Berlin düşerken: Kızıl Ordu ne yaptı?

Bir Kızıl Ordu askeri sessizliğin bozuluşunu 'bu cehennemden sağ olarak çıktıkları günün şafağında çok fazla içerek kutlamaya başladıklarını' hatırlatarak ifade eder. Moskova'dan Berlin'e kadar gelen tankçı Rosenberg ise 9 Mayıs günü 'İnanılmaz büyük bir mutluluk yaşadıklarını, sonunda Nazilerin alt edildiğini' söyler.

Kavel Alpaslan  kalpaslan@gazeteduvar.com.tr

Nazilere karşı Berlin’de Kızıl Ordu zaferi, açık açık tarihe yazılmış olmasına rağmen kara propaganda böylesi bir gerçekte bile Sovyetler’in yakasını bırakmıyor. Ne ilginçtir ki savaşın başından sonuna dünyanın her yanına yayılan vahşet, zulüm ve kan; ‘Berlin’de Sovyet askerlerinin zulmü’ iddiası kadar dikkat çekmiyor. Kimi medya ve tarih kurumları bugün, açıkça tarafı ve bilimselliği sorgulanır belgelerle Berlin’in düşüşünü Sovyet zaferiyle değil, ‘Kızıl Ordu’nun ‘sistematik’ bir şekilde 2 milyon Berlinli kadına tecavüz ettiği iddiasını öne sürerek anmayı tercih ediyor. Bu iddialara da değineceğiz. Ama önce Kızıl Ordu’nun Nazilerin sonunu ilan ettiği 1945 Mayıs’ında Berlin’de neler yaşandığını o günlerden görüntüler eşliğine inceleyelim.

Sovyetler’in Berlin kuşatması, Hitler’in ve Goebbels’in intiharı, geri kalan Nazi subayların Kızıl Ordu karargahlarında kayıtsız şartsız teslim anlaşmalarını imzalamaları… Tüm bunlarla birlikte 1945 baharı, faşizmin Sovyetler tarafından resmen yenildiği an olarak tarihe geçer. Tabii sadece Berlin savaşının bile oldukça kanlı geçtiğini unutmamak gerekiyor. Sovyetler ellerini kollarını sallayarak Berlin’e giremediler. 2 buçuk milyona yakın Kızıl Ordu askeri kenti kuşattı ve çatışmalarda 70 bini askeri hayatını kaybetti. Bununla birlikte kenti savunan 700 bin kadar Alman askeri de 100 bine yakın kayıp verdi.

Burada işin ilginç yanı ise -eski bir Alman subayının da söylediği üzere- Nazilerin zafer kazanamayacaklarını bilmelerine rağmen, amaçlarının en azından Batılı güçlerin kente girişine kadar Sovyetler’i oyalamak olmasıydı. Nitekim Batılı güçler, Sovyetlerin bu kadar büyük bir askeri güçle, hızla kente saldırmasını; Kızıl Ordu’nun Berlin’e ‘ilk giren’ olma isteğine bağlar. Dikkat çekici olansa hem Nazilerin hem de ‘müttefik’ İngiliz ve ABD kuvvetlerinin Berlin’in düşüşündeki tavırlarındaki ortaklıktır. Tabii bu konu müttefik güçlerin Sovyetler’i geriletmek için hem Nazilerle hem de savaştan sonra onlardan geri kalanlarla yaptıkları gizli/açık anlaşmalar yanında oldukça hafif kalır. Berlin savaşına dair ortaya atılan iddiaların, belki bu nedenle daha fazla gür bir şekilde seslendirildiği düşünülebilir.

Nazilerin ‘Berlin Alman Kalacak’ sloganı önünde bir Kızıl Ordu askeri…

 

TARİHE ‘ÖZNE’ OLARAK TANIK OLMAK

Tüm kayıplara rağmen Kızıl Ordu, Nazilerle savaşı Berlin’de sonlandırır. Belki insanlar, içinde bulundukları anın tarihi önemini bazen yıllar sonra anlayabiliyor. Oysa Berlin’in düşüşü ve Nazilerin Kızıl Ordu’ya teslim oluşu, tartışmasız dünya üzerindeki hemen herkes için önemi sorgulanmaz bir andı. Milyonlarca sivil ve askeri kayıplar veren, yıllarca kan ve sefalet içinde yaşayan Kızıl Ordu askerleri içinse ‘tarihi olan’ Berlin’de bu ana tanıklık etmek değildi sadece; aynı zamanda öznesi olmaktı.

