Dünya Forum: Martina Navratilova / Tenis tarihinin armadası

Günümüz Çekya’ının başkenti Prag’da dünyaya gelen tenis ikonu Navratilova, henüz 15 yaşındayken ilk büyük şampiyonluğuna ulaştı. Spor hayatı boyunca kazanmadığı büyük turnuva kalmayan tenisçi, aynı zamanda basketbol ve atletizmle de ilgilendi. 80’li yılların başında ABD’ye iltica ederek kariyeriyle ilgili en kritik kararı veren Navratilova, bu dönemde yenilmez bir armada haline gelerek, tenis tarihinin unutulmaz ve öncü isimleri arasına ismini yazdırdı.
Wimbledon Tenis Turnuvası/Tek kadınlar, 1994, Reuters.

Tarkan Tufan  ttufan@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Martina Navratilova, 18 Ekim 1956 tarihinde günümüz Çekya’sının başkenti olan Prag’da doğdu. Üvey babası Miroslav Navaratil, ona tenisin temellerini öğreten ilk antrenörüydü. Kısa süre sonra tenis sporunu profesyonel olarak devam ettirmek amacıyla ağır antrenmanlar yapmaya başladı.

15 yaşındayken, Çekoslovakya Ulusal Tenis Şampiyonası’nı kazanarak tenis dünyasına ilk büyük adımını atmış oldu. 1974’te Florida’nın Orlando kentinde ilk tekler şampiyonluğunu kazandı. 1975 yılında profesyonel bir oyuncu oldu ve düzenli olarak ABD Çim Tenis Birliği (USLTA) karşılaşmalarında sahaya çıkmaya başladı.

Hayatının ilerleyen yıllarında kurgu kitaplar yazdı ve kadın ve eşcinsel hak hareketlerine katılarak, toplumsal mücadele alanında da boy gösterdi.

GENÇLİK YILLARI

1970’lerin sonu ve 1980’lerin başlarında dünyanın en başarılı kadın tenis oyuncusu haline gelen Martina Navratilova, Martina Subertova adıyla dünyaya gelmişti. Ebeveynleri, Martina henüz 3 yaşındayken boşandıktan sonra, Martina ve annesi Jana, Prag’ın hemen dışında yeni bir yaşam kurmak için Krkonose Dağları’ndaki bir kayak merkezine taşındılar. Martina, depresyon rahatsızlığıyla mücadele eden ve daha sonra yaptığı ikinci evliliğin sona ermesinden sonra intihar eden, karmaşık bir ruh haline sahip babası Miroslav Subert’le asla yakın bir ilişki kuramadı.

1962 yılında Navratilova’nın annesi, Mirek Navrátil adlı bir adamla ikinci evliliğini yaptı. Bu evliliğin ardından, Martina üvey babasının soyadını aldı. Zaman geçtikçe, Navratilova ve yeni babası güçlü bir aile bağı oluşturdu ve Mirek, Martina’nın ilk tenis öğretmenliği görevini üstlendi.

Tenis sevgisi, adeta Navratilova’nın kanında vardı. Büyükannesi, 1962 yılının Wimbledon finalisti Vera Sukova’nın annesini ulusal bir turnuvada ezici biçimde mağlup eden uluslararası bir oyuncuydu. Navratilova’nın tenise yönelik içgüdüleri, gelişme tutkusuyla birleşmişti. Henüz 4 yaşında bir çocukken bile, evlerinin duvarında kendi başına tenis oynuyordu. 7 yaşına geldiğinde düzenli biçimde oynamaya başladı; üvey babası Mirek’le birlikte çalışıyor, her gün tenis kortunda saatler geçiriyor, vuruşları ve pozisyonları öğreniyordu.

Dokuz yaşına geldiğinde, oyununu daha da berrak hale getirecek olan Çek tenis şampiyonu George Parma’dan dersler almaya başladı. 15 yaşındayken, Çek Ulusal Şampiyonluğu’nu kazandı. 1973 yılında, 16 yaşındayken profesyonel oldu ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki karşılaşmalara katılmaya başladı.

BAŞARILARLA DOLU BİR TENİS HAYATI

Martina Navratilova, kendi ülkesinde kalmasının profesyonel tenis dünyasındaki şansını sınırlayabileceğinin farkındaydı. Çekoslovakya’nın henüz Sovyet kontrolünde olduğu yıllarda, 18 yaşındaki Martina, 1975 ABD Açık Turnuvası’na katılmak üzere gittiği Amerika Birleşik Devletleri’ne iltica etti. Verdiği karar, yıllar boyunca ailesinden uzak kalması anlamına geliyordu; buna rağmen, kararı, kariyerini benzeri görülmemiş bir başarı seviyesine taşımasına da yardım edecekti. 1978 yılında, Wimbledon’da ilk Grand Slam turnuvasını Amerikalı tenisçi Chris Evert’a karşı elde ettiği galibiyetle kazandı.

