Güney Afrika'nın şovenizm rüzgarlı ırkçı plajlar

Güney Afrika'da sadece beyazların girebileceği plajlar oldukça katı bir ırk ayrımcılığı üzerine kurulu 'apartheid' rejiminin toplumsal yaşamın her alanına nüfuz ettiğini gösteriyor. Irkçılığın ve hiyerarşinin türlü türlü somut, gündelik maskesi arasında, eğlence mekanları ve alanlarını ayırma uygulaması, sözümona en 'meşru' ve 'masum' tavırlardan biri olarak görülüyordu. Öyle ya, aynı canlı türleri, aynı suya nasıl olur da adım atabilir!

Kavel Alpaslan  kalpaslan@gazeteduvar.com.tr

Turizm endüstrisinin ‘algılara’ bir armağanı olarak Akdeniz iklimi artık sadece bitki örtüsü, kültürü ve yetiştirdiği ürünlerle bilinmiyor. Akdeniz geçen yüzyılda kısa süre içinde ‘plaj’ ve ‘tatil’ anlamına da gelir oldu. Bitki örtüsü, kültürü ve yetiştirdiği ürünlerse bu sektörün bir şekilde mezesi haline geldi. Özellikle de uzak iklimlerde yaşayan diğer halklar için Akdeniz’de yaşamak ciddi anlamda bir ayrıcalık olarak algılandı. Haksız sayılamayacak nedenlerle ancak gerçek dışı bir şekilde inşa edilen bu rüyanın bolca istisnası vardı…

Akdeniz iklimine, benzer enlemlerde yer alan başka coğrafyalarda da rastlanıyor. Güney Yarımküre’deki Şili ve Avustralya gibi Güney Afrika’nın da kimi kıyıları bu iklime rastlanan bölgelerden. Öyle olmasaydı Güney Afrika’nın şarapları dünyaca ünlü olabilir miydi? Elbette kilometrelerce uzanan plajlar ve koylar kıtada yalnızca Güney Afrika’ya has değil: Diğer pek çok Afrika ülkesi de muazzam güzellikte sahillere sahip. Buna karşın Güney Afrika’nın bu alanda özel bir yeri olduğunu söylemek çok yanlış olmaz. Kuşkusuz güney kıyılarında Akdeniz ikliminin hakimiyeti oldukça önemli. Kolonici beyazların yoğunluğuysa bölgede daha farklı bir tabloyu ortaya çıkarıyor. 1990’larda resmi olarak sona eren ve oldukça katı bir ırk ayrımcılığı üzerine kurulu ‘apartheid’ rejimi toplumsal yaşamın her alanına nüfuz ettiği gibi, plajlarda da hissediliyordu.

‘ÖLDÜRÜN ONLARI!’

Eylül 1989’da New York Times gazetesinde yer alan, apartheid rejiminin hüküm sürdüğü Güney Afrika’dan bir haber, binlerce siyahın, sadece beyazlara ayrılmış bir plajda yaptığı eylemden bahsediyor. Beyazlar dışında diğer ‘ırkların’ kullanması yasak olan bölgeye giren ve sayısı 5 ile 10 bin arasında değişen göstericiler, alanda yürür, sulara ayaklarını sokar ve piknik yapar. Bu ‘yasadışı’ faaliyetlerin ardından polis 58 kişiyi gözaltına alır. (New York Times, gözaltıları bildirdikten sonra polisin bunu yapmadan önce saatlerce ve sabırla beklediğini söylemeyi unutmuyor… Ne de olsa haberin merkezinde bir insanın ten renginden dolayı denize girememesi değil de yapılan ‘gözaltı işlemi’ bulunuyor, gazete de işin bu kısmıyla ilgileniyor.) Bununla birlikte haberde olaya dair kimi detaylar yeterince dikkat çekici. Birkaç düzine beyazın, siyahların plaja girmesiyle birlikte ‘Sadece beyazlar’ baskılı tişörtleriyle hat oluşturması, beyaz kitle içinden bir adamın ‘Öldürün onları’ diyerek oldukça tanıdık bir şovenist zehir saçması…