Hal böyle olunca faşizm belasından dostunu ‘düşmanını’ kurtaran Kızıl Ordu için Berlin zaferinde çekilen karelerin her biri, bu tarihi önemi taşır. İçlerinden en iyi bildiğimiz fotoğraf, Dağıstanlı Sovyet askeri Abdülhakim İsmailov’un Reichstag binasına diktiği Sovyet bayrağıdır. Binanın Naziler açısından siyasi geçmişi ve taşıdığı önem nedeniyle sembolik bir anlamı olan, o günlerde Berlin’in en yüksek binası Reichstag’ın çatısından çekilince, savaşın en bilinen fotoğrafı olmasına şaşırmamalı. Belki aynı kompozisyonu yakalamasa da benzer sembolik anlamlar ifade eden başka kareler de mevcut. Bu tarz çoğu fotoğraf, savaş sonrasında harabeye dönmüş Reichstag’da çekilmiştir.

Sovyet askerleri, henüz kimseye verilmemiş Nazi madalyalarını kutularından söküyor.

Odessalı Yahudi bir Sovyet askeri, “Sevgili T-34 tankımı Moskova’dan Berlin’e kadar tüm yol boyunca sürdüm; Minsk, Varşova, Lodz, Berlin. Mayıs’ın 2’sinde Reichstag’a ulaştık” diyor ve Kızıl Ordu askerlerince ‘Faşist canavarların mağarası’ olarak adlandırılan Reichstag’ın düşüşünden sonra korkunç bir sessizliğin şehre hakim olduğunu aktarır. Savaşın mahşeri gürültüleri yerini bir süreliğine sessizliğe bırakır. Sessizliği önce balkonlarına beyaz çarşaflar sererek ‘Hitler kaput’ diye bağıran Berlinliler yırtar. Başka bir Kızıl Ordu askeri sessizliğin bozuluşunu ‘bu cehennemden sağ olarak çıktıkları günün şafağında çok fazla içerek kutlamaya başladıklarını’ hatırlatarak ifade eder. Moskova’dan Berlin’e kadar gelen tankçı Rosenberg ise 9 Mayıs günü ‘İnanılmaz büyük bir mutluluk yaşadıklarını, sonunda Nazilerin alt edildiğini’ söyler. Tabii kutlamalar sırasında kendisinin ‘kaldığı yeri bulamayacak kadar çok’ içtiğini de ekler!

 

 

 

Reichstag önünde kutlamalar…

YAHUDİ ŞAİRİN ELİNDE BİR ADET HİTLER

İkonik fotoğraflara gelirsek… Reichstag önünde elinde Hitler büstüyle yürüyen Sovyet askerinin fotoğrafı, ‘Nazilere karşı zafer’ denilince akla gelen ilk fotoğraflardandır. Çoğumuz bu kareyi bilsek de fotoğraftaki askerin Sovyet şair Yevgeni Dolmatovski olduğunu herkes bilmeyebilir. Gerçi yüzündeki gülümsemenin, kimliğinden çok daha fazla anlam ifade ettiğine şüphe yok. Ancak Dolmatovski’nin -tıpkı Reichstag’daki Sovyet bayrağının fotoğrafını çeken Kızıl Ordu fotoğrafçısı Yevgeny Khaldey gibi- Yahudi olduğunu anımsamak, görüntünün anlamına anlam katacaktır.

Dolmatovski

Dolmatovski, özellikle ünlü Sovyet besteci Dmitri Şostakoviç ‘in şarkılarına yazdığı sözlerle tanınır. Onun şairliğine bir ilginç parantez açmak gerekirse, Yuri Gagarin’in uzaya çıktığı ilk anda -ya kendini cesaretlendirmek için ya da anın büyüsüne kapıldığından- söylediği ‘Rodina Slyşit’ şarkısının sözleri Dolmatovski’ye aittir:

Anavatan duyar, anavatan bilir
Oğlunun bulutların üzerinde uçtuğu yerde.
Dostça bir kucaklama ile
borç veren sevgi ile
o seni gözlüyor.
Moskova kulelerinin kızıl yıldızıyla,
Kremlin’in aşağılarıyla
Anavatan duyar, anavatan bilir
Oğlu için kazanmak ne de zor
ama o, cesur ve haklı
asla pes etmez.
Koruduğum tüm kaderinle
sen savun
Barışın en büyük sebebi
Anavatan duyar, anavatan bilir
Oğlunun kendi yoluyla karşı karşıya kalması gereken şey
yolunu nasıl ipe diziyorsun
fırtına bulutları boyunca
Yine de öfkeli bir kara fırtına olabilir
ne olursa olsun
Emin kal, Yoldaş!