Ertesi yıl Navratilova, Wimbledon unvanını koruyarak bir kez daha finalde Evert’ı yendi ve 1981 yılında Avustralya Açık’ta üçüncü Grand Slam zaferini kazandı. 1980’lerin başında, Navratilova kadın tenisinde dünyanın en başarılı oyuncusu haline gelmişti.

Navratilova, 1982’de hem Wimbledon’u hem de Fransız Açık turnuvalarını zaferle tamamladı ve 1982’den 1984’e dek sadece altı maç kaybetti. Toplamda 18 Grand Slam tekler, 31 Grand Slam kadın çiftler şampiyonluğu ve 10 Grand Slam karışık çiftler kupası kazandı. En büyük başarılarını, 9 şampiyonluk kazanırken, 12 tekler finalinde oynadığı Wimbledon’da kazandı. 1994 yılında tekler alanından emekli oldu ama çiftler kulvarında oynamayı sürdürdü. 2003’te Wimbledon’da karışık çiftlerde şampiyonluk kazandı. Üç yıl sonraysa, bu başarısını ABD Açık’ta kazandığı şampiyonlukla tekrarladı.

Navratilova, kortlarda kazandığı başarıların da yardımıyla, cinsel yönelimiyle ilgili olarak kişisel durumunu açıklamaya karar verdi. 1985 tarihli otobiyografisinde, “Eşcinsel olmak konusunda, asla bunun garip bir şey olduğunu düşünmedim” diyordu. 2014 ABD Açık turnuvasında Arthur Ashe Stadyumu’ndaki dev ekranda, kız arkadaşı Julia Lemigova’yla birlikte görüntülendi. Çift, 15 Aralık 2014’te New York’ta evlendi.

SAYISIZ ŞAMPİYONLUK VE ‘EMEKLİLİK’ GÜNLERİ

Martina Navratilova’nın tenis hayatı neredeyse bir hazine dökümünü andırır. Kazandığı başarıların en önemlilerini şöyle sıralayabiliriz:

-Avustralya Açık: 3 kez şampiyonluk (1981, 1983, 1985).

-Fransa Açık: 2 kez şampiyonluk (1982, 1984).

-Wimbledon: 9 kez şampiyonluk (1978, 1979, 1982, 1983, 1984, 1985, 1986, 1987, 1990)

-ABD Açık: 4 kez şampiyonluk (1983, 1984, 1986, 1987)

-Tüm zamanların en iyi sezon başarı yüzdesi: 1983 yılında yüzde 98,9.

-Tüm zamanların en uzun galibiyet serisi: 74 maç.

2010 yılının nisan ayında, Navratilova, meme kanseri olduğunu duyurdu. Altı aylık tedavinin ardından kanser sorunu tedavi edildi.

Emeklilik günlerinde, Navratilova kamuoyundan uzak bir hayat sürdürmedi. 2012’nin mart ayında ‘Yıldızlarla Dans’ adlı programda ilk kez sahneye çıktı. Yanı sıra, aktif bir hayat yaşamaya devam etti. Navratilova hâlâ düzenli olarak tenis oynuyor ve triatlon yarışmalarına katılıyor. Ayrıca, bir dönem, Amerikan Emekliler Derneği’nde fitness antrenörü olarak görev yaptı.

Tekler, çiftler ve karışık çiftler dallarındaki inanılmaz başarıları ile Navratilova, tenis oyununu daha önce görülmemiş bir seviyeye yükseltti. Ayrıca, kort dışı yoğun antrenman ve beslenme rejimi aracılığıyla tenis sporunda bir devrim yarattı ve günümüzde başarıya ulaşan her oyuncu için kusursuz bir rol modeli haline geldi.

SPOR ALANINDAKİ MİRASI

Navratilova, birçok yönden, tenisin vücut bulmuş hali gibidir. Sporda kazanabileceği her şeyi kazandı ve teknik açıdan kusursuzluk mertebesine ulaştı. Tenis oynadığı yıllarda bu oyuna öylesine damga vurmuştu ki, uzun yıllar boyunca herhangi bir insan tenis kelimesinden bahsettiğinde, akla ilk olarak Navratilova geliyordu.

Spor disiplininden asla kopmayan Navratilova, kondisyon antrenmanlarına öncülük eden ve tenis sporunu bugün olduğu üzere fiziksel bir dayanıklılık alanı haline getiren öncü bir oyuncuydu. Tenis oyuncularının evriminde şaşırtıcı bir aşama yaratarak, akranlarının yanı sıra, sonraki kuşakları da sınırlarını zorlamaya ve kendilerini tamamen bu spora adamaya yönlendirdi.