‘Sadece beyazlar’

Tüm bunların ırkçılığın neresine oturduğunu konuşmadan önce söz konusu plaj uygulamasının nasıl olduğuna kısaca değinelim. Apartheid rejminin, özellikle büyük sahil şehirlerinde ‘ırklara ayrılmış plajlar’ uygulaması bulunuyordu. Kağıt üzerinde Çinliler ve Hintliler gibi siyahlara da ayrılmış plajlar vardır. Ancak aşağıdaki haritalar bu uygulamanın neden ‘kağıt üzerinde’ olduğunu anlamaya yardımcı olabilir. Durban ve Cape Town kentlerinde yer alan plajlar ve bu plajların hangi ‘ırklar’ için serbest olduğunu gösteren bu görsellerde iki önemli detay göze çarpıyor. Sadece haritalara bakarak, beyazların şehir merkezlerinde yer alan plajlara sahip olduğunu görebiliyoruz. İkinci fark edilen noktaysa sayıca azınlıkta olmalarına karşın beyazların neredeyse tüm sahillere sahip olduğu, diğer ‘ırklara’ ayrılan alanların sembolik nitelikte oluşudur.

.

EN KÖTÜ SAHİLLER SİYAHLARA

Görsellerden anlaşılmıyor ancak tahmin edilebileceği üzere siyahlara ayrılan plajların hemen hemen hepsi oldukça kötü durumda olan sahillerde yer alıyor. Örneğin beyaz plajların aksine tuvaleti olmayan, endüstriyel atıkların boşaltıldığı, tren raylarının altında, yakınındaki limandan gelen gemi yağlarının yüzdüğü oldukça pis sahiller Afrikalılar için ayrılıyordu. Üstelik olumsuzluklar bununla sınırlı değil. Kentin bambaşka bir noktasında ve büyük çoğunlukla uzaklarda yaşayan siyahlar için kendilerine reva görülen plaja ulaşmak hem saatlerce süren hem de oldukça masraflı yolculukları gerektiriyordu. Varılan küçücük sahilin kentteki çoğunluk olan tüm Afrikalıların gidebileceği yegane nokta oluşunun yarattığı kaos da bu ırkçı uygulamanın tuzu biberi: Bu sahile her gidiş, sanki halk plajında pazar gününe bir de bayram tatili denk gelmiş gibi hissettiriyor olsa gerek!

İşin daha da korkunç tarafı, beyazların cephesinde bu uygulamaya nasıl bakıldığında belirginleşiyor. 1982 yılında yapılan bir ankette Durban kentinde yaşayan beyazlara ‘plajlar siyahlara açılmalı ya da açılmamalı’ sorusu yöneltilir. Irkçı uygulamanın kaldırılmasından yana fikir beyan eden beyazların oranı sadece yüzde 25’den ibarettir. Rakamlardan biraz sıyrılacak olursak aşağıdaki video oldukça güzel somut bir örnek içeriyor. AP’nin 1980 yılında Cape Town’da yaptığı çekimlerin ilk saniyelerinde plajın sadece beyazlara ayrıldığını gösteren tabelanın dikiliş anı kameralara yansıyor. İlk göze çarpansa tabelayı diken işçilerin siyah oluşu!

‘PLAJ APARTHEIDI’ BİTTİ Mİ?

‘Plaj apartheidı’ olarak bilinen bu uygulama resmi olarak 1990 yılında sona erdi. Bununla birlikte bugün apartheidın izlerini ülkede hâlâ görmek mümkün. Sahilde siyahlara ‘kahveler geldi’ ya da ‘maymunlara ölüm’ gibi korkunç ırkçılık suçları, Afrikalılar için tarihte kalan bir acı hatıradan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bugün özelleştirmeyle birlikte yüksek gelirli beyazların önemli bir kısmı kendi sahillerine görünmez tel örgüler çekebiliyor. (Farklı bir açıdan dünya sahillerindeki özelleştirme de bir nevi ‘apartheid’ uygulaması olarak ele alınabilir.)

