine başka bir Patrik atanmıştı. Arapların Mısır’ı fethetmesini takip eden dört asır boyunca Kıpti Kilisesi genel olarak gelişti ve Mısır ağırlıklı olarak Hıristiyan kaldı. Bu, büyük ölçüde İslam peygamberinin İsraillilere karşı özel bir nezaket gösterilmesini vaaz ettiği için, Kıptiler açısından bir şanstı. Hıristiyanlara, ‘cizye’ adı verilen özel bir vergi ödemeye devam etmeleri şartıyla serbestçe ibadet etmeleri izni verilmişti. Vergiyi ödemeyi başaramayan kişiler, bazı durumlarda öldürülmek anlamına gelen biçimde İslam’a dönme veya “korunma” haklarını kaybetme sorunuyla karşı karşıya kalıyordu.

M.S. 750-868 ve MS 905-935 yılları arasında kendilerine uygulanan ek vergilere rağmen, Abbasi Hanedanları altında Kıptiler varlığını sürdürdü ve Kıpti Kilisesi en huzurlu dönemlerinden birini yaşadı. Bu süre boyunca, Kıpti dili Mısır’ın ortak lisanı olarak kaldı ve 11. yüzyılın ikinci yarısına kadar ilk iki dilli Kıpti-Arapça ayinleri için el yazmaları ortaya çıkmaya başladı. Arap dilinin Mısırlıların günlük yaşamında kullanılan dil olarak benimsenmesi o kadar yavaştı ki, Kıpti dili uzun süre boyunca toplumsal alanda kullanılmaya devam etti.

Mısır’ın Hıristiyan yüzü, cizye vergisinin yanı sıra bazıları ciddi olan ve ibadet özgürlüğüne müdahale eden belirli sınırlamalardan zarar görmeye başladığında durum değişmeye başladı. Örneğin, eski kiliselerin onarımı ve yenilerinin inşa edilmesi, mahkemede tanıklık, kamuya açık davranış, evlat edinme, miras, kamusal dini faaliyetler ve kıyafet biçimleri konusunda kısıtlamalar vardı. 12. yüzyılın sonlarında Mısır’ın yapısı, ağırlıklı biçimde Hıristiyanlıktan Müslüman olan bir ülkeye dönüştü. Kıpti topluluğu, aşağı görülen bir pozisyona itildi ve düzenli biçimde Müslüman kaynaklı şiddete maruz kaldı.

Kıptilerin ülkedeki konumu, Muhammed Ali hanedanının istikrarı ve hoşgörüsü altında 19. yüzyılın başlarında iyileşmeye başladı. Kıpti topluluğu, devlet tarafından idari bir birim olarak görülmekten çıktı. M.S. 1855’te, Kıptilerin aşağı görülmesinin temel işareti olan cizye vergisi kaldırıldı. Kısa süre sonra, Mısır ordusunda Kıptiler de hizmet vermeye başladı. 1919 yılında Mısır’da yaşanan devrim, Mısır’ın modern toplumunun oluşumuna da tanıklık ediyordu.

Yaşadığı zulme rağmen, Kıpti Kilisesi hiçbir zaman Mısır hükümetlerinin kontrolü altına girmedi. Kilisenin devlet ile din arasında ayrım yapan bu konumu, kendine has bir duruş kazandırdı.

İSKENDERİYE OKULU

İskenderiye Okulu, kesin olarak Hıristiyanlık tarihindeki en eski teolojik öğrenim kurumuydu. Sosyal bilimlerin, fen bilimlerinin ve matematik alanındaki birçok disiplinin öğretildiği bir yapıdaydı ama ana disiplin elbette dindi. M.S. 260 ile 340 yılları arasında Kayseri’de yaşayan Hıristiyan din adamı Eusebius’a göre, kurucusu Justus okulun ilk dekanıydı. Daha sonra Justus 6. Patrik ilan edildi.

İskenderiye’nin önde gelen liderlerinin çoğu, öğretmen ya da öğrenci olarak okulla bağlantılıydı. İskenderiye Okulu’nun ilk büyük yöneticisi Pantaenus’tu; büyük bir öğretmen olmasının yanı sıra Kıpti tarihinde Yunan alfabesini kullanan öğretmenlerden biri olarak itibar kazanmıştı. Papa Demetrius tarafından Hindistan’a yapılan ilk misyonerlik görevi için seçilmişti. Halefiyse, en tanınmış İskenderiyeli öğrenci Aziz Clement idi. Aziz Clement, çalışmalarının çoğu kaybedilmesine karşın, bol miktarda eser kaleme aldı.