 

Şair ayrıca, cephede sık sık askerlere şiir okuyarak morallerini yükseltmiştir.

Dolmatovski Kızıl Ordu askerlerine şiir okurken…

 

DEDESİNİN DUVAR YAZISINI GÖREN AZERİ GENÇ

Nazi direnişinin düşmesiyle birlikte, Reichtag’ın ayakta kalan duvarları Sovyet askerlerinin ‘tarihi ölümsüzleştirme’ anlarına sahne olur. Duvarlara, sütunlara, heykellere… Kısacası boşta neresi varsa askerler binlerce yazı yazar. Bunların tamamına yakını, kendi adlarından oluşur. İşin içine biraz daha yaratıcılık katmak isteyenler, memleketlerini ya da ‘İvanov buradaydı’ gibi yazılamaları da duvarlara işler. Sovyet kadın ve erkek askerlerin yazdığı, “Biz Berlin’deyiz. Nikolay, Peter, Nina ve Saşa” örneği gibi. Diğer yazılamalara: “Ne ekersen onu biçersin”, “Bir rüya gerçek oldu”, “Hitler’e ininde utanç verici bir ölüm”, “Şan olsun Stalin’in kartallarına” gibi mesajlar örnek verilebilir. Bununla birlikte Hitler’e ağır küfürler içerenlere de rastlamak mümkün!

.

Bugün bu yazıların bir bölümü ziyarete açık bir şekilde saklanmıştır. Bundestag’ın resmi kayıtlarına göre, yakın bir geçmişte duvarları okuyan Azeri öğrenci Anar Nayafov, ziyareti sırasıda dedesi Mamed Nayafov’un duvara yazdığı graffitiyle karşılaşmıştır. Duvarlarda sadece Kril Alfabesinde değil; aynı zamanda özellikle Orta Asya’dan gelen kimi halkların kullandığı Arap Alfabesinde de yazılmış graffitiler de olduğunu ekleyebiliriz.

 

.

‘BERLİN’İ HAYATTA TUTMAK İÇİN’

Şimdi gelelim kutlamalardan, tarihe bırakılan izlerden sonrasına. Savaştan yorgun düşen Berlinlilerin, diğer herkes gibi ilk ihtiyacı gıdadır. Başta Kızıl Ordu’nun seyyar mutfaklarından çıkan yemekler Berlin halkına dağıtılır. 15 Mayıs tarihinden sonra her Berlinli için günlük 450 gram ekmek; buna ek olarak daha geniş bir zaman diliminde tüketilmek üzere 50 gram un, 60 gram et, 15 gram yağ, 20 gram şeker, 50 gram kahve, 20 gram çay dağıtılır. Tuz ve sebzelerse bulunduğunda dağıtılabilen ürünlerdendir.

O zorlu günlerde dağıtılan bu gıdaların önemini Avustralyalı bir muhabirin sözlerinden anlayabiliriz: “Bu [savaş sonrasının] ilk günlerinde Sovyetler’in Berlin’i hayatta tutmak için Anglo-Amerikalıların yapabileceklerinden çok daha fazlasını yaptığını düşünüyorum.”

Kızıl Ordu’nun sahra mutfağında yemek dağıtımı…

TECAVÜZ İDDİALARI

Gelelim incelerken en titiz olunması gereken konuya yani Kızıl Ordu’ya yönelik ‘tecavüzcü’ suçlamasına. Berlin zaferinden sonra kentteki 1. Belarus Cephesi askerlerine dağıtılan bir uyarı kağıdında yerel halkın rahatsız edilmesinin ciddi sonuçları olacağı hatırlatılıyor. Kadınlara yönelik böylesi bir yaklaşımın ülkeye, evde bırakılan aileye ve Kızıl Ordu’nun onuruna ihanetle eşit olduğu dile getiriliyor. Öncelikle bunun gibi ordu içinde yapılan uyarılardan, ortada böylesi bir sorun olduğunu anlayabiliyoruz. Kızıl Ordu askerlerinin kente girdikten sonra Berlin’de kimi taciz, tecavüz ve yağma vakaları yaşandığı gerçek olmasa, büyük ihtimalle ordudan böyle bir uyarı yapma gereği duyulmazdı. Savaşın tüm korkunçluğu gibi bu suçları aklamak, ‘masum’ görmek aynı korkunçluğa ortak olmaktır.