Sınırlar net bir şekilde çizildiği için ‘güvenli bölgelerini’ kuranlar için deniz güzel, hava hoştur. Hintli, Çinli ya da Afrikalıların çok büyük çoğunluğu zaten oraya gelemeyeceğinden dolayı ortada körüklenecek bir durum yoktur. Ancak yine de yer yer tartışmalar ve ırkçı saldırılara rastlamak da mümkün. Özellikle Güney Afrika’nın yaz sezonu olan Noel tatillerinde bu karşılaşmalar artabiliyor. Örneğin geçtiğimiz Aralık ayında özel güvenliklerin Cape Town’daki bir plajda bulunan siyahları çıkartması, sonrasında alanda protestoların yapılmasına neden olmuştu.

Beyazlar ve diğer ırkların girebileceği alan arasındaki sınır.

ŞOVENİST RÜZGARLAR VE PLAJLAR

.

Irkçılığın ve hiyerarşinin türlü türlü somut, gündelik maskesi arasında, eğlence mekanları ve alanlarını ayırma uygulaması, sözümona en ‘meşru’ ve ‘masum’ tavırlardan biridir. Öyle ya, aynı canlı türleri, aynı suya nasıl olur da adım atabilir! Fakat eğlence mekanlarının ya da konumuz özelinde plajların ‘özel’ ya da ‘mahrem’ olarak algılanışı bizi bu sorunun kaynağına yaklaştırmayacaktır. Irkçı uygulamaların ve tavırların plajlarda arttığı dönemler şovenizmin çizilmiş ‘güvenli bölgelerden’ dışarı sıçradığı anlamına da gelir. Sözümona ‘meşruluğu’ da bu nedenle ‘özel alandan’ çok şovenist rüzgardan gelir.

Güney Afrika’da apartheid plajları döneminin sona ermesini istemeyen beyazların akıllarından geçen anlamsız argümanları hayal etmek hiç güç değil. Dileyen etraftaki beyazlardan işe koyulabilir. Bu uygulamanın esas incelemeye değer ve aynı zamanda daha vahşi kısmı somutluğudur. Bir çocuk için ırkçılığı bundan daha iyi deneyimleyebileceği hiçbir an yoktur. (Buradaki çocuk örneği, onun masumiyetine sığınarak şovenizmi alt etmeye çalışmak anlamına gelmiyor. Aksine hayata dair müthiş tecrübesizliğinden yola çıkarak örneğin somut ırkçılığına varmak için böylesi bir akıl yürütme faydalıdır.) Onun gözünden bakacak olursak kendisinden farklı renkte, farklı dili konuşan birileri plaja, yani eğlenceye ulaşabiliyor. Fakat kendisi daha farklı anılar biriktirerek denizden ayrılıyor, ya da hiç ulaşamıyor bile. Kim bilir belki böylesi barbarlıkların ve ayrımcılıkların da çözümü böylesi basit bakış açılarında yatıyordur?

Kaynaklar ve daha detaylı bilgilerin yer aldığı adresler:

https://www.nytimes.com/1989/09/04/world/apartheid-foes-march-on-a-beach.html

‘Kicking Sand in the Face of Apartheid’: Segregated Beaches in South Africa – Jayne M. Rogerson, University of Johannesburg

https://www.iol.co.za/news/south-africa/kwazulu-natal/outcry-over-apartheid-beach-sign-1863377

https://qz.com/africa/879865/racial-tension-post-apartheid-still-flares-on-south-africas-beaches-with-black-people-flocking-to-the-countys-beaches/

http://en.rfi.fr/africa/20181228-focus-africa-cape-town-racism-apartheid