Okulun en önemli eserlerinden biri olan ‘Hexapla’ birçok eseri altında toplamıştı. Bu derleme, Eski Ahit’in hem Yunan hem de İbranice yazımlarında bulunan tüm metinleri altı paralel sütunla birleştiren dâhiyane bir kitaptı. Okulun diğer önemli dekanları, görme engelliler için bir alfabe icat eden Louis Braille’den 15 asır önce zemine oyulmuş bir yazı sistemi oluşturan ve kendisinin gözleri de görmeyen Heraclas ve Didymus’tu.

GÜNÜMÜZDE KIPTİLERİN DURUMU

Kıpti Ortodoks Kilisesi son 30-40 yılda öğretisini tüm dünyaya yaymaya başladı. Papa III. Şenuda, 1971’den bu yana yurtdışında 150’den fazla kilise kurdu. Bugün, dünya geneline yayılmış 10 milyon Kıpti mevcut.

Arapların Mısır’ı fethetmesinin ardından, Mısır’daki Kıpti Hıristiyanları, sert uygulamalar nedeniyle civar ülkelere de yayılmışlardı. Kıpti Hıristiyanları Mısır kökenli olsalar da komşu ülkelere ve genel olarak Afrika kıtasına yayıldı. Bugün Sudan’daki Kıpti azınlığın sayısı yaklaşık 500 bin civarında. Kıptiler, yaklaşık 60 bin kişilik bir nüfusa sahip olan en büyük Kıpti Ortodoks kilisesiyle Libya’da da mevcudiyetini sürdürdü.

Mısır’da yaşanan 2011 ayaklanmasının ardından, Kıptiler, geçiş hükümetinin Hıristiyanlara karşı baskıcı uygulamalarıyla ilgili endişelerini dile getirmek için tüm demokratik yolları kullandılar. Ne var ki, Mısır Silahlı Kuvvetleri Ekim 2011’de ölümcül bir saldırı düzenleyerek Kıpti protestocuları ezdiğinde, Kıptilerin tüm umutları da yok oldu. Daha sonra Müslüman Kardeşler 2012’de iktidara geldiğinde, İslami makamlara özel yetkiler veren bir yasayı anayasaya ekleme girişimi yaşandı. Bu gelişmeler, Kıptilerin eşit vatandaş olarak topluma katılma hakkını da baltalıyordu.

İslamcı hükümetin tavrına karşın, çoğu Kıpti, 2014 yılında Mısır hükümetinde İslam’ın rolünü sınırlayan yeni bir yasa çıkaran darbeci Cumhurbaşkanı Abdel Fatah El Sisi’nin seküler yaklaşımı sonucunda, varlık sorunu yaşamaktan kurtulmuş oldu.

Görünüşte bir rahatlama yaşamış olsa da Kıpti topluluğu artık Sisi ile İslamcı düşmanları arasındaki mücadelede kolay bir hedef haline geldi. Son beş yıldır İhvan ve IŞİD yanlıları tarafından Kıptilere karşı düzenlenen şiddetli saldırılar ve katliamlar, onları Mısır’ın Sina gibi belirli bölgelerinden ayrılmak zorunda bıraktı ve Kıptiler artık düzenli biçimde Mısır’dan farklı ülkelere göç etmeye başladı.

*Demotik alfabe, Roma idaresine geçmesinin ardından sonra kaybolan bir yazı biçimidir. Demotik, antik Mısır halkı tarafından kullanılan bir alfabeydi. Hiyeroglif ve Hiyeratik alfabeden daha sadeydi ve biçim olarak Arap harflerine benzemekteydi.

Kaynaklar:

http://www.copticcentre.com/the-coptic-orthodox-church/history/

http://www.sacopts.org.au/About-Us/The-History-of-Copts

https://www.biblicalarchaeology.org/daily/ancient-cultures/anient-near-eastern-world/what-is-coptic-and-who-were-the-copts-in-ancient-egypt/

https://www.intriguing-history.com/coptic-christianity/