Özetle evet bazı tecavüz olayları yaşanmıştır. Ancak savaş yılları boyunca ABD ve İngiltere gibi ‘müttefik’ güçlerin askerlerinin de benzer suçlar işlediği ancak bunların Sovyetler kadar ‘medyatik’ olmadığı da bir gerçek. Savaş boyunca yaşanan kimi suçlardan bahsetmek gerekiyorsa baştan aşağı masum bir taraf olmadığını anlamak, milyonlarca insanın öldüğü, kentlerin yerle bir edildiği bir ortam hesaba katıldığında hiç zor olmasa gerek.

Günümüzde dünya çapında ismi ‘prestij’ kaynağı gibi görülen kimi basın kuruluşları ve burjuva tarihçileri için Berlin Zaferi’ni ‘tecavüzcü yaftası’ haricinde işlemek neredeyse hiç rastlanmayan bir durumdur. Ancak sözkonusu tecavüz suçlarını sanki Kızıl Ordu bir başına ve sistematik bir şekilde işlemiş gibi göstermek, gerek tarafsızlığa gerek tarihe, gerekse Nazilere karşı kazanılan büyük zafere karşı karalama kampanyasının bir ürünüdür. Önemle tekrar etmek gerekirse, tüm bunlar -bahsedilen astronomik rakamlardaki kadar olmasa bile- yaşanmış ve savaşın korkunçluğuna korkunçluk katmıştır. Ama sistematik olarak yapılan, Berlin’de kızıl bayrak altında karanlık faşizmin düşüşünü gölgeleme amacıyla türetilen kara propagandanın ta kendisidir.

GERÇEK KAZANAN HOLLYWOOD MU?

Fransa’da yapılan bir anket, yurttaşlarına 1945 yılından bugüne çeşitli aralıklarla, ‘Nazilerin yok edilmesinde en büyük payı olan ülke hangisidir?’ sorusunu yöneltir. Ortaya çıkan sonuçlarda Fransızların yıllar boyunca fikir değiştirdiği gözler önüne seriliyor. Farklı bir okumayla nesilden nesile savaşın gerçek muzaffer tarafının Hollywood olduğunu da söyleyebiliriz!

 

Fransızlara göre yıldan yıla savaşın bitiminde en büyük payın hangi ülkeye ait olduğuna dair değişim grafiği…

Bir başka unutulan bir veriyi paylaşmak gerekiyorsa, kuşkusuz bu savaş boyunca ülkelerin verdikleri askeri ve sivil kayıplar olacaktır. Sovyetler Birliği’nin verdiği kayıpların, diğer Müttefik Güçler’e göre ciddi anlamda büyük olduğu göze çarpıyor.

Günümüze doğru sözkonusu anketteki Sovyetler’e ait oranın tüm propaganda kanallarına rağmen Fransa özelinde az da olsa yükselişe geçmesi ise önemli bir detay. Kim ne anlatırsa anlatsın yeryüzüne karanlıktan başka bir şey sunmayan faşizme 1945 baharında en büyük darbeyi Sovyetler’in indirdiği gerçeği ise insanlık var olduğu sürece unutulmaması gereken gerçek…

Kaynaklar ve daha detaylı bilgilerin yer aldığı adresler

The Reichstag covered in graffiti after being seized from the Nazis by the Red Army, 1945

https://www.bz-berlin.de/berlin/mitte/das-steckt-hinter-den-graffitis-am-berliner-reichstag

https://www.rbth.com/arts/history/2017/04/25/how-the-russians-took-berlin-single-handedly_749878

https://tr.sputniknews.com/multimedya/201705111028423740-berlin-rusya-ikinci-dunya-savasi/

https://birdinflight.com/inspiration/experience/20170217-bondar-faminsky-berlin-1945-3.html

https://www.zerohedge.com/news/2017-01-09/who-beat-hitler-usa-britain-or-russia

https://www.bundestag.de/resource/blob/394562/e9b7fac699d80e1d5e2ec78813d15e62/flyer_graffiti-data.pdf

https://www.atlasobscura.com/places/soviet-graffiti-reichstag