Navratilova’nın çok yönlü yetenekleri ve uzun süren kariyeri, dikkatlerin, tenisin çiftler dalına yönelmesine de yardım etti. Kırklı yaşlarında oynamaya ve kusursuzlaşmaya devam ederek milyonlarca insana ilham kaynağı oldu.

Çek sporcu, tanınmaya başladığı yıllardan itibaren LGBT hakları için kampanyalar yürüten, güçlü bir eşitlik savunucusu oldu. Ayrıca profesyonel oyuncuların sözcülüğünü üstlenerek tenis alanındaki sorunları kamuoyuna taşıdı ve kadın tenisçiler için eşit para ödülü ve daha iyi oyun koşulları sağlamasına öncülük etti.

Çoğu zaman Navratilova için “doğanın gücü” deyimi kullanılır ve birçok insan, bu ifadenin yetenekleri ve başarılarını ifade etmek için gayet adil olduğunda hemfikir.

LGBT CAMİASINDAN DIŞLANDI

Martina Navratilova, geçtiğimiz şubat ayında, spor yarışmalarına transseksüel bireylerin katılımıyla ilgili yaptığı yorumların ardından LGBT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel ve Transseksüel) sporcuları destekleyen bir organizasyon olan ‘Atlet Ally’ tarafından sözcülük görevinden uzaklaştırıldı.

Navratilova, bir gazeteye verdiği demeçte, trans kadınları “kadın olmaya karar veren” erkek diye nitelendirerek, bu sporcuların, doğumu itibariyle kadın olan bireylerle rekabet etmelerine izin vermenin “hilekârlık ve haksız rekabet” olacağını dile getirdi.

Demeci ağır eleştiriler aldı ve ‘Trans Actual’ adlı hak grubu tarafından “rahatsız edici ve yaralayıcı” olarak nitelendirildi.

Atlet Ally tarafından yapılan açıklamada, “Martina Navratilova’nın trans sporcular hakkındaki son yorumları, bilim ve bulguların yanlış bir şekilde anlaşılmasına dayanan biçimde transfobiktir ve trans insanların ayrımcı yasalar, nefret dolu klişeler ve orantısız şiddet yoluyla sürekli biçimde hedef alınmasına yol açan tehlikeli mitleri sürdürmektedir. Spor alanında homofobinin ve transfobinin temel nedenlerini tartışmaya adanmış bir kuruluş olarak, yalnızca aynı amaç için çalışan kişilerle ilişki kuracağız ve herhangi bir şekilde yanlış bilgilendirme veya ayrımcılık yapmayanlara bağlı kalacağız.”

Bu sert açıklamanın ardından, efsanevi tenis ikonu Navratilova, transseksüel sporcuların kadın spor alanlarında yarışmasına izin verilip verilmeyeceğini tartışırken “hile” terimini kullandığı için özür diledi.

Öte yandan, 2016 yılında güncellenen kurallar doğrultusunda, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), kadın cinsiyetinden erkek cinsiyetine geçiş yapan sporcuların, hiçbir kısıtlama olmaksızın yarışmalara katılmasına izin veriyor. Bununla birlikte, erkek cinsiyetine geçiş yapan yarışmacıların en az 12 ay boyunca testosteron düzeylerini belli bir düzeyin altında tutmaları geriyor.

Navratilova, yaşanan tartışma ve maruz kaldığı tepkilerin ardından, “Öncelikle, herkesin, kimsenin haksızlığa uğramayacağı ya da dezavantajlı olmayacağı kusursuz bir çözümün var olmadığını anlaması gerekiyor. Tüm sorunları çözecek kapsayıcı bir kural yok. Amaç, kadın sporunu mümkün olduğu kadar kapsayıcı ve adil kılan politikalar bulmak olmalı. Neticede, şayet herkes dahil olsaydı, bizim bildiğimiz anlamda kadın sporu yok olurdu. Bu nedenle, herhangi bir akılcı yaklaşımın bazı istisnalar içermesi gerekir” diyerek, tepkilere neden olan yaklaşımında bir revizyona gitmiş oldu.

Kaynaklar:

https://www.biography.com/athlete/martina-navratilova

https://biography.yourdictionary.com/martina-navratilova

https://successstory.com/people/martina-navratilova

https://www.sportskeeda.com/player/martina-navratilova

https://www.theguardian.com/sport/2019/feb/20/lgbt-group-drops-martina-navratilova-over-transgender-comments

https://www.bbc.com/sport/